RABITASIZ (TDK)


1 . Düzensiz, birbirini tutmaz: "Rabıtasız, saçma sözlerinden ruhbana düşman olduğu anlaşılan bu güzel ve garip kadın..."- Ö. Seyfettin.
2 . Ağırbaşlı olmayan, tutarsız: "Rabıtasız adam."- .
3 . Bağlantısız.
4 . zarf Birbirine bağlı veya tutarlı olmadan.

Rabıtasız kelimesi baş harfi R son harfi Z olan bir kelime. Başında R sonunda Z olan kelimenin birinci harfi R , ikinci harfi A , üçüncü harfi B , dördüncü harfi I , beşinci harfi T , altıncı harfi A , yedinci harfi S , sekizinci harfi I , dokuzuncu harfi Z . Başı R sonu Z olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ADAM Nedir?


1 . İnsan.
2 . Erkek kişi, kadın karşıtı: "İyi bir adam isterse, babası da verirse varacak."- M. Ş. Esendal.
3 . Birinin yanında ve işinde bulunan kimse: "Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar."- K. Tahir.
4 . Birinin yararlandığı, kullandığı kimse: "Hemen hepsi para çevrelerinin adamlarıydı."- C. Meriç.
5 . Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı: "O benim adamımdır, hiçbir ricamı geri çevirmez."- .
6 . Görevli kimse: "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse."- R. H. Karay.
7 . İyi huylu, güvenilir kimse: "Amcam, güngörmüş bir adamdı."- R. N. Güntekin.
8 . Bir alanda derin bilgisi olan kimse: "Bir sanatçının, bilim adamının düşünmek için bol zamana ihtiyacı vardır."- H. Taner.
9 . Bir alanı benimseyen kimse.
10 . ünlem Bir şeyin önemsenmediği anlatılmak istendiğinde kullanılan söz: "Adam, vazgeç!"- . 1
1 . halk ağzında Eş, koca.

AĞIRBAŞLI Nedir?

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı: "Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti."- R. N. Güntekin.

ANLAŞILAN Nedir?

Anlaşıldığına göre, galiba, muhtemelen: "Anlaşılan sen İstanbul'un acemisi olmalısın."- O. C. Kaygılı.

BAĞLANTI Nedir?


1 . İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak: "Kar yüzünden çevre ile bağlantı kesildi."- .
2 . İki şey arasında ilişki sağlayan bağ: "Bütün ulaştırma bağlantıları tahrip edilmiştir."- F. R. Atay.
3 . Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.

BAĞLANTISIZ Nedir?


1 . Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız.
2 . Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.

BAĞLI Nedir?


1 . Bir bağ ile tutturulmuş olan: "Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı."- Halikarnas Balıkçısı.
2 . Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste: "Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı."- B. Necatigil.
3 . Sınırlanmış, sınırlı: "Tüzüğe bağlı bir işlem."- .
4 . Kapatılmış olan, kapalı: "Bağlı geçit."- .
5 . Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan: "Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun bağlı kuruluşlarını ziyaret ettim."- .
6 . Sadık: "Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir."- Anayasa.
7 . mecaz Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun: "Çocuklarına bağlı ana."- .
8 . halk ağzında Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

DÜŞMAN Nedir?


1 . Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı: "Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır."- S. F. Abasıyanık.
2 . Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları: "Her sokak düşmanlarla doluyken o, sevinçli sevinçli şarkı söylüyor."- A. Gündüz.
3 . Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar: "Dostumuza güvenmeyelim de düşmanımıza mı güvenelim?"- B. R. Eyuboğlu.
4 . sıfat Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
5 . mecaz Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse: "Ekmek düşmanı."- .
6 . mecaz Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse: "İçki düşmanı."- .

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZEN Nedir?


1 . Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.
2 . Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
3 . Yerleştirme, tertip: "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır."- R. N. Güntekin.
4 . Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
5 . mecaz Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo.
6 . mecaz Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo.
7 . mecaz Dolap, hile: "Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak."- E. E. Talu.
8 . müzik Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
9 . toplum bilimi Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri: "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var."- N. Meriç.
10 . halk ağzında Alet edevat takımı. 1
1 . halk ağzında Bez dokuma tezgâhı.

DÜZENSİZ Nedir?


1 . Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam: "Düzensiz nüfus artışı sadece yoksulluğu artırmaya yarıyor."- H. Taner.
2 . Sistemsiz.

GARİP Nedir?


1 . Kimsesiz, zavallı.
2 . Yabancı, gurbette yaşayan, elgin.
3 . Acayip: "Yağmur, ortalığa garip bir kış serinliği getirmişti."- A. İlhan.
4 . ünlem Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz: "Demek Bekir böyle utangaç bir çocukmuş. Garip!"- A. İlhan.
5 . mecaz Dokunaklı, hüzün veren: "Bir yabancı için dünyanın neresinde olursa olsun büyükşehir böyle garip bir yalnızlık duygusu veriyor."- H. E. Adıvar.

GÜZEL Nedir?


1 . Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı: "Güzel kız. Güzel çiçek."- . "Yalının en güzel odası bizimdi."- .
2 . İyi, hoş: "Güzel şey canım, milletvekili olmak!"- Ç. Altan.
3 . Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran: "Güzel bir fırsat."- .
4 . Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran: "Güzel duygular. Güzel hareketler."- .
5 . Görgü kurallarına uygun olan.
6 . Sakin, hoş (hava): "Güzel bir gece."- .
7 . Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı: "Güzel vaatler."- .
8 . Pek iyi, doğru: "Güzel güzel amma!"- .
9 . isim Güzel kız veya kadın.
10 . isim Güzellik kraliçesi. 1
1 . zarf Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde: "Güzel konuştu."- . 1
2 . zarf Adamakıllı, şiddetli: ": Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler"- Ö. Seyfettin.

KADI Nedir?

Tanzimat'a kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

KADIN Nedir?


1 . Erişkin dişi insan, zen erkek veya adam karşıtı: "Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar veya erkekler görmek isterler."- A. Ş. Hisar.
2 . Evlenmiş kız.
3 . sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan.
4 . mecaz Hizmetçi bayan.
5 . eskimiş Bayan: "Hintli kadın toplantıyı renklendirmek için herkesin kendisine bazı şeyler sormasını teklif ediyordu."- B. Felek.

OLDU Nedir?


1 . Evet.
2 . ünlem Başüstüne.

RUHBAN Nedir?

Rahipler.

SAÇMA Nedir?


1 . Saçmak işi.
2 . denizcilik Bir tür balık ağı, serpme ağ.
3 . Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi: "Ben fişeklerin barutunu, tapasını, saçmasını koyarım, beybaba!"- A. Gündüz.
4 . sıfat, mecaz Akla uygun olmayan, yersiz bulunan, pestenkerani, absürt: "Saçma bir iş."- .
5 . mecaz Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz: "Bırak şu saçmaları! Bir daha bahsini etme."- R. H. Karay.
6 . sıfat Böyle söz söyleyen veya iş yapan: "Saçma adam."- .

TUTAR Nedir?


1 . Nicelik bakımından bir şeyin bütünü.
2 . Para miktarı, meblağ.

TUTARLI Nedir?

Aralarında çelişki bulunmayan, her bakımdan uyumlu, insicamlı.

TUTARSIZ Nedir?

Tutarlı olmayan, aralarında çelişki bulunan, insicamsız: "Tutarsız her olayı, her davranışı alaturkadır diyerek Doğu'ya yükledik."- N. Cumalı.

TUTMA Nedir?


1 . Tutmak işi: "Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü."- R. H. Karay.
2 . Destekleme.
3 . Yanaşma.
4 . spor Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

A A B I I R S T Z Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Abartısız, Rabıtasız,

6 Harfli Kelimeler

Abartı, Abasız, Arasız, Bazısı, Rabıta, Tasarı, Zabıta,

5 Harfli Kelimeler

Arıza, Arsız, Astar, Basar, Basta, Bastı, Batar, Bızır, Istar, Rabıt, Rasat, Rasıt, Sabır, Sarat, Sarız, Satır, Sırat, Taraz, Tasar, Tırıs, Zabıt, Zarsı, Zarta,

4 Harfli Kelimeler

Abat, Abra, Araz, Arız, Arsa, Artı, Asar, Asır, Azar, Azat, Bara, Barı, Bası, Batı, Baza, Bazı, Itır, Rast, Razı, Rıza, Saat, Saba, Sara, Sarı, Satı, Sıra, Sırt, Sızı, Star, Taba, Tarz, Tasa, Tazı, Tras, Zara, Zatı,

3 Harfli Kelimeler

Aba, Ara, Arı, Art, Arz, Asa, Ası, Ast, Ata, Aza, Azı, Bar, Bas, Bat, Baz, Ira, Irz, Isı, Rab, Saz, Sır, Tab, Tar, Tas, Tır, Tıs, Zar, Zat, Zıt,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Ar, As, At, Az, Ra, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.