SÜNGÜLEMEK (TDK)


1 . Süngü batırmak: "Üç yerinden süngüleyip yere serdikleri delikanlının başını taşla ezmediler mi?"- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Süngü ile ateşi karıştırıp külün ızgaradan aşağı dökülmesini sağlamak.

Süngülemek kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi N , dördüncü harfi G , beşinci harfi Ü , altıncı harfi L , yedinci harfi E , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E , onuncu harfi K . Başı S sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AŞAĞI Nedir?


1 . Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı.
2 . Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri.
3 . sıfat Bir yere göre daha alçak yerde bulunan: "Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik."- A. Gündüz.
4 . sıfat Bayağı, adi.
5 . sıfat, mecaz Niteliği düşük, kötü: "Aşağı mal."- .
6 . sıfat, mecaz Daha küçük, daha az: "On sekiz yaşından aşağı olanlar giremez."- .
7 . sıfat, mecaz Değeri daha az.
8 . zarf Aşağıya, yere doğru: "Aşağı inmek."- .

ATEŞ Nedir?


1 . Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr: "Uygarlık ateşten doğmuştur."- .
2 . Tutuşmuş olan cisim.
3 . Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç: "Yemeği ateşten indirdim."- .
4 . Patlayıcı silahların atılması: "Top ateşi geceye kadar sürdü."- .
5 . Vücut ısısı: "Ateşi kırktan aşağıya düşmezdi."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Öfke, hırs, hınç: "Fırlayıp ayağa kalkmış, bir duvara yaslanarak ateş fışkıran gözlerle onu seyre başlamıştı."- T. Buğra.
7 . mecaz Coşkunluk: "Nejat Efendi'nin çalışında Peregrini'nin ihtirası, ateşi yoktu."- H. E. Adıvar.
8 . mecaz Tehlike, felaket: "Kendinizi ateşe atıyorsunuz."- .
9 . mecaz Büyük üzüntü, acı: "İçimin ateşi hiç küllenmedi. Seneler geçtikçe daha alevleniyor. Evlat acısı bu ..."- H. R. Gürpınar.

BATI Nedir?


1 - Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, günindi, °garp.
2 - Bu yönde olan, bu yönle ilgili, °garbi.
3 - Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, °garp.
4 - (Siyasal anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika.
5 - Güneşin 2
2 Martta ve 2
3 Eylülde battığı nokta.

BATIRMAK Nedir?


1 . Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak: "Yumuşak lifi alarak kurnaya batırdı."- C. Uçuk.
2 . (-i) Bir işte sermayeyi yitirmek: "Parasını batırmak."- .
3 . (-i) Bir kimseyi çekiştirip iyice kötülemek: "Böyle tükürük saçtığına bakılırsa ya politikadan konuşuyor ya birini batırıyordu."- H. Taner.
4 . (-i) Kirletmek: "Üstünü başını batırmış."- .
5 . (-i), mecaz Mahvetmek: "Ne saklayayım gaflet ettiğimi / Elimle batırmışım gençliğimi."- C. S. Tarancı.

DELİ Nedir?


1 . Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun.
2 . Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.): "Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi çevireceğini bilemiyordu."- T. Buğra.
3 . mecaz Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın: "Ben delinin biriyim, ateşe girerim."- F. R. Atay.

DELİK Nedir?


1 . Dar, küçük açıklık: "İğne deliği. Burun deliği."- .
2 . Dar, küçük çukur: "Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Küçük hayvan yuvası: "Fare deliği."- .
4 . sıfat Delinmiş olan: "Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum."- H. S. Tanrıöver.
5 . argo Cezaevi.

DELİKANLI Nedir?


1 . Çocukluk çağından çıkmış genç erkek: "Delikanlı çağımızdaki cevher / Yalvarmak, yakarmak nafile bugün."- C. S. Tarancı.
2 . sıfat, mecaz Sözünün eri, dürüst, namuslu (kimse).
3 . ünlem Gençlere bir seslenme sözü: "Delikanlı! Buraya gel."- .

EZME Nedir?


1 . Ezmek işi.
2 . Sebze veya yemiş ezilerek yapılan yiyecek: "Sıkınca içinden vıcık vıcık balık ezmeleri, kaz ciğerleri çıkan tüpler..."- Y. Z. Ortaç.
3 . Bitkilerin etli ve yumuşak kısımlarını macun kıvamına getirmek üzere parçalama, katı ve telsel kısımlarını süzerek ayıklama işlemi.

IZGARA Nedir?


1 . Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılan parmaklık veya kafes biçiminde araç.
2 . Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.
3 . Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril: "Izgaranın sokağa verilen bacasından, kızardıkça yağları eriyen köftelerin kokusu vuruyordu dışarıya."- N. Cumalı.
4 . sıfat Bu araç üstünde pişmiş: "Gün batmadan çok evvel işlerini bitirdikleri için bu saatte meze ve ızgaralardan başka bir şey kalmaz."- R. N. Güntekin.
5 . spor Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara: "Ötekisinde altından hâlâ ızgaraları sallanan bir futbol ayakkabı eskisi vardı."- S. F. Abasıyanık.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARIŞ Nedir?

Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık: "Yürüyüp geçeceğim, basacağım yerlerin her bir karış mübarek toprağı benim için mukaddesti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

SÜNGÜ Nedir?


1 - Tüfek namlusunun ucuna takılan küçük kılıç biçiminde delici silah.
2 - Mezar başına nişan olarak dikilen sırık.
3 - Isıtma kazanında kömürün karıştırılmasını sağlayan demir çubuk.

YERİNDE Nedir?


1 . İyi, yeterli: "Binbaşı, uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde: "Yerinde konuşmak."- .
3 . zarf Durumunda: "Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde."- M. Ş. Esendal.

E E G K L M N S Ü Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Süngülemek,

9 Harfli Kelimeler

Günülemek, Süngüleme,

8 Harfli Kelimeler

Gülünmek, Günlemek, Günüleme, Üslenmek,

7 Harfli Kelimeler

Gülünme, Günleme, Sülümen, Ünlemek, Üslenme,

6 Harfli Kelimeler

Gelmek, Gülmek, Günlük, Kengel, Mesken, Meslek, Seklem, Sekmen, Sünmek, Ünleme,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Eksen, Elgün, Elmek, Engel, Enlem, Eslek, Esmek, Esnek, Gelen, Gelme, Genel, Gülme, Gülük, Gümül, Günlü, Kelem, Keles, Kesel, Kesen, Kesme, Kümes, Küsme, Lümen, Melek, Meles, Mesel, Mesen, Nekes, Nemse, Sekel, Sekme, Selek, Selen, Semen, Senek, Sülük, Sülün, Sümek, Sümen,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emen, Enek, Ense, Esen, Esme, Gele, Gene, Güme, Günü, Kele, Keme, Kene, Kese, Küme, Küsü, Leke, Lens, Lüks, Meke, Menü, Müge, Mülk, Nüks, Sele, Seme, Sene, Süne, Ülen, Ülke, Ülkü, Ümük, Ünlü,

3 Harfli Kelimeler

Ege, Eke, Ekü, Elk, Gem, Gen, Gül, Güm, Gün, Kel, Kem, Kes, Kül, Küs, Lük, Men, Nem, Sek, Sel, Sem, Sen,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, En, Es, Ge, Ke, Le, Me, Ne, Nü, Se, Ün, Üs,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.