LİVAR (TDK)


1 . Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağzı içine doğru konik örülmüş sepet: "Keçi kellesinin ince derisini parça parça kesip de ağlara takmak için hazır edip livarına tıktığı zaman ..."- S. F. Abasıyanık.
2 . İçinde diri balık saklanan, denizden ayrılmış havuz.

Livar kelimesi baş harfi L son harfi R olan bir kelime. Başında L sonunda R olan kelimenin birinci harfi L , ikinci harfi İ , üçüncü harfi V , dördüncü harfi A , beşinci harfi R . Başı L sonu R olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BALIK Nedir?

Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.

DENİ Nedir?

Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

DENİZ Nedir?


1 . Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
2 . Bu su kütlesinin belirli bir parçası: "Marmara Denizi. Karadeniz."- .
3 . Aydaki düzlükler.
4 . mecaz Geniş alan.
5 . mecaz Çokluk, yoğunluk.

DERİ Nedir?


1 . İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten: "Bütün kemikleri, ince bir deri altında birer birer sayılıyordu."- P. Safa.
2 . sıfat Bu tabakadan yapılmış: "Üstünde yine o siyah deri pardösüsü, kolunda siyah deri çantası."- N. Cumalı.
3 . İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.
4 . Soyulmadan yenen yemişlerin ince kabuğu veya soyulan yemişlerde kabuk altındaki zar.

DİRİ Nedir?


1 . Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı: "Senin ölün değil, bana dirin lazım."- Ö. Seyfettin.
2 . Güçlü, zinde: "Diri bir adam."- .
3 . Solmamış, pörsümemiş: "Diri çiçek. Diri yaprak."- .
4 . Gereği kadar pişmemiş.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

EDİP Nedir?

Edebiyatla uğraşan, edebî eser veren kimse, yazar: "Pek az hoşlandıklarım muhabirler, ediplerdir."- F. R. Atay.

HAVUZ Nedir?


1 . Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton vb. şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genellikle üstü açık yer: "Asıl binanın iki yanındaki kuru havuzlara ve havuzların hemen yanı başındaki kameriyelere doğru daha seyrek, daha bol çiçekli bitkiler yayılıyor."- A. İlhan.
2 . Kum, asit vb. konulan çukur yer: "Kum havuzu."- .
3 . denizcilik Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer.
4 . Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer.

HAZIR Nedir?


1 . Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya: "Ben hazırım, isterseniz gidelim."- .
2 . Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş: "Yemek hazır, buyurun."- .
3 . Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı: "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."- .
4 . zarf Bu fırsattan yararlanarak: "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."- R. N. Güntekin.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İNCE Nedir?


1 . Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı: "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."- .
2 . Zayıf: "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Taneleri ufak, iri karşıtı: "İnce un. İnce kum."- .
4 . Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı: "İnce nakış."- .
5 . Ayrıntılı: "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..."- T. Uyar.
6 . Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
7 . Tiz (ses), pes karşıtı: "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."- R. N. Güntekin.
8 . Hafif, gücü az: "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."- S. F. Abasıyanık.
9 . mecaz İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı: "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı."- R. N. Güntekin.
10 . mecaz Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı: "Dostum şair, yazar Sabahattin Teoman, yazdığı ince bir mektupla durumu düzeltiyor."- .

KELLE Nedir?


1 . Koyun, kuzu ve keçinin pişirilmiş başı.
2 . Ekinlerde başak.
3 . Külçe biçimindeki şeker: "Şekerin kellesi yetmiş üç kuruştan satılıyor."- A. İlhan.
4 . teklifsiz konuşmada Baş, kafa.

KONİK Nedir?


1 . Tabanı daire biçiminde olan bir koninin bir düzlemle ara kesiti: "Çember, elips, hiperbol ve parabol birer koniktir."- .
2 . sıfat Koni biçiminde olan veya koni ile ilgili olan, mahruti: "Konik yüzey."- .

LİVA Nedir?


1 . Sancak: "Eski İzmir vilayetiyle livalarında beklenmedik zorluklarla karşılaşmıştır."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . askerlik Tugay: "Süvari livalarında uzun hizmeti geçmiş olan Fahrettin Bey..."- A. İlhan.
3 . askerlik Tuğgeneral.

LİVAR Nedir?


1 . Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağzı içine doğru konik örülmüş sepet: "Keçi kellesinin ince derisini parça parça kesip de ağlara takmak için hazır edip livarına tıktığı zaman ..."- S. F. Abasıyanık.
2 . İçinde diri balık saklanan, denizden ayrılmış havuz.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

SAKLAMAK Nedir?


1 - Elinde bulundurmak, tutmak.
2 - Kaybolmaması için gizli bir yere koymak.
3 - Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak.
4 - Bozulmadan, doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, °muhafaza etmek.
5 - Gizli tutmak, duyurmamak.
6 - Birine vermek için ayırmak.
7 - Korumak, esirgemek.

SEPET Nedir?


1 - Saz, kamış ya da ince dallardan örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap.
2 - Sepet gibi örülerek yapılmış.
3 - Bir sepetin aldığı ölçüde.
4 - Sazdan örülmüş balık kapanı.
5 - Sepettopunda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ.
6 -

TAKMAK Nedir?


1 - Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek.
2 - (Takı için) Vermek, armağan etmek.
3 - (Ad, lakap) Koymak.
4 - Kuşanmak.
5 - (Olumsuz biçimde) Önemsememek, önemli saymamak, değer vermemek.
6 - Borç bırakmak.
7 - Biriyle olumsuz olarak uğraşmak.
8 - (Arka, art ve peş gibi sözcükleri tümleç alarak) Kendisiyle birlikte götürmek,yanına almak ya da arkasından izletmek.
9 - Sınavını başaramamak.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

A L R V İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Livar, Varil, Viral,

4 Harfli Kelimeler

Lira, Liva, Vali, Vira,

3 Harfli Kelimeler

Ali, Ari, İla, Lav, Lir, Var,

2 Harfli Kelimeler

Al, Ar, Av, İl, La, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.