OMUZLAMAK (TDK)


1 . Omzuna almak.
2 . Omzuyla dayayıp itmek.
3 . mecaz Destek vermek: "Adam olanı bir defa omuzlamak yeter."- .
4 . mecaz Bir iş veya görevi yüklenmek, sorumluluk almak.
5 . argo Alıp götürmek, sırtlayıp kaçırmak, aşırmak.

Omuzlamak kelimesi baş harfi O son harfi K olan bir kelime. Başında O sonunda K olan kelimenin birinci harfi O , ikinci harfi M , üçüncü harfi U , dördüncü harfi Z , beşinci harfi L , altıncı harfi A , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı O sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALMA Nedir?


1 . Almak işi.
2 . Alıntı, iktibas: "Ondan acemicesine alma olarak."- Muallim Naci.
3 . spor Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi, transfer.

ALMAK Nedir?


1 . Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- N. Cumalı.
2 . (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: "Çocuğu okuldan aldı."- .
3 . Birlikte götürmek.
4 . (nsz) Satın almak: "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.
5 . (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.
6 . (nsz) İçine sığmak: "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."- .
7 . (-e, nsz) Kabul etmek: "Evine kiracı almak."- .
8 . (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: "Mektup almak. Haber almak."- .
9 . (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- .
10 . (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. Ş. Esendal. 1
1 . (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- . 1
2 . (nsz) Kazanmak, elde etmek. 1
3 . (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: "Soğuk almak. Ceza almak."- . 1
4 . (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 . (-den) Kısaltmak, eksiltmek: "Ceketin boyundan almak."- . 1
6 . (nsz) Yolmak, koparmak: "Kaş almak."- . 1
7 . Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 . Temizlemek: "Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- . 1
9 . (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.
20 . (nsz) Tat veya koku duymak: "Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır."- . 2
1 . (-i, -e) Örtmek, koymak: "Paltosunu sırtına aldı."- . 2
2 . (-i, -e) ... gibi anlamak: "Bir sözü şakaya almak."- . 2
3 . (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: "O yolu bir saatte alırsınız."- . 2
4 . (-i, -den) Çalmak: "Cebimden saatimi almışlar."- . 2
5 . Soldurmak: "Güneş perdelerin rengini aldı."- . 2
6 . Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: "Dalağını aldılar."- . 2
7 . (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner. 2
8 . (nsz) Göreve, işe başlatmak: "Yeni bir kapıcı aldı."- . 2
9 . (nsz) Başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.
30 . (-den) Davranış veya makam değiştirmek: "Aşağıdan almak. Tizden almak."- . 3
1 . (nsz) İçecek veya sigara içmek: "Tadına bakmak için bir yudum aldım."- . 3
2 . (nsz) Yutmak, kullanmak: "İlaç almak."- . 3
3 . (-den) Görevden, işten çekmek. 3
4 . (-den, nsz) Kazanç sağlamak: "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- . 3
5 . Gidermek, yok etmek: "İçine biraz su koy, tuzunu alır."- .

ALMAK Nedir?


1 - Bir şeyi ya da kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
2 - Bir şeyi, bir nesneyi elle, araçla vb. ile tutarak bulunduğu yerden ayırmak,kaldırmak.
3 - Yanında bulundurmak.
4 - Birlikte götürmek.
5 - Satın almak.
6 - İçine sığmak.
7 - Kabul etmek.
8 - Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
9 - İçeri sızmak, içine çekmek.
10 - (Erkek, kadın için)...ile evlenmek. 1
1 - Sürükleyip götürmek. 1
2 - Kazanmak, elde etmek. 1
3 - Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. 1
4 - Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 - Kısaltmak, eksiltmek. 1
6 - Yolmak, koparmak. 1
7 - Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 - Temizlemek. 1
9 - (Duş, banyo için) Yapmak; yıkanmak.
20 - (İçeri) Götürmek. 2
1 - Bir yeri savaşla ele geçirmek, fethetmek. 2
2 - (Tat ya da koku için) Duymak. 2
3 - Örtmek, koymak. 2
4 - (Süre için) Değiştirmek. 2
5 - (-e)...gibi anlamak. 2
6 - Başlamak. 2
7 - Davranış ya da makam değiştirmek. 2
8 - (İçecek ya da sigara için) İçmek. 2
9 - Yutmak; kullanmak.
30 - (Yol için) Gitmek. 3
1 - Çalmak. 3
2 - Göreve, işe başlatmak. 3
3 - Görevden,işten çekmek. 3
4 - Kazanç sağlamak. 3
5 - (Ölüm nedeniyle) Ayrılmak. 3
6 - Gidermek, yok etmek. 3
7 - Soldurmak. 3
8 - Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. 3
9 - (Motor) Çalışması için gerekli olan elektrik ya da yakıttan yararlanır duruma gelmek.
40 - Alışmak (Örgü, elişi vb.).

ARGO Nedir?


1 . Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz veya deyim.
2 . Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı, jargon.
3 . mecaz Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

AŞIR Nedir?


1 - On sayısı.
2 - Bir dinsel tören sırasında ya da cemaatle namaz kılındıktan sonra Kuran'dan okunan on ayetlik bölüm.

AŞIRMA Nedir?


1 . Aşırmak işi: "Hemen bir yolunu bulurlar yükü üstlerinden aşırmanın."- A. Ağaoğlu.
2 . mimarlık Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.
3 . sıfat Aşırılmış: "Aşırma bir eser."- .
4 . halk ağzında Küçük kazan, kova, bakraç.
5 . edebiyat Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal.
6 . hukuk Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas.

AŞIRMAK Nedir?


1 . Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek.
2 . (-i), argo Çalmak, çalıp götürmek, araklamak: "Borcunu ödeyemeyecek fakat bavulunu oradan nasıl aşırabilecekti?"- H. R. Gürpınar.
3 . (-i, -e) Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak: "Yangın büyüyünce eşyayı bostana aşırdılar."- .
4 . edebiyat Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek.

DEFA Nedir?

Kez, kere: "İlk defa bu fikir, bir fikir olmaktan çıktı."- Y. K. Beyatlı.

DESTEK Nedir?


1 . Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda.
2 . Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil: "Şamdan, sehpa, sacayak birer destektir."- .
3 . ekonomi Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi.
4 . askerlik Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma.
5 . fizik Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru.
6 . mecaz Maddi ve manevi yardımcı, dayanak: "Kızardı, söylenirdi ama gene de tek desteği oydu hayatta."- O. Hançerlioğlu.

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

GÖREV Nedir?


1 . Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş.
2 . İşlev.
3 . Resmî iş, vazife: "Cavit Bey, görevi ona verdiği gün, Abdi Bey çok sevinmişti."- A. İlhan.
4 . Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.
5 . dil bilgisi Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş.
6 . fizyoloji Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.
7 . matematik Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi.

GÖTÜRMEK Nedir?


1 . Taşımak, ulaştırmak veya koymak: "Hamalın biri, sırtına koca bir ayna vurmuş, götürüyordu."- H. Taner.
2 . (-i, -e) Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.
3 . (-i, -e) Bir şeyi yakından uzağa götürmek.
4 . Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek: "Bir mermi bacağını götürdü. Duvarı su götürdü."- .
5 . (nsz) Öldürmek: "Hastalık çok insan götürdü."- .
6 . (-e) Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek.
7 . (-i, -e) Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek: "Beni evime kadar götürdü."- .
8 . (-e) Bir sonuca vardırmak: "Bitirmeden şunu da söyleyeyim, ahlaka, gerçek ahlaka götüren başlıca yollardan biri de aşktır."- N. Ataç.
9 . Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak: "Eksiler artıları götürdü."- .
10 . argo Tümüyle sahip olmak. 1
1 . argo Çalmak.

İTME Nedir?

İtmek işi.

İTMEK Nedir?


1 - Bir şeyi güç uygulayarak ileri götürmek.
2 - (Kapı, pencere vb. için) Güç uygulayarak açmak ya da kapamak.
3 - Bulunduğu yerden aşağı düşürmek.
4 - Sürüklemek, sevk etmek.
5 - Kendinden uzaklaştırmak, olumsuz bir etki yaratmak.
6 - Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisinden uzaklaşmaya zorlamak, "çekmek" karşıtı.
7 - Bastırmak.

KAÇIRMA Nedir?

Kaçırmak işi.

KAÇIRMAK Nedir?


1 . Kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak.
2 . Bir işi belirlenen zamanda yapamamak: "Maçı kaçırdım."- .
3 . (nsz) Zor kullanarak yanında götürmek: "Kız kaçırmak."- .
4 . Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek: "Fırsatı kaçırdım."- .
5 . Yararlanamamak: "Penaltıyı kaçırdı."- .
6 . Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak: "Söylene söylene adamı kaçırdı."- .
7 . (-den, nsz) Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak: "İcradan eşya kaçırdılar."- .
8 . (nsz), hukuk Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak: "Uyuşturucu kaçırmak."- .
9 . (nsz) Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek: "Kulübün yemeğinde biraz fazlaca kaçırmıştım."- H. Taner.
10 . (nsz) Sıvı, gaz vb. sızdırmak: "Çakmak, gaz kaçırıyor."- . "Makine buhar kaçırıyor."- . 1
1 . (-e) İstemeyerek altını kirletmek: "Donuna kaçırmak."- . 1
2 . (nsz) Delirmek: "Zavallı kaçırmış."- . 1
3 . Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek: "Usturayı elimden kaçırdım, yanağımı kestim."- . 1
4 . (-i, -den) Birini veya bir şeyi göstermemek: "Karısını benden kaçırıyor."- . 1
5 . spor Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak. 1
6 . spor Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OMUZLAMAK Nedir?


1 . Omzuna almak.
2 . Omzuyla dayayıp itmek.
3 . mecaz Destek vermek: "Adam olanı bir defa omuzlamak yeter."- .
4 . mecaz Bir iş veya görevi yüklenmek, sorumluluk almak.
5 . argo Alıp götürmek, sırtlayıp kaçırmak, aşırmak.

SORUMLULUK Nedir?

Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet: "Babam bütün sorumluluğu üzerine aldı."- M. Yesari.

VERME Nedir?

Vermek işi: "İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı."- M. Ş. Esendal.

VERMEK Nedir?


1 - (Üzerinde ya da yakınında olan bir şeyi) Birisine eriştirmek, iletmek.
2 - Bırakmak ya da bağışlamak.
3 - Ondan bilmek °atfetmek.
4 - (Düşünce ya da bilgi anlatan şeyler için) Başkalarına iletmek, bildirmek.
5 - Döndürmek, çevirmek, yöneltmek.
6 - Herhangi bir duruma yol açmak.
7 - (Eğlenceli toplantı) Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
8 - (Sanatçı) Topluluk önünde sanatını göstermek, °icra etmek.
9 - Satmak.
10 - Biriyle evlendirmek. 1
1 - (-i) Ödemek. 1
2 - Yaymak. 1
3 - Ürün üretmek. 1
4 - Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. 1
5 - Tümünü herhangi bir duruma sokmak. 1
6 - Sahip olmasını sağlamak. 1
7 - (Bir şey üzerinde) Etki yapmak, biçimini değiştirmek. 1
8 - Saptamak, tespit etmek. 1
9 - Kazandırmak, katmak.
20 - Ayırmak, harcamak. 2
1 - Dayamak. 2
2 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) ulaç eki almış eylemsilerle tezlikbildirir. 2
3 - Dilek bildiren birleşik eylemler yapar.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YETER Nedir?


1 . İhtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi.
2 . ünl. “Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz.

YÜKLENME Nedir?

Yüklenme işi.

YÜKLENMEK Nedir?


1 . Yükleme işi yapılmak veya yükleme işine konu olmak: "Daha şimdiden evin bütün işleri Peyker'in üstüne yüklenmiş."- M. Ş. Esendal.
2 . Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak: "Araba durdukça önümdekine, kalktıkça arkamdakine yükleniyorum."- B. Felek.
3 . (-i) Bir yükü taşımayı üstüne almak: "Bavulları yüklendi."- .
4 . mecaz Üstüne düşmek, zorlamak: "Hep birden yüklenmişlerdi o zaman Rahmi'ye; saygısızlık ettin, kırdın diye."- T. Buğra.
5 . (-i), mecaz Bir şeyi yapmayı kabul etmek, üstüne almak.

A A K L M M O U Z Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Omuzlamak,

8 Harfli Kelimeler

Omuzlama, Zumlamak,

7 Harfli Kelimeler

Kumlama, Mozalak, Zumlama,

6 Harfli Kelimeler

Kaloma, Mazlum, Mukoza, Oklama, Olamaz, Ulamak, Uzamak,

5 Harfli Kelimeler

Akmaz, Almak, Azmak, Kalma, Kazma, Kolza, Kumla, Lakoz, Lokma, Lokum, Makam, Makul, Malak, Malaz, Malum, Mamak, Mamul, Mazak, Mozak, Okuma, Olmak, Olmaz, Ukala, Ulama, Ummak, Uzama,

4 Harfli Kelimeler

Akma, Alaz, Alma, Amal, Amma, Azma, Azol, Kala, Kama, Kamu, Kaza, Kola, Koma, Koza, Kula, Kuma, Laka, Lama, Laza, Mala, Mama, Moka, Mola, Okul, Olma, Oluk, Omuz, Ulak, Ulam, Umma, Uzak, Uzam, Zamk, Zoka, Zula,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Alo, Ama, Aza, Kal, Kam, Kaz, Kol, Kom, Koz, Kul, Kum, Kuz, Lak, Lam, Laz, Lok, Mal, Mum, Muz, Oma, Ula, Uzo, Zam, Zom, Zum,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, Az, La, Ok, Ol, Om, Uz,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.