LENDUHA (TDK)

Çok iri ve kaba: "O lenduha kapının mandalına erişip de ağır ve paslı demirini yerinden oynatmak kolayca becereceği iş değildi."- Y. K. Karaosmanoğlu.

Lenduha kelimesi baş harfi L son harfi A olan bir kelime. Başında L sonunda A olan kelimenin birinci harfi L , ikinci harfi E , üçüncü harfi N , dördüncü harfi D , beşinci harfi U , altıncı harfi H , yedinci harfi A . Başı L sonu A olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞIR Nedir?


1 . Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: "Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır."- .
2 . Çapı, boyutları büyük: "Ağır top. Ağır tank."- .
3 . Yoğun: "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.
4 . Uyanılması güç, derin (uyku).
5 . Güç işiten, sağır.
6 . mecaz Değeri çok olan, gösterişli: "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.
7 . mecaz Çetin, güç: "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.
8 . mecaz Tehlikeli, korkulu, vahim.
9 . mecaz Sıkıntı veren, bunaltıcı.
10 . mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç. 1
1 . mecaz Ağırbaşlı, ciddi: "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar. 1
2 . mecaz Keskin, boğucu (koku): "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay. 1
3 . Kısık, alçak: "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı. 1
4 . mecaz Davranışları yavaş olan: "Ağır adam."- . 1
5 . mecaz Sindirimi güç (yiyecek): "Ağır bir yemek."- . 1
6 . isim, spor Ağır sıklet: "Yıllarca ağırda güreşti."- . 1
7 . zarf Yavaş: "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.

DEĞİL Nedir?

Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime: "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu."- T. Buğra.

DEMİR Nedir?


1 . Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,
8 olan, 15
10 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular."- P. Safa.
3 . Bu elementten yapılmış parça: "Ocak demiri. Kapı demiri. Pencere demiri."- .
4 . Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.
5 . sıfat, mecaz Güçlü, kuvvetli, sert: "O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu."- S. F. Abasıyanık.
6 . denizcilik Çıpa.

ERİŞ Nedir?

Erme işi: "Bu makama eriş, ona, bir devlet reisinin tahtına veya koltuğuna kurulmuş gibi bir his verir."- Y. K. Karaosmanoğlu.

KABA Nedir?


1 . Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı: "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Taneleri iri: "Kaba çakıl."- .
3 . Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse): "Kaba, hantal, şivesiz, bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar."- R. H. Karay.
4 . Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli: "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum."- H. R. Gürpınar.
5 . isim Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer.
6 . mecaz Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü: "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."- O. C. Kaygılı.

KAPI Nedir?


1 . Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
2 . Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat: "Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
4 . Devlet dairesi: "Hükûmet kapısı."- .
5 . mecaz Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân: "Onların başvuracağı her kapıya gitmiş."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Gidere yol açan gereksinim: "Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı."- .
7 . mecaz Ev gezmesi için gidilen yer: "Bugün yine kaç kapı dolaştın?"- .

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KOLAYCA Nedir?


1 . Oldukça kolay.
2 . zarf (kola'yca) Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden: "Evi kolayca bulduk."- .

LENDUHA Nedir?

Çok iri ve kaba: "O lenduha kapının mandalına erişip de ağır ve paslı demirini yerinden oynatmak kolayca becereceği iş değildi."- Y. K. Karaosmanoğlu.

MANDA Nedir?

Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus).

MANDAL Nedir?


1 . Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça.
2 . İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç.
3 . Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme.

OYNATMAK Nedir?


1 . Oynamasını sağlamak: "Bir curcuna havası söyledi ve salondakilerin hepsini oynattı."- P. Safa.
2 . Kımıldamasına yol açmak: "Elindeki kamçıyı oynatarak güneş altında yanan ovalarda gözlerini gezdirdi."- M. Ş. Esendal.
3 . (nsz) Herhangi bir canlıya istenilen hareketleri yaptırmak: "Ayı oynatmak."- .
4 . (nsz) Bir araç, gereç kullanmak: "Akıllı bir adam mermer üzerinde keser oynatır mı?"- Ö. Seyfettin.
5 . (nsz) Aklını yitirmek: "Sizinle iki gün daha çalışsam aklımı oynatabilirim."- F. R. Atay.
6 . mecaz Korkutmak, heyecanlandırmak: "Yüreğimi oynattın."- .
7 . mecaz Herhangi bir ödevi yerine getirmeyerek karşı tarafı düzenle oyalamak: "Borçlu alacaklıyı iki aydır oynatıyor."- .
8 . (nsz), tiyatro Sahneye koymak: "Bu ramazan geceleri Karagöz oynatacağız."- H. E. Adıvar.

PASLI Nedir?


1 . Üzerinde pas oluşmuş, pas tutmuş, paslanmış: "Duvarlarında ağır ve büyük paslı kılıçlar, kalkanlar, zincirler asılı dururdu."- Y. K. Beyatlı.
2 . tıp (***) Hastalık dolayısıyla beyaz tabakayla kaplanmış (dil).
3 . mecaz Huzursuz, sıkıntılı, üzgün, kararsız: "Bir haftadan fazla süren yağmurlardan, rutubetten içinde paslı, kapanık ve sıkıntılı bir duygu belirmiş."- H. E. Adıvar.

YERİNDE Nedir?


1 . İyi, yeterli: "Binbaşı, uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde: "Yerinde konuşmak."- .
3 . zarf Durumunda: "Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde."- M. Ş. Esendal.

A D E H L N U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Lenduha,

5 Harfli Kelimeler

Halen, Hande, Laden,

4 Harfli Kelimeler

Dane, Deha, Edna, Elan, Hale, Hane, Hela, Nale, Uhde, Ulah, Ulan,

3 Harfli Kelimeler

Ahu, Dah, Dal, Deh, Dua, Dul, Dun, Eda, Ela, Had, Hal, Han, Hun, Lan, Leh, Nal, Nuh, Ula,

2 Harfli Kelimeler

Ad, Ah, Al, An, De, Eh, El, En, Ha, He, Hu, La, Le, Ne, Un,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.