MARKİZ (TDK)


1 . Markinin karısı.
2 . İki kişilik, alçak, oldukça geniş koltuk.
3 . mimarlık Bir kapı veya pencere önünde yağmurdan korunmak için yapılan saçak.

Markiz kelimesi baş harfi M son harfi Z olan bir kelime. Başında M sonunda Z olan kelimenin birinci harfi M , ikinci harfi A , üçüncü harfi R , dördüncü harfi K , beşinci harfi İ , altıncı harfi Z . Başı M sonu Z olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALÇAK Nedir?


1 . Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı: "Alçak tavanlı bir oda."- .
2 . Aşağı olan, yüksek olmayan (yer).
3 . Kısa (boy): "Alçak boylu bir adam."- .
4 . mecaz Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain: "Vatan hizmetinden kaçanlar alçaktır."- .

GENİŞ Nedir?


1 . Eni çok olan, enli, vâsi: "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu."- P. Safa.
2 . Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı: "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi."- O. C. Kaygılı.
3 . Bol (elbise).
4 . Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro: "Geniş anlamlı."- .
5 . mecaz Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat: "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu."- A. İlhan.
6 . mecaz Çok: "Geniş iş alanları sağlandı."- .

KAPI Nedir?


1 . Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
2 . Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat: "Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
4 . Devlet dairesi: "Hükûmet kapısı."- .
5 . mecaz Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân: "Onların başvuracağı her kapıya gitmiş."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Gidere yol açan gereksinim: "Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı."- .
7 . mecaz Ev gezmesi için gidilen yer: "Bugün yine kaç kapı dolaştın?"- .

KİŞİ Nedir?


1 . İnsan, şahıs, zat, nefer: "Dilenciler de sayıda olduğu hâlde, yirmi otuz kişi kadardık."- M. Ş. Esendal.
2 . dil bilgisi Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs: "Ben (tekil kişi), sen (tekil kişi), o (tekil kişi); biz (çoğul kişi.) siz (çoğul kişi), onlar (çoğul kişi)."- .
3 . edebiyat Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.
4 . halk ağzında Eş, koca.
5 . eskimiş Erkek.

KİŞİLİK Nedir?


1 . Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet: "Herkes, kişiliğine bağlı dokunulmaz, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir."- Anayasa.
2 . İnsanlara yakışacak durum ve davranış.
3 . toplum bilimi Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü.
4 . sıfat Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan: "Bir kişilik yemek. İki kişilik yer."- .
5 . sıfat Herhangi bir sayıda kişiden oluşan: "Biz, kadın, kız ve çocuk, on altı kişilik bir kafile olduk."- A. Gündüz.
6 . halk ağzında Yabanlık.

KOLTUK Nedir?


1 . Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer: "Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı."- H. E. Adıvar.
2 . Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye: "Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni: "Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, 'koltuk' yapılmıştı."- H. C. Yalçın.
4 . Yapıcılıkta yan destek.
5 . denizcilik Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip.
6 . mecaz Koltuklama veya koltuklanma: "O koltuktan hoşlanmaz."- .
7 . mecaz Kayırma, destek: "Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez."- .
8 . mecaz Yüksek mevki, makam: "Koltuk kavgası."- .
9 . argo Genelev: "Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur."- H. R. Gürpınar.
10 . halk ağzında Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. 1
1 . eskimiş Kenar, tenha yer.

KORUNMAK Nedir?


1 . Kendini korumak, sığınmak, sakınmak.
2 . Koruma işine konu olmak.

MARK Nedir?


1 - Alman para birimi.
2 - Finlandiya para birimi.

MARKİ Nedir?

Bazı Batı devletlerinde kont ile dük arasındaki bir soyluluk unvanı.

MİMARLIK Nedir?


1 . Mimar olma durumu, mimarın işi ve mesleği.
2 . Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimari.

OLDUKÇA Nedir?

Olabildiğince: "Geceyi oldukça rahat geçireceğinizi ümit ederim."- R. H. Karay.

PENCERE Nedir?

Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık: "Bavulu açtım, kâğıdı parçaladım, pencereden attım."- R. H. Karay.

SAÇAK Nedir?


1 . Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül: "Perdenin saçağı."- .
2 . Görünüşü bu püskülü andıran: "Bak gene bir tutam saçak tütün kalmadı. bana yalnız tozları kalıyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Havlu, halı vb.nin kenarı boyunca sarkan püskül.
4 . Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan koruması için, o bölümden dışa taşkın ve altı boşta olarak yapılan örtü.
5 . fizik Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAĞMUR Nedir?


1 . Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . mecaz Çok ve sık düşen, gelen şey.
3 . mecaz Çokluk, bolluk: "Para yağmuru. Övgü yağmuru."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

A K M R Z İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Markiz,

5 Harfli Kelimeler

İkram, İkraz, Kiraz, Mariz, Marki, Mirza, Zamir,

4 Harfli Kelimeler

Akim, Amir, Azim, İkaz, İmar, İmza, İzam, Kaim, Kari, Kira, Kriz, Maki, Mark, Mazi, Mika, Mira, Miza, Rami, Rika, Zamk, Zira,

3 Harfli Kelimeler

Ari, Ark, Arz, İka, İma, Kam, Kar, Kaz, Kim, Kir, Mai, Mir, Ram, Zam, Zar, Zir,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, Ar, Az, İm, İz, Ki, Mi, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.