PENÇELEMEK (TDK)


1 . Yırtıcı hayvan pençesiyle kapmak, yakalamak, pençe vurmak.
2 . Ayakkabıya pençe yapmak.

Pençelemek kelimesi baş harfi P son harfi K olan bir kelime. Başında P sonunda K olan kelimenin birinci harfi P , ikinci harfi E , üçüncü harfi N , dördüncü harfi Ç , beşinci harfi E , altıncı harfi L , yedinci harfi E , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E , onuncu harfi K . Başı P sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYAK Nedir?


1 . Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
2 . Bacak.
3 . Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri: "İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var."- .
4 . Vücudun belden aşağı bölümü: "Ayağına bir pantolon çekti."- .
5 . Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi: "Senin ayağınla köye akşama kadar varamayız."- .
6 . Basamak.
7 . Fut.
8 . Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
9 . halk ağzında Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.
10 . eskimiş Yarım arşın veya 30,
5 cm uzunluğundaki ölçü birimi, kadem. 1
1 . coğrafya Göl ayağı. 1
2 . edebiyat Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. 1
3 . edebiyat Halk edebiyatında uyak: "Mânicilerin kafa yormadan buldukları ayaklar Cenap'ı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükler."- S. Birsel. 1
4 . matematik Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta: "Dikme ayağı."- . 1
5 . spor Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. 1
6 . spor Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

AYAKKABI Nedir?

Özellikle sokakta ayağı korumak için giyilen, iskarpin, çizme, kundura, makosen, sandalet, patik, galoş gibi türleri olan ayak giyeceği, °pabuç.

HAYVAN Nedir?


1 . Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık: "İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi."- F. R. Atay.
2 . sıfat, mecaz Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
3 . hakaret yollu Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
4 . halk ağzında At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık: "Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu."- Ö. Seyfettin.

KAPMA Nedir?


1 . Kapmak işi: "Bir fende kazık kakmaktansa hepsinden birer parça malumat kapma fikrinde idi."- H. R. Gürpınar.
2 . sıfat Hile ile elde edilen.

PENÇE Nedir?


1 . Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları: "Kuş, beni görünce korktu, pençesinde yılanla havalandı."- M. Ş. Esendal.
2 . Ayakkabının tabanındaki kösele.
3 . mecaz Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç: "Bu vicdan azabının demirden pençesi yüreğini sıkmaya başlıyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . halk ağzında El: "Bir yumruğunu gırtlağıma dayadı, bir pençesiyle kalbimi kavradı."- A. Gündüz.

VURMA Nedir?

Vurmak işi.

VURMAK Nedir?


1 - Elini ya da elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla indirmek.
2 - Ses çıkarmak için, bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca değdirmek.
3 - Sapmak, yönelmek.
4 - Etkisi bir yere kadar uzanmak, sokulmak, girmek, duyulmak, yansımak, °aksetmek.
5 - Hızla değmek, çarpmak.
6 - Çarpma işlemini yapmak.
7 - Sürmek.
8 - Bağlamak, takmak, koymak.
9 - Olduğundan başka bir biçime çevirmek ya da olduğundan başka biçimdegörünmek.
10 - Batıcı ya da kesici cisimleri saplamak, kakmak. 1
1 - Uygulamak, basmak, koymak. 1
2 - Çok etki etmek, yaralamak. 1
3 - Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. 1
4 - argo Herhangi bir biçimde yolsuzca para almak, soymak. 1
5 - İçki içmek. 1
6 - Amaçladığı şeye rast getirmek. 1
7 - Hızla çarpmak. 1
8 - Silahla yaralamak, öldürmek. 1
9 - Dokunmak, hasta etmek.
20 - (Soğuk, dolu gibi şeyler için) Zarar vermek. 2
1 - Vuru durumunda olmak, çarpmak. 2
2 - Çıkmak, isabet etmek. 2
3 - Üzerinde görünmek, üzerine düşmek. 2
4 - Desteklemek, dayamak. 2
5 - Çıkmak, görünmek. 2
6 - Sırtına, omzuna yerleştirmek ya da bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. 2
7 - Tavla oyununda pulu kırmak.

YAKA Nedir?


1 . Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü: "Paltosunun yakasını kaldırıp tenha caddeyi tutturdu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası.
3 . Kıyı, kenar, taraf: "Sokağın karşı yakasına geçtiler."- M. Ş. Esendal.
4 . Eğik yerey.
5 . Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha.
6 . Semt: "Hele bir işimizi bitirip karşı yakaya geçelim de onu sonra düşünürüz."- A. Gündüz.
7 . denizcilik Sahil.
8 . denizcilik Yelkenlerin kenar ve köşeleri.

YAKALAMA Nedir?


1 . Yakalamak işi: "Pokerde blöf yakalama meraklısı idi."- T. Buğra.
2 . hukuk Sanığın yargıç kararı olmaksızın hürriyetinin kısıtlanmasını doğuran koruma önlemi: "Yakalama veya tutuklama sebepleri ... hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir."- Anayasa.

YAKALAMAK Nedir?


1 . Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak: "Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım."- R. H. Karay.
2 . Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek.
3 . Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak: "Bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar."- H. E. Adıvar.
4 . Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak: "Kocasını bir kadınla yakalamış."- .
5 . Bir kimsenin suçluluğunu gösteren söz, bakış veya işareti fark etmek.
6 . Birdenbire etkisi altına almak: "Yağmur bizi yolda yakaladı."- .
7 . Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak: "Zehra, Yorgaki'nin müziğini herhangi bir yerinden yakalıyor."- A. İlhan.
8 . mecaz Belirlemek, anlamak: "Kız onun zayıf damarını yakalamıştı."- T. Buğra.

YAPMA Nedir?


1 . Yapmak işi: "Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim."- N. Araz.
2 . sıfat Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı: "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi."- H. Taner.

YAPMAK Nedir?


1 . Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek: "Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır."- Ç. Altan.
2 . (nsz) Olmasına yol açmak: "Durgun sular sıtma yapar."- .
3 . (nsz) Yol almak.
4 . Onarmak, tamir etmek: "Bozulan saatimi saatçi yaptı."- .
5 . (nsz) Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek: "Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım."- R. H. Karay.
6 . Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek: "Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu."- S. M. Alus.
7 . (nsz) Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek: "Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım."- R. H. Karay.
8 . Düzenli bir duruma getirmek: "Yatak yapmak. Yolu yaptılar."- .
9 . (nsz) Üretmek: "Ayakkabı yapmak."- .
10 . (nsz) Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak: "Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak."- . 1
1 . Zarara yol açmak. 1
2 . Etkili olmak. 1
3 . (nsz) Salgılamak, çıkarmak: "Tükürük bezleri tükürük yapar."- . 1
4 . (-e) Dışkı çıkarmak: "Çocuk, altına yapmış."- . 1
5 . Gerçekleştirmek: "İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır."- Y. Z. Ortaç. 1
6 . Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek: "Ben adamı ne yaparım biliyor musun?"- . 1
7 . (-i, -e) Evlendirmek: "Bu kızı sana yapacağız."- . 1
8 . (yardımcı fiil) Bir durum yaratmak: "Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı."- N. Araz. 1
9 . (yardımcı fiil) Edinmek, sahip olmak: "Servet yapmak. Altın yapmak."- .
20 . (yardımcı fiil) Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek: "Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı."- H. Taner. 2
1 . (nsz) Davranmak, hareket etmek: "İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz. Uyumuş gibi yapmak."- . 2
2 . (nsz) Olmak: "Bu kış çok soğuk yaptı."- .

YAPMAK Nedir?


1 - Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek.
2 - Olmasına yol açmak.
3 - Bir işle uğraşmak, °meşgul olmak.
4 - Onarmak, °tamir etmek.
5 - (Birincisi -i'li, ikincisi eksiz olarak aynı nesne, iki kez yinelendiğinde)Gerçek nitetiğini vermek.
6 - Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak.
7 - Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği eyleme dönüştürmek, yaratmak, gerçekleştirmek.
8 - Düzenli bir duruma getirmek.
9 - Üretmek.
10 - Bir devinime başlamak ya da bir devinimle uğraşmak. 1
1 - Zarara yol açmak. 1
2 - Etkili olmak. 1
3 - Salgılamak, çıkarmak. 1
4 - Dışkı çıkarmak. 1
5 - Gerçekleştirmek. 1
6 - (Tehdityollu) Birini herhangi bir duruma düşürmek. 1
7 - Evlendirmek. 1
8 - (Ad soylu bir sözcükle birlikte) Bir durum yaratmak. 1
9 - Edinmek, iyesi olmak.
20 - Bir kimseye bir meslek kazandırmak; yetiştirmek. 2
1 - Davranmak, hareket etmek. 2
2 - Olmak. 2
3 - Sağlamak. 2
4 - Yol almak.

YIRTICI Nedir?


1 . Beslenmek için başka hayvanları parçalayarak yiyen (hayvan).
2 . mecaz Kan dökmekten, insan öldürmekten zevk alan (kimse): "Uzun bir müddet insanın yırtıcı hayvanat cinsinden bir mahluk olduğunu ispat için binbir dereden su getirdi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . mecaz Tiz, yüksek (ses): "Bir sabah ev halkı, aşçı Şerife Hanım'ın yırtıcı çığlıklarıyla uyandı."- R. N. Güntekin.
4 . mecaz İş bitiren, mahir: "Buraların en çalışkan, en becerikli, en yırtıcı ve zengin adamıdır."- M. Ş. Esendal.

E E E E K L M N P Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Peçelenmek, Pençelemek,

9 Harfli Kelimeler

Keçelenme, Kepçeleme, Peçelemek, Peçelenme, Pençeleme,

8 Harfli Kelimeler

Çekeleme, Keçeleme, Peçeleme,

7 Harfli Kelimeler

Eklenme, Elenmek, Kelepçe, Kemençe, Peçenek,

6 Harfli Kelimeler

Çelenk, Çelmek, Ekleme, Elemek, Elenme, Enemek, Keleme, Meleke, Peleme, Pelenk,

5 Harfli Kelimeler

Çekel, Çekem, Çekme, Çelek, Çelen, Çelme, Çemen, Çenek, Çepel, Eklem, Elçek, Eleme, Elmek, Eneme, Enlem, Kelem, Kelep, Kepçe, Kepme, Leçek, Melek, Nemçe, Pekçe, Pençe,

4 Harfli Kelimeler

Çene, Çenk, Ekme, Elek, Elem, Emeç, Emek, Emel, Emen, Enek, Keçe, Kele, Keme, Kene, Leçe, Leke, Meke, Peçe,

3 Harfli Kelimeler

Çek, Eke, Elk, Epe, Kel, Kem, Kep, Lep, Meç, Men, Nem, Peç, Pek,

2 Harfli Kelimeler

Çe, Ek, El, Em, En, Ke, Le, Me, Ne, Pe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.