MENZİL (TDK)


1 . Yolculukta dinlenmek amacıyla durulan yer, konak: "Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalana / Biz menzile vararak atları çektik hana."- F. N. Çamlıbel.
2 . İki konak arasındaki uzaklık.
3 . Bir günlük yol.
4 . askerlik Bir merminin ulaşabildiği uzaklık, erim (I): "Top menzili."- .
5 . askerlik Ordunun cephe gerisi işlerinin bütünü: "Ne yedi ne içti, bir menzil subayının bütün gayreti ile çalıştı."- F. R. Atay.
6 . tarih At değiştirmek veya konaklamak için kervanların ve posta tatarlarının indikleri bina veya han.
7 . tarih Ok atma yarışlarında erişilen mesafe: "Sonra yine menzil ölçülmüş, yeni bir rekor kırdığı anlaşılmıştır."- S. Birsel.

Menzil kelimesi baş harfi M son harfi L olan bir kelime. Başında M sonunda L olan kelimenin birinci harfi M , ikinci harfi E , üçüncü harfi N , dördüncü harfi Z , beşinci harfi İ , altıncı harfi L . Başı M sonu L olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ASKER Nedir?


1 . Orduda görev yapan erden generale kadar herkes.
2 . Askerlik görevi veya ödevi: "Askere gitmek. Askerden dönmek."- .
3 . Er: "Dışarıda kolları kırmızı beyaz işaretli askerlerin taşıdığı boş sedyeler süratle uzaklaşıyor"- N. Hikmet.
4 . sıfat Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli: "Asker adam."- .
5 . sıfat Yurdun korunması yolunda iyi dövüşmesini başaran: "Asker millet."- .

ASKERLİK Nedir?

Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye.

BİNA Nedir?


1 . Yapı: "Yalı, çok pencereli, iki katlı, yayvan bir binadır."- B. Felek.
2 . eskimiş, dil bilgisi Arapça fiil çatısını konu edinen bilim ve kitap: "Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur."- .
3 . eskimiş, dil bilgisi Çatı.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

CEPHE Nedir?


1 . Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü: "Başını kaldırarak köşkün karanlık cephesine baktı."- P. Safa.
2 . Belli bir düşünce, istek çevresinde sağlanan beraberlik.
3 . mecaz Yan, yön, taraf: "Hakikatin binbir cephesi ve başka başka görünüşleri yok mudur?"- A. Ş. Hisar.
4 . askerlik Üzerinde savaşın sürdüğü bölge: "Meydan muharebesi, yüz kilometrelik cephe üzerinde cereyan ediyordu."- Atatürk.
5 . denizcilik Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır.
6 . meteoroloji Yerde veya daha yükseklerde sıklık, sıcaklık bakımından iki ayrı hava yığınının karşılaştıkları yer.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇALIŞ Nedir?

Çalma işi: "Her muganninin okuyuşu, her çalanın çalışı yine şahsidir ve ayrıdır."- Y. K. Beyatlı.

ÇAMLI Nedir?

Çamı bulunan.

DEĞİŞTİRMEK Nedir?


1 . Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak: "Bulunduğu vaziyeti öteki ayağını berikinin üstüne koyarak değiştirdi."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir şey veya kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere almak.
3 . (nsz) Bir şey verip yerine başka bir şey almak: "Bu ayakkabı sana küçük, değiştir."- .
4 . (nsz) Birini bırakıp başkasını kullanmak: "O zamanlar şöyle öğleye doğru otele bir başvurup çamaşır değiştireceği varsa değiştiriyor."- E. E. Talu.
5 . Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek: "Tuvalet onu ne değiştirmiş, gençliğinin cazibesini, vücudunu, gözlerinin rengini nasıl belli etmişti!"- P. Safa.
6 . Anlatıma yeni bir içerik vermek.

DİNLENMEK Nedir?


1 . Güç kazanmak için çalışmaya ara vermek, yorgunluğunu gidermek, soluklanmak, istirahat etmek: "Pervin biraz dinlendikten sonra ayağa kalktı."- P. Safa.
2 . Bazı yiyecek ve içecekleri, tadını arttırma, kolay pişmesini sağlama vb. sebeplerle bir süre bekletmek.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

ERİM Nedir?

Bir şeyin erebileceği uzaklık, menzil: "El erimi. Göz erimi."- .

ERİŞ Nedir?

Erme işi: "Bu makama eriş, ona, bir devlet reisinin tahtına veya koltuğuna kurulmuş gibi bir his verir."- Y. K. Karaosmanoğlu.

GAYR Nedir?

Başka kimse, başkası.

GAYRET Nedir?


1 - Olağanüstü çalışma, çabalama, çalışma isteği.
2 - Güç bir duruma dayanmak ya da ondan kurtulmak için gösterilen direnç.
3 - Yüreklilik, cesaret.
4 - Koruma, esirgeme, kayırma duygusu.
5 - Kutsal sayılan şeylere yabancıların saldırmasını görmekten doğan dayanamama duygusu.

GAYRİ Nedir?


1 - Başka, diğer.
2 - Artık, bundan böyle.
3 - (.'.) esk. Arapça sıfatların başına getirilerek "olmayan" sıfatının anlamını verir.

GERİ Nedir?


1 . Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı: "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."- N. Cumalı.
2 . Son, sonuç: "Sen gerisini düşünme."- .
3 . Bir şeyin sona kalan bölümü: "Yazının gerisi yarın yayımlanacak."- .
4 . Geçmiş, mazi: "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."- S. F. Abasıyanık.
5 . Hayvanda boşaltım organının dışı.
6 . sıfat Eksik gösteren (saat): "Bu saat beş dakika geridir."- .
7 . sıfat Aptal, anlayışsız.
8 . sıfat, mecaz Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş: "Geri düşünce. Geri adam."- .
9 . zarf Geriye doğru: "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."- F. R. Atay.
10 . ünlem "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz.

GÜNLÜK Nedir?


1 . O günkü, o günle ilgili.
2 . Üzerinden gün geçmiş veya geçecek: "On günlük çocuk. Sekiz günlük gezi."- .
3 . Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan: "Günlük gazete."- .
4 . isim Günü gününe tutulan hatıra, günce, muhtıra.
5 . isim, edebiyat Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser, günce.

İNDİ Nedir?

Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan: "Bizden evvelki zamanların tarihleri hep değilse de ekseriyetle indi vesikalara istinat etmiştir."- A. Gündüz.

KALA Nedir?

Kaldığında: "Frankfurt'a gece yarısından sonra ikiye yirmi kala vardık."- A. Haşim.

KALAN Nedir?


1 . Kalma işini yapan.
2 . Artan, mütebaki: "Kalan on lirayı Aliş'e verdim."- Halikarnas Balıkçısı.
3 . isim, matematik Bir çıkarmanın sonucu.
4 . isim, matematik Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

KERVAN Nedir?


1 . Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı: "Aşağı doğru inen kervan yavaş yavaş söğütlüğe kadar geldi."- F. R. Atay.
2 . mecaz Toplu olarak birbiri ardınca gelen şeyler: "Kervana karışmalı, ne gerisinde kalmalı ne başında durmalı."- F. R. Atay.

KONAK Nedir?

İzmir iline bağlı ilçelerden biri. konak (I) -ğı isim
1 . Büyük ve gösterişli ev: "İstirahat için İstanbul'a gelmiş, bu konağı alıp yerleşmişti."- Ö. Seyfettin.
2 . Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu.
3 . hayvan bilimi Konakçı.
4 . eskimiş Araba veya hayvanla bir günde alınan yol: "Buradan orası beş konaktır."- .
5 . eskimiş Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer.

KONAKLAMAK Nedir?

Yolculuk sırasında bir yerde durup geçici bir süre kalmak: "Elimdeki karadut kütüğü nereye düşerse sen de orada konakla!"- N. Araz.

MENZİL Nedir?


1 . Yolculukta dinlenmek amacıyla durulan yer, konak: "Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalana / Biz menzile vararak atları çektik hana."- F. N. Çamlıbel.
2 . İki konak arasındaki uzaklık.
3 . Bir günlük yol.
4 . askerlik Bir merminin ulaşabildiği uzaklık, erim (I): "Top menzili."- .
5 . askerlik Ordunun cephe gerisi işlerinin bütünü: "Ne yedi ne içti, bir menzil subayının bütün gayreti ile çalıştı."- F. R. Atay.
6 . tarih At değiştirmek veya konaklamak için kervanların ve posta tatarlarının indikleri bina veya han.
7 . tarih Ok atma yarışlarında erişilen mesafe: "Sonra yine menzil ölçülmüş, yeni bir rekor kırdığı anlaşılmıştır."- S. Birsel.

MENZİLE Nedir?

Aşama, kerte, yükseklik derecesi.

MERMİ Nedir?

Ateşli silahların attığı patlayıcı ve delici madde, kurşun: "Piyade mermisi. Topçu mermisi."- .

MESAFE Nedir?


1 . Ara, aralık, uzaklık: "Beş kilometrelik mesafede yine konuşmadık."- R. H. Karay.
2 . mecaz İlişkilerde çok içten olmama durumu, resmiyet.
3 . matematik Uzaklık.

OLSUN Nedir?

anımsanan her şey.

ORDU Nedir?


1 . Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü: "Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi / Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi."- Y. K. Beyatlı.
2 . Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri: "Dördüncü Ordu Karargâhına gidiş, artık bir mabede çıkılıyor gibi baş döndürür."- F. R. Atay.
3 . Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü.
4 . Çok sayıda insan, kalabalık.

ÖLÇÜ Nedir?


1 . Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
2 . Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi: "Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür."- R. E. Ünaydın.
3 . Ölçme sonucu bulunan rakam: "Odanın ölçüsü."- .
4 . Belirlenmiş boyut: "Elbise ölçüsü. Bel ölçüsü."- .
5 . Ölçüt.
6 . mecaz Değer, itibar: "Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı."- Y. Z. Ortaç.
7 . mecaz Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu: "Hiçbir şeyde ölçüyü aşmamalı."- .
8 . edebiyat Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
9 . müzik Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.

POSTA Nedir?


1 . Bir yere gelen veya bir yerden gönderilen mektup ve emanetlerin tümü: "Eşyalarımı ilk posta ile bir denk yapıp İstanbul'a gönderdim."- Ö. Seyfettin.
2 . Genellikle bu emanetleri götüren taşıt.
3 . Bu emanetleri toplayan ve dağıtan kuruluş ve bu kuruluşun bulunduğu yer: "Yazısı silinmiş, kâğıdı sarı / Mektubunu geri getirdi / Dünya postaları."- A. N. Asya.
4 . Takım, kol: "Sağa sola postalar çıkarıldı. İşçi postaları nöbetleşe çalışırlar."- .
5 . Kez, defa, sefer: "Bu araba bütün eşyayı dört postada taşır."- .
6 . Yirmi dört saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri, vardiya.
7 . Bir sanayi veya ticaret işletmesinde aynı süre içinde çalışanların tümü.
8 . askerlik Hizmet nöbetinde bulunan er: "Posta, şu zarfı komutana götür."- .
9 . eskimiş Vapur, tren, uçak vb. taşıtlarla yapılan yolculuk: "Karadeniz postası. Avrupa postası."- .

REKOR Nedir?


1 . Bir spor dalında erişilmiş derecelerin en üstünü.
2 . mecaz Daha önce elde edilmemiş olan sonucu aşan yeni sonuç.

SUBAY Nedir?

Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker: "Seni gelin edeceğiz, kılıçlı bir subayın koluna gireceksin."- H. E. Adıvar.

TARİH Nedir?


1 . Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz veya gün: "1
9 Mayıs 1919, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı tarihtir. O tarihte memleket karanlık günler yaşıyordu."- .
2 . Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim.
3 . Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı: "Sen bana bir ata yadigârısın, geçmişin tarihini saklayan kutsal bir tomarsın!"- R. H. Karay.
4 . Tarih kitabı: "Cevdet Paşa'nın Osmanlı Tarihi."- .
5 . Tarih dersi: "Ertesi gün, tarih imtihanı vardı."- Y. Z. Ortaç.

TATAR Nedir?

Postayı süren kimse.

UZAK Nedir?


1 . Yakın olmayan yer: "Fazla uzağa gitme."- .
2 . sıfat Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı: "Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu."- P. Safa.
3 . sıfat Arada çok zaman bulunan: "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."- .
4 . sıfat Eli, gücü veya hükmü yetişmez: "O böyle işlerden pek uzaktır."- .
5 . sıfat İhtimali az olan: "Ben bu işi çok uzak görüyorum."- .
6 . sıfat Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan: "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."- P. Safa.

UZAKLIK Nedir?


1 . Uzak olma durumu, ıraklık: "Duvarın yüzünde birbirine otuz arşın kadar uzaklıkta sımsıkı kapalı iki büyük kapı vardı."- H. R. Gürpınar.
2 . matematik İki nokta arasındaki uzay ölçümü, mesafe.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YARDIMCI Nedir?


1 . Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb., muavin, muin, yaver, asistan: "Savcı yardımcısı, bütün savcı yardımcıları gibi, zeki bir adamdı."- H. Taner.
2 . sıfat Yardımı olan (şey, nesne): "Vücut yapısı da onun güldürücülüğünde ayrı bir yardımcı unsurdu."- H. Taner.

YARI Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
2 . Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan: "Yarı yolu aldık. Yarı mesafede."- .
3 . isim Devre arası: "Birinci yarıda dört gol attık."- .
4 . zarf Gereğinden az, tam olmayarak: "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor."- A. İlhan.

YARIŞ Nedir?


1 . Yarışma: "Bunlardan kaç babayiğit bu ölüm yarışını göze alabilir?"- T. Buğra.
2 . Yarışma, rekabet.

YEDİ Nedir?


1 . Altıdan sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 7, VII rakamlarının adı.
3 . sıfat Altıdan bir artık: "Yedi kalem."- .

YENİ Nedir?


1 . Kullanılmamış olan, eski karşıtı: "Yeni giysi. Yeni ayakkabı."- .
2 . Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan: "Yeni haber. Yeni moda."- .
3 . En son edinilen: "Yeni eve taşındık."- .
4 . İşe henüz başlamış: "Yeni öğrenci. Yeni asker."- .
5 . O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan: "Yeni bir buluş. Yeni bir düşünce."- .
6 . Tanınmayan, bilinmeyen: "Yeni imzalara rastlıyoruz."- .
7 . Daha öncekilerden farklı olan: "Yeni ihtiyaçlarımız var."- .
8 . zarf Biraz önce, çok zaman geçmeden: "Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı."- Ç. Altan.

YİNE Nedir?


1 . Yeniden, bir daha, tekrar, gene.
2 . Öyle de olsa, öyle olmasına karşılık.
3 . Buna rağmen, bununla birlikte.

YOLCU Nedir?


1 . Yolculuğa çıkmış kimse.
2 . Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse: "Gişelerin önünde işsiz güçsüzler, erken gelen yolcular dolanıyordu."- N. Cumalı.
3 . mecaz Doğması beklenen çocuk.
4 . mecaz İyileşmesi umutsuz hasta.
5 . mecaz İşten çıkarılması beklenen kimse.

YOLCULUK Nedir?


1 . Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer: "Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk."- F. N. Çamlıbel.
2 . Bu gidiş gelişte geçen süre.
3 . Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme: "Yolculukla ilgili işlemleri tamamlarken, koltuğuna oturtmuştuk onu."- N. Cumalı.

E L M N Z İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Menzil,

5 Harfli Kelimeler

Enzim, İzlem, Nemli, Zemin,

4 Harfli Kelimeler

Elim, Emin, Enli, İlme, İnme, Lime, Meni, Mine, Zile,

3 Harfli Kelimeler

İle, Lim, Men, Mil, Nem, Nim, Zem, Zen, Zil,

2 Harfli Kelimeler

El, Em, En, İl, İm, İn, İz, Le, Me, Mi, Ne, Ze,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.