KUNDAKÇI (TDK)


1 . Yangın çıkarmak için kundak koyan kimse: "Fakat ne çare ki Rum kundakçıları tarafından baştan başa yakılıp yıkılmış."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Tüfek kundakları yapan kimse.
3 . mecaz Ara bozucu.

Kundakçı kelimesi baş harfi K son harfi I olan bir kelime. Başında K sonunda I olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi U , üçüncü harfi N , dördüncü harfi D , beşinci harfi A , altıncı harfi K , yedinci harfi Ç , sekizinci harfi I . Başı K sonu I olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAŞTAN Nedir?

Başından alarak, bir kez daha, yeniden: "Konuyu baştan anlatayım."- .

BOZUCU Nedir?

Bozma özelliği olan (kimse veya şey).

ÇARE Nedir?


1 . Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol, çözüm yolu: "Sonra aklına daha emin bir çare gelmiş gibi ters yüzü geri döndü."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Tedavi yolu, deva.

ÇIKARMAK Nedir?


1 . Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak: "Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . (-i) Sonunu getirmek: "Bu para ile ayı çıkarırız."- .
3 . (-i) Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.
4 . (-i) Bulmak, ortaya koymak: "Yalanını çıkarmak. Yanlışını çıkarmak."- .
5 . (-i) Hatırlamak: "Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım."- N. Cumalı.
6 . (-i, -den) Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek: "Öfkesini benden çıkardı."- .
7 . (-i, -den) Sağlamak, elde etmek: "Ekmeğini taştan çıkarmak."- .
8 . (-i, nsz) Gibi göstermek, bir davranış yüklemek: "Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak."- .
9 . Sindirim yolundan dışarı atmak.
10 . İlgisini keserek uzaklaştırmak. 1
1 . (-i) Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak: "İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti."- S. F. Abasıyanık. 1
2 . (-i) Yayımlamak: "Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı."- O. S. Orhon. 1
3 . (-i) Gidermek: "Lekeyi çıkarmak."- . 1
4 . (nsz) Sebep olmak, yol açmak: "Bir dedektif bürosu açmış, hükûmet zorluk çıkardığından kapatmıştı."- R. H. Karay. 1
5 . (nsz) Yapmak, üretmek: "Bu terzi çok iş çıkarıyor."- . 1
6 . (-e, nsz) Sunmak: "Konuklara çerez çıkardı."- . 1
7 . (-e, -i) Göstermek: "Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın."- M. Ş. Esendal. 1
8 . (-i, -le) Bir şeyi bir örneğe göre yapmak: "Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami..."- H. Taner. 1
9 . (nsz) Yollamak, göndermek: "Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti."- .
20 . (nsz) Yükü boşaltmak: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay. 2
1 . (nsz) Resim yapmak. 2
2 . (nsz) Fotoğraf çektirmek. 2
3 . (-i), mecaz Söylemek: "Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır."- O. C. Kaygılı. 2
4 . (-i, -den), matematik Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KUNDA Nedir?

Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek.

KUNDAK Nedir?


1 . Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez: "Kendisine uzattıkları ince ve beyaz bir kundağa sarılmış kızına baktı."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu bezle sarılmış bebek: "Dikmen Yıldızı kundağı kucaklayarak ağır, sarsıntılı adımlarla savcının arkasından yürüdü."- A. Gündüz.
3 . Saçları yemeninin içine alıp bağlama: "Baş kundağı."- .
4 . Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey: "Dutların tomurcukları büyümüş, yaprakları burunlarını kundaklarından çıkarmışlardı."- . kundak (II) -ğı isim Rumca
1 . Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb: "Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım."- H. Z. Uşaklıgil.
2 . Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm: "Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi."- Y. Kemal.
3 . Arabalarda dingil yatağı.
4 . mecaz Ara bozma, fitne, fesat.

KUNDAKÇI Nedir?


1 . Yangın çıkarmak için kundak koyan kimse: "Fakat ne çare ki Rum kundakçıları tarafından baştan başa yakılıp yıkılmış."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Tüfek kundakları yapan kimse.
3 . mecaz Ara bozucu.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

TARAFINDAN Nedir?


1 . Herhangi birinden: "Dostları tarafından çok sevilmiş bir zattı."- A. Ş. Hisar.
2 . Eliyle, aracılığıyla.
3 . Türünden, çeşidinden.

TÜFEK Nedir?

Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah.

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YANGIN Nedir?


1 . Zarara yol açan büyük ateş: "Yangın yaklaştığı için yaverleri ve dostları telaşta idi."- F. R. Atay.
2 . Hastalıkta ateş.
3 . mecaz Coşkunluk.
4 . sıfat, mecaz Tutkun, düşkün, âşık: "Haydi ben kumar yangınıyım fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim."- M. Yesari.

YIKI Nedir?

Harabe: "Hazine boş, millet yoksul, ülke bir yıkılar yığını idi."- F. R. Atay.

A D I K K N U Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Kundakçı,

6 Harfli Kelimeler

Kaçkın, Kakınç, Kundak,

5 Harfli Kelimeler

Andıç, Andık, Çakın, Çandı, Çıkak, Çıkan, Kaçık, Kadın, Kakıç, Kanık, Kunda, Nakdı,

4 Harfli Kelimeler

Açık, Açkı, Akın, Anık, Çakı, Çuka, Dank, Duka, Kaçı, Kadı, Kanı, Kına, Kuka, Uçak,

3 Harfli Kelimeler

Açı, Akı, Anı, Çak, Çan, Çın, Dua, Dun, Kaç, Kak, Kan, Kıç, Kın,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ad, Ak, An, Uç, Un,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.