ORKESTRA (TDK)


1 . Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu: "Locadan çıkarken, davulu üstüne on lira atılan orkestra, zeybek havası çalmaya başlar."- F. R. Atay.
2 . tiyatro Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri.
3 . tiyatro Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar: "Butterfly'ı ben orkestrada koltuktan seyrederken sen locada ... idin."- H. C. Yalçın.

Orkestra kelimesi baş harfi O son harfi A olan bir kelime. Başında O sonunda A olan kelimenin birinci harfi O , ikinci harfi R , üçüncü harfi K , dördüncü harfi E , beşinci harfi S , altıncı harfi T , yedinci harfi R , sekizinci harfi A . Başı O sonu A olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ATIL Nedir?


1 . Tembel.
2 . İşsiz, aylak.
3 . Etkisiz, işe yaramaz.
4 . fizik Süreduran.

BAZI Nedir?


1 . Birtakım, kimi: "Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Bazen: "Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİRİNCİ Nedir?


1 . Bir sayısının sıra sıfatı.
2 . isim Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey: "Birincisi ne kadar mağrur ise öbürü o kadar yılışık."- Y. Z. Ortaç.
3 . isim Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse: "Sınıfın birincisi olduğundan imtihanlara girişinde..."- Ö. Seyfettin.
4 . isim Ulaşım araçlarında mevki, sınıf: "Bütün grubu hiç olmazsa ilk ineceğimiz iskeleye kadar birincide götürmek istemişti."- R. N. Güntekin.

ÇALGI Nedir?


1 . Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman.
2 . Çalgı çalma, müzik: "Sokağın dibinde çalgı sesleri işiterek birkaç adım ilerledi."- P. Safa.
3 . Müzik topluluğu: "Çalgı, yerine geçmiş oturmuştu."- E. E. Talu.

ÇALMA Nedir?


1 . Çalmak işi: "Kimsenin bilmediği bir havayı çalmaya başladılar."- H. F. Ozansoy.
2 . Hırsızlık, sirkat: "Rüyamıza kadar giren bu bahçeden elma çalmaya gidiyorduk."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Başa sarılan sarık.
4 . sıfat Çalınmış: "Çalma mal."- .
5 . sıfat Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş: "Çalma çiçekli bir gümüş vazo."- .
6 . halk ağzında Kibrit.

ÇEMBER Nedir?


1 . Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri.
2 . matematik Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi: "Kalbur çemberi."- .
3 . Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak.
4 . Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.
5 . Yazma, yemeni, baş örtüsü: "Çemberimde gül oya / Gülmedim doya doya."- Halk türküsü.
6 . mecaz Aşılması, çözümü güç durum.
7 . spor Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka.

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

DAVUL Nedir?


1 . Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı: "Hafif sesli bütün aletleri susturup davulu sabaha kadar vurdurmak istiyorum."- F. R. Atay.
2 . Bateri.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

HAVA Nedir?


1 . Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.
2 . Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
3 . Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
4 . Gökyüzü: "Havada bir tek bulut yok."- .
5 . Çevreyi kuşatan boşluk: "Tozlar havada uçuşuyordu."- .
6 . Esinti: "Bugün hava olursa yelkenli kalkacak."- .
7 . Müzik parçalarında tür: "Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık."- S. F. Abasıyanık.
8 . Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.
9 . sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz): "Bu sözlerin sonu hava."- .
10 . mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik: "Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar."- H. Taner. 1
1 . mecaz Tarz, üslup: "Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla..."- Y. Z. Ortaç. 1
2 . mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans: "Bugünlük, bu masal havası içinde onunla beraber yaşamalıyız."- S. F. Abasıyanık. 1
3 . mecaz Çekicilik, albeni, alım, cazibe: "Kadın güzel değil ama havası var."- . 1
4 . mecaz Keyif, âlem: "Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz."- .

HAVAS Nedir?

Duyular.

HAVAS Nedir?


1 - Nitelikler, özellikler.
2 - Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir çeşit ayrıcalık gören yurttaş sınıfı, "avam" karşıtı.

KATI Nedir?

Taşlık, °konsa.

KOLTUK Nedir?


1 . Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer: "Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı."- H. E. Adıvar.
2 . Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye: "Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni: "Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, 'koltuk' yapılmıştı."- H. C. Yalçın.
4 . Yapıcılıkta yan destek.
5 . denizcilik Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip.
6 . mecaz Koltuklama veya koltuklanma: "O koltuktan hoşlanmaz."- .
7 . mecaz Kayırma, destek: "Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez."- .
8 . mecaz Yüksek mevki, makam: "Koltuk kavgası."- .
9 . argo Genelev: "Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur."- H. R. Gürpınar.
10 . halk ağzında Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. 1
1 . eskimiş Kenar, tenha yer.

KORO Nedir?

Tek veya çok sesli olarak yazılmış bir müzik eserini seslendirmek için bir araya gelen topluluk: "Her halkevinde müzik öğretmenlerinin kurduğu korolar vardı."- N. Cumalı.

LİRA Nedir?


1 . Yüz kuruş değerinde Türk para birimi, teklik: "Bu pazarlığın yapıldığı zamanda liranın kıymeti vardı."- R. H. Karay.
2 . Bazı ülkelerin para birimi: "Mısır lirası. Suriye lirası."- .
3 . eskimiş Yedi gram ağırlığında altın sikke, sarı lira.

ORKESTRA Nedir?


1 . Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu: "Locadan çıkarken, davulu üstüne on lira atılan orkestra, zeybek havası çalmaya başlar."- F. R. Atay.
2 . tiyatro Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri.
3 . tiyatro Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar: "Butterfly'ı ben orkestrada koltuktan seyrederken sen locada ... idin."- H. C. Yalçın.

PERDE Nedir?


1 . Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü: "Perdeleri nasıl kendi eliyle pencerelere taktığını ... düşündü."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey: "Sinema perdesi. Karagöz perdesi."- .
3 . İki yeri birbirinden ayıran bölme: "Duvarın önüne çekilen tahta perdeye yapıştırılmış ilanlara bakıyordu."- M. Ş. Esendal.
4 . Seste pes perde: "Sonra da ince ve çok acıklı bir perdeden şarkı söylemeye başladı."- A. Mithat.
5 . mecaz Doğruyu görmeye engel olan şey: "Bu sözü duyunca gözlerimdeki perde kalkıverdi."- .
6 . hayvan bilimi Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar.
7 . müzik Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi.
8 . müzik Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer.
9 . tıp (***) Katarakt: "Gözlerine perde inmiş."- .
10 . tiyatro Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri: "Oyunun üç perdesi de böyle alkışlar içinde geçti."- M. Ş. Esendal.

SAHNE Nedir?


1 - İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik gibi her tür gösteri yapmaya uygun yer.
2 - Bir oyun ya da filmin başlıca bölümlerinden her biri.
3 - Görünüm, görüntü.
4 - Tanık olunan, gözlenen olay.
5 - Gösteri sergilenen eğlence yeri ya da tiyatro.
6 - Bir konu ya da çalışma çevresi, çalışma dalı.

SEYİRCİ Nedir?


1 . Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici.
2 . İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici: "Seyircilerin şakalarına tahammül edemedim, tiyatrodan çıktım."- H. Taner.

TİYATRO Nedir?


1 . Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer: "Her tiyatronun holünde ille smokinli bir müdüre rastlayacaksınız."- H. Taner.
2 . Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup: "Tiyatro kuruldu, birinci temsilden sonra da kapandı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Oyun yazma sanatı: "Ben o tarihte, kendimi az çok bir tiyatro yazarı addetmekteyim."- H. F. Ozansoy.
4 . Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü: "Eskiden tiyatro Osmanlıcaya ibret sözü ile çevrilmişti."- F. R. Atay.

TOPLU Nedir?


1 . Topu olan: "Toplu tabanca."- .
2 . Hepsi bir arada bulunan, toplanmış: "Yol, toplu yaşamanın doğurduğu bir gereksinmeyi karşılamak için yapılır."- N. Cumalı.
3 . Birlikte yapılan, kombine.
4 . Düzenlenmiş, dağınık olmayan: "Toplu bir oda."- .
5 . Topunu, tamamını, bütününü içine alan: "Toplu bir bakış."- .
6 . Vücutça dolgun.

ÜFLEMELİ Nedir?

Üflenerek çalınan (çalgı).

ÜSTÜNE Nedir?


1 . İlişkin, üzerine, dair: "Arkadaşım aşk ve evlilik üstüne konuşulacak şeyler bulmuştu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Hesabına: "Kahveci içilen kahveleri Esat Ağanın üstüne yazıyor."- M. Ş. Esendal.
3 . ...-e göre, uygun olarak: "Paris'e yazıldı. Oradan ölçü üstüne gönderdiler, insan Paris'e kendi gidip diktirmeli."- M. Ş. Esendal.
4 . ...-den sonra: "Ben rakının üstüne şarap içmem diyecek oldu."- H. Taner.
5 . Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz: "Memleketten mektup mektup üstüne para istemiyorlardı o sıralarda..."- S. F. Abasıyanık.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

VURMA Nedir?

Vurmak işi.

YAKIN Nedir?


1 - (Zamanda ve yerde) Az bir ara ile ayrılmış olan.
2 - Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
3 - Aralarında sıkı ilgi bulunan.
4 - Benzeyen, andıran.
5 - Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan.
6 - Uzak olmayan yer.
7 - Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost ya da akraba.
8 - Uzak olmayarak.

YALÇIN Nedir?


1 . Dik, sarp: "Yanık ve yalçın araziden geçerken Mehmet Emin Bey'in bir mısrasını hatırladım."- H. E. Adıvar.
2 . Düz, kaygan.

YAYLI Nedir?


1 . Yayı olan: "Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor."- T. Buğra.
2 . Ok ve yayla silahlanmış.
3 . isim Üstü ve yanları kapalı, dört tekerlekli, altında yayları olan, atla çekilen bir tür binek arabası, yaylı araba: "Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla / Savrulmaya başladı karlar etrafımızda."- F. N. Çamlıbel.

YUNAN Nedir?

Yunanistan'da yaşayan veya Yunanistan halkından olan kimse, Yunanistanlı.

ZEYBEK Nedir?


1 . Batı Anadolu efesi: "Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden / Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin"- F. N. Çamlıbel.
2 . Ege yöresine özgü bir müzik veya oyun türü, zeybek havası.

A E K O R R S T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Orkestra,

7 Harfli Kelimeler

Karoser,

6 Harfli Kelimeler

Ekstra, Eskort, Kastor, Koster, Krater, Reosta, Tekrar,

5 Harfli Kelimeler

Akort, Arter, Asker, Esrar, Karst, Kaset, Katre, Kesat, Korse, Korte, Kotra, Ortak, Raket, Rakor, Rekat, Rekor, Roket, Serak, Soket, Sokra, Teras, Torak, Trake,

4 Harfli Kelimeler

Akor, Akse, Aort, Erat, Eros, Kaos, Kare, Karo, Kars, Kart, Kase, Kast, Kora, Kort, Kosa, Kota, Kros, Okar, Orak, Orsa, Orta, Raks, Rast, Rate, Rest, Roka, Rota, Sake, Sako, Sera, Sert, Skor, Sote, Star, Ster, Stok, Stor, Terk, Ters, Toka,

3 Harfli Kelimeler

Aks, Ark, Art, Ask, Ast, Ate, Eko, Erk, Kar, Kas, Kat, Ker, Kes, Ket, Kor, Kot, Ora, Ret, Rot, Sak, Sek, Ser, Set, Tak, Tar, Tas, Tek, Ter, Tok, Tor, Tos,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Ar, As, At, Ek, Er, Es, Et, Ke, Ok, Ot, Ra, Re, Se, Ta, Te,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.