KOYULAŞMAK (TDK)


1 . Koyu duruma gelmek: "Sessiz oturduğu yerde soluk mavi gözleri koyulaşarak dinliyordu."- H. E. Adıvar.
2 . mecaz Derinleşmek, hararetlenmek, aşırı duruma gelmek.

Koyulaşmak kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi O , üçüncü harfi Y , dördüncü harfi U , beşinci harfi L , altıncı harfi A , yedinci harfi Ş , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi A , onuncu harfi K . Başı K sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AŞIRI Nedir?


1 . Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın: "Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir."- O. Rifat.
2 . Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem.
3 . Gereğinden fazla, çok.
4 . zarf Ötede, ötesinde: "İki ev aşırı."- .
5 . zarf Gereğinden fazla olarak, çokça: "Çocuk aşırı üzülüyor."- .

DERİ Nedir?


1 . İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten: "Bütün kemikleri, ince bir deri altında birer birer sayılıyordu."- P. Safa.
2 . sıfat Bu tabakadan yapılmış: "Üstünde yine o siyah deri pardösüsü, kolunda siyah deri çantası."- N. Cumalı.
3 . İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.
4 . Soyulmadan yenen yemişlerin ince kabuğu veya soyulan yemişlerde kabuk altındaki zar.

DERİN Nedir?


1 . Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan: "Genç kız onun kırık dişli ağzının içindeki derin karanlığa bakıyor."- Ö. Seyfettin.
2 . Yüzeyden içeri inen.
3 . Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan: "Derin bir bilgin."- .
4 . Yoğun: "Bu büyük köşkü derin bir sessizlik kapladı."- M. Ş. Esendal.
5 . Uzun süren: "Bir iki derin nefesten sonra teneffüsünün ritmi düzeldi."- P. Safa.
6 . mecaz Ayrıntıya önem verilerek hazırlanan: "Üzerindeki tesirleri ölçmek için derin tetkikler yapmak lazımdır."- F. R. Atay.
7 . mecaz İçten gelen: "Size karşı derin hürmeti vardı, lütuf buyurur sorarsanız yalnızlığını hissetmez."- R. H. Karay.
8 . mecaz Uyanılması güç, ağır (uyku).
9 . isim, mecaz Dip: "Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin / Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde."- Y. K. Beyatlı.

DERİNLEŞMEK Nedir?


1 . Derin duruma gelmek: "Akşamları derinleşen duygularım vakarlı ve içli lisanıyla konuşmaya başlardı."- A. Ş. Hisar.
2 . Ses kaynağı uzaklaşarak az duyulur duruma gelmek: "Şimdi uzaklaşan yörük hayvanlarının derinleşen çıngırak seslerini işitiyor."- Ö. Seyfettin.
3 . mecaz Bir konuda köklü, sağlam bilgi edinmek, bilgisini genişletmek.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

HARA Nedir?

Atların yetiştirildiği ve bakımlarının yapıldığı, hayvanların rahatça hareket etmelerini sağlayan alanların bulunduğu tesis: "Karacabey harası."- . hara (II) isim, eskimiş (ha:ra:) Farsça ¬¥r¥ Hare.

HARAR Nedir?

Çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval: "Yedi harar malı bir seferde kamyona yükledi."- S. F. Abasıyanık.

HARARET Nedir?


1 - Isı.
2 - Sıcaklık.
3 - Bedenin normalin üstüne çıkan ısısı, ateş.
4 - Susama, susuzluk.
5 - Coşkunluk, ateşlilik.

HARARETLENMEK Nedir?


1 . Isısı artmak.
2 . Canlanmak, kızışmak: "Tartışma hararetlendi."- . "Şakir Bey arkasından gelerek fikrini müdafaa için hararetleniyordu."- P. Safa.

KOYU Nedir?


1 . Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı: "Koyu pekmez. Koyu süt."- .
2 . Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı: "Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu."- H. E. Adıvar.
3 . bilişim Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.
4 . mecaz Aşırı (davranış, düşünce vb.): "Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış."- A. Ş. Hisar.
5 . mecaz Derin, hararetli: "Koyu bir sohbet."- .

MAVİ Nedir?


1 . Yeşil ile menekşe rengi arasında bir renk, bulutsuz gökyüzünün rengi.
2 . sıfat Bu renkte olan.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

SOLUK Nedir?


1 . Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes: "Kalp gitgide hafiflemekteydi ve soluklarda hafif bir hışıltı başlamıştı."- R. N. Güntekin.
2 . Ciğerlere hava alıp verme.
3 . mecaz Tarz: "Gençler dergimize yeni bir soluk getirdiler."- .

A A K K L M O U Y Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Koyulaşmak,

9 Harfli Kelimeler

Koyulaşma,

8 Harfli Kelimeler

Koklaşma, Koşulmak, Koyulmak, Oylaşmak, Uylaşmak, Yoklamak,

7 Harfli Kelimeler

Kakaolu, Koklama, Kokuşma, Koşulma, Koyulma, Oklamak, Okşamak, Oluşmak, Oylamak, Oylaşma, Oyulmak, Ulaşmak, Uylaşma, Yalamuk, Yoklama,

6 Harfli Kelimeler

Alakok, Kalkma, Kalmak, Kaloma, Kaşkol, Kaymak, Kokmuş, Koşmak, Koymak, Kuşlak, Kuymak, Maşuka, Oklama, Okşama, Okumak, Oluşma, Oylama, Oyulma, Ulamak, Ulaşma, Yakmak, Yaşmak, Yokluk, Yolmak,

5 Harfli Kelimeler

Akkuş, Akmak, Akşam, Almak, Almaş, Aşmak, Aylak, Aymak, Kakao, Kakma, Kalak, Kalay, Kalma, Kalya, Kayak, Kayma, Kayşa, Kokma, Kokuş, Kolay, Komşu, Koşam, Koşma, Koşuk, Koşul, Koşum, Koyak, Koyma, Kukla, Kulak, Kumaş, Kumla, Kuşak, Lokma, Lokum, Makak, Makul, Malak, Malya, Maşuk,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Akma, Alay, Alma, Amal, Aşma, Ayak, Ayal, Ayaş, Ayla, Ayma, Ayol, Kaka, Kala, Kama, Kamu, Kaya, Kloş, Koka, Koku, Kola, Koma, Koşa, Koşu, Koyu, Kuka, Kula, Kuma, Laka, Lama, Maaş, Mala, Maşa, Maya, Mayo, Moka, Mola, Okka, Okul, Olay,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Alo, Ama, Aşk, Aya, Kak, Kal, Kam, Kaş, Kay, Kok, Kol, Kom, Koy, Kul, Kum, Kuş, Lak, Lam, Lok, Loş, Mal, Maş, Muş, Oma, Oya, Şak, Şal, Şok, Şom, Şua, Ula, Yak, Yal, Yaş, Yok, Yol, Yom,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, Aş, Ay, La, Ok, Ol, Om, Oy, Şu, Ya, Yo,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.