MAKASLANMAK (TDK)


1 . Makas almak işine konu olmak: "Yanakları sert parmaklarla makaslanmış gibi parça parça kızarıp sararıyor."- R. N. Güntekin.
2 . Kesilmek: "Bu film makaslanmış."- .

Makaslanmak kelimesi baş harfi M son harfi K olan bir kelime. Başında M sonunda K olan kelimenin birinci harfi M , ikinci harfi A , üçüncü harfi K , dördüncü harfi A , beşinci harfi S , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi N , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi A , onbirinci harfi K . Başı M sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALMAK Nedir?


1 . Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- N. Cumalı.
2 . (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: "Çocuğu okuldan aldı."- .
3 . Birlikte götürmek.
4 . (nsz) Satın almak: "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.
5 . (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.
6 . (nsz) İçine sığmak: "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."- .
7 . (-e, nsz) Kabul etmek: "Evine kiracı almak."- .
8 . (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: "Mektup almak. Haber almak."- .
9 . (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- .
10 . (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. Ş. Esendal. 1
1 . (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- . 1
2 . (nsz) Kazanmak, elde etmek. 1
3 . (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: "Soğuk almak. Ceza almak."- . 1
4 . (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 . (-den) Kısaltmak, eksiltmek: "Ceketin boyundan almak."- . 1
6 . (nsz) Yolmak, koparmak: "Kaş almak."- . 1
7 . Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 . Temizlemek: "Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- . 1
9 . (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.
20 . (nsz) Tat veya koku duymak: "Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır."- . 2
1 . (-i, -e) Örtmek, koymak: "Paltosunu sırtına aldı."- . 2
2 . (-i, -e) ... gibi anlamak: "Bir sözü şakaya almak."- . 2
3 . (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: "O yolu bir saatte alırsınız."- . 2
4 . (-i, -den) Çalmak: "Cebimden saatimi almışlar."- . 2
5 . Soldurmak: "Güneş perdelerin rengini aldı."- . 2
6 . Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: "Dalağını aldılar."- . 2
7 . (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner. 2
8 . (nsz) Göreve, işe başlatmak: "Yeni bir kapıcı aldı."- . 2
9 . (nsz) Başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.
30 . (-den) Davranış veya makam değiştirmek: "Aşağıdan almak. Tizden almak."- . 3
1 . (nsz) İçecek veya sigara içmek: "Tadına bakmak için bir yudum aldım."- . 3
2 . (nsz) Yutmak, kullanmak: "İlaç almak."- . 3
3 . (-den) Görevden, işten çekmek. 3
4 . (-den, nsz) Kazanç sağlamak: "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- . 3
5 . Gidermek, yok etmek: "İçine biraz su koy, tuzunu alır."- .

FİLM Nedir?


1 . Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit.
2 . sinema Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü.
3 . sinema Sinemalarda gösterilen eser.
4 . Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

KESİLME Nedir?

Kesilmek işi.

KESİLMEK Nedir?


1 . Kesme işi yapılmak.
2 . Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak: "Sonunda elleri, ayakları yorgunluktan kesilerek uzanıyorlardı yattıkları hasırlara."- N. Cumalı.
3 . Gibi olmak, benzemek, dönmek: "Senelerden beri hizmetçinin, sütninenin türlü çeşidi ile uğraşa uğraşa insan sarrafı kesilmiş."- R. N. Güntekin.
4 . Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek.
5 . Dinmek: "Rüzgâr kesilmiş, toprak üstüne yalın ayak basılmayacak kadar ısınmıştı."- N. Cumalı.
6 . Sona ermek: "Tam umudumuz kesilecek gibi olup da epey üzüldükten sonra kapı tokmağı tak ederdi."- H. R. Gürpınar.
7 . Akmamak: "Su kesilmek."- .
8 . Akım gelmez olmak: "Dışarıdan biri mi geldi de onları söndürdü yoksa şehir cereyanı mı kesilmiş?"- R. N. Güntekin.
9 . Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştiren bir fiil: "Acele yürümeden nefesi tıkanmış ve heyecandan yüzü kıpkırmızı kesilmiş bir hâlde ihtiyarın yanına girdi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
10 . Son veya aralık verilmek: "Dersler kesildi."- . 1
1 . Kendini herhangi bir şey gibi göstermek: "Üçüncü gün sabahı, o bir kuzu oldu, ben bir iradeli aslan kesildim."- A. Gündüz. 1
2 . Tutulmak, kapatılmak. 1
3 . Makaslanmak. 1
4 . Durmak: "Muazzez cevap vermedi ve münakaşa kesildi."- P. Safa. 1
5 . (-den) Yoksun kalmak: "Çocuk yiyip içmeden kesildi."- R. N. Güntekin. 1
6 . Sünnet olmak: "Galip Baba, çeker gider, diye çocuk kesilinceye dek böyle yapmayı uygun görmüştü."- M. İzgü. 1
7 . argo Çok beğenmek, çok hoşlanmak.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

MAKAS Nedir?


1 . Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç, sındı: "Her iki eliyle kullanırdı makasıyla tarağını."- N. Cumalı.
2 . Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet.
3 . Birbirini kesen demir yolu kavşağı.
4 . Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay.
5 . Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi.
6 . Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı.
7 . mecaz Çalma, kırpma.
8 . mimarlık Dirsek.
9 . denizcilik Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni.
10 . hayvan bilimi Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

PARMAK Nedir?


1 . İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri: "Uzun, sinirli parmakları locanın kenarında uzanmış, boksörün kulağını koparıyordu."- R. N. Güntekin.
2 . sıfat Eni bu organ kadar olan: "Değneği iki parmak kısaltmalı."- .
3 . sıfat Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan: "Bir parmak bal."- .
4 . Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri.
5 . matematik İnç.
6 . mecaz Bir işe karışmış olma ilgisi: "Bu işte onun parmağı var."- .
7 . eskimiş Arşının yirmi dörtte biri.

SARA Nedir?

Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi.

SERT Nedir?


1 - Çizilmesi, kırılması, kesilmesi ya da çiğnenmesi güç olan, pek, katı,yumuşak karşıtı.
2 - Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.
3 - Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, "yumuşak" karşıtı.
4 - Hırçın, öfkeli, hiddetli.
5 - Titizlikle uygulanan, sıkı.
6 - Güçlü, kuvvetli.
7 - Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
8 - Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.
9 - Gönül kırıcı, katı, ters.
10 - yerb. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç.

A A A A K K L M M N S Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Makaslanmak,

10 Harfli Kelimeler

Kasalanmak, Kasnaklama, Makaslamak, Makaslanma,

9 Harfli Kelimeler

Anlamamak, Kakalanma, Kamalamak, Kasalamak, Kasalanma, Makaslama, Saklanmak,

8 Harfli Kelimeler

Aklanmak, Kakalama, Kamalama, Kanlamak, Kasalama, Saklamak, Saklanma,

7 Harfli Kelimeler

Aklamak, Aklanma, Aksakal, Aksamak, Alamana, Almanak, Anlamak, Kanamak, Kanlama, Klasman, Saklama,

6 Harfli Kelimeler

Akasma, Aklama, Aksama, Anamal, Anlama, Asalak, Kalkan, Kalkma, Kalmak, Kanama, Kanmak, Kasmak, Kasnak, Malama, Maslak, Salmak, Sanmak,

5 Harfli Kelimeler

Akala, Aklan, Akmak, Akman, Aksak, Aksam, Aksan, Alaka, Alkan, Almak, Alman, Anlak, Anlam, Anmak, Aslan, Asmak, Kakma, Kalak, Kalan, Kalas, Kalma, Kaman, Kanal, Kanka, Kanma, Kasma, Makak, Makam, Makas, Malak, Mamak, Manas, Masal, Sakak, Sakal, Salak, Salam, Salma, Saman, Sanal,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Akma, Alan, Alma, Amal, Aman, Amma, Anal, Anam, Anka, Anma, Asal, Asla, Asma, Kaka, Kala, Kama, Kana, Kasa, Kask, Klan, Klas, Laka, Lama, Mala, Mama, Mana, Masa, Mask, Saka, Sala, Sana,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Aks, Ala, Ama, Ana, Asa, Ask, Kak, Kal, Kam, Kan, Kas, Lak, Lam, Lan, Mal, Mas, Nal, Nam, Nas, Sak, Sal, Sam, San,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, An, As, La,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.