REPERTUAR (TDK)


1 - Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi.
2 - Bir oyuncunun ezberlediği ve oynadığı rollerin listesi.
3 - Bir müzik topluluğunun ya da sanatçının hazırlamış olduğu parçalar.

Repertuar kelimesi baş harfi R son harfi R olan bir kelime. Başında R sonunda R olan kelimenin birinci harfi R , ikinci harfi E , üçüncü harfi P , dördüncü harfi E , beşinci harfi R , altıncı harfi T , yedinci harfi U , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi R . Başı R sonu R olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

EZBER Nedir?


1 . Bir metni veya bir sözü eksiksiz tekrarlayabilecek biçimde akılda tutma: "Ezberi düşünmekten, söylediklerimizin anlamını düşünmezdik"- Ç. Altan.
2 . Ezberleme ve akılda tutma yeteneği.
3 . eskimiş Ezber edilecek ders.

HAZIR Nedir?


1 . Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya: "Ben hazırım, isterseniz gidelim."- .
2 . Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş: "Yemek hazır, buyurun."- .
3 . Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı: "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."- .
4 . zarf Bu fırsattan yararlanarak: "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."- R. N. Güntekin.

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

KURUL Nedir?

Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble.

KURULU Nedir?

Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş: "Herkes kendini damlara, kurulu cibinliklerin içine atardı."- B. Günel.

LİSTE Nedir?

Alt alta yazılmış şeylerin bütünü, dizelge: "İhtiyar garson yazılmış listeleri masalara bırakıyor."- H. Taner.

MÜZİK Nedir?


1 . Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki: "Müzik eğitimi."- .
2 . Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması: "Bu akşam güzel bir müzik dinledik."- .

OLDU Nedir?


1 . Evet.
2 . ünlem Başüstüne.

OYNAMAK Nedir?


1 . Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak: "Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor."- H. R. Gürpınar.
2 . Herhangi bir tutku, ilgi vb. sebeple bir şeye kendini vermek: "Babalar çocuklarının yanında rakı içer, kumar oynarsa çocuklar da ayyaş ... olurlar."- B. Felek.
3 . Kımıldamak, hareket etmek.
4 . (-le) Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak.
5 . Bir film, oyun vb.nde rol almak: "Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı."- Y. Z. Ortaç.
6 . Film gösterilmek: "Bu akşam televizyonda hangi film oynuyor?"- .
7 . Tiyatro eseri sahneye konmak: "Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış."- M. Ş. Esendal.
8 . Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek: "Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim."- P. Safa.
9 . Sarsılmak, yeri değişmek: "Depremde yapı oynadı."- .
10 . Sporla ilgili çalışmalara katılmak: "Tenis oynamak."- . 1
1 . Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak: "Ne oynadığı gazinonun ismini söyledi ne de danslarından bahsetti."- R. H. Karay. 1
2 . Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak: "Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla."- N. Cumalı. 1
3 . Değişiklik göstermek: "Bunların fiyatı iki bin ile üç bin lira arasında oynar."- . 1
4 . (-le) Tehlikeye düşürmek: "Benim sağlığımla oynama."- . 1
5 . Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. 1
6 . (-le), mecaz Rastgele yön vermek, aldatmak: "Talih bizimle oynuyor."- . 1
7 . (-le), mecaz Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak: "Koca adamla oynamaya utanmıyor musun?"- . 1
8 . mecaz Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak.

OYUN Nedir?


1 . Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence: "Tenis, tavla, dama, çelik çomak, bale oyundur."- .
2 . Kumar: "Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar."- P. Safa.
3 . Şaşkınlık uyandırıcı hüner: "Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."- .
4 . Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.
5 . Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü: "Zeybek oyunu."- . "Büyük annem yeni dansları eski kabakçı Arapların oyunu kadar bile güzel bulmuyor."- H. E. Adıvar.
6 . Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes.
7 . Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma: "Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."- .
8 . spor Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.
9 . spor Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.
10 . mecaz Hile, düzen, desise, entrika: "Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir."- H. Taner.

OYUNCU Nedir?


1 . Herhangi bir oyunda oynayan kimse: "Oyuncuları meydana çağırıyor ve düdüğümü çalıyorum."- P. Safa.
2 . Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris: "Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?"- P. Safa.
3 . sıfat Oyunu seven: "Oyuncu kedi."- .
4 . sıfat, mecaz Düzenci, hileci.
5 . sıfat, spor Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse): "Oyuncu bir pehlivan."- .

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

SANA Nedir?

Sen zamirinin yönelme durumu.

SANAT Nedir?


1 - Bir duygunun, tasarının ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ya da bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık.
2 - Belli bir uygarlığın anlayış ve beğeni ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım.
3 - Bir şey yapmada gösterilen ustalık.
4 - Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü.
5 - Zanaat.

SANATÇI Nedir?


1 . Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr.
2 . Sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse: "Türk tiyatrosunun en önde gelen kadın sanatçıları arasında yerini alıverdi."- H. Taner.

SEÇİ Nedir?

Seçmek eylemi.

TİYATRO Nedir?


1 . Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer: "Her tiyatronun holünde ille smokinli bir müdüre rastlayacaksınız."- H. Taner.
2 . Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup: "Tiyatro kuruldu, birinci temsilden sonra da kapandı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Oyun yazma sanatı: "Ben o tarihte, kendimi az çok bir tiyatro yazarı addetmekteyim."- H. F. Ozansoy.
4 . Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü: "Eskiden tiyatro Osmanlıcaya ibret sözü ile çevrilmişti."- F. R. Atay.

TOPLU Nedir?


1 . Topu olan: "Toplu tabanca."- .
2 . Hepsi bir arada bulunan, toplanmış: "Yol, toplu yaşamanın doğurduğu bir gereksinmeyi karşılamak için yapılır."- N. Cumalı.
3 . Birlikte yapılan, kombine.
4 . Düzenlenmiş, dağınık olmayan: "Toplu bir oda."- .
5 . Topunu, tamamını, bütününü içine alan: "Toplu bir bakış."- .
6 . Vücutça dolgun.

A E E P R R R T U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Parter,

5 Harfli Kelimeler

Arter,

4 Harfli Kelimeler

Apre, Eper, Erat, Erte, Etap, Eter, Pare, Pert, Peru, Rate, Tapu, Tepe, Tere, Trap, Trup, Tura, Turp,

3 Harfli Kelimeler

Arp, Art, Ate, Aut, Epe, Pat, Put, Rap, Ret, Tar, Ter, Tur,

2 Harfli Kelimeler

Ar, At, Er, Et, Pe, Ra, Re, Ta, Te, Tu, Ur, Ut,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.