MÜNASEBETSİZ (TDK)


1 . Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin: "Arkadaşının münasebetsiz bir fiyat söyleyerek piyasayı düşürmesinden korkmuştu."- R. N. Güntekin.
2 . Ters, aksi: "Hep böyle münasebetsiz sıralarda beni arar."- N. Cumalı.
3 . Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse): "Doğrusu kızın huyunu bozan, bütün bu münasebetsiz kimselerdi."- Y. K. Karaosmanoğlu.

Münasebetsiz kelimesi baş harfi M son harfi Z olan bir kelime. Başında M sonunda Z olan kelimenin birinci harfi M , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi N , dördüncü harfi A , beşinci harfi S , altıncı harfi E , yedinci harfi B , sekizinci harfi E , dokuzuncu harfi T , onuncu harfi S , onbirinci harfi İ , onikinci harfi Z . Başı M sonu Z olan 12 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKSİ Nedir?


1 . Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi: "Salıncağın ipini sallandığı istikametin aksine çekti."- O. C. Kaygılı.
2 . Uygun olmayan: "Kusura bakma abla! Aksi zamana rastladı. Gazozları yetiştiremedik."- A. K. Tecer.
3 . İnatçı, hırçın, huysuz: "Ben bu aşçı kadar çılgın ve aksi insan görmedim."- R. N. Güntekin.

BOZA Nedir?

Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek.

BÖYLE Nedir?


1 . Bunun gibi, buna benzer: "Ah Şaban'ın böyle bir çocuğu, böyle bir karısı olsaydı!"- H. E. Adıvar.
2 . zarf Bu yolda, bu biçimde, hakeza: "Böyle acıklı şeyleri ne diye yazıyorum bilmem ki?"- A. Gündüz.
3 . zarf Bu derece: "Böyle bir sevmek görülmemiştir."- A. İlhan.
4 . zarf İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz: "Maşallah, dedi, nereden teşrif böyle?"- P. Safa.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

CUMA Nedir?


1 . Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
2 . din b. (***) Cuma namazı.

ÇİRKİN Nedir?


1 . Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı: "Kız öyle müstesna bir güzelliğe sahip olmamakla beraber çirkin de değildi."- H. R. Gürpınar.
2 . Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz): "Bu boş ve çirkin iddiayı bir kere de onun ağzından işitmek istedim."- Ö. Seyfettin.
3 . Karanlık, dalavereli, şüpheli: "Dedikodular artmış, o da bu çirkin işler içinde kalmak istemediğinden çekilmiş."- M. Ş. Esendal.

FİYAT Nedir?


1 - Alım ya da satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, °paha.
2 - Bir mal ya da hizmet için uygun görülen parasal karşılık.
3 - Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki.

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

GÖREN Nedir?

Görmek eylemini yapan.

GÖZE Nedir?


1 . Hücre.
2 . halk ağzında Su kaynağı.

GÖZETME Nedir?

Gözetmek işi: "Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir."- N. Ataç.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

MÜNASEBET Nedir?


1 - İlişik, ilişki, ilinti: Onunla her tür münasebeti kesti .
2 - İki şey arasındaki uygunluk.
3 - Neden, °sebep, °vesile.
4 - Cinsel ilişki.

MÜNASEBETSİZ Nedir?


1 . Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin: "Arkadaşının münasebetsiz bir fiyat söyleyerek piyasayı düşürmesinden korkmuştu."- R. N. Güntekin.
2 . Ters, aksi: "Hep böyle münasebetsiz sıralarda beni arar."- N. Cumalı.
3 . Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse): "Doğrusu kızın huyunu bozan, bütün bu münasebetsiz kimselerdi."- Y. K. Karaosmanoğlu.

PİYASA Nedir?


1 . Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar: "Şimdi de pazar, piyasa yerlerinde, mahalle dolaylarında tanır, sayarlar."- M. Ş. Esendal.
2 . Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme: "Kahvenin önünden dört beş kere daha geçer, akşam piyasasını yapardım."- S. F. Abasıyanık.
3 . Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat: "Sonbaharda, yakında açılacak tütün piyasasının haberleriyle ümitlenir, tasalanır, yüzleri bir gün gülerse beş gün kederli kalırdı."- N. Cumalı.
4 . ekonomi Arz ve talebin karşılaştığı alan.
5 . Ortalık: "Bunlardan bir kısmı bugün piyasada alaturka çalgıcılığın en ileri gelenlerindendir."- O. C. Kaygılı.

SAYGI Nedir?


1 . Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram: "İnsanlara saygıyı yitirdin mi yandın bittin, on paralık oldun demektir."- Y. Kemal.
2 . Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.

TERS Nedir?


1 . Gerekli olan duruma karşıt, zıt.
2 . isim Bir şeyin içe gelen yanı, arkası: "Elinin tersiyle küçük bir tokat vurmuştu."- Ç. Altan.
3 . isim Kesici bir aletin kesmeyen yanı: "Kollarına bıçağın tersiyle birkaç tane vurmuşlar."- M. Ş. Esendal.
4 . mecaz Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz: "Ters sözlerinle, fazilet iddialarınla beni hırpalama."- H. C. Yalçın.
5 . mecaz Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert: "Ters adamın işi de ters gider."- M. Ş. Esendal.
6 . isim, mecaz Bir şeyin aksi, karşıtı: "Anlattığının tersi anlaşılınca utandı."- .

UYGUN Nedir?


1 . Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip: "Rıza Efendi'de yerine, zamanına ve konusuna uygun hikâyeler vardır."- T. Buğra.
2 . Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
3 . mecaz Orantılı, oranlı.

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKIŞ Nedir?

Yakma işi.

YAKIŞIK Nedir?


1 . Uygunluk, yaraşma.
2 . Yakışıklı delikanlı.

YAKIŞIKSIZ Nedir?

Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz (tavır, hâl vb.): "Bundan büyüğü pek yakışıksız olur."- T. Buğra.

A B E E M N S S T Z Ü İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

Münasebetsiz,

9 Harfli Kelimeler

Mesnetsiz, Münasebet,

8 Harfli Kelimeler

Anestezi, Benzetim, Bestesiz, Müstesna, Nasbetme, Senetsiz, Tebessüm,

7 Harfli Kelimeler

Benzeti, İstenme, Mestane, Semazen, Tanesiz, Üstenme,

6 Harfli Kelimeler

Absent, Amentü, Amnezi, Asbest, Ateizm, Azimet, Ebesiz, Emanet, Ensest, Esasen, Etamin, İsabet, İsteme, Mantis, Matine, Mesabe, Mesane, Mesnet, Müsait, Namzet, Nebati, Sabite, Santim, Sentez, Sinema, Sistem, Süzeni, Tanzim, Tazmin, Tüneme, Üzenti, Zeamet, Zebani,

5 Harfli Kelimeler

Anemi, Anime, Asist, Basen, Basit, Bazen, Bazit, Beniz, Besin, Besni, Beste, Betim, Bezen, Bezme, Bezsi, Binme, Bitme, Bitüm, Bütan, Büten, Büzme, Emtia, Ensiz, Enzim, Esame, Esans, Esasi, Etmen, Etsiz, Ezani, Ezine, İbate, İmbat, İsmen, İsmet, İsnat, İstem, İzabe, Mabet, Manti,

4 Harfli Kelimeler

Abes, Abis, Amin, Amit, Anüs, Ases, Asit, Azim, Azit, Bani, Bant, Bati, Beis, Bent, Besi, Beta, Beti, Beze, Bezm, Biat, Bina, Büst, Ebat, Ebet, Eman, Emen, Emet, Emin, Enam, Enez, Ense, Esas, Esen, Esim, Esin, Esma, Esme, Esna, Eten, Etme,

3 Harfli Kelimeler

Abe, Abi, Ait, Ani, Ant, Asi, Ast, Ate, Ati, Ban, Bas, Bat, Baz, Ben, Bet, Bez, Bin, Bit, Biz, Büz, Ebe, Eti, Eza, İma, İsa, İta, Mai, Mas, Mat, Men, Met, Mis, Mit, Nam, Nas, Naz, Nem, Net, Nim, Sam,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Am, An, As, At, Az, Be, Em, En, Es, Et, İm, İn, İs, İt, İz, Me, Mi, Ne, Nü, Se, Si, Ta, Te, Ti, Ün, Üs, Ze,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.