PEYLEMEK (TDK)


1 . Bir şeyi önceden kendine ayırtmak: "Ta uçta kendime bir yer peyleyip sineyim derken Gazi seslendi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Temin etmek, sağlamak.
3 . Ismarlamak: "Günlerce uzak köylerden jandarmalar, şöhretli zağarlar getiriyorlar, kış için tavşan avına tazılar peyliyorlardı."- R. H. Karay.

Peylemek kelimesi baş harfi P son harfi K olan bir kelime. Başında P sonunda K olan kelimenin birinci harfi P , ikinci harfi E , üçüncü harfi Y , dördüncü harfi L , beşinci harfi E , altıncı harfi M , yedinci harfi E , sekizinci harfi K . Başı P sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYIRT Nedir?

Fark: "Ününün, sinemamıza getirdiği özel duyarlığın ayırdında bile değildi."- S. İleri.

AYIRTMAK Nedir?

Ayırma işini yaptırmak.

DERKEN Nedir?


1 . Dendiği hâlde: "Bitti bitiyor derken hâlâ bitmeyen havaalanı."- .
2 . Tam o sırada: "Yazı yazıyordum, derken misafir geldi."- .
3 . ... diye düşünürken: "Akşamdan önce varacağız derken ancak gece yarısı varabildik."- .

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GAZİ Nedir?


1 . Müslümanlıkta düşmanla savaşan veya savaş yapmış kimse: "Gazi Baba, etrafında binlerce gazi ile bir tepede yatardı."- Y. K. Beyatlı.
2 . Olağanüstü yararlıklar göstererek düşmanı yenen komutanlara devlet tarafından verilen onur unvanı: "Gazi Mustafa Kemal."- .
3 . Savaştan sağ olarak dönen kimse: "Şimdi İstanbul taklarının yeşil taflanları altından gaziler geçiyor."- A. Gündüz.

GETİRİ Nedir?


1 . Faiz: "Yıllık getiri."- .
2 . ticaret Kazanç.
3 . Yarar: "Bu çalışmanın bana getirisi çok oldu."- .

ISMARLAMA Nedir?


1 . Ismarlamak işi, sipariş.
2 . sıfat Ismarlanarak yaptırılan, sipariş edilen, hazır karşıtı: "Ismarlama ayakkabı."- .
3 . sıfat, mecaz İçten olmayan, baştan savma.

ISMARLAMAK Nedir?


1 . Bir şeyin yapılmasını veya getirilmesini, bu işlerle uğraşan birine söylemek, sipariş etmek: "Elbise için kumaş ısmarladım."- M. Yesari.
2 . Parasını kendi ödeyerek başkaları için yiyecek veya içecek getirilmesini söylemek: "Siz bana bir konyak daha ısmarlayın."- M. Ş. Esendal.
3 . Kendi için bir şey alınmasını başkasına söylemek: "Çarşıya gidiyorum, bir şey ısmarlayacak mısınız?"- .
4 . (-i, -e) Bir şeyin, bir kimsenin bakılmasını, korunmasını birine veya birinin gözetilmesine bırakmak, emanet etmek: "Baban seni bana ısmarladı."- .
5 . (-e) Bir işin yapılmasını, bırakılmasını veya o işten vazgeçilmesini söylemek: "Ben sana böyle mi ısmarlamıştım?"- .

JANDARMA Nedir?


1 . Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli, yasa ve nizamların koyduğu hükümlerin yürütülmesini ve bunlara dayanan hükûmet emirlerinin yerine getirilmesini sağlayan silahlı askerî kuvvet.
2 . askerlik Bu kuvvette görevli olan kimse.
3 . sıfat, mecaz Açıkgöz.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

ÖNCEDEN Nedir?

Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce: "Önceden bilmiyordu, sonra öğrendi."- .

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

SİNE Nedir?


1 . Göğüs.
2 . mecaz Gönül, yürek: "Elif kaşlarını çatar / Gamzesi sineme batar."- Karacaoğlan.
3 . mecaz Bağır, iç: "Hangi semtin eczanesi bu kadar değerli insanı sinesinde toplayabilmiştir?"- H. Taner.

ŞÖHRETLİ Nedir?

Ünü olan, ünlü, tanınmış: "İstanbul'un en güzel, en şöhretli kadınlarından idi."- R. H. Karay.

TAVŞAN Nedir?


1 . Tavşangillerden, eti yenen, hızlı koşan, postundan yararlanılan bir memeli türü (Lepus europeus).
2 . spor Atletizm yarışlarında rekor kırılabilmesi için tempoyu yüksek tutup belirli bir mesafeyi diğer atletlerin önünde koşan atlet.

TAZI Nedir?

Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir köpek türü (Canis familiaris grajus hibernicus): "Tazının burnu iki kilometre ötedeki bıldırcın kokusunu duyabilir."- H. Taner.

TEMİN Nedir?


1 . Korkusunu giderme, inanç verme.
2 . Sağlama, elde etme.
3 . Gerçekleştirme: "Evde huzuru temin annenin görevidir."- .

UZAK Nedir?


1 . Yakın olmayan yer: "Fazla uzağa gitme."- .
2 . sıfat Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı: "Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu."- P. Safa.
3 . sıfat Arada çok zaman bulunan: "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."- .
4 . sıfat Eli, gücü veya hükmü yetişmez: "O böyle işlerden pek uzaktır."- .
5 . sıfat İhtimali az olan: "Ben bu işi çok uzak görüyorum."- .
6 . sıfat Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan: "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."- P. Safa.

ZAĞAR Nedir?

Bir cins çoban köpeği: "Azarlanmış bir zağar sümsüklüğüyle otelime kapandım."- A. Gündüz.

E E E K L M P Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Peylemek,

7 Harfli Kelimeler

Eylemek, Peyleme, Yepelek,

6 Harfli Kelimeler

Ekleme, Elemek, Eyleme, Keleme, Meleke, Peleme, Yeleme, Yelmek,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Eleme, Elmek, Eylem, Kelem, Kelep, Kepme, Melek, Peyke, Yelek, Yelme, Yemek,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Epey, Kele, Keme, Leke, Meke, Peyk, Yeke, Yele, Yeme,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Elk, Epe, Kel, Kem, Kep, Lep, Ley, Mey, Pek, Pey, Yek, Yel, Yem,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, Ey, Ke, Le, Me, Pe, Ye,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.