KOMPRESÖR (TDK)


1 . Bir akışkanı veya gazı, gereken basınca göre sıkıştırmaya yarayan alet, sıkmaç.
2 . Yol yapımında, dökülen çakılları, kumları bastırıp sıkıştırmak için kullanılan ağır silindirli araç.
3 . Sert cisimleri kırmak ve delmek için kullanılan makine.

Kompresör kelimesi baş harfi K son harfi R olan bir kelime. Başında K sonunda R olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi O , üçüncü harfi M , dördüncü harfi P , beşinci harfi R , altıncı harfi E , yedinci harfi S , sekizinci harfi Ö , dokuzuncu harfi R . Başı K sonu R olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞIR Nedir?


1 . Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: "Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır."- .
2 . Çapı, boyutları büyük: "Ağır top. Ağır tank."- .
3 . Yoğun: "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.
4 . Uyanılması güç, derin (uyku).
5 . Güç işiten, sağır.
6 . mecaz Değeri çok olan, gösterişli: "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.
7 . mecaz Çetin, güç: "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.
8 . mecaz Tehlikeli, korkulu, vahim.
9 . mecaz Sıkıntı veren, bunaltıcı.
10 . mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç. 1
1 . mecaz Ağırbaşlı, ciddi: "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar. 1
2 . mecaz Keskin, boğucu (koku): "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay. 1
3 . Kısık, alçak: "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı. 1
4 . mecaz Davranışları yavaş olan: "Ağır adam."- . 1
5 . mecaz Sindirimi güç (yiyecek): "Ağır bir yemek."- . 1
6 . isim, spor Ağır sıklet: "Yıllarca ağırda güreşti."- . 1
7 . zarf Yavaş: "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.

AKIŞ Nedir?


1 - Akmak eylemi ya da biçimi, akım, akıntı.
2 - Geçip gitme, sürüp gitme.

AKIŞKAN Nedir?

Kendilerine özgü bir biçimleri olmayıp içinde bulundukları kabın biçimini alan (sıvı veya gaz), seyyal.

ALET Nedir?


1 - Bir el işini ya da mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.
2 - Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç, aygıt.
3 - Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
4 - Hoş görülmeyen bir işe yardımcı ya da aracı olmayı kabul eden kimse, maşa.

ARAÇ Nedir?


1 . Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne.
2 . Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta: "Dil, anlaşmayı sağlayan bir araçtır."- .
3 . Taşıt: "Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü."- H. Taner.

BASI Nedir?

Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.

BASIN Nedir?


1 . Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat: "Bütün bildiklerimizden öteye İstanbul basını bize ne öğretebilirdi?"- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.

BASTI Nedir?

Kıyma ile pişirilmiş sebze: "Kabak bastısı. Patlıcan bastısı."- .

CİSİM Nedir?


1 - Boşlukta, uzayda yer dolduran, elle tutulan her şey.
2 - Gövde, beden, °vücut.

ÇAKI Nedir?


1 . Açılıp kapanan bir veya birkaç ağızlı küçük cep bıçağı: "İki çocuk tahta saplı bir çakı ile kollarını çizdiler."- Ö. Seyfettin.
2 . Denizçakısı.

ÇAKIL Nedir?

Çakıl taşı: "Killi, kireçli toprak küçük çakıl parçalarıyla örtülüydü."- N. Cumalı.

DELMEK Nedir?

Delik açmak, delik duruma getirmek.

GEREK Nedir?


1 . İcap: "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir."- Anayasa.
2 . sıfat Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım: "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni."- Yunus Emre.

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

KIRMA Nedir?


1 . Kırmak işi.
2 . Pili.
3 . Kırılmış veya dövülmüş tahıl: "Buğday kırması."- .
4 . Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi.
5 . sıfat Ortasından kırılarak doldurulan (tüfek): "Mustafa, kırma tüfeğe bir kurşun sürdü."- Y. Kemal.
6 . sıfat, biyoloji Melez: "Arap kırması bir at."- .
7 . sıfat, mecaz Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan.

KUMLA Nedir?

Kumluk yer, geniş kumsal.

MAKİ Nedir?

Akdeniz dolaylarında yaygın olan, bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü. maki (II) isim, hayvan bilimi(Madagaskar yerlilerinin dilinden) Makigillerden, Madagaskar adasında sık rastlanan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir memeli primat (Lemur).

MAKİNE Nedir?


1 . Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü: "Tıraş makineleri ile usturalar çekmecelerde dururdu."- N. Cumalı.
2 . Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması: "Saatin makinesi. Gramofonun makinesi."- .
3 . halk ağzında Araba, otomobil.

SERT Nedir?


1 - Çizilmesi, kırılması, kesilmesi ya da çiğnenmesi güç olan, pek, katı,yumuşak karşıtı.
2 - Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.
3 - Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, "yumuşak" karşıtı.
4 - Hırçın, öfkeli, hiddetli.
5 - Titizlikle uygulanan, sıkı.
6 - Güçlü, kuvvetli.
7 - Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
8 - Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.
9 - Gönül kırıcı, katı, ters.
10 - yerb. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç.

SIKI Nedir?


1 . Dar: "Sıkı bir kemer."- .
2 . İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan: "Sıkı bir denk."- .
3 . Zorlu, güçlü ve etkili: "En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir."- B. Felek.
4 . Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan: "Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı.
6 . Yoğun: "Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim."- Atatürk.
7 . Cimri.
8 . zarf Sıkıca, iyice: "Sıkı giyinmek."- .
9 . isim Disiplin.
10 . isim Zorlayıcı durum: "Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı."- . 1
1 . isim Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü: "İlk sıkıyı babam attı."- S. Kocagöz. 1
2 . Güçlü ve çabuk, hızlı: "Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker."- R. N. Güntekin.

SIKIŞTIRMA Nedir?

Sıkıştırmak işi.

SIKIŞTIRMAK Nedir?


1 . Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak: "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti."- N. Cumalı.
2 . Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak.
3 . Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek: "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar."- R. N. Güntekin.
4 . Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak: "Parmağını pencereye sıkıştırmak."- .
5 . Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak: "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar."- R. H. Karay.
6 . Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak: "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş."- M. Ş. Esendal.
7 . mecaz Zorlamak: "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum."- H. R. Gürpınar.
8 . argo Sarkıntılık etmek.

SIKMA Nedir?


1 . Sıkmak işi.
2 . Bir tür pantolon veya şalvar.
3 . Bayat ekmeğin su ile ıslatılıp sıkılmasıyla elde edilen malzemeyi un, tuz ve suyla yoğurup hamur durumuna getirdikten sonra arasına kavrulmuş soğan, peynir konularak pişirilen bir yemek.
4 . sıfat Sıkılmaya, suyu alınmaya elverişli (portakal).
5 . halk ağzında Dar bir tür kadın yeleği.

SİLİNDİRLİ Nedir?

Herhangi bir sayıda silindiri olan: "Dört silindirli araba."- .

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YAPIM Nedir?


1 . Yapma işi, inşa, imal, konstrüksiyon.
2 . Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme, imal.
3 . biyoloji Özümleme.
4 . sinema, TV (***) Bir filmin çevrilmesi veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü, prodüksiyon.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

E K M O P R R S Ö Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Kompresör,

7 Harfli Kelimeler

Kompres,

6 Harfli Kelimeler

Römork,

5 Harfli Kelimeler

Korse, Körpe, Kösem, Krome, Öpmek, Örmek, Poker, Rekor, Sökme, Sperm,

4 Harfli Kelimeler

Eros, Kesp, Köre, Köse, Krem, Krep, Krom, Kros, Mors, Ökse, Öpme, Örek, Örme, Peso, Pres, Repo, Skor, Söke, Spor,

3 Harfli Kelimeler

Eko, Erk, Kem, Kep, Ker, Kes, Kom, Kor, Kör, Kös, Mor, Öke, Örk, Örs, Pek, Pes, Pos, Rom, Rop, Sek, Sem, Ser, Som, Sör,

2 Harfli Kelimeler

Ek, Em, Er, Es, Ke, Me, Ok, Om, Pe, Re, Se,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.