OLUKLAŞMAK (TDK)

Oluk durumuna girmek, oluk görünümü almak.

Oluklaşmak kelimesi baş harfi O son harfi K olan bir kelime. Başında O sonunda K olan kelimenin birinci harfi O , ikinci harfi L , üçüncü harfi U , dördüncü harfi K , beşinci harfi L , altıncı harfi A , yedinci harfi Ş , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi A , onuncu harfi K . Başı O sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALMA Nedir?


1 . Almak işi.
2 . Alıntı, iktibas: "Ondan acemicesine alma olarak."- Muallim Naci.
3 . spor Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi, transfer.

ALMAK Nedir?


1 . Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- N. Cumalı.
2 . (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: "Çocuğu okuldan aldı."- .
3 . Birlikte götürmek.
4 . (nsz) Satın almak: "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.
5 . (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.
6 . (nsz) İçine sığmak: "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."- .
7 . (-e, nsz) Kabul etmek: "Evine kiracı almak."- .
8 . (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: "Mektup almak. Haber almak."- .
9 . (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- .
10 . (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. Ş. Esendal. 1
1 . (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- . 1
2 . (nsz) Kazanmak, elde etmek. 1
3 . (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: "Soğuk almak. Ceza almak."- . 1
4 . (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 . (-den) Kısaltmak, eksiltmek: "Ceketin boyundan almak."- . 1
6 . (nsz) Yolmak, koparmak: "Kaş almak."- . 1
7 . Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 . Temizlemek: "Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- . 1
9 . (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.
20 . (nsz) Tat veya koku duymak: "Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır."- . 2
1 . (-i, -e) Örtmek, koymak: "Paltosunu sırtına aldı."- . 2
2 . (-i, -e) ... gibi anlamak: "Bir sözü şakaya almak."- . 2
3 . (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: "O yolu bir saatte alırsınız."- . 2
4 . (-i, -den) Çalmak: "Cebimden saatimi almışlar."- . 2
5 . Soldurmak: "Güneş perdelerin rengini aldı."- . 2
6 . Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: "Dalağını aldılar."- . 2
7 . (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner. 2
8 . (nsz) Göreve, işe başlatmak: "Yeni bir kapıcı aldı."- . 2
9 . (nsz) Başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.
30 . (-den) Davranış veya makam değiştirmek: "Aşağıdan almak. Tizden almak."- . 3
1 . (nsz) İçecek veya sigara içmek: "Tadına bakmak için bir yudum aldım."- . 3
2 . (nsz) Yutmak, kullanmak: "İlaç almak."- . 3
3 . (-den) Görevden, işten çekmek. 3
4 . (-den, nsz) Kazanç sağlamak: "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- . 3
5 . Gidermek, yok etmek: "İçine biraz su koy, tuzunu alır."- .

ALMAK Nedir?


1 - Bir şeyi ya da kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
2 - Bir şeyi, bir nesneyi elle, araçla vb. ile tutarak bulunduğu yerden ayırmak,kaldırmak.
3 - Yanında bulundurmak.
4 - Birlikte götürmek.
5 - Satın almak.
6 - İçine sığmak.
7 - Kabul etmek.
8 - Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
9 - İçeri sızmak, içine çekmek.
10 - (Erkek, kadın için)...ile evlenmek. 1
1 - Sürükleyip götürmek. 1
2 - Kazanmak, elde etmek. 1
3 - Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. 1
4 - Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 - Kısaltmak, eksiltmek. 1
6 - Yolmak, koparmak. 1
7 - Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 - Temizlemek. 1
9 - (Duş, banyo için) Yapmak; yıkanmak.
20 - (İçeri) Götürmek. 2
1 - Bir yeri savaşla ele geçirmek, fethetmek. 2
2 - (Tat ya da koku için) Duymak. 2
3 - Örtmek, koymak. 2
4 - (Süre için) Değiştirmek. 2
5 - (-e)...gibi anlamak. 2
6 - Başlamak. 2
7 - Davranış ya da makam değiştirmek. 2
8 - (İçecek ya da sigara için) İçmek. 2
9 - Yutmak; kullanmak.
30 - (Yol için) Gitmek. 3
1 - Çalmak. 3
2 - Göreve, işe başlatmak. 3
3 - Görevden,işten çekmek. 3
4 - Kazanç sağlamak. 3
5 - (Ölüm nedeniyle) Ayrılmak. 3
6 - Gidermek, yok etmek. 3
7 - Soldurmak. 3
8 - Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. 3
9 - (Motor) Çalışması için gerekli olan elektrik ya da yakıttan yararlanır duruma gelmek.
40 - Alışmak (Örgü, elişi vb.).

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

GİRME Nedir?

Girmek işi: "Fatoş'un içeri girmesiyle sabahtan beri esen kederli havanın dağılması bir oldu."- S. F. Abasıyanık.

GİRMEK Nedir?


1 . Dışarıdan içeriye geçmek: "İçeri girdiklerinde birinci film çoktan başlamıştı."- H. Taner.
2 . Sığmak: "Elim bu eldivene girmiyor."- .
3 . Katılmak, iltihak etmek: "Bugün edebiyat imtihanına girdim."- Y. Z. Ortaç.
4 . Almak, fethetmek: "Ordularımız İstanbul'a girdiler."- M. Ş. Esendal.
5 . İncelemek, ayrıntılara inmek.
6 . Girişmek, başlamak: "Kaçırdım gene ipin ucunu, bir türlü konuya giremiyorum."- N. Ataç.
7 . Bulaşmak: "Koyunlara kelebek hastalığı girdi."- .
8 . (nsz) Zaman anlamlı kavramlar için gelmek: "İlkbahar girdi."- .
9 . (nsz) Ağrı, sancı başlamak, saplanmak.
10 . Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek: "Göğün morlaşan kenarı eriyor, menekşe rengine giriyordu."- Ö. Seyfettin. 1
1 . İyice anlamak, iyice bilmek. 1
2 . Kavgaya tutuşmak. 1
3 . Başlamak. 1
4 . Erişmek, ulaşmak: "Yirmisine girdi."- . 1
5 . Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. 1
6 . Yazılmak, başlamak: "Okula girdi."- . 1
7 . Yemek yemek.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜNÜM Nedir?

Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon: "O geniş caddeler bugünkü hazin görünümleriyle nihayet bulurlar. Edebiyatın özlemleri acı bir batkıya uğrar."- S. İleri.

OLUK Nedir?


1 - Bir şeyin akmasına yarayan üst yanı açık boru.
2 - Yağmur sularını damların kenarlarına toplayıp akıtan yatay konumlu,genellikle çinko vb. boru.
3 - Kırık ya da hasta bir organı içine yerleştirerek hareketsiz tutmaya yarayan araç.
4 - Kimi organlarda oluk görünümlü yer.
5 - Bir şeyin üzerinde oyulmuş yol.
6 - Ay yüzeyinde görülen uzun yarıklardan her biri.

A A K K L L M O U Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Koşullamak, Okullaşmak, Oluklaşmak,

9 Harfli Kelimeler

Koşullama, Kullaşmak, Okullaşma, Oluklaşma,

8 Harfli Kelimeler

Koklaşma, Kollamak, Koşulmak, Kullaşma,

7 Harfli Kelimeler

Kakaolu, Koklama, Kokuşma, Kollama, Koşulma, Muallak, Oklamak, Okşamak, Oluşmak, Ulaşmak,

6 Harfli Kelimeler

Alakok, Kalkma, Kalmak, Kaloma, Kaşkol, Kokmuş, Kolluk, Koşmak, Kuşlak, Laklak, Loşluk, Maşuka, Mualla, Oklama, Okşama, Okumak, Oluşma, Şallak, Ulamak, Ulaşma,

5 Harfli Kelimeler

Akkuş, Akmak, Akşam, Alkol, Almak, Almaş, Aşmak, Kakao, Kakma, Kalak, Kalma, Kokma, Kokuş, Kollu, Komşu, Koşam, Koşma, Koşuk, Koşul, Koşum, Kukla, Kulak, Kumaş, Kumla, Kuşak, Lokal, Lokma, Lokum, Makak, Makul, Malak, Malul, Maşuk, Molla, Okluk, Okuma, Olmak, Olmuş, Şakak, Şakul,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Akma, Alma, Amal, Aşma, Kaka, Kala, Kama, Kamu, Kloş, Koka, Koku, Kola, Koma, Koşa, Koşu, Kuka, Kula, Kuma, Laka, Lala, Lama, Maaş, Mala, Maşa, Moka, Mola, Okka, Okul, Olma, Oluk, Oluş, Şaka, Şama, Ulak, Ulam, Ulaş, Uşak,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Alo, Ama, Aşk, Kak, Kal, Kam, Kaş, Kok, Kol, Kom, Kul, Kum, Kuş, Lak, Lal, Lam, Lok, Loş, Mal, Maş, Muş, Oma, Şak, Şal, Şok, Şom, Şua, Ula,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, Aş, La, Ok, Ol, Om, Şu,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.