SÖNÜMLEMEK (TDK)


1 . Bir salınım hareketinin genliğini sıfıra indirmek, itfa etmek.
2 . ticaret Bir borcu, her yıl ödenen taksitlerle belli zaman sonra ödemek, itfa etmek.

Sönümlemek kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi Ö , üçüncü harfi N , dördüncü harfi Ü , beşinci harfi M , altıncı harfi L , yedinci harfi E , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E , onuncu harfi K . Başı S sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BELLİ Nedir?

Beli olan: "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"- N. Araz. Birleşik Sözler karınca belli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=karınca belli&EskiSoz=belli&GeriDon=2 belli (II) sıfat
1 . Bilinmedik bir yanı olmayan, malum: "Hâlimiz, vaktimiz sizce belli."- H. R. Gürpınar.
2 . Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr: "Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli."- Ö. Seyfettin.
3 . Belirli, muayyen: "Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz ..."- S. Birsel.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

HARE Nedir?


1 . Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır: "Uskumrunun hareleri daha sık, gözleri küçük oysa kolyozun hem hareleri daha taraklı hem gözleri daha patlak."- O. Rifat.
2 . Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş.
3 . Çok sert taş, mermer.

HAREKE Nedir?

Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

İNDİ Nedir?

Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan: "Bizden evvelki zamanların tarihleri hep değilse de ekseriyetle indi vesikalara istinat etmiştir."- A. Gündüz.

İNDİRME Nedir?

İndirmek işi.

İNDİRMEK Nedir?


1 . Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak: "Zeynep'i o sel yatağından, yağdan kıl çeker gibi indirdi."- Y. Kemal.
2 . Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak.
3 . Fiyatını azaltmak, düşürmek.
4 . Hızla vurmak: "Genç adamın başına son darbeyi indirdi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . Kapamak: "Kepenkleri indirmek."- .
6 . (nsz) Yağmur, sis, birdenbire bastırmak: "Haberlerle birlikte hızlı bir yağmur indirdi."- N. Cumalı.
7 . Kırmak, tahrip etmek: "Göstericiler yapının camlarını indirmişler."- .

İTFA Nedir?


1 . Söndürme.
2 . fizik Sönüm.
3 . ticaret Sönüm.

ÖDEM Nedir?

Dokularda genellikle yüzde, ellerde, ayaklarda ve bazı iç organlarda aşırı miktarda sıvı birikmesi.

ÖDEME Nedir?

Ödemek işi, tediye: "Aradan yedi sekiz ay geçmiş, hiç aksama olmamıştı ödemelerde."- Y. Z. Ortaç.

ÖDEMEK Nedir?


1 . Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek: "Borç varsa benimkidir, onu ödemek ve teşekkür etmek lazım."- R. H. Karay.
2 . Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek.
3 . Bedelini vererek bir zararı karşılamak, tazmin etmek.
4 . Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak, itfa etmek: "Bu fabrika sermayesini beş yılda ödedi."- .
5 . mecaz Bir işin, bir görevin karşılığını vermek: "Bir gece de onunla kal. Bize yaptıklarını ödemiş olursun."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak.

SALINIM Nedir?


1 . Salınma işi.
2 . fizik Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi, raks.

SIFIR Nedir?


1 . Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret (0).
2 . mecaz Hiçbir değeri olmayan şey.
3 . sıfat, mecaz Olmayan, bulunmayan: "Sıfır makyaj."- .
4 . sıfat, mecaz Kötü, başarısız, verimsiz: "Sorma, su içsem kilo alıyorum, bütün rejimleri denedim, netice sıfır."- A. İlhan.
5 . sıfat, mecaz Yeni, kullanılmamış.

SONRA Nedir?


1 . Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı: "Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim."- A. İlhan.
2 . Daha uzak ve ileri bir yerde: "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık."- R. N. Güntekin.
3 . Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz: "Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim."- R. N. Güntekin.
4 . Yoksa, aksi hâlde: "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."- .
5 . isim Arkadan gelen bölüm veya zaman: "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."- .

TAKSİ Nedir?

Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil: "Taksi bir karışıklığın çıktığını görünce hemen gazlayıp uzaklaştı."- Ç. Altan.

TAKSİT Nedir?

Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gerekli olan parçalarından her biri.

TİCARET Nedir?


1 - Türlü ürün, mal vb. alım satımı, tecim.
2 - Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği.
3 - Bu etkinlikle ilgili bilim.
4 - Alışveriş sonucu yararlanılan fiyat farkı, kâr.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

E E K L M M N S Ö Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Sönümlemek,

9 Harfli Kelimeler

Sönümleme,

8 Harfli Kelimeler

Kösnülme, Üslenmek,

7 Harfli Kelimeler

Kölemen, Kösemen, Ölümsek, Ölünmek, Önlemek, Sökülme, Ünlemek, Üslenme,

6 Harfli Kelimeler

Kösele, Kösnül, Mesken, Meslek, Ökseme, Ölünme, Önleme, Seklem, Sekmen, Sönmek, Sünmek, Ünleme,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Eksen, Elmek, Emmek, Enlem, Eslek, Esmek, Esnek, Kelem, Keles, Kesel, Kesen, Kesme, Kösem, Kösnü, Kümes, Küsme, Lümen, Melek, Meles, Mesel, Mesen, Nekes, Nemse, Ölmek, Önlem, Önlük, Önsel, Sekel, Sekme, Selek, Selen, Semen, Senek, Sökel, Sökme, Söküm, Sökün, Sönme, Sönük,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emen, Emme, Enek, Ense, Esen, Esme, Kele, Keme, Kene, Kese, Köle, Köse, Küme, Leke, Lens, Lüks, Meke, Meme, Menü, Mönü, Mülk, Nüks, Ökse, Ölme, Ölük, Ölüm, Önel, Önem, Sele, Seme, Sene, Söke, Süne, Ülen, Ülke,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Ekü, Elk, Kel, Kem, Kes, Kös, Kül, Küs, Lök, Lös, Lük, Men, Nem, Öke, Ölü, Sek, Sel, Sem, Sen,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, En, Es, Ke, Le, Me, Ne, Nü, Ön, Se, Ün, Üs,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.