KUTSAL (TDK)


1 . Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes.
2 . Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut: "Aşkın kutsal tarafına inanmamı sarhoşluk belirtisi diye yorumladım."- H. E. Adıvar.
3 . Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen: "Demokraside, insanın en doğal, en kutsal hakları bir pazarlık konusu olur."- N. Cumalı.
4 . felsefe Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan.

Kutsal kelimesi baş harfi K son harfi L olan bir kelime. Başında K sonunda L olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi U , üçüncü harfi T , dördüncü harfi S , beşinci harfi A , altıncı harfi L . Başı K sonu L olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BELİ Nedir?

Evet.

BELİRTİ Nedir?


1 . Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane: "Kendinde yaşlılığın en küçük belirtisi yok."- H. Taner.
2 . tıp (***) Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın göstergesi olan durum veya görüntü, araz, semptom, sendrom.

CUMA Nedir?


1 . Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
2 . din b. (***) Cuma namazı.

ÇIKI Nedir?

Çıkın: "Düğünün hamamı benden. Çerezi, çıkısı hepsi benden."- A. Sayar.

DERE Nedir?


1 . Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu: "Bu ensiz tahta köprü altında ince dere."- E. B. Koryürek.
2 . coğrafya Bu akarsuyun yatağı.
3 . coğrafya İki dağ arasındaki uzun çukur.
4 . Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol.

DERECE Nedir?


1 . Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe: "Hukuk tahsilini Paris'te bitirmiş, birinci derece diploma almıştı."- Ö. Seyfettin.
2 . edat Denli, kadar: "Beyoğlu'nda bu derece itibar görmemişti."- E. E. Talu.
3 . fizik Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri: "Sıcakölçerin dereceleri."- .
4 . fizik Sıcaklıkölçer.
5 . kimya Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim.
6 . matematik Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi: "Dik açılar doksan derecedir."- .
7 . spor Başarı gösterme.

DİYE Nedir?


1 . Herhangi bir yargıya vararak.
2 . Niteleyerek.
3 . Sanarak, diyerek.

DOĞA Nedir?


1 . Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür.
2 . İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat.
3 . Evrende meydana gelen olayları denetiminde, egemenliğinde tuttuğuna inanılan, kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç: "Deniz de pisliği doğa yoluyla temizleyemez oldu."- H. Taner.
4 . mecaz Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.

DOĞAL Nedir?


1 . Doğada olan, doğada bulunan: "Doğal güzellikler artık eskisi gibi turist çekmiyor."- N. Cumalı.
2 . Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.
3 . Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı: "Doğal liman. Doğal sınır."- .
4 . Yapmacık olmayan.
5 . Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi.
6 . Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
7 . Katıksız, saf.

DOKU Nedir?


1 . Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç.
2 . mecaz Bir bütünün yapısı ve özelliği.

FELSEFE Nedir?


1 . Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması: "Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir yani olgudur."- N. Cumalı.
2 . Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü: "Tarih felsefesi. Hukuk felsefesi."- .
3 . Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi: "Sokrates felsefesi."- .
4 . Dünya görüşü: "Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız."- H. Taner.
5 . Bir konuda soyut düşünüş: "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor."- H. E. Adıvar.

GEREK Nedir?


1 . İcap: "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir."- Anayasa.
2 . sıfat Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım: "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni."- Yunus Emre.

GÜÇLÜ Nedir?


1 . Gücü olan, kuvvetli, yavuz: "Hele kendini güçlü hissederse tetik ol, basbayağı saldırganlaşır."- A. İlhan.
2 . Şiddeti çok olan.
3 . mecaz Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu.
4 . mecaz Nitelikleri ile etki yaratan, etkili: "Kitabında ne kadar güçlü ve üslup sahibi bir yazar olduğunu belgeler."- H. Taner.

İNAN Nedir?


1 . İnanmak işi.
2 . Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme: "... kendi paylarına düşen fedakârlığı, devlet, millet uğrunda inanla, güvenle, umutla bir daha tazeliyorlardı."- R. E. Ünaydın.
3 . Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.

İNANMA Nedir?

İnanmak işi: "Sizi de inanmaya cebretmek isteyen bunamış bir inat ve ısrar ile söylüyor."- A. Ş. Hisar.

İNSAN Nedir?


1 . İki eli bulunan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
2 . Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı: "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar."- H. Taner.
3 . sıfat, mecaz Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KUTSAL Nedir?


1 . Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes.
2 . Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut: "Aşkın kutsal tarafına inanmamı sarhoşluk belirtisi diye yorumladım."- H. E. Adıvar.
3 . Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen: "Demokraside, insanın en doğal, en kutsal hakları bir pazarlık konusu olur."- N. Cumalı.
4 . felsefe Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan.

KUTSİ Nedir?

Kutsal: "Falih Rıfkı, Türk gazeteciliğini bir vatan hizmeti telakki etmiş ve kutsi bir vazife gibi ifa ediyor."- Y. K. Beyatlı.

MUKADDES Nedir?

Kutsal: "Bizim vazifemiz her şeyden mukaddestir."- Ö. Seyfettin.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OLUR Nedir?


1 . Olabilir: "Bu olur iş mi?"- .
2 . isim Onay, tasdik, yapabilme izni.
3 . edat “Evet” anlamında bir kabul sözü: "Gazeteyi okur musun? -Olur."- .

PAZARLIK Nedir?


1 . Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme.
2 . Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi: "Yakından ise biraz acayip pazarlığını giymiş, fazla süslenmiş gibiydi."- S. F. Abasıyanık.
3 . mecaz Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılan görüşme.

SARHOŞLUK Nedir?


1 . Sarhoş olma durumu, esriklik, sermestlik, sermesti: "... ruhunda, dimağında, sinirlerinde kalan o sarhoşluğa benzer lezzet bozulacak sanıyordu."- Ö. Seyfettin.
2 . mecaz Dalgınlık, şaşkınlık: "Deniz rüzgârı yüzümdeki sarhoşluğu yıkadı."- Y. Z. Ortaç.

SAYGI Nedir?


1 . Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram: "İnsanlara saygıyı yitirdin mi yandın bittin, on paralık oldun demektir."- Y. Kemal.
2 . Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.

SEVİ Nedir?

Aşk: "Ben gelmedim dava için / Benim işim sevi için."- Yunus Emre.

TANRI Nedir?

Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah. Birleşik Sözler çok tanrılı http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=çok tanrılı&EskiSoz=tanrı&GeriDon=2 neden tanrıcı http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=neden tanrıcı&EskiSoz=tanrı&GeriDon=2 Tanrı (II) özel, isim, din b. (***) Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan.

TANRISAL Nedir?

İlahî.

TAPI Nedir?

Kendisine tapınılan şey, °mabut.

TARAFINA Nedir?

ona.

UYANDIRMA Nedir?


1 . Uyandırmak işi: "Şu bizim halkı uyandırmadadır varsa felah."- M. A. Ersoy.
2 . ruh bilimi Anıları zihinde yeniden canlandırma.

ÜSTÜNE Nedir?


1 . İlişkin, üzerine, dair: "Arkadaşım aşk ve evlilik üstüne konuşulacak şeyler bulmuştu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Hesabına: "Kahveci içilen kahveleri Esat Ağanın üstüne yazıyor."- M. Ş. Esendal.
3 . ...-e göre, uygun olarak: "Paris'e yazıldı. Oradan ölçü üstüne gönderdiler, insan Paris'e kendi gidip diktirmeli."- M. Ş. Esendal.
4 . ...-den sonra: "Ben rakının üstüne şarap içmem diyecek oldu."- H. Taner.
5 . Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz: "Memleketten mektup mektup üstüne para istemiyorlardı o sıralarda..."- S. F. Abasıyanık.

VERİ Nedir?


1 . Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done: "İstatistik veriler."- .
2 . Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler: "Bir romanın verileri."- .
3 . Bilgi, data.
4 . matematik Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.
5 . bilişim Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YORUM Nedir?


1 . Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma, tefsir.
2 . Bir olayı belli bir görüşe göre açıklama, değerlendirme: "Böyle bir yorum hiçbir şey öğretmez."- F. R. Atay.
3 . Gizli veya hayalî olan bir şeyden anlam çıkarma.
4 . Bir ürünün, bir modelin, bir sanat eserinin farklı bir açıdan ele alınarak yeniden oluşturulmuş biçimi, versiyon.
5 . müzik, tiyatro Bir müzik parçasını veya bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlık ve teknikle çalma, söyleme veya oynama.

A K L S T U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Kutsal,

5 Harfli Kelimeler

Sulak, Sulta,

4 Harfli Kelimeler

Aksu, Akut, Kast, Klas, Kula, Salt, Sual, Talk, Ulak, Usta,

3 Harfli Kelimeler

Aks, Alt, Ask, Ast, Aut, Kal, Kas, Kat, Kul, Kut, Lak, Sak, Sal, Sut, Tak, Tal, Tas, Tul, Ula,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, As, At, La, Su, Ta, Tu, Us, Ut,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.