MAÇA (TDK)


1 . Oyun kâğıtlarında, mızrak ucuna benzer, ayaklı siyah beneklerle oluşan dizi, pik (III).
2 . madencilik Döküm parçasında, içi boş, kopya elde etmek için kullanılan kum, maden veya erimiş durumdaki döküm maddesine dayanıklı başka bir maddeden yapılmış dolgu kalıp.

Maça kelimesi baş harfi M son harfi A olan bir kelime. Başında M sonunda A olan kelimenin birinci harfi M , ikinci harfi A , üçüncü harfi Ç , dördüncü harfi A . Başı M sonu A olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYAKLI Nedir?


1 . Ayağı olan.
2 . Bir destekle yere dayanan: "Ayaklı kadeh."- .
3 . Ayakla işletilen: "Ayaklı dikiş makinesi."- .

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BENEK Nedir?


1 . Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan: "Burunlar koyu renkte beneklerle kaplıdır."- S. Birsel.
2 . gök bilimi Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.

BENZER Nedir?


1 . Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil: "Baksana kız, paşaya benzer yerim var mı benim?"- H. Taner.
2 . isim, matematik Benzeşim.
3 . isim, sinema, TV (***) Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

DAYANIKLI Nedir?


1 . Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil.
2 . mecaz Metanetli, metin, mütehammil: "Anadolu çocukları ne dayanıklı adamlardır."- F. R. Atay.

DİZİ Nedir?


1 . Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra: "İki dizi inci."- .
2 . Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri: "İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz."- A. Ş. Hisar.
3 . Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra: "Bir dizi olay. Olaylar dizisi."- .
4 . dil bilgisi Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.
5 . askerlik Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.
6 . matematik Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.
7 . müzik Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.
8 . sinema, TV (***) Dizi film.

DOLGU Nedir?


1 . Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde: "Diş dolgusu."- .
2 . Toprak doldurma işlemi.
3 . Bu işlemin sonucu.
4 . madencilik Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme.

DÖKÜM Nedir?


1 . Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi.
2 . Kumaşın dökümlü olma niteliği.
3 . Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma: "Hesabın dökümü."- .
4 . Dökülme zamanı: "Yaprak dökümü."- .
5 . sıfat Kalıba dökülerek yapılan.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

ERİM Nedir?

Bir şeyin erebileceği uzaklık, menzil: "El erimi. Göz erimi."- .

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

KALIP Nedir?


1 . Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç: "İstenilen kalıplarda ve istenilen nüanslarda heykeller yapılabilir."- P. Safa.
2 . Biçki modeli, patron.
3 . sıfat Genellikle küp biçiminde yapılan: "Bir kalıp peynir."- . "İki kalıp sabun."- .
4 . mecaz Gösterişli görünüş: "Kalıbına bakarsan aslan gibi."- .
5 . mecaz Biçim, durum: "Muayyen bir kalıba girecek insana benzemiyordu."- H. E. Adıvar.

KOPYA Nedir?


1 . Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi, asıl karşıtı: "Edebiyatımız iptidai, resmimiz basit, felsefemiz kopya, okuma yazma bilmek bir irfan sayılıyor."- P. Safa.
2 . Suret çıkarma işi.
3 . Bir sınavda soruları cevaplamak için başka birinden veya yerden gizlice yararlanma.
4 . Yazılı sınavda gizlice bakmak için hazırlanmış kâğıt.
5 . sıfat Taklit edilmiş olan: "Hanımlar köşe minderinin sağ duvarındaki birkaç kopya resme daldılar."- H. E. Adıvar.
6 . biyoloji Aynı canlıdan eşeysiz olarak üreyen canlı, klon.

MADDE Nedir?


1 . Duyularla algılanabilen nesne.
2 . Bir cismi oluşturan öge, öz: "Cam yapmak için silisli maddeler kullanılır."- .
3 . Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm: "Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar."- H. R. Gürpınar.
4 . Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri: "Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur."- S. Birsel.
5 . Para, mal vb. ile ilgili şey: "Maddeye önem vermek."- .
6 . Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
7 . fizik Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.
8 . kimya Molekül.

MADEN Nedir?


1 . Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral.
2 . sıfat Bu mineralden yapılmış: "Maden kap."- .
3 . Maden ocağı veya maden işletmesi.
4 . mecaz Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak: "Bu kütüphane bir madendir, değerini bilin."- .
5 . argo Uyuşturucu, esrar, eroin: "İstersen sana biraz maden vereyim de çek!"- O. C. Kaygılı.
6 . teklifsiz konuşmada Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse.
7 . kimya Metal.

MADENCİLİK Nedir?


1 . Yer altındaki madenlerin araştırılması, çıkarılması ve işletilmesiyle ilgili teknik ve yöntemlerin bütünü.
2 . Madencinin yaptığı iş.

MIZRAK Nedir?


1 . Uzun saplı, sivri demir uçlu silah, cıda.
2 . spor Atletizmde kullanılan, tek elle savrulan bir alet.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

OYUN Nedir?


1 . Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence: "Tenis, tavla, dama, çelik çomak, bale oyundur."- .
2 . Kumar: "Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar."- P. Safa.
3 . Şaşkınlık uyandırıcı hüner: "Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."- .
4 . Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.
5 . Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü: "Zeybek oyunu."- . "Büyük annem yeni dansları eski kabakçı Arapların oyunu kadar bile güzel bulmuyor."- H. E. Adıvar.
6 . Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes.
7 . Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma: "Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."- .
8 . spor Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.
9 . spor Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.
10 . mecaz Hile, düzen, desise, entrika: "Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir."- H. Taner.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

SİYAH Nedir?


1 . Kara (II), ak, beyaz karşıtı: "İri siyah gözlerini kalın kaşlarıyla beraber kaldırdı."- Ö. Seyfettin.
2 . sıfat, mecaz Bu renkte olan: "Siyah ekmek."- .
3 . Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

A A M Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Açma, Amaç, Maça,

3 Harfli Kelimeler

Ama, Çam, Maç,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Am,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.