PÜTÜRLENMEK (TDK)

Pütürlü duruma gelmek: "Sırtını ve omuzlarını yoklamak kabil olsa cildinin tavuk derisi gibi pütürlendiği hissedilecektir."- R. N. Güntekin.

Pütürlenmek kelimesi baş harfi P son harfi K olan bir kelime. Başında P sonunda K olan kelimenin birinci harfi P , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi T , dördüncü harfi Ü , beşinci harfi R , altıncı harfi L , yedinci harfi E , sekizinci harfi N , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi E , onbirinci harfi K . Başı P sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

DERİ Nedir?


1 . İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten: "Bütün kemikleri, ince bir deri altında birer birer sayılıyordu."- P. Safa.
2 . sıfat Bu tabakadan yapılmış: "Üstünde yine o siyah deri pardösüsü, kolunda siyah deri çantası."- N. Cumalı.
3 . İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.
4 . Soyulmadan yenen yemişlerin ince kabuğu veya soyulan yemişlerde kabuk altındaki zar.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

HİSSE Nedir?


1 . Pay: "Noksansız bir çeyiz ve düğünle iyi bir ere verilen Zeynep'in hissesi ayrılmıştır."- T. Buğra.
2 . ekonomi Tutam (II).
3 . mecaz Bir olaydan çıkarılan ders.

KABİL Nedir?

Olabilir, mümkün: "Ben onu bir göreyim, dedi, kabil mi?"- P. Safa.

OMUZ Nedir?

Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

PÜTÜR Nedir?

Küçük kabarcık.

PÜTÜRLÜ Nedir?

Pütürü olan, pürüzlü, pürtüklü.

TAVUK Nedir?

Sülüngillerden, eti ve yumurtası için üretilen kümes hayvanı (Gallus).

YOKLAMAK Nedir?


1 . El ile dokunarak incelemek: "Hem kendimi hem etrafımda gördüğüm eşyayı elimle yokladım."- R. H. Karay.
2 . Bakmak, gözden geçirmek, kontrol etmek.
3 . Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak: "Kalbimi ne zaman yokladımsa ona dair bir iz bulamadım."- S. M. Alus.
4 . Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek: "Ara sıra da birimizden biri yukarı çıkarak Sevim'i yokluyordu."- R. N. Güntekin.
5 . Ara sıra etkisini göstermek: "İlaç aldığım hâlde ağrılarım yine beni yokluyor."- .
6 . Aramak, araştırmak: "Odaların köşe bucağını yoklamaya başladılar."- M. Ş. Esendal.

E E K L M N P R T Ü Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Pürtüklenme, Pütürlenmek,

10 Harfli Kelimeler

Pütürlenme,

9 Harfli Kelimeler

Türküleme, Ütülenmek,

8 Harfli Kelimeler

Metreküp, Tüplemek, Ünletmek, Ütülemek, Ütülenme,

7 Harfli Kelimeler

Küpleme, Kürneme, Kütleme, Nükleer, Tükenme, Tükürme, Tünemek, Tüpleme, Türemek, Türkmen, Ünlemek, Ünletme, Üretken, Üretmek, Ürkütme, Ütüleme, Ütülmek,

6 Harfli Kelimeler

Kement, Kenter, Kermen, Kertme, Kreten, Kültür, Küreme, Kürtün, Kürüme, Lüknet, Lümpen, Lüpten, Mektep, Merkep, Mertek, Pekent, Pelenk, Peltek, Pertek, Prelüt, Pürtük, Temren, Tepmek, Tümler, Tümlük, Tüneme, Tünmek, Tüplük, Türeme, Ünleme, Üremek, Üretme, Ürümek, Ütülme,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Ekler, Elmek, Enlem, Entel, Erken, Ermek, Etken, Etmek, Etmen, Kelem, Kelep, Keler, Kemer, Kemre, Kenet, Kepme, Kerem, Kerte, Keten, Külte, Küplü, Kütle, Kütlü, Lümen, Lünet, Melek, Merek, Meret, Metre, Nekre, Neler, Nükte, Pelte, Pelür, Peren, Petek, Püren, Pütür, Remel,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emen, Emet, Enek, Eper, Erek, Eren, Erke, Erme, Erte, Etek, Eten, Eter, Etme, Kele, Keme, Kene, Kent, Kere, Kete, Krem, Krep, Kült, Küme, Küpe, Küre, Kürt, Leke, Meke, Menü, Mert, Mülk, Mürt, Nere, Pert, Püre,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Ekü, Elk, Epe, Erk, Kel, Kem, Kep, Ker, Ket, Kül, Küp, Kür, Küt, Lep, Lük, Lüp, Men, Met, Nem, Net, Pek, Pür, Ret, Tek, Tel, Tem, Ten, Ter, Tül, Tüm, Tün, Tüp, Tür, Üre, Ütü,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, En, Er, Et, Ke, Le, Me, Ne, Nü, Pe, Re, Te, Ün,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.