MAHMUZ (TDK)


1 . Çizmenin, potinin arkasına takılan ve binek hayvanlarını dürtüp hızlandırmaya yarayan demir veya çelik parça: "Konağın içinde kılıç ve mahmuz şakırtıları duyuldu."- A. Gündüz.
2 . Tavukgillerin ve bazı kuşların ayakları ardında bulunan, boynuz yapısındaki sivri uzantı.
3 . Köprü ayaklarında, basıncı azaltmak için suyun geldiği ve gittiği yanlardaki çıkıntı.
4 . denizcilik Eski tür savaş gemilerinde su kesimi altında, ileriye doğru uzanan, karşısındaki gemiyi batırabilen uzantı.

Mahmuz kelimesi baş harfi M son harfi Z olan bir kelime. Başında M sonunda Z olan kelimenin birinci harfi M , ikinci harfi A , üçüncü harfi H , dördüncü harfi M , beşinci harfi U , altıncı harfi Z . Başı M sonu Z olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALTI Nedir?


1 . Beşten sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
3 . sıfat Beşten bir artık.

ALTIN Nedir?


1 . Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,
9 olan, 106
4 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au): "Altın çok eski zamanlardan beri para basımında kullanılmaktadır."- .
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Altından yapılmış sikke: "Çocuğa bir altın taktı."- .
4 . sıfat, mecaz Üstün nitelikli, değerli: "Altın ses."- .

ARKA Nedir?


1 . Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı: "Evin arkasında bahçe var."- .
2 . Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi: "Çocuğun arkası ağrıyormuş."- .
3 . Geri kalan bölüm, kısım: "Masalın arkası. Yazının arkası."- .
4 . Art, peş.
5 . Otururken sırtın dayandığı yer: "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."- T. Buğra.
6 . İnsanın vücudu, bedeni: "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı."- R. H. Karay.
7 . sıfat Arkada olan, arkada bulunan.
8 . mecaz Kayırıcı: "Memur olmak için büyük bir arka gerek."- H. R. Gürpınar.
9 . mecaz Geçmiş, geride kalmış zaman: "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti."- Y. K. Beyatlı.

AYAK Nedir?


1 . Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
2 . Bacak.
3 . Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri: "İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var."- .
4 . Vücudun belden aşağı bölümü: "Ayağına bir pantolon çekti."- .
5 . Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi: "Senin ayağınla köye akşama kadar varamayız."- .
6 . Basamak.
7 . Fut.
8 . Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
9 . halk ağzında Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.
10 . eskimiş Yarım arşın veya 30,
5 cm uzunluğundaki ölçü birimi, kadem. 1
1 . coğrafya Göl ayağı. 1
2 . edebiyat Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. 1
3 . edebiyat Halk edebiyatında uyak: "Mânicilerin kafa yormadan buldukları ayaklar Cenap'ı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükler."- S. Birsel. 1
4 . matematik Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta: "Dikme ayağı."- . 1
5 . spor Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. 1
6 . spor Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

AZALTMAK Nedir?


1 . Az denecek bir miktara indirmek: "İlk işleri kullandıkları renkleri azaltmak oluyor."- B. R. Eyuboğlu.
2 . Eskisinden az bir duruma getirmek, kırmak.
3 . Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek: "Aspirin baş ağrımı azalttı."- .

BASI Nedir?

Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.

BASIN Nedir?


1 . Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat: "Bütün bildiklerimizden öteye İstanbul basını bize ne öğretebilirdi?"- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.

BATI Nedir?


1 - Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, günindi, °garp.
2 - Bu yönde olan, bu yönle ilgili, °garbi.
3 - Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, °garp.
4 - (Siyasal anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika.
5 - Güneşin 2
2 Martta ve 2
3 Eylülde battığı nokta.

BAZI Nedir?


1 . Birtakım, kimi: "Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Bazen: "Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BİNEK Nedir?

Binmeye yarayan (otomobil, at vb.).

BOYNUZ Nedir?


1 . Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı.
2 . sıfat Bu organdan yapılmış: "Boynuz tarak."- .
3 . Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet.

ÇELİK Nedir?


1 . Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat: "Süngülerini çelikten birer parmak gibi göğe kaldırmışlar."- R. E. Ünaydın.
2 . sıfat Bu alaşımdan yapılmış: "Tavandaki abajursuz, çelik elektrik lambasını yakmış okuyordu."- S. F. Abasıyanık.

ÇIKI Nedir?

Çıkın: "Düğünün hamamı benden. Çerezi, çıkısı hepsi benden."- A. Sayar.

ÇIKIN Nedir?

Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça, çıkı: "Eteğinin altında çıkın çıkın altınları vardır."- R. H. Karay.

ÇIKINTI Nedir?


1 . Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm: "Gırtlağının çıkıntısı, hiddetli bir adamın yumruğu gibi titriyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma.
3 . argo Kambur.
4 . mecaz Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse).

ÇİZME Nedir?

Çizmek işi. çizme (II) isim Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir çeşit ayakkabı: "Bedevi kadınları altı iri çivili bir tür yarım çizme giyiyorlar."- R. H. Karay.

DEMİR Nedir?


1 . Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,
8 olan, 15
10 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular."- P. Safa.
3 . Bu elementten yapılmış parça: "Ocak demiri. Kapı demiri. Pencere demiri."- .
4 . Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.
5 . sıfat, mecaz Güçlü, kuvvetli, sert: "O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu."- S. F. Abasıyanık.
6 . denizcilik Çıpa.

DENİZCİLİK Nedir?


1 . Denizlerde sefer yapma işi.
2 . Denizle, gemi işletmesiyle ilgili meslek: "Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı."- R. N. Güntekin.
3 . Deniz sporculuğu.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DUYU Nedir?

İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum, hasse: "Tüm duyularım uyanık olarak trenimin rengini ve numarasını bulmaya çalışırdım."- N. Eray.

DÜRTÜ Nedir?

Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim: "Sevgi bir dürtüdür."- .

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

GEMİ Nedir?

Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine: "Yük gemisi. Savaş gemisi."- .

GÜNDÜZ Nedir?


1 . Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü.
2 . zarf Gündüz vaktinde: "Gündüz çalışmalı, gece uyumalı."- .

HAYVAN Nedir?


1 . Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık: "İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi."- F. R. Atay.
2 . sıfat, mecaz Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
3 . hakaret yollu Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
4 . halk ağzında At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık: "Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu."- Ö. Seyfettin.

HIZLA Nedir?

Çabucak: "Dar ve sapa yollardan hızla yürümeye çalışıyorduk."- A. H. Tanpınar.

HIZLANDIRMA Nedir?

Hızlandırmak işi.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İLERİ Nedir?


1 . Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı.
2 . Bir şeyin ulaşılacak yönü: "Yolun ilerisi düz."- .
3 . Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra.
4 . sıfat Önde bulunan: "İleri karakol. İleri hat."- .
5 . sıfat Doğrusundan daha çok gösteren (saat): "Saat beş dakika ileridir."- .
6 . sıfat, mecaz Benzerlerini geride bırakmış: "İleri fikirler."- .
7 . zarf Öne doğru, ileri doğru: "Masayı biraz ileri çekelim."- .
8 . ünlem "Amaca doğru durmadan yürü" anlamında bir seslenme sözü: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"- Atatürk.
9 . spor Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KESİM Nedir?


1 . Kesme işi.
2 . Bölüm, parça, kısım, sektör: "Vatan hizmeti her Türk'ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği ... kanunla düzenlenir."- Anayasa.
3 . Bölge.
4 . Kesme zamanı: "Ders kesimi."- .
5 . İşaretlenmiş belli yer: "Gemi, su kesiminin üstünden yaralandı."- .
6 . Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
7 . tarih Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa.
8 . halk ağzında Boy bos, endam.
9 . halk ağzında Pazarlık, anlaşma.

KILIÇ Nedir?


1 . Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah: "Zırhları biraz paslanmış ve yaldızları bir hayli solmuş eğri kılıçlar asılıydı."- A. Ş. Hisar.
2 . spor Bu silah kullanılarak oynanan bir tür oyun.
3 . Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası.

KÖPRÜ Nedir?


1 . Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı: "Bu camiler, bu çeşmeler, bu köprüler rastgele yapılmadı."- O. S. Orhon.
2 . mecaz İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey: "Annesinin yalnız onunla değil, hiç kimseyle bir köprüsü yoktu."- M. Mungan.
3 . denizcilik Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri.
4 . spor Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü.
5 . spor Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu.
6 . tıp (***) Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılan diş protezi.

KUŞLAR Nedir?

Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı.

MAHMUZ Nedir?


1 . Çizmenin, potinin arkasına takılan ve binek hayvanlarını dürtüp hızlandırmaya yarayan demir veya çelik parça: "Konağın içinde kılıç ve mahmuz şakırtıları duyuldu."- A. Gündüz.
2 . Tavukgillerin ve bazı kuşların ayakları ardında bulunan, boynuz yapısındaki sivri uzantı.
3 . Köprü ayaklarında, basıncı azaltmak için suyun geldiği ve gittiği yanlardaki çıkıntı.
4 . denizcilik Eski tür savaş gemilerinde su kesimi altında, ileriye doğru uzanan, karşısındaki gemiyi batırabilen uzantı.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

POTİN Nedir?

Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı veya yan tarafı lastikli ayakkabı: "Soyunmaya hatta potinlerini çıkarmaya takati yoktu."- S. F. Abasıyanık.

SAVAŞ Nedir?


1 . Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk.
2 . Uğraşma, kavga, mücadele.
3 . Hayvanların birbirleriyle yaptığı mücadele: "Kartallarla leyleklerin savaşı."- .
4 . Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele: "Veremle savaş."- .

SİVRİ Nedir?


1 . Ucu keskin ve batıcı olan: "Sivri gagasından kelimeler çıkarken sanki birer ok oluyordu."- Ö. Seyfettin.
2 . Ucuna doğru gittikçe incelen: "Aşağıda gördüğümüz dik ve sivri bir binanın üst katında çay içmeye gideceğiz."- F. R. Atay.
3 . isim, hayvan bilimi Palamut.
4 . mecaz Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı: "Sivri uçlar. Sivri bir adam."- .

ŞAKIRTI Nedir?

Şakırdayan şeyin çıkardığı ses, şakır şakır ses çıkarma.

TAKI Nedir?


1 . Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
2 . Kadınların ziynet eşyası: "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi."- M. Mungan.
3 . dil bilgisi Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki: "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."- .
4 . dil bilgisi Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler: "Türkçede ile, göre birer takıdır."- .

TAVUK Nedir?

Sülüngillerden, eti ve yumurtası için üretilen kümes hayvanı (Gallus).

TAVUKGİLLER Nedir?

Sülüngiller.

UZANTI Nedir?


1 . Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm.
2 . Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası: "Bu mutluluğu uzatmak, onun uzantısı ile kanınıza dolan sıcaklığı uzun süre muhafaza etmek istiyorsunuz."- H. Taner.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

A H M M U Z Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Mahmuz,

5 Harfli Kelimeler

Humma,

4 Harfli Kelimeler

Umma, Uzam,

3 Harfli Kelimeler

Ahu, Ham, Haz, Mum, Muz, Zam, Zum,

2 Harfli Kelimeler

Ah, Am, Az, Ha, Hu, Uz,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.