MUKABELE (TDK)


1 . Karşılık verme, karşılama, karşılık.
2 . Karşı gelme, başkaldırma.
3 . Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur'an okumasını bilenlerin gözleriyle Kur'an'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi.
4 . eskimiş Karşılaştırma, karşılıklı yapılan okuma.

Mukabele kelimesi baş harfi M son harfi E olan bir kelime. Başında M sonunda E olan kelimenin birinci harfi M , ikinci harfi U , üçüncü harfi K , dördüncü harfi A , beşinci harfi B , altıncı harfi E , yedinci harfi L , sekizinci harfi E . Başı M sonu E olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BAŞKALDIRMA Nedir?

Başkaldırı: "Tartışma, insanların ızdırap ve acıya karşı duydukları başkaldırıya dayanıyordu."- H. E. Adıvar.

BİLE Nedir?


1 . Da, de, dahi: "Bir damlası bile deniz hakkında bize ilmî bir fikir vermeye yetişir."- R. H. Karay.
2 . zarf, eskimiş Birlikte.
3 . zarf Üstelik: "Konuşmadılar bile."- .

BİLEN Nedir?

Bilgisi olan, bilgin, °âlim.

BİLME Nedir?


1 . Bilmek işi.
2 . felsefe Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma.
3 . felsefe Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

DİNLEME Nedir?

Dinlemek işi: "Onu gece yarılarına kadar dinleme fedakârlığı yine bize düşer."- H. Taner.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

ETME Nedir?

Etmek işi.

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

HATİM Nedir?


1 - Sona erdirme, bitirme.
2 - Kuran'ı başından sonuna değin okuma.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KARŞILAMA Nedir?


1 . Karşılamak işi, istikbal.
2 . halk ağzında Trakya ve Marmara bölgesinde oynanan bir halk oyunu veya bu oyunun müziği.

KARŞILAŞTIRMA Nedir?

Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese.

KARŞILIK Nedir?


1 . Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele: "Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu."- H. R. Gürpınar.
2 . Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.
3 . Cevap, yanıt.
4 . Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel: "Bir buçuk aylığının karşılığı olan üç yüz lira hatırı sayılır bir para idi."- R. H. Karay.
5 . Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.

KARŞILIKLI Nedir?


1 . İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil: "Karşılıklı yardım. Karşılıklı saygı."- .
2 . Birbirine karşı bulunan: "Salıncağın üzerinde karşılıklı ayakta duran kızlar, fıldır fıldır dönüyorlardı."- O. C. Kaygılı.
3 . zarf Birbirlerine karşılık olarak: "Çevredeki halk ise iki olmuş, bir kısmı satana, öbürü alana yardım ediyor; karşılıklı bağrışıyorlar."- R. H. Karay.
4 . zarf Birbiriyle ilgili olarak.

OKUMA Nedir?

Okumak işi, kıraat: "Okuması vardı, yazması azdı."- B. Felek.

TAKİP Nedir?


1 . Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme, izleme: "Hazım Aslan'ı, bir polis hafiyesi gibi günlerce takipten sonra bulmaya muvaffak oldum."- H. E. Adıvar.
2 . Ardınca gitme veya gelme: "Çocuk, babasının kendisini takibinden memnun olmadı."- .
3 . Kovuşturma, kovuşturulma: "Savcılık, basın suçlarının takibinden sorumludur."- .
4 . mecaz İzinden gitme, uyma, izleme: "Atatürk'ün düşüncelerini takip, gençliğin başlıca amacıdır."- .
5 . askerlik Geri çekilmekte olan düşmanı yok etmek için yapılan hareket.

TOPLU Nedir?


1 . Topu olan: "Toplu tabanca."- .
2 . Hepsi bir arada bulunan, toplanmış: "Yol, toplu yaşamanın doğurduğu bir gereksinmeyi karşılamak için yapılır."- N. Cumalı.
3 . Birlikte yapılan, kombine.
4 . Düzenlenmiş, dağınık olmayan: "Toplu bir oda."- .
5 . Topunu, tamamını, bütününü içine alan: "Toplu bir bakış."- .
6 . Vücutça dolgun.

VERME Nedir?

Vermek işi: "İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı."- M. Ş. Esendal.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YÜKSEK Nedir?


1 . Yukarıda, üst tarafta olan yer: "Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı: "... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı."- Ö. Seyfettin.
3 . sıfat Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan: "İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor."- H. Taner.
4 . sıfat Güçlü, etkili, şiddetli: "Yüksek basınç. Yüksek gerilim."- .
5 . sıfat Derece veya makamı bakımından üstün: "Yüksek kurul."- .
6 . sıfat Normal değerlerin üstünde olan, çok: "Türk milletinin karakteri yüksektir."- Atatürk.
7 . sıfat, mecaz Erdemli, faziletli: "Yüksek duygu."- .
8 . sıfat, mecaz Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan: "Yüksek sosyete."- .
9 . zarf Büyük para ile: "Yüksek oynamak."- .

A B E E K L M U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Mukabele,

6 Harfli Kelimeler

Bulmak, Makbul, Makule,

5 Harfli Kelimeler

Amele, Belek, Bukle, Bulak, Bulma, Eklem, Elmek, Emlak, Kabul, Kalem, Kelam, Kelem, Kemal, Kumla, Makul, Melek, Ulema,

4 Harfli Kelimeler

Abuk, Alem, Amel, Bale, Beka, Bela, Blum, Buke, Bula, Ekme, Elek, Elem, Elma, Emek, Emel, Kabe, Kale, Kame, Kamu, Kebe, Kele, Keme, Kula, Kule, Kuma, Lake, Lame, Leke, Meal, Meke, Ulak, Ulam,

3 Harfli Kelimeler

Abe, Abu, Bak, Bal, Bek, Bel, Bul, Ebe, Eke, Ela, Elk, Kal, Kam, Kel, Kem, Kul, Kum, Lak, Lam, Leb, Mal, Ula,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Ak, Al, Am, Be, Bu, Ek, El, Em, Ke, La, Le, Me,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.