LÜLE (TDK)


1 . Bükülmüş, dürülmüş şey: "Bir lüle kaymak."- .
2 . Tütün çubuğu, pipo, nargile vb.nin ucuna takılan, tütün konulan yuva: "Duman ocak gibi çıkmakta çünkü her lüleden."- M. A. Ersoy.
3 . halk ağzında Su akan musluksuz boru: "Lüleden akan su bollaşmıştı."- A. Sayar.

Lüle kelimesi baş harfi L son harfi E olan bir kelime. Başında L sonunda E olan kelimenin birinci harfi L , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi L , dördüncü harfi E . Başı L sonu E olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BORU Nedir?


1 . Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir: "Soba borusu kazanın içinden geçerdi."- N. Cumalı.
2 . Borazan: "Ankara'da ilk sabah boru sesinden uyandım."- R. E. Ünaydın.

ÇIKMA Nedir?


1 . Çıkmak işi.
2 . Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
3 . Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
4 . Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
5 . Desteklemek amacıyla verilen para.
6 . sıfat Çıkmış: "Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış."- A. Ş. Hisar.
7 . sıfat Eski, kullanılmış: "Çıkma jant."- .

ÇIKMAK Nedir?


1 - İçeriden dışarıya varmak, gitmek.
2 - Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek.
3 - Bir meslek ya da bilim kurumunda okuyup sınavını vererek yetişmiş olmak, mezun olmak.
4 - Ayrılmak, ilgisini kesmek.
5 - Süresi dolunca ayrılmak.
6 - Yapılmak, yürümek.
7 - Yetişecek ölçüde olmak.
8 - Eksilmek.
9 - Sonuca ulaşmak.
10 - Sıyrılmak, ayrılmak. 1
1 - Harcama zorunda kalmak. 1
2 - Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. 1
3 - Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. 1
4 - Bir şeyin yukarısına varmak ya da yükselmek. 1
5 - Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. 1
6 - İş için, yetkili birini orununda görmek. 1
7 - Talihine ya da payına düşmek, isabet etmek, vurmak. 1
8 - Gitmek, koyulmak. 1
9 - Bir konu yetkililerce karara bağlanmak.
20 - Birdenbire görünmek. 2
1 - Mal olmak.

ÇÜNKÜ Nedir?

Şundan dolayı, şu sebeple, zira: "Ben şimdi sizin fikrinizi tenkit etmeyeceğim çünkü faydasızdır."- Ö. Seyfettin.

DÜRÜ Nedir?

Tarım aracı olarak kullanılan bel.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

KAYMA Nedir?


1 . Kaymak (II) işi.
2 . sinema, TV (***) Herhangi bir nedenle filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi.

KAYMAK Nedir?


1 . Sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman.
2 . Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz.
3 . Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka.
4 . mecaz Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü.

KAYMAK Nedir?


1 - Düz, ıslak ya da kaygan bir yüzey üzerinde sürünerek kolayca yer değiştirmek.
2 - Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek: Merdivenlerden inerken ayağı kaymış. .
3 - Yerini değiştirmek.
4 - Yer, durum değiştirmek.
5 - Bir yere doğru ilerlemek.
6 - Görüş, düşünce ya da tutumunu değiştirmek.
7 - "İstemeden bir şey yapmak" anlamıyla kimi deyimlerde geçer.
8 - Anlamı değişmek.
9 - Bir şey bulunduğu ya da bağlı olduğu yerden kurtulmak.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

LÜLE Nedir?


1 . Bükülmüş, dürülmüş şey: "Bir lüle kaymak."- .
2 . Tütün çubuğu, pipo, nargile vb.nin ucuna takılan, tütün konulan yuva: "Duman ocak gibi çıkmakta çünkü her lüleden."- M. A. Ersoy.
3 . halk ağzında Su akan musluksuz boru: "Lüleden akan su bollaşmıştı."- A. Sayar.

MUSLUKSUZ Nedir?

Musluğu olmayan.

NARGİLE Nedir?

Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç: "Sağdan soldan nargile gurultularının yükseldiği işitiliyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

OCAK Nedir?


1 . Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer: "Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar."- Halikarnas Balıkçısı.
2 . Şömine: "Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet: "Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak."- H. Taner.
4 . Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer: "Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür."- S. Birsel.
5 . Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer: "Mermer ocağı. Kömür ocağı."- .
6 . Bahçelerde ve bostanlarda her tür meyve ve sebze ekimine ayrılmış, çevresinden biraz yükseltilmiş toprak parçası: "Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu."- S. F. Abasıyanık.
7 . Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer: "Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi."- F. R. Atay.
8 . Yılın birinci ayı, kânunusani: "Ocak ayını sevmem, oldum olası."- B. Felek.
9 . tarih Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri.
10 . mecaz Ev, aile, soy: "Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı."- A. Gündüz. 1
1 . halk ağzında Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile.

PİPO Nedir?

Ucundaki lüle içine tütün konulan ve yakılarak dumanı çekilen kısa, çubuk biçimindeki tütün içme aracı: "Piposunu yaktı, kibriti sokağa attı."- H. Taner.

SAYA Nedir?


1 . Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü.
2 . halk ağzında Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı tören.
3 . halk ağzında Yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılan üstü samanla örtülü yer.
4 . halk ağzında Kadın giysisi.
5 . halk ağzında İş önlüğü: "Sırtına giymiş sıkma sayayı / Yedeğine almış ağca mayayı."- Halk türküsü.

TAKI Nedir?


1 . Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
2 . Kadınların ziynet eşyası: "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi."- M. Mungan.
3 . dil bilgisi Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki: "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."- .
4 . dil bilgisi Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler: "Türkçede ile, göre birer takıdır."- .

TÜTÜN Nedir?


1 . Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki (Nicotiana tabacum).
2 . bitki bilimi Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı: "Elinin tersiyle yeleğine düşen tütün küllerini silkti."- M. Ş. Esendal.
3 . halk ağzında Duman: "Tütün kokuyorsun diye beni iter."- H. E. Adıvar.

YUVA Nedir?


1 . Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak: "O zamanlar ... mezarlıkların serviliklerine gizlenen eski bülbül yuvaları meşhurdu."- A. Ş. Hisar.
2 . Genellikle ailenin oturduğu ev: "İnsanın kendi yuvasından daha sıcak ... ve samimi; hiçbir yer olmazdı."- S. F. Abasıyanık.
3 . İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.
4 . Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer.
5 . Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk: "Diş yuvası. Kilit yuvası."- .
6 . mecaz Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer: "Hırsız yuvası."- .
7 . mecaz Bir şeyin öğretildiği yer: "İrfan yuvası."- .
8 . mecaz Bir şeyin çok bulunduğu yer: "Bu oda böcek yuvası."- .

E L L Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Lüle,

2 Harfli Kelimeler

El, Le,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.