MÜHÜRLEMEK (TDK)


1 . Bir yazı, belge vb.nin doğruluğunu veya kabul ve onayını belirtmek amacı ile altına mühür koymak, mühür basmak.
2 . Bir şeyin üzerine açıldığında belli olması için yetkili makamlarca yapıştırılan kırmızı muma mühür basmak.
3 . Yasalara, ahlak ve sağlık kurallarına aykırı görülen iş veya eğlence yerlerinin çalışmasını durdurmak amacıyla, kapısının açılmasını engellemek için uygun yere mumu yapıştırıp üzerine mühür basmak, kapatmak.

Mühürlemek kelimesi baş harfi M son harfi K olan bir kelime. Başında M sonunda K olan kelimenin birinci harfi M , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi H , dördüncü harfi Ü , beşinci harfi R , altıncı harfi L , yedinci harfi E , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E , onuncu harfi K . Başı M sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AÇILMA Nedir?


1 . Açılmak işi.
2 . Çatlama.
3 . sinema, TV (***) Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama.
4 . spor Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi.

AHLAK Nedir?


1 - Bir toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, töre, °moral, °etik.
2 - Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranış kurallarını saptayan ve inceleyen bilim.
3 - İyi nitelikler, güzel huylar.

ALTI Nedir?


1 . Beşten sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
3 . sıfat Beşten bir artık.

ALTIN Nedir?


1 . Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,
9 olan, 106
4 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au): "Altın çok eski zamanlardan beri para basımında kullanılmaktadır."- .
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Altından yapılmış sikke: "Çocuğa bir altın taktı."- .
4 . sıfat, mecaz Üstün nitelikli, değerli: "Altın ses."- .

AYKIRI Nedir?


1 . Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir."- Anayasa.
2 . Çapraz, ters.
3 . Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal.
4 . mecaz Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen: "Burası Ankara'ya iki günöte, ana yollardan aykırı küçük bir kasabaydı."- R. H. Karay.
5 . matematik Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.

BASMA Nedir?


1 . Basmak işi.
2 . Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua.
3 . İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun.
4 . Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş: "O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim."- M. Ş. Esendal.
5 . sıfat Bu kumaştan yapılan: "Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti."- P. Safa.
6 . jeoloji Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı.
7 . sıfat Basılmış, matbu.
8 . halk ağzında Gübre, tezek.

BASMAK Nedir?


1 - Ayak tabanını vücudun ya da bacağın ağırlığını verecek biçimde bir yere ya da bir şeyin üstüne koymak.
2 - (Küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek.
3 - Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek.
4 - Sıkıştırarak yerleştirmek.
5 - Bası işi yapmak, tabetmek.
6 - Örtmek, bürümek, kaplamak.
7 - Bir şey üzerinde kalıp, mühür gibi bir araçla iz yapmak.
8 - Baskın yapmak.
9 - Kimi adlarla birlikte sertlik, aşırılık anlamlarında yardımcı eylem olarak kullanılır.
10 - Bir kimse bir yaşa girmek. 1
1 - Çevreyi kaplamak. 1
2 - Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek.

BELGE Nedir?

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, doküman: "Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu."- T. Buğra.

BELİRTMEK Nedir?

Açıklamak, tebarüz ettirmek: "Üzüntülerini, kırgınlıklarını dudak büküp susarak belirtir."- N. Cumalı.

BELLİ Nedir?

Beli olan: "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"- N. Araz. Birleşik Sözler karınca belli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=karınca belli&EskiSoz=belli&GeriDon=2 belli (II) sıfat
1 . Bilinmedik bir yanı olmayan, malum: "Hâlimiz, vaktimiz sizce belli."- H. R. Gürpınar.
2 . Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr: "Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli."- Ö. Seyfettin.
3 . Belirli, muayyen: "Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz ..."- S. Birsel.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇALIŞ Nedir?

Çalma işi: "Her muganninin okuyuşu, her çalanın çalışı yine şahsidir ve ayrıdır."- Y. K. Beyatlı.

ÇALIŞMA Nedir?


1 . Çalışmak işi, emek, say: "Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması: "Bu kiriş hesabında kirişin aşırı yük altında çalışması göz önüne alınmıştır."- .
3 . Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi: "Ağaçtan üretilen işlerin sonradan bozulması istenmiyorsa bütün birleştirilmelerde ağacın çalışması özelliği dikkate alınmalıdır."- .
4 . Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DOĞRULU Nedir?

Bir doğru boyunca olan, müstakim: "Doğrulu hareket."- .

DURDURMAK Nedir?

Durmasını sağlamak: "Elini kaldırarak otobüsü durdurdu."- R. N. Güntekin.

EĞLENCE Nedir?


1 . Eğlenme işi, sefahat: "Biz bu işe tuhaf bir merakla eğlence şeklinde başladık."- F. R. Atay.
2 . Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey veya kimse: "Karıma göre en güzel eğlence, kırda yayan gezmek, kırların havasından istifade etmektir."- Ö. Seyfettin.

ENGELLEMEK Nedir?


1 . Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek: "Bununla beraber, gülüşünü engelleyen değil, değiştiren bir şeyler de vardı."- T. Buğra.
2 . spor Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

KABUL Nedir?


1 - Bir şeye isteyerek ya da istemeyerek razı olma.
2 - (Konukları ya da işi olanları) Yanına sokma, katına alma: Meclis başkanı yönetim kurulu üyelerini kabul etti .
3 - Sunulan bir şeyi, armağanı alma.
4 - Bir öneriyi uygun bulma, onaylama.
5 - Bir yere alınma.

KAPATMA Nedir?


1 . Kapatmak işi.
2 . Metres: "Kapatmalarım da nikâhlım kadar beni başkasından kıskanırlar."- H. R. Gürpınar.
3 . sıfat Yolsuz olarak değerinden aşağı elde edilmiş (mal).
4 . spor Basketbolda, elinde top olmayan bir oyuncunun pas almasına veya ilerlemesine engel olma.

KAPATMAK Nedir?


1 . Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek: "Evvelki hafta mühendis İlhami Bey'le karısı çok güzel bir bambu takımı kapattılar."- H. Taner.
2 . (-e) Kapamak: "Emine aklını oynattı sandılar ve evine kapattılar, kapısını kilitlediler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bir kadınla nikâhsız yaşamak.
4 . (nsz) Yayımını yasak etmek, yayımına son vermek: "Gazete kapatmak."- .
5 . Herhangi bir yerin bütün masraflarını üstlenip başkalarını içeri almadan isteği doğrultusunda eğlenmek: "Geçen gün Kristal'i kapatmış, vur patlasın, çal oynasın âlemi yapmış."- H. E. Adıvar.
6 . Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek: "Sanatçılar arasındaki tatsız olayı kapatmak istiyordu."- Ç. Altan.

KAPI Nedir?


1 . Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
2 . Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat: "Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
4 . Devlet dairesi: "Hükûmet kapısı."- .
5 . mecaz Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân: "Onların başvuracağı her kapıya gitmiş."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Gidere yol açan gereksinim: "Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı."- .
7 . mecaz Ev gezmesi için gidilen yer: "Bugün yine kaç kapı dolaştın?"- .

KIRMIZI Nedir?


1 . Al, kızıl renk.
2 . sıfat Bu renkte olan: "Siyah zülüflü, kırmızı dudaklı, altın ve mercan gerdanlı kadınlar."- A. Haşim.

KOYMA Nedir?

Koymak işi.

KOYMAK Nedir?


1 - Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek.
2 - Eklemek, katmak.
3 - (Bedeni) Bir yere yerleştirmek, dokunmak.
4 - (Bir kimseyi, hayvanı) Bir yere kapatmak.
5 - Bir kimseyi bir kimseye bırakmak, emanet etmek.
6 - Bırakmak, terk etmek.
7 - Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
8 - Bırakmak.
9 - (Para için) Biriktirmek; yatırmak.
10 - (İmza, tarih, adres) Yazmak. 1
1 - Uyulması gereken kuralları saptamak, ortaya çıkarmak. 1
2 - Etkilemek, dokunmak. 1
3 - (Bütçede) Bir şey ya da kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. 1
4 - Pişmesi, ısınması için yemeği vb.'yi ocağın üzerine yerleştirmek. 1
5 - Bir kimseyi bir şey yerine koymak, onu öyle görmek.

KURA Nedir?


1 . İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme, ad çekme: "Okulu bitirirken kurada Karaköse'yi çekince dağda taşta doya doya ata bineceği için seviniyordu."- N. Cumalı.
2 . Kime veya neye isabet edeceği önceden belli olmayan bir çekimle sonucu belirleme.

KURAL Nedir?


1 . Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam: "Dil bilgisi kuralları."- .
2 . Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke: "O yirmi beş yaşına kadar umumi kurallara, yargılara sığmayan bir hayat yaşamıştır."- H. E. Adıvar.

MAKAM Nedir?


1 . Mevki, kat, yer: "İnsan değil gökyüzündeki makamını şaşırarak yere inmiş bir melektir."- H. R. Gürpınar.
2 . müzik Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi.

MÜHÜR Nedir?


1 - Bir kimsenin, bir kuruluşun adının ya da sanının tersine kazılı bulunduğu, metal, lastik gibi şeylerden yapılmış araç, damga, °kaşe.
2 - Bu araçla basılan ve imza yerine geçen ad.
3 - (Yetkili orunlarca) kapatılan bir yerin kapısına ya da bir şeyin ağzına onun izinsiz açılmasını önlemek için mühür mumuyla ya da kurşunla basılan damga.

ONAY Nedir?

Uygun bulma, tasdik, icazet, izin.

SAĞLIK Nedir?


1 . Vücudun hasta olmaması durumu, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet: "Sağlığa zarar veren şeylerden kaçınmalı."- .
2 . Sağ, canlı, diri olma durumu: "Aradan dört beş yıl geçince bir yerden de haber gelmeyince sağlığından umutlarını kesmişler."- M. Ş. Esendal.

UYGUN Nedir?


1 . Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip: "Rıza Efendi'de yerine, zamanına ve konusuna uygun hikâyeler vardır."- T. Buğra.
2 . Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
3 . mecaz Orantılı, oranlı.

ÜZERİ Nedir?


1 . Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı: "Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
2 . Varlık, kimlik: "Bu sözler, Mebrure'nin üzerinde derin ve kuvvetli bir tesir bıraktı."- P. Safa.
3 . Bir şeyin görülen yanı, yüzü.
4 . Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
5 . Giysi.
6 . Vücut, beden: "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük."- R. N. Güntekin.
7 . Artan, geriye kalan bölüm: "Alışverişin üzeri."- .
8 . Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz: "Sonra yine böyle durgun, yine sıcak, öğle üzerleri vardır, herkesin uykuya vardığı, araba seslerinin kesildiği, sokakların tenhalaştığı bomboş, çıplak öğle üzerleri."- R. H. Karay.

ÜZERİNE Nedir?


1 . Üstüne.
2 . Hakkında: "Dil üzerine bir yazı."- .
3 . ...-den dolayı: "Onun gelmesi üzerine ortalık düzeldi. Bu söz üzerine herkes rahat etti."- .
4 . ...-den sonra: "Bunca hazırlık üzerine yola çıkmamak insanı üzer."- .

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YAPIŞ Nedir?

Yapma işi.

YASAL Nedir?

Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni (I), meşru, legal.

YAZI Nedir?


1 . Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi: "Türklerde yazının kullanılması eskidir."- .
2 . Alfabe: "Türk yazısı. Arap yazısı. Nota yazısı"- .
3 . Harfleri yazma biçimi: "İnci gibi bir yazı. Okunaklı yazı."- .
4 . Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü: "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."- O. S. Orhon.
5 . Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale: "İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum."- F. R. Atay.
6 . Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
7 . din b. (***) Yazgı.

YETKİLİ Nedir?


1 . Herhangi bir işte yetkisi olan (kimse), salahiyetli, salahiyettar: "Fabrikanın bir yetkilisi onlara açıklamalar yapıyordu."- T. Buğra.
2 . eskimiş Mezun.

E E H K L M M R Ü Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Mühürlemek,

9 Harfli Kelimeler

Mühürleme,

6 Harfli Kelimeler

Hürlük, Küreme, Kürüme, Merhem, Mühmel, Mülhem, Üremek, Ürümek,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Ekler, Elmek, Emmek, Ermek, Helke, Helme, Herek, Herke, Hüküm, Hürle, Kehle, Kelem, Keler, Kemer, Kemre, Kerem, Mehel, Mehle, Melek, Merek, Mühre, Mühür, Remel, Ülker, Üreme, Ürkme, Ürüme,

4 Harfli Kelimeler

Ehem, Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emme, Erek, Erke, Erme, Hele, Herk, Kele, Keme, Kere, Kerh, Krem, Küme, Küre, Leke, Meke, Meme, Mülk, Reel, Ülke, Ülkü, Ümük, Ürem, Ürkü,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Ekü, Elk, Erk, Hem, Her, Hür, Kel, Kem, Ker, Kül, Kür, Leh, Lük, Üre,

2 Harfli Kelimeler

Eh, Ek, El, Em, Er, He, Ke, Le, Me, Re,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.