MOLOZ (TDK)


1 . Toprak ve kireçle karışık taş kırıntıları, yapı döküntüsü.
2 . mecaz Değersiz, işe yaramaz şey veya kimse.

Moloz kelimesi baş harfi M son harfi Z olan bir kelime. Başında M sonunda Z olan kelimenin birinci harfi M , ikinci harfi O , üçüncü harfi L , dördüncü harfi O , beşinci harfi Z . Başı M sonu Z olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

DEĞER Nedir?


1 . Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet, valör.
2 . Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
3 . Yüksek ve yararlı nitelik.
4 . Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
5 . felsefe Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
6 . matematik Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
7 . Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

DEĞERSİZ Nedir?

Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemsiz, kıymetsiz, naçiz.

DÖKÜNTÜ Nedir?


1 . Dökülmüş, saçılmış şeyler: "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar."- Y. K. Beyatlı.
2 . Bir topluluktan geri kalmış kimseler.
3 . Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi.
4 . Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı.
5 . mecaz Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse: "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz."- H. C. Yalçın.
6 . sıfat, mecaz İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat: "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler."- Ç. Altan.
7 . tıp (***) Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti.
8 . coğrafya Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer.

KARIŞIK Nedir?


1 . Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş: "Karışık salata."- .
2 . Karışmış olan, düzensiz, dağınık, intizamsız.
3 . Saf olmayan: "Karışık süt."- .
4 . Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan: "Bana ne, bu bir yığın ne olduğunu anlamadığım, karışık dolambaçlı işten!"- N. Cumalı.
5 . Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık: "Tuhaf şey! Hakikaten karışık bir kadın."- P. Safa.
6 . halk ağzında Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan.

KIRINTI Nedir?


1 . Bir şeyden ayrılan küçük parça: "Beyaz etekliğindeki ekmek kırıntılarını kuşlara serper."- S. F. Abasıyanık.
2 . mecaz Küçük kalıntı: "Babamdan biraz kırıntı kalmasa beyin parasıyla bu sosyete hayatının yanına yaklaşabilir miyiz?"- H. E. Adıvar.
3 . halk ağzında Kurumak için kesilip yerde bırakılan odun.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KİREÇ Nedir?


1 . Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit, (CaO): "Duvarlar kireç badanalı idi."- S. F. Abasıyanık.
2 . Kalsiyum hidroksit, Ca(OH).

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

TOPRAK Nedir?


1 . Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü: "Kara toprak. Kireçli toprak. Killi toprak."- .
2 . sıfat Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış: "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Arazi, tarla: "Köylüye toprak dağıtmak."- .
4 . jeoloji Kara: "Toprağa ayak basmak."- .
5 . mecaz Ülke: "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok."- R. E. Ünaydın.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YARAMAZ Nedir?


1 . Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan.
2 . Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı: "Annesine bakabilmek için akşama kadar elliye yakın yaramazın kahrını çekiyordu."- R. N. Güntekin.
3 . Çapkın.

L M O O Z Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Moloz,

3 Harfli Kelimeler

Zom,

2 Harfli Kelimeler

Ol, Om,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.