Sonunda n olan 2 harfli 7 kelime var. N harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde n harfi olan kelimeler listesine ya da başında n harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ON

  1. [isim] Dokuzdan sonra gelen sayının adı
    • "Haftada iki gün oruç tutmazsan on parmağım boğazında olsun, dedi." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "On parmağınızda on kara, iftira üstüne iftira çalıyorsunuz." (Tarık Buğra)
  2. Bu sayıyı gösteren 10, X rakamlarının adı
  3. [sıfat] Dokuzdan bir artık

EN

  1. [isim] Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı
    • "Kumaşın eni. Yolun eni. Kâğıdın eni."

UN

  1. [isim] Öğütülerek toz durumuna getirilmiş tahıl ve başka besin maddeleri
    • "İstanbul'da mısır unundan baklava yapılırmış, diye bir gün köye geldi." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Yok, yok... Ben unumu eledim, eleğimi astım. Benim gibi evli, çoluk çocuk sahibi adamlara öyle yerlere gitmek yakışır mı?" (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "O solucanları un ufak eden çocukların hırsına kapılmıştı." (Tarık Buğra)
    • "... bir yer sarsıntısı ile un ufak olan evlerde yaşıyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)

AN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Zamanın bölünemeyecek kadar kısa parçası, lahza

ÜN

  1. [isim] Ses
    • "Dünyaca ün almış Mark Twain Derneğinin fahri üyeliğini aldığını duyunca..." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi." (Halide Edip Adıvar)
  2. İyi bir nitelikte bilinip tanınmış olma durumu, şöhret, şan, nam, ad
    • "O kadar ünü ve başarıyı yakıştıramamıştı bu yüze." (Tarık Buğra)

ÖN

  1. [isim] Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı
    • "Beş on kişi, köşkün önünde toplandık." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Sıraya koyunca en önemlisini öne almak lazım geldi." (Burhan Felek)
    • "Yendiğimiz orduların bize üstün gelişi, bu çok acı hakikati önümüze serdi." (Orhan Seyfi Orhon)
    • "Yangının önü alındı."
  2. Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer, karşı
    • "Altmış yaşında anamın önünde sigara içmek istemezdim." (Burhan Felek)
    • "Siz öne düşün. Ne derseniz onu deriz." (Ahmet Rasim)
    • "Kim olursa olsun önüme çıkanla yeniden evleneceğim." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Delikanlı Haydar ustanın önüne düştü, Hasip Bey'in evine geldiler." (Yahya Kemal)
  3. Bir kimsenin ilerisi
    • "Bir aralık önümüzden şarkı sesleri geldi." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Kasabaya kömür indiren dağ köylülerinin önlerine çıkıp yol kesen haydutlar." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Yakın gelecek zaman
    • "Önümüz kış."
  5. Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü
    • "Uçuk siyah renkli çarşaf pelerinin önü açık." (Peyami Safa)
  6. Önce olan, ilk
    • "Ön söz. Ön görüşme."
  7. Civar, yöre
    • "Kanlıca önlerine geldiler."
  8. [sıfat] Benzerler arasında bakılan veya gidilen yönde olan
    • "Ben, Anafartalar'da Mustafa Kemal'in bulunduğu en ön siperlerde de kurşun attım." (Aka Gündüz)

İN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İnsan
    • "... ortada in cin görünmüyor ama istasyonla otel arasındaki bulvar elektrik ışığında bembeyaz..." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Adam inlerle cinlerin top oynadığı yolda mezarlığın yıkık duvarına sıçradı." (Çetin Altan)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü