SÜPÜRMEK (TDK)


1 . Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek: "Dükkânların önünü çocuklar süpürür."- S. F. Abasıyanık.
2 . mecaz Çıkarıp atmak, kovmak: "Yanında binlerce kurbanlık ile / Süpürdü düşmanı, bastı dayağı."- Âşık Veysel.
3 . mecaz Tüketmek, bitirmek: "Tatlıya öyle düşkünmüş ki geceleri usulcacık kalkar, tel dolaptaki muhallebiyi, revaniyi, kadayıfı ne bulursa hepsini süpürürmüş."- P. Safa.

Süpürmek kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi P , dördüncü harfi Ü , beşinci harfi R , altıncı harfi M , yedinci harfi E , sekizinci harfi K . Başı S sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ARAÇ Nedir?


1 . Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne.
2 . Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta: "Dil, anlaşmayı sağlayan bir araçtır."- .
3 . Taşıt: "Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü."- H. Taner.

BASTI Nedir?

Kıyma ile pişirilmiş sebze: "Kabak bastısı. Patlıcan bastısı."- .

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BİNLERCE Nedir?

Pek çok, çok sayıda: "Yüzlerce, binlerce gün, ötekinden hiç farklı olmayarak geçmeyecek miydi sanki?"- H. C. Yalçın.

BİTİRME Nedir?

Bitirmek işi, itmam, mezuniyet.

BİTİRMEK Nedir?


1 . Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak: "Bu işi sonuna kadar bitirmek lazım."- P. Safa.
2 . Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak: "Onu en çok bitiren Filistin, Irak cepheleri oldu."- A. Gündüz.
3 . Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek: "Yetişir koştuğum aşkın peşi sıra / Bitirdi beni bu içki, bu kumar."- C. S. Tarancı.

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

ÇOCUK Nedir?


1 . Küçük yaştaki oğlan veya kız: "Çocuğun bir sütninesi vardı."- R. H. Karay.
2 . Soy bakımından oğul veya kız, evlat: "Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak: "Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Genç erkek.
5 . mecaz Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
6 . mecaz Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse: "Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."- .
7 . mecaz Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.

DOLAP Nedir?


1 . Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya: "Hemen aynalı dolabını açtı, en iyi çarşafını çıkararak acele giyinmeye başladı."- P. Safa.
2 . Dönerek çalışan ve özellikle su çeken düzen: "Kuyu dolabı."- .
3 . Dönme dolap.
4 . İstanbul bedesteninde dükkân: "Bedestende iki dolap tutuyor."- .
5 . tiyatro Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.
6 . mecaz Düzen: "Çevrilen dolabı sezdi."- .

DÜŞKÜ Nedir?

Uğraşı.

DÜŞKÜN Nedir?


1 . Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, meraklı, tutkun: "Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır."- H. E. Adıvar.
2 . Geçim sıkıntısına düşmüş: "Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu."- R. H. Karay.
3 . Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş: "Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi."- Y. K. Beyatlı.
4 . Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş.
5 . mecaz Değer ve onurunu yitirmiş.
6 . mecaz Kötü yola düşmüş, ahlaksız: "Emniyet memurları Beyoğlu'nun çalgılı bahçelerinden yüz yirmi düşkün kız derleyip toplamış."- Y. Z. Ortaç.

DÜŞMAN Nedir?


1 . Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı: "Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır."- S. F. Abasıyanık.
2 . Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları: "Her sokak düşmanlarla doluyken o, sevinçli sevinçli şarkı söylüyor."- A. Gündüz.
3 . Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar: "Dostumuza güvenmeyelim de düşmanımıza mı güvenelim?"- B. R. Eyuboğlu.
4 . sıfat Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
5 . mecaz Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse: "Ekmek düşmanı."- .
6 . mecaz Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse: "İçki düşmanı."- .

FIRÇA Nedir?


1 . Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılan araç: "Yer yer kireç artıkları ve fırça çizgileri duruyor."- R. H. Karay.
2 . mecaz Resim yapma sanatı ve biçimi.
3 . madencilik Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası.

GECELERİ Nedir?


1 . Gece vaktinde.
2 . Her gece: "Geceleri bile düşsüz koyu bir uyku çeker."- H. Taner.

HEPSİ Nedir?

Varlıkların, şeylerin tümü.

KADAYIF Nedir?

Undan yapılan, tatlı olarak tüketilen türlü biçimlerde yiyecek: "Ekmek kadayıfı."- . "Tel kadayıf."- .

KOVMA Nedir?

Kovmak işi: "Türkçüler, terkipli lisanla beraber aruz veznini de millî edebiyatımızdan kovmaya karar verdiler."- Z. Gökalp.

KOVMAK Nedir?


1 - Sert ya da küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek, savmak.
2 - Bir yerden sürüp çıkarmak, kovalamak: Kedileri kovmak .
3 - Bir topluluğu bir yerden sürüp çıkarmak.
4 - İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak.
5 - Bir düşünceden kurtulmak.
6 - İzlemek, aramak, kovalamak.

KURBANLIK Nedir?

Kurban edilmek için ayrılmış, kurban edilmeye uygun.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MUHAL Nedir?

Olamaz, olmaz, olmayacak; olması, gerçekleşmesi olanaksız.

MUHALLEBİ Nedir?

Süt, şeker ve pirinç ununun kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı.

ÖYLE Nedir?


1 . Onun gibi olan, ona benzer: "Ben öyle bir şey demedim."- R. H. Karay.
2 . zarf O yolda, o biçimde, o tarzda: "... öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki insanı çileden çıkarıyor."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . zarf (ö'yle) O denli, o kadar, o derece: "Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de kasavetlenmeyesin öyle."- O. C. Kaygılı.
4 . ünlem İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz: "O ne biçim iş öyle! O nasıl hayvan öyle!"- .

REVA Nedir?

Yakışır, yerinde, uygun: "Reva mı hiddetin, reva mı şiddetin / Zulmeden sen misin, bilmem ki ben miyim?"- Şarkı.

REVAN Nedir?

Giden, yürüyen: "Arabalarımıza binip Tiran yoluna revan, âdeta, kır gezintisine çıkmış bir aile hâlinde idik."- Y. K. Karaosmanoğlu.

REVANİ Nedir?

Yumurta ve irmikle yapılan, fırında kabarıp piştikten sonra üzerine şerbet dökülen bir tür tatlı: "Ben bütün bu yemeklerin sonunda gelecek revani tatlısına bayılırım."- S. F. Abasıyanık.

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

SÜPÜRGE Nedir?


1 . Süpürme işinde kullanılan araç: "Hasta bakıcının elinden süpürgeyi kaparak ut gibi çalmaya başlamış."- R. N. Güntekin.
2 . Elektrik süpürgesi.

TEMİZ Nedir?


1 . Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, arı, pak, hijyen, hijyenik: "İçki yerine soğuk su, temiz ayran... var."- F. R. Atay.
2 . Özenle yapılmış: "Temiz iş. Temiz dayak."- .
3 . Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan, özrü olmayan: "Temiz araba."- .
4 . Ahlakça lekesiz, necip, nezih: "Biraz fazla saf olmakla beraber çok temiz ve nazik bir çocuk..."- R. N. Güntekin.
5 . zarf Kirli, lekeli, bulaşık olmayan bir biçimde: "Temiz giyinmek."- .

TEMİZLEME Nedir?


1 . Temizlemek işi: "Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı."- H. E. Adıvar.
2 . Yüzeylere yapışmış leke ve kirlerin giderilmesi, çözelti veya asıltı durumuna getirilmesi olayı.

TEMİZLEMEK Nedir?


1 . Arıtmak: "Yeşil alanların, parkların, koruların klorofili kirli havayı süzer, temizler."- H. Taner.
2 . Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak.
3 . mecaz Bitirmek, tüketmek: "Bir aylık iş vardı, bir haftada temizledim. Bir tepsi böreği temizledi."- .
4 . argo Öldürmek, yok etmek: "İntihar etmeden önce de yargıcı temizleyecekti."- Ç. Altan.
5 . argo Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak.
6 . tıp (***) Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek.

TOPLA Nedir?

Üç parmaklı dirgen.

TOPLAM Nedir?

Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

TOPLAMA Nedir?


1 . Toplamak işi: "Yarışırcasına para toplamaya başladılar."- H. E. Adıvar.
2 . matematik Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem.
3 . sıfat Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş: "Toplama bilgisayar."- .
4 . Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği.

TOPLAMAK Nedir?


1 . Bir araya getirmek: "Şairin bütün eserlerini, bütün hatıralarını toplayacak."- O. S. Orhon.
2 . (nsz) Devşirmek: "Kırlardan çiçek topladık."- .
3 . Devşirip kaldırmak: "Sofrayı toplamak. Yatakları toplamak."- .
4 . Dağınıklıktan kurtarmak: "Bu odayı biraz toplamak gerek."- .
5 . Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek: "Uzun yağlı saçlarını parmaklarıyla taradı, kalpağının altında topladı."- M. Ş. Esendal.
6 . (nsz) Artırıp biriktirmek: "Epey servet toplamış."- .
7 . (nsz) Hizmete çağırmak: "Asker toplamak."- .
8 . Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak.
9 . (nsz) Şişmanlamak, kilo almak.
10 . (nsz) Çıban, yara irinlenmek. 1
1 . matematik Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak.

TOPRAK Nedir?


1 . Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü: "Kara toprak. Kireçli toprak. Killi toprak."- .
2 . sıfat Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış: "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Arazi, tarla: "Köylüye toprak dağıtmak."- .
4 . jeoloji Kara: "Toprağa ayak basmak."- .
5 . mecaz Ülke: "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok."- R. E. Ünaydın.

TÜKETME Nedir?

Tüketmek işi: "Domuzun malı için can tüketmeye mi geldik dünyaya?"- R. H. Karay.

TÜKETMEK Nedir?


1 . Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek, yoğaltmak: "Titreyen elleri baş ucundaki sürahiye gide gele içindeki suyu tüketmişti."- E. E. Talu.
2 . Güçsüzleştirmek, bezdirmek.
3 . Yürüyerek aşmak, bitirmek.

USULCACIK Nedir?

Yavaş ve belli etmeden veya ortalığı karıştırmadan, usullacık, yavaşçacık: "Başını usulcacık kaldırmak istedi."- R. H. Karay.

ÜSTÜN Nedir?


1 . Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan: "Zekâsının işlek, hatasız ve çok üstün olduğunu bir daha anlıyorum."- R. H. Karay.
2 . Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

E K M P R S Ü Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Püskürme, Süpürmek,

7 Harfli Kelimeler

Süpürme, Sürümek,

6 Harfli Kelimeler

Kürüme, Sürmek, Sürüme, Ürümek, Üsküre,

5 Harfli Kelimeler

Kümes, Kürsü, Küsme, Küspe, Püsür, Sperm, Sümek, Sümer, Sümük, Süper, Sürek, Sürme, Sürüm, Ürkme, Ürüme,

4 Harfli Kelimeler

Kesp, Krem, Krep, Küme, Küpe, Küre, Küsü, Pres, Püre, Süre, Sürü, Ümük, Ürem, Ürkü,

3 Harfli Kelimeler

Ekü, Erk, Kem, Kep, Ker, Kes, Küp, Kür, Küs, Pek, Pes, Pür, Sek, Sem, Ser, Üre,

2 Harfli Kelimeler

Ek, Em, Er, Es, Ke, Me, Pe, Re, Se, Üs,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.