KONUŞMA (TDK)


1 . Konuşmak işi: "Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . Görüşme, danışma, müzakere.
3 . Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans: "Bu konuşmaya nihayet verirken okumak terbiyesinden bahsetmek lazımdır."- Y. K. Beyatlı.

Konuşma kelimesi baş harfi K son harfi A olan bir kelime. Başında K sonunda A olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi O , üçüncü harfi N , dördüncü harfi U , beşinci harfi Ş , altıncı harfi M , yedinci harfi A . Başı K sonu A olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAHSETMEK Nedir?

Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak, söz etmek, sözünü etmek.

BİLGİ Nedir?


1 . İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.
2 . Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf: "Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti."- H. E. Adıvar.
3 . İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
4 . felsefe Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler.
5 . Bilim: "Doğa bilgisi."- .
6 . bilişim Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.

BİLİ Nedir?

Bilgi.

BİLİM Nedir?


1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim: "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."- H. E. Adıvar.
2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3 . Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

BOZA Nedir?

Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek.

ÇIKMA Nedir?


1 . Çıkmak işi.
2 . Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
3 . Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
4 . Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
5 . Desteklemek amacıyla verilen para.
6 . sıfat Çıkmış: "Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış."- A. Ş. Hisar.
7 . sıfat Eski, kullanılmış: "Çıkma jant."- .

DANIŞ Nedir?

Önemli bir konuda birkaç kişinin bir arada konuşması, müşavere.

DANIŞMA Nedir?


1 . Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret: "Bu civarda her kim ki başı sıkışır, ona danışmaya gelir."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Danışılan yer, müracaat, enformasyon: "Aşağıdaki kapıcı soruyor, danışmadaki şişman kız soruyor."- A. İlhan.

DİNLEYİCİ Nedir?


1 . Söylenen veya çalınan bir şeyi dinleyen kimse: "Belki hürmetlerini göstermek isteyen dinleyiciler ayağa kalkmak isteyeceklerdi."- A. Ş. Hisar.
2 . Kayıtlı olmadığı hâlde derslere dışarıdan devam eden kimse.

EDEBİYAT Nedir?


1 - Yazın, °literatür.
2 - Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve yapıtlarının tümü, °literatür.
3 - Yazınsal yapıtlara ilişkin bilgilerin öğretildiği ders.
4 - İçten olmayan, gereksiz, boş sözler.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

GENİŞ Nedir?


1 . Eni çok olan, enli, vâsi: "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu."- P. Safa.
2 . Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı: "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi."- O. C. Kaygılı.
3 . Bol (elbise).
4 . Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro: "Geniş anlamlı."- .
5 . mecaz Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat: "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu."- A. İlhan.
6 . mecaz Çok: "Geniş iş alanları sağlandı."- .

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜŞ Nedir?


1 . Görme işi.
2 . Gözle bir şeyi algılama yetisi.
3 . Cezaevi ve hastanede yapılan ziyaret.
4 . mecaz Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.
5 . mecaz Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.

GÖRÜŞME Nedir?

Görüşmek işi, mülakat, müzakere.

GÜRÜLTÜLÜ Nedir?


1 . Gürültüsü olan: "Dışarıdaki sofadan kalınlı inceli, gürültülü sesler işitildi."- P. Safa.
2 . Karışık olaylarla dolu: "Gürültülü bir yaşayış."- .

KONFERANS Nedir?


1 . Topluluğa bir konuda bilgi vermek amacıyla yapılan konuşma: "Hiçbir konferansa zevkle gittiğimi hatırlamam."- O. V. Kanık.
2 . Uluslararası bir sorunun çözülmesi için yapılan toplantı: "Hatta milletlerarası konferanslara gazetelerde adı geçebilecek, yüksek seviyeli bir konuşucu mu yollarız."- F. R. Atay.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞMA Nedir?


1 . Konuşmak işi: "Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . Görüşme, danışma, müzakere.
3 . Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans: "Bu konuşmaya nihayet verirken okumak terbiyesinden bahsetmek lazımdır."- Y. K. Beyatlı.

KONUŞMAK Nedir?


1 . Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak: "Çocuk daha konuşamıyor."- .
2 . (-i, -den) Belli bir konudan söz etmek: "Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı."- H. E. Adıvar.
3 . (nsz, -le) Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek: "İşten sonra Nuruosmaniye'deki İkbal kahvesinde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz."- F. R. Atay.
4 . Söylev vermek, konuşma yapmak.
5 . Konuşma dili olarak kullanmak: "Türkçeyi çok iyi konuşuyor."- .
6 . Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak: "Dilsizler el işaretleriyle konuşur."- .
7 . (-le) İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek: "Üst kattakilerle konuşuyoruz."- .
8 . Flört etmek.
9 . Dargın bulunmamak.
10 . Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. 1
1 . Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek. 1
2 . mecaz Becermek, uzman gibi yapabilmek: "Fokstrotta uzun boylu konuşamam."- M. Yesari. 1
3 . mecaz Geçerli olmak, etkin olmak: "Yasaların yerine yumruklar konuştu."- . 1
4 . teklifsiz konuşmada Şık ve zarif görünmek: "Bluzun konuşuyor."- .

LAZIM Nedir?


1 . Gerek, gerekli: "Yaratıcı hamleler yapmak isteyen bir millet için mutlaka bir şeye inanmak lazım."- O. S. Orhon.
2 . eskimiş, dil bilgisi Geçişsiz.

MÜZAKERE Nedir?


1 . Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunma, oylaşma: "Cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara'da bulunan bütün arkadaşlarımı davete ve onlarla müzakere ve münakaşaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim."- Atatürk.
2 . Sözlü sınav.
3 . Etüt, mütalaa.

NİHAYET Nedir?


1 - Son.
2 - Sonunda.
3 - -den başka bir şey değil.

OKUMAK Nedir?


1 . Yazıya geçirilmiş bir metne bakarak bunu sessizce çözümleyip anlamak veya aynı zamanda seslere çevirmek: "Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu."- F. R. Atay.
2 . (nsz) Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek: "Gazete bile okumak istemiyorum."- B. Felek.
3 . (nsz) Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek: "Çabuk dil öğrenmedi, okumak istemedi."- H. E. Adıvar.
4 . (nsz) Şarkı, türkü, şiir vb.ni sesli olarak veya ezgi ile söylemek: "Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz."- R. H. Karay.
5 . (nsz) Bir şeyin anlamını çözmek: "Şifre okumak."- .
6 . Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek.
7 . mecaz Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak: "Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım, diye mi?"- Ö. Seyfettin.
8 . (nsz), argo Sövmek, küfretmek.
9 . halk ağzında Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.

SAĞI Nedir?

Kuş tersi, kuş gübresi.

SAĞIR Nedir?


1 . İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse).
2 . Ses geçirmeyen.
3 . Isıyı az veren, geç ısınan: "Sağır soba."- .
4 . Vurulduğu zaman ses vermeyen: "Sağır davul."- .
5 . İçi görülmeyen, donuk (cam).

SANA Nedir?

Sen zamirinin yönelme durumu.

SANAT Nedir?


1 - Bir duygunun, tasarının ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ya da bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık.
2 - Belli bir uygarlığın anlayış ve beğeni ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım.
3 - Bir şey yapmada gösterilen ustalık.
4 - Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü.
5 - Zanaat.

SESSİZ Nedir?


1 . Sesi olmayan, ses çıkarmayan.
2 . Ses, gürültü çıkarmadan yapılan: "Sessiz çalışma."- .
3 . Az konuşan, suskun.
4 . Yumuşak huylu, kendi hâlinde ve sakin (kimse): "Kız kardeşi Deniz Yolları levazımında çalışan sessiz bir adamla evlidir."- M. Ş. Esendal.
5 . zarf Ses ve gürültü çıkarmadan.
6 . isim, dil bilgisi Ünsüz.

SÖYLEŞİ Nedir?


1 . Arkadaşça, dostça karşılıklı konuşma, hasbihâl, sohbet: "Rakısından mı, mezesinden mi yoksa söyleşilerin bal kıvamı kazanıp tatlı tatlı ağdalaşmasından mı, nedense."- A. İlhan.
2 . Belli bir konuda alanla ilgili kişilerin katıldığı bilgilendirme toplantısı.
3 . edebiyat Bir bilim veya sanat konusunu, konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türü, sohbet.

TERBİ Nedir?


1 - Dördün.
2 - Dörtleme.

TERBİYE Nedir?


1 . Eğitim: "Hepsi de karşılıklı bir iyilik ve bir terbiyeden istifade etmekteydiler."- A. Ş. Hisar.
2 . Görgü.
3 . Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma.
4 . Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler içinde bir süre bekletme.
5 . Hayvanı alıştırma: "Sessiz sinema filminde bir yabani atın terbiye sahnesi gösteriliyordu."- F. R. Atay.

UĞULTU Nedir?

Gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi: "İçeride müphem, karışık bir uğultu var."- F. R. Atay.

VERİ Nedir?


1 . Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done: "İstatistik veriler."- .
2 . Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler: "Bir romanın verileri."- .
3 . Bilgi, data.
4 . matematik Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.
5 . bilişim Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi.

VERMEK Nedir?


1 - (Üzerinde ya da yakınında olan bir şeyi) Birisine eriştirmek, iletmek.
2 - Bırakmak ya da bağışlamak.
3 - Ondan bilmek °atfetmek.
4 - (Düşünce ya da bilgi anlatan şeyler için) Başkalarına iletmek, bildirmek.
5 - Döndürmek, çevirmek, yöneltmek.
6 - Herhangi bir duruma yol açmak.
7 - (Eğlenceli toplantı) Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
8 - (Sanatçı) Topluluk önünde sanatını göstermek, °icra etmek.
9 - Satmak.
10 - Biriyle evlendirmek. 1
1 - (-i) Ödemek. 1
2 - Yaymak. 1
3 - Ürün üretmek. 1
4 - Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. 1
5 - Tümünü herhangi bir duruma sokmak. 1
6 - Sahip olmasını sağlamak. 1
7 - (Bir şey üzerinde) Etki yapmak, biçimini değiştirmek. 1
8 - Saptamak, tespit etmek. 1
9 - Kazandırmak, katmak.
20 - Ayırmak, harcamak. 2
1 - Dayamak. 2
2 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) ulaç eki almış eylemsilerle tezlikbildirir. 2
3 - Dilek bildiren birleşik eylemler yapar.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YUKARI Nedir?


1 . Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı.
2 . mecaz Yetkili kimse: "Emir yukarıdan, çaresiz kaldık."- .
3 . sıfat Benzerleri arasında üstte bulunan: "Yukarı kat."- .
4 . sıfat, mecaz Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan: "O bizden yukarı sınıftandı."- .
5 . zarf Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya: "Yukarı, kocasının odasına çıktı."- M. Ş. Esendal.

A K M N O U Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Konuşma,

6 Harfli Kelimeler

Okunma,

5 Harfli Kelimeler

Komşu, Konma, Konum, Konuş, Koşam, Koşma, Koşum, Koşun, Kuman, Kumaş, Maşuk, Okuma, Onmak,

4 Harfli Kelimeler

Kamu, Kano, Koma, Konu, Koşa, Koşu, Kuma, Mano, Maun, Moka, Onma, Onum, Şano, Uşak,

3 Harfli Kelimeler

Aşk, Kam, Kan, Kaş, Kom, Kum, Kuş, Maş, Muş, Nam, Nom, Oma, Ona, Şak, Şan, Şok, Şom, Şua,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, An, Aş, Ok, Om, On, Şu, Un,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.