LEKE (TDK)


1 . Kirliliği gösteren iz: "Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi."- A. Ş. Hisar.
2 . Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk: "Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı."- Ö. Seyfettin.
3 . biyoloji Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.
4 . mecaz Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe: "Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu."- H. E. Adıvar.
5 . gök bilimi Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm.

Leke kelimesi baş harfi L son harfi E olan bir kelime. Başında L sonunda E olan kelimenin birinci harfi L , ikinci harfi E , üçüncü harfi K , dördüncü harfi E . Başı L sonu E olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BEYAZ Nedir?


1 . Ak, kara, siyah karşıtı.
2 . sıfat Bu renkte olan: "Müdür, arkasına beyaz bir gömlek giymiş, ellerini de göbeğinin üstünden kavuşturmuş."- M. Ş. Esendal.
3 . Beyaz ırktan olan kimse: "Agni'nin iki kızı var, biri beyaz, biri siyah."- H. R. Gürpınar.
4 . Baskıda normal karalıkta görünen harf çeşidi.
5 . Beyaz zehir.

BİLİ Nedir?

Bilgi.

BİLİM Nedir?


1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim: "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."- H. E. Adıvar.
2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3 . Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

BİYOLOJİ Nedir?

Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme vb. yaşayış evrelerini inceleyen bilim, dirim bilimi.

BÖLÜ Nedir?


1 - Bölme işlemini gösteren ÷ iminin okunuşu, °taksim; a ÷ b anlatımı, "a bölü b" diye okunur.
2 - Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu; a / b kesri "a bölü b" diye okunur.

BÖLÜM Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay.
2 . Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
3 . mecaz Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç.
4 . biyoloji Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
5 . eğitim bilimi Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
6 . matematik Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

BUNLAR Nedir?

Bu zamirinin çokluk biçimi: "Bunlar, diyorum, bu saydığım şeyler nedir?"- M. Ş. Esendal.

DEĞİŞİK Nedir?


1 . Değiştirilmiş, muaddel: "Yasanın değişik onuncu maddesi gereğince..."- .
2 . Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan: "Değişik bir oda takımı."- .
3 . Çeşitli, farklı: "Değişik renkler."- .
4 . isim, halk ağzında Yedek iç çamaşırı, giyecek: "Hiç değişiğim kalmadı."- .
5 . isim, halk ağzında Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk.

DOLAYISIYLA Nedir?


1 . Bağlı olarak, doğrudan doğruya olmayarak: "Dolayısıyla onun da ne düşündüğünü anlamış olduk."- .
2 . Nedeniyle: "Başka sebepler dolayısıyla aileye karşı koymuş bulunuyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DÜĞME Nedir?


1 . Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı: "Sımsıkı bağlanmış bir örme kese çıkarıyor, birer birer düğmelerini çözüyor."- R. N. Güntekin.
2 . Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça: "Radyonun düğmesi."- .
3 . hayvan bilimi Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı: "Kalkan balığının düğmeleri."- .

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZELTME Nedir?


1 . Düzeltmek işi, tashih.
2 . Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, ıslahat, reform.
3 . Düzelti.

DÜZELTMEK Nedir?


1 . Düzgün duruma getirmek: "Kirli eşyalarımı paketlere sardım, bavulumu düzelttim."- R. N. Güntekin.
2 . Bozukluğunu gidermek, onarmak.
3 . Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek: "Öğleden sonra nüfus kâğıdını getir, kaydını düzeltelim."- B. Felek.

FARKLI Nedir?

Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı: "Vücut ve yüz hatları, giyiniş ve yürüme tarzı çok mu farklı?"- R. H. Karay.

GEÇMİŞ Nedir?


1 . Geçme işini yapmış.
2 . Zaman bakımından geride kalmış: "Bu eski sesler içinde geçmiş zamanlar uyuyor, uyanıyor, geriniyor, yaşıyor gibidir."- A. Ş. Hisar.
3 . Çürümeye yüz tutmuş.
4 . isim Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi: "Onlar bu davranışlarıyla geçmişte sadece huzursuzluk yarattı."- N. Cumalı.
5 . isim Arkada kalan hayat, mazi: "Perde perde örtülü olan eski bir geçmişten kulaklarına garip bir fısıltı gelmişti."- O. C. Kaygılı.
6 . isim Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları: "Senin de yedi göbek geçmişine rahmet okusun ha?"- M. Ş. Esendal.

GEZEGEN Nedir?

Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gökcisimlerinin ortak adı, °seyyare, °planet.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖSTEREN Nedir?

Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

GÜNEŞ Nedir?


1 . Işık ve ısı veren büyük gök cismi.
2 . Bu gök cisminin yaydığı ışık ve ısı: "Güneş girmeyen eve doktor girer."- .

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

HİSAR Nedir?

Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen. hisar (II) isim, eskimiş, müzik Arapça §i¹¥r
1 . Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.
2 . Klasik Türk müziğinde re diyez notası.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARANLIK Nedir?


1 . Işık olmama durumu: "Biz, karanlığın içinde ilerliyoruz."- H. Taner.
2 . mecaz Üzüntü, sıkıntı, perişanlık: "Demiştim ya; bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan.
4 . sıfat, mecaz Yasalara, töreye uygun olmayan: "Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar."- M. Ş. Esendal.
5 . sıfat, mecaz Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum): "Bu kadar karışık ve karanlık bir mevzuda neye istinaden, hangi ... teşhis konulabilir?"- A. Ş. Hisar.
6 . sıfat, mecaz Karışık.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KİRLİ Nedir?


1 . Leke, toz vb. ile kaplı, pis, murdar, mülevves: "Perdeci, çapaklı gözlerini kirli yumruklarıyla ovuşturarak cevap verdi."- P. Safa.
2 . Aybaşı durumunda bulunan (kadın).
3 . mecaz Toplumun değer yargılarına aykırı olan: "Bu isim bana bir zamanlar İstanbul'un en kirli âlemlerinde yuvalanmış bir simayı hatırlattı."- H. Z. Uşaklıgil.

LEKE Nedir?


1 . Kirliliği gösteren iz: "Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi."- A. Ş. Hisar.
2 . Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk: "Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı."- Ö. Seyfettin.
3 . biyoloji Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.
4 . mecaz Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe: "Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu."- H. E. Adıvar.
5 . gök bilimi Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm.

MADEN Nedir?


1 . Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral.
2 . sıfat Bu mineralden yapılmış: "Maden kap."- .
3 . Maden ocağı veya maden işletmesi.
4 . mecaz Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak: "Bu kütüphane bir madendir, değerini bilin."- .
5 . argo Uyuşturucu, esrar, eroin: "İstersen sana biraz maden vereyim de çek!"- O. C. Kaygılı.
6 . teklifsiz konuşmada Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse.
7 . kimya Metal.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

NAMUS Nedir?


1 . Bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık.
2 . Dürüstlük, doğruluk.

NAMUSSUZ Nedir?

Ahlak kurallarına uygun olarak davranmayan, ahlak kurallarını çiğneyen.

NAMUSSUZLUK Nedir?

Namussuz olma durumu veya namussuzca davranış: "Çıplak bir erkeğe sürünmek namussuzluğunu yapmaktansa ölmeyi tercih ediyor."- R. N. Güntekin.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

PARLAK Nedir?


1 . Parlayan, ışıldayan: "Siyah, çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu."- H. E. Adıvar.
2 . Temiz ve ışıklı: "Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı / Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı."- F. N. Çamlıbel.
3 . mecaz Göze çarpacak kadar başarılı: "Birinci İnönü Harbini parlak bir zaferle kazandık."- A. Gündüz.
4 . kaba konuşmada Yüzü güzel (oğlan).

RENK Nedir?


1 - Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.
2 - Nitelik.

SEBEP Nedir?

Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey: "Aynayı kırmamın hiçbir sebebi yoktur."- S. F. Abasıyanık.

ŞAİBE Nedir?


1 . Art düşünce.
2 . Hile.
3 . Eksiklik, kusur, ayıp: "Bizim efendinin indinde bundan büyük şaibe olamaz."- E. E. Talu.
4 . Kir, leke.

TÜRLÜ Nedir?


1 . Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.
2 . isim Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

VİCDAN Nedir?

Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç: "Tüm insanlar dünyaya, kafa ve yüreklerinde bir iç mahkeme ile gelirler. Bunun adına vicdan denir."- A. Boysan.

YERİNDE Nedir?


1 . İyi, yeterli: "Binbaşı, uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde: "Yerinde konuşmak."- .
3 . zarf Durumunda: "Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde."- M. Ş. Esendal.

YEŞİL Nedir?


1 . Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk: "Memleket isterim / Gök mavi, dal yeşil / Tarla sarı olsun / Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun."- C. S. Tarancı.
2 . sıfat Bu renkte olan: "Önümüzde yeşil yamaçlar görününce biraz keyiflendik."- H. E. Adıvar.
3 . sıfat Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı: "Yeşilfasulye."- .
4 . sıfat Olmamış, ham (meyve): "Yeşil kayısı."- .

YIKAMAK Nedir?


1 . Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek: "Kazı yıkayıp temizlemişler, sonra da parçalayıp tencereye koymuşlar."- Ç. Altan.
2 . kimya Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek.

YILDIZ Nedir?


1 . Güneş ve ay dışında gökyüzünde görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri: "Baktık geceden fecre kadar ellerde / Yıldızlara yükselen kadehler gördük."- Y. K. Beyatlı.
2 . Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı, star: "Bir keresinde de bir yerli opera yıldızımız gelmişti."- H. Taner.
3 . Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil: "Türk bayrağındaki yıldız beş ışınlıdır."- .
4 . sıfat Bu biçimde olan.
5 . mecaz Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse: "Cebirde, geometride, fizikte sınıfımızın yıldızı idim."- Y. Z. Ortaç.
6 . mecaz Baht, şans, talih.
7 . denizcilik Kuzey yönü, kuzey.

YÜZEY Nedir?

Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II).

E E K L Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Elek, Kele, Leke,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Elk, Kel,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Ke, Le,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.