KOL (TDK)


1 . İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm.
2 . Vücudunun bu bölümünü saran bölümü: "Kara yağız oğlan yalandan gözlerinin yaşını pembe mintanının kollarına siliyordu."- O. C. Kaygılı.
3 . Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça.
4 . anatomi Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü.
5 . bitki bilimi Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal.
6 . müzik Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü.
7 . Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça.
8 . Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal (I), kısım (II), şube, branş: "Türk Dil Kurumunun bilim ve uygulama kolları."- .
9 . tarih Karakol: "Lakin böyle kardan yolların örtüldüğü bu gecede, koldan korku yoktu. Rahatça eğlenebilirlerdi."- R. H. Karay.
10 . İş takımı, ekip, grup: "Öteki koldaki iki hamlacıdan birisi acınacak bir zayıflıktaydı."- S. F. Abasıyanık. 1
1 . askerlik Kanat: "Sağ kol. Sol kol."- . 1
2 . Dizi, düzen: "Yürüyüş kolu."- . 1
3 . denizcilik Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri.

Kol kelimesi baş harfi K son harfi L olan bir kelime. Başında K sonunda L olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi O , üçüncü harfi L . Başı K sonu L olan 3 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞAÇ Nedir?


1 . Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.
2 . sıfat Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan: "Ağaç tekne."- .
3 . Direk.

ANATOMİ Nedir?


1 . İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih.
2 . anatomi Beden yapısı, gövde yapısı.
3 . mecaz Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı: "Toplumun anatomisi."- .

ASKERLİK Nedir?

Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye.

BAZI Nedir?


1 . Birtakım, kimi: "Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Bazen: "Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BİLİ Nedir?

Bilgi.

BİLİM Nedir?


1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim: "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."- H. E. Adıvar.
2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3 . Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BİRİSİ Nedir?

Herhangi bir kimse: "Birisi sezecek olsa kim bilir ne dedikodular çıkarılırdı."- E. Bener.

BİTKİ Nedir?

Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı, nebat.

BÖLÜ Nedir?


1 - Bölme işlemini gösteren ÷ iminin okunuşu, °taksim; a ÷ b anlatımı, "a bölü b" diye okunur.
2 - Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu; a / b kesri "a bölü b" diye okunur.

BÖLÜM Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay.
2 . Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
3 . mecaz Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç.
4 . biyoloji Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
5 . eğitim bilimi Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
6 . matematik Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

BÖYLE Nedir?


1 . Bunun gibi, buna benzer: "Ah Şaban'ın böyle bir çocuğu, böyle bir karısı olsaydı!"- H. E. Adıvar.
2 . zarf Bu yolda, bu biçimde, hakeza: "Böyle acıklı şeyleri ne diye yazıyorum bilmem ki?"- A. Gündüz.
3 . zarf Bu derece: "Böyle bir sevmek görülmemiştir."- A. İlhan.
4 . zarf İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz: "Maşallah, dedi, nereden teşrif böyle?"- P. Safa.

BRANŞ Nedir?

Kol.

ÇALGI Nedir?


1 . Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman.
2 . Çalgı çalma, müzik: "Sokağın dibinde çalgı sesleri işiterek birkaç adım ilerledi."- P. Safa.
3 . Müzik topluluğu: "Çalgı, yerine geçmiş oturmuştu."- E. E. Talu.

ÇEKME Nedir?


1 . Çekmek işi: "Siyah kehribar tespihini çekmeye başladı."- C. Uçuk.
2 . Çekmece: "Sonra çekmesinden pembe bir dosya çıkarıp önüne sürdü."- H. Taner.
3 . Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak.
4 . Parmak veya mızrapla çalınan çalgı.
5 . Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.
6 . İş yaparken giyilen bir tür şalvar.
7 . sıfat Çekilerek giyilen veya kullanılan: "Erkekleri yandan lastikli çekme fotinden başkasını bilmiyorlardı."- R. H. Karay.
8 . sıfat Düzgün biçimli: "Çekme burun."- .
9 . spor Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması.

ÇEVİRME Nedir?


1 . Çevirmek işi, tedvir: "Kırmızı balıklar birdenbire canlanırlar ve kavanozun içinde birbiri ardınca keyifli keyifli çark çevirmeye başlarlar."- H. E. Adıvar.
2 . Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi: "Değirmende, daha sabahtan gönderilip hazırlanan yağlı bir oğlak çevirmesini tam kıvamında buldular."- R. H. Karay.
3 . sıfat Çevrilmiş, tercüme edilmiş: "Fransızcadan çevirme bir eser."- .
4 . halk ağzında Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar: "Evlerinin önü yüksek çevirme / Kadir Mevla'm bugünlük de ayırma"- Halk türküsü.
5 . askerlik Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara.
6 . müzik Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

DANA Nedir?

İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu.

DEME Nedir?


1 . Demek işi: "Tencere dibin kara hikâyesi, kimin kime ne demeye hakkı var?"- H. Taner.
2 . Anlam: "Bu söz ne demeye gelir?"- .
3 . edebiyat Halk edebiyatında şiir.
4 . edebiyat Genellikle Alevi şairlerin tarikatlarıyla ilgili konuları işleyen şiirlerine, kendilerince verilen ad.
5 . edebiyat Ağıt.
6 . halk ağzında Atasözü.

DEMET Nedir?


1 - Bitki ya da çiçek bağlamı.
2 - Bağlanarak oluşturulmuş deste.
3 - Üstün yapılı bitkilerde özsuların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı ya da lifli kordon.
4 - Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu.
5 - Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin, yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu.

DENİZCİLİK Nedir?


1 . Denizlerde sefer yapma işi.
2 . Denizle, gemi işletmesiyle ilgili meslek: "Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı."- R. N. Güntekin.
3 . Deniz sporculuğu.

DİVAN Nedir?


1 . Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis.
2 . edebiyat Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser.
3 . Sedir (I): "Köşedeki divana oturmuş, ayaklarını karşısındaki koltuğa dayamıştı."- Ö. Seyfettin.
4 . mecaz Meclis: "Çok geçmeden ortadaki masanın etrafında akşamki divan tekrar kurulmuş bulunuyordu."- R. N. Güntekin.

DİZİ Nedir?


1 . Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra: "İki dizi inci."- .
2 . Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri: "İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz."- A. Ş. Hisar.
3 . Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra: "Bir dizi olay. Olaylar dizisi."- .
4 . dil bilgisi Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.
5 . askerlik Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.
6 . matematik Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.
7 . müzik Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.
8 . sinema, TV (***) Dizi film.

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZEN Nedir?


1 . Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.
2 . Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
3 . Yerleştirme, tertip: "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır."- R. N. Güntekin.
4 . Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
5 . mecaz Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo.
6 . mecaz Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo.
7 . mecaz Dolap, hile: "Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak."- E. E. Talu.
8 . müzik Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
9 . toplum bilimi Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri: "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var."- N. Meriç.
10 . halk ağzında Alet edevat takımı. 1
1 . halk ağzında Bez dokuma tezgâhı.

EKİP Nedir?


1 - Aynı görevde, aynı işte çalışan kimseler topluluğu.
2 - Bir yarışmada, karşılaşmada aynı taraftaki kimselerden oluşan topluluk, takım.
3 - Devriye gezen polis topluluğu.

GECE Nedir?


1 - Güneş battıktan, gün ağarmaya başlayıncaya dek geçen süre, tün.
2 - Bu sürenin genellikle uykuya ayrılan bölümü.
3 - Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleri düzenlenen toplantı.
4 - Gece avlanan, geceleri uyumayan hayvan.
5 - Türlü nedenlerle oluşan karanlık.
6 - Sıkıntılı, zor dönem.

GÖVDE Nedir?


1 . Bir şeyin asıl bölümü.
2 . anatomi İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.
3 . anatomi Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan, ağaçlarda kök ve dallardan geri kalan bölüm.
4 . Kesilmiş hayvanın, sakatatları alındıktan sonraki durumu.
5 . dil bilgisi Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime: "Evli (ev-li), inanç (inan-ç), sevdirmek (sev-dir-mek)."- .

HALAT Nedir?

Kenevirden yapılmış çok kalın ip.

HAMLA Nedir?


1 . Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması.
2 . Sandalın bu biçimde aldığı yol.
3 . Kıçtan birinci oturak: "Filikada hamlada oturan gemici, bir eliyle rıhtımın kenarına tutunmuş."- Z. Selimoğlu.

HAMLACI Nedir?

Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse: "Can çekişen balıkları denize atmaya başlamasın mı?.. Bunu gören hamlacı, Raşit'e, 'Sen divane mi oluyorsun be?' diye çıkıştı."- R. E. Ünaydın.

İNSAN Nedir?


1 . İki eli bulunan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
2 . Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı: "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar."- H. Taner.
3 . sıfat, mecaz Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KALIN Nedir?


1 . Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı: "Alt katta her tarafın pencereleri kalın, sık demir parmaklıklarla örtülüydü."- H. R. Gürpınar.
2 . Enli ve gür (kaş).
3 . Yoğun, akıcılığı az olan: "Kalın bir sis tabakası."- .
4 . Etli, dolgun: "Dudakları kalın, yüzü ergenlik içinde..."- M. Ş. Esendal.
5 . Pes (ses): "Aileyi geçindiren babaya bu kalın sesli, kalın kaşlı, yumuşak bakışlı adama saygı ile, biraz da korku ile bağlanmışızdır."- H. Taner.

KANA Nedir?

Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.

KANAT Nedir?


1 . Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ: "Kuşun kanatlarını kısıp bir taş parçası gibi yere süzüldüğü gözümün önündedir."- M. Ş. Esendal.
2 . Balıklarda yüzgeç.
3 . Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey.
4 . Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı: "Bir müddet kapı kanatlarının kenarlarını okşarcasına yokladı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . Yan, taraf: "Perde kanadı."- .
6 . Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri: "Partinin sol kanadı."- .
7 . Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol: "Yel değirmeni kanadı."- . "Pervane kanadı."- .
8 . Angıç.
9 . askerlik Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah: "Ordunun sağ kanadı."- .
10 . spor Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol uçlarında yer alan oyuncular.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARAKOL Nedir?


1 . Güvenliği sağlamakla görevli kimselerin bulunduğu yapı: "O işleri bu saatte karakolda bulunan küçük memurlar bilmez."- R. H. Karay.
2 . tarih Güvenliği sağlamak amacıyla dolaşan polis, jandarma veya asker topluluğu, kol, kulluk, devriye.

KAYGI Nedir?

Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa: "Korku ve kaygıyla vücudunu dinledi."- A. İlhan.

KAYGILI Nedir?

Kaygısı olan, üzüntülü: "Kadın kaygılı bir sesle bağırdı."- H. E. Adıvar.

KISIM Nedir?


1 - Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim.
2 - Bir cinsten ya da meslekten olanların tümü.
3 - Bölüm, kol, dal.

KOLTUK Nedir?


1 . Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer: "Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı."- H. E. Adıvar.
2 . Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye: "Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni: "Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, 'koltuk' yapılmıştı."- H. C. Yalçın.
4 . Yapıcılıkta yan destek.
5 . denizcilik Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip.
6 . mecaz Koltuklama veya koltuklanma: "O koltuktan hoşlanmaz."- .
7 . mecaz Kayırma, destek: "Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez."- .
8 . mecaz Yüksek mevki, makam: "Koltuk kavgası."- .
9 . argo Genelev: "Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur."- H. R. Gürpınar.
10 . halk ağzında Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. 1
1 . eskimiş Kenar, tenha yer.

KORKU Nedir?


1 . Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü: "Yarı çocuk kalbimde korku, kapıya yaklaştıkça büyüyor."- Y. Z. Ortaç.
2 . Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara: "Yollarda korku kalmadı."- .
3 . ruh bilimi Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.

KOYU Nedir?


1 . Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı: "Koyu pekmez. Koyu süt."- .
2 . Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı: "Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu."- H. E. Adıvar.
3 . bilişim Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.
4 . mecaz Aşırı (davranış, düşünce vb.): "Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış."- A. Ş. Hisar.
5 . mecaz Derin, hararetli: "Koyu bir sohbet."- .

KOYUN Nedir?


1 . Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries).
2 . mecaz Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse.

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

KURUM Nedir?

Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is: "Vapur dumanı ve baca kurumuyla kapkara olan saçlarımla yastığı kirletmek istemiyordum."- Halikarnas Balıkçısı. kurum (II) isim, hukuk Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese: "Türk Dil Kurumu."- . Birleşik Sözler eğitim kurumu http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=eğitim kurumu&EskiSoz=kurum&GeriDon=2 kamu kurumu http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=kamu kurumu&EskiSoz=kurum&GeriDon=2 kurum (III) isim Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür: "Sokakta bir sadrazam kurumu ile yürür."- H. E. Adıvar.

KUZU Nedir?


1 . Koyun yavrusu: "Belki beş kuzunun derisinden yapılmış, siyah bir kalpak."- Ö. Seyfettin.
2 . Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze.
3 . sıfat Kuzu etinden yapılan (yiyecek).

MAKİ Nedir?

Akdeniz dolaylarında yaygın olan, bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü. maki (II) isim, hayvan bilimi(Madagaskar yerlilerinin dilinden) Makigillerden, Madagaskar adasında sık rastlanan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir memeli primat (Lemur).

MAKİNE Nedir?


1 . Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü: "Tıraş makineleri ile usturalar çekmecelerde dururdu."- N. Cumalı.
2 . Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması: "Saatin makinesi. Gramofonun makinesi."- .
3 . halk ağzında Araba, otomobil.

METAL Nedir?


1 . Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde, metal.
2 . Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

MİNTAN Nedir?


1 . Yakasız, uzun kollu erkek gömleği: "Cepkenini, damalı mintanını çıkarmış, kolalı gömleğine kravatını bağlıyordu."- T. Buğra.
2 . Gömlek üzerine giyilen kollu yelek.

MÜZİK Nedir?


1 . Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki: "Müzik eğitimi."- .
2 . Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması: "Bu akşam güzel bir müzik dinledik."- .

OĞLAN Nedir?


1 . Erkek çocuk: "Biraz sonra oğlan da doğrulup kızın karşısına geçti."- O. C. Kaygılı.
2 . Yetişkin erkek: "Yakışıklı, erkek güzeli olmaya aday bir oğlandı."- T. Buğra.
3 . İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, bacak, vale.
4 . Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden sapık erkek.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

OMUZ Nedir?

Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

ÖRTÜ Nedir?


1 . Örtmek için kullanılan şey, vualet: "Hekim, hastanın üstündeki örtüyü açtı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yapılarda çatı, dam.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

PARMAK Nedir?


1 . İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri: "Uzun, sinirli parmakları locanın kenarında uzanmış, boksörün kulağını koparıyordu."- R. N. Güntekin.
2 . sıfat Eni bu organ kadar olan: "Değneği iki parmak kısaltmalı."- .
3 . sıfat Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan: "Bir parmak bal."- .
4 . Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri.
5 . matematik İnç.
6 . mecaz Bir işe karışmış olma ilgisi: "Bu işte onun parmağı var."- .
7 . eskimiş Arşının yirmi dörtte biri.

PEMBE Nedir?


1 . Beyaza biraz kırmızı karıştırılmasıyla oluşan açık renk.
2 . sıfat Bu renkte olan.

RAHATÇA Nedir?


1 . Rahat.
2 . zarf (raha'tça) Rahat bir biçimde: "Buradan hem aşağı obayı hem yukarı obayı rahatça seyredebiliyordu."- N. Araz.

SARA Nedir?

Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi.

SİLİ Nedir?

Kilim, yünden dokunmuş yaygı. sili (II) sıfat
1 . Arı, temiz.
2 . mecaz İffetli.

ŞUBE Nedir?


1 . Bir kurumun, bir kuruluşun alt mevkilerindeki iş yerlerinden her biri: "Banka şubesi, askerlik şubesi."- .
2 . Okullarda aynı düzeydeki sınıflardan her biri: "Üç günün içinde, ders verdiği üç şubeye de 'La Pipe Turque' adlı parçayı, noktasına, virgülüne hatta noktalı virgülüne kadar ezberletti."- H. Taner.
3 . biyoloji Dal: "Hayvanlar iki şubeye ayrılır: Bir hücreliler ile çok hücreliler."- .
4 . eskimiş Kol.

TAKI Nedir?


1 . Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
2 . Kadınların ziynet eşyası: "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi."- M. Mungan.
3 . dil bilgisi Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki: "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."- .
4 . dil bilgisi Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler: "Türkçede ile, göre birer takıdır."- .

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TARAF Nedir?


1 . Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat..."- R. H. Karay.
2 . Yön, yan, doğrultu: "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Yöre, yer: "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."- H. Taner.
4 . İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri: "Karşı tarafın adamları."- .
5 . Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi: "Baba tarafı zengin."- .
6 . Bir şeyin belli bölümü, kısmı: "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."- .

TARİH Nedir?


1 . Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz veya gün: "1
9 Mayıs 1919, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı tarihtir. O tarihte memleket karanlık günler yaşıyordu."- .
2 . Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim.
3 . Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı: "Sen bana bir ata yadigârısın, geçmişin tarihini saklayan kutsal bir tomarsın!"- R. H. Karay.
4 . Tarih kitabı: "Cevdet Paşa'nın Osmanlı Tarihi."- .
5 . Tarih dersi: "Ertesi gün, tarih imtihanı vardı."- Y. Z. Ortaç.

TUTU Nedir?

Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey, rehin, ipotek.

UYGULAMA Nedir?


1 . Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik.
2 . Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik: "Bir çeşit uygulama oluyordu yazdıkları."- N. Cumalı.
3 . hukuk Yürütüm.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAĞIZ Nedir?


1 . Esmer: "Yağız ve kuvvetli, analarının ardı sıra dokuzar onar gürbüz çocuk koşar."- Halikarnas Balıkçısı.
2 . Siyah: "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı."- F. N. Çamlıbel.
3 . halk ağzında Yiğit: "Bunu o ilk zamanlardaki yağız savaşçı havasıyla dedi."- A. İlhan.

YALANDAN Nedir?


1 . Gerçek olmayarak, yapmacık bir biçimde, oyun olsun diye, yalancıktan, sureta: "İşine gitmemek için yalandan hasta olduğu haberini verdi."- .
2 . Gösteriş olsun diye, özen göstermeden, önem vermeyerek, üstünkörü: "Yalandan bir temizlik yapıverdiler."- .

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

ZAYIF Nedir?


1 . Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan): "Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım."- S. M. Alus.
2 . Görevini yapacak yeterli gücü olmayan: "Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."- .
3 . mecaz Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan: "Zayıf bir yapı."- .
4 . mecaz Önemli, güvenilir olmayan: "Zayıf bir bilgi."- .
5 . mecaz Çok az: "Zayıf bir ihtimal."- .
6 . Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan: "Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."- .
7 . isim Başarısızlığı gösteren not.
8 . mecaz Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz: "Zayıf bir öğretmen."- .
9 . mecaz Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan: "Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu."- A. Gündüz.

ZAYIFLIK Nedir?

Zayıf olma durumu: "Kavrama hızının zayıflığıyla zekâsının çalımsızlığından ötürü, okulda kendisine kozalak adını takmışlardı."- Ç. Altan.

K L O Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

Kol, Lok,

2 Harfli Kelimeler

Ok, Ol,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.