KESİM (TDK)


1 . Kesme işi.
2 . Bölüm, parça, kısım, sektör: "Vatan hizmeti her Türk'ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği ... kanunla düzenlenir."- Anayasa.
3 . Bölge.
4 . Kesme zamanı: "Ders kesimi."- .
5 . İşaretlenmiş belli yer: "Gemi, su kesiminin üstünden yaralandı."- .
6 . Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
7 . tarih Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa.
8 . halk ağzında Boy bos, endam.
9 . halk ağzında Pazarlık, anlaşma.

Kesim kelimesi baş harfi K son harfi M olan bir kelime. Başında K sonunda M olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi E , üçüncü harfi S , dördüncü harfi İ , beşinci harfi M . Başı K sonu M olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANAYASA Nedir?

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi.

ANLAŞMA Nedir?


1 . Anlaşmak işi.
2 . Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon: "Kültür anlaşması."- .
3 . Sözleşme.

BEDEL Nedir?


1 . Değer, fiyat, kıymet.
2 . Bir şeyin yerini tutabilen karşılık: "Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var."- A. Gündüz.
3 . Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse.
4 . sıfat Eşit, denk: "Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki bütün bir hayata bedeldir."- R. H. Karay.
5 . askerlik Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para: "Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti."- Y. K. Karaosmanoğlu.
6 . halk ağzında Uşak, hizmetçi, çoban.

BELLİ Nedir?

Beli olan: "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"- N. Araz. Birleşik Sözler karınca belli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=karınca belli&EskiSoz=belli&GeriDon=2 belli (II) sıfat
1 . Bilinmedik bir yanı olmayan, malum: "Hâlimiz, vaktimiz sizce belli."- H. R. Gürpınar.
2 . Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr: "Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli."- Ö. Seyfettin.
3 . Belirli, muayyen: "Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz ..."- S. Birsel.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BÖLGE Nedir?


1 . Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka: "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler."- Anayasa.
2 . Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye: "Bel bölgesi. Koltuk altı bölgesi."- .

BÖLÜ Nedir?


1 - Bölme işlemini gösteren ÷ iminin okunuşu, °taksim; a ÷ b anlatımı, "a bölü b" diye okunur.
2 - Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu; a / b kesri "a bölü b" diye okunur.

BÖLÜM Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay.
2 . Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
3 . mecaz Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç.
4 . biyoloji Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
5 . eğitim bilimi Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
6 . matematik Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZEN Nedir?


1 . Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.
2 . Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
3 . Yerleştirme, tertip: "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır."- R. N. Güntekin.
4 . Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
5 . mecaz Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo.
6 . mecaz Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo.
7 . mecaz Dolap, hile: "Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak."- E. E. Talu.
8 . müzik Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
9 . toplum bilimi Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri: "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var."- N. Meriç.
10 . halk ağzında Alet edevat takımı. 1
1 . halk ağzında Bez dokuma tezgâhı.

ENDAM Nedir?

Vücut, beden, boy bos: "Yıldız'a sezdirmeden genç kızın endamına bakakaldı."- A. Gündüz.

FASON Nedir?


1 . Kesim.
2 . ticaret Malzemesi marka sahibi tarafından karşılanarak başka bir firmaya yaptırılan mal, fason mal.

GELİR Nedir?


1 . Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat: "Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı."- M. Yesari.
2 . Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.

GETİRİ Nedir?


1 . Faiz: "Yıllık getiri."- .
2 . ticaret Kazanç.
3 . Yarar: "Bu çalışmanın bana getirisi çok oldu."- .

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

HALK Nedir?


1 - Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta dil, kültür bağı olan insan topluluğu,insanlar, toplum.
2 - Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
3 - Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
4 - Belli bir bölgede ya da çevrede yaşayanların tümü.
5 - Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların tümü.
6 - Aydınların dışında kalan topluluk.
7 - Kalabalık, insan topluluğu.

HAZİN Nedir?

Acıklı, üzüntü veren, dokunaklı, hüzünlü: "Her şey dayanılmayacak kadar hazindi."- A. İlhan.

HAZİNE Nedir?


1 . Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet: "Dünyanın hazinelerine başını çevirip bakmazdı."- R. H. Karay.
2 . Değerli şeylerin saklandığı yer.
3 . Gömülü veya saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü.
4 . Kaynak: "Ağaç, rutubetin hazinesidir."- F. R. Atay.
5 . ekonomi Devlet malı veya parası.
6 . ekonomi Devlet malının veya parasının saklandığı yer.
7 . ekonomi Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
8 . mecaz Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse.

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

HİZMET Nedir?


1 - Birinin işini görme ya da birine yarayan bir işi yapma.
2 - Görev, i?
3 - Bakım, özen, °ihtimam.

İŞAR Nedir?

Yazı ile bildirme.

İŞARET Nedir?


1 - İm.
2 - Belirti, gösterge, °alamet.
3 - El, yüz hareketleriyle gösterme.

KAMU Nedir?


1 . Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü.
2 . Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme: "Çevre koruması sorunları İsveç kamusunun bilincine ve hatta bilinçaltına sinmiş."- H. Taner.
3 . sıfat, eskimiş Hep, bütün: "Biz kimseye kin tutmayız / Kamu âlem birdir bize."- Yunus Emre.

KANUN Nedir?

Yasa.

KANUN Nedir?

Yılın ilk (kânunuevvel) ve son (kânunusani) ayı.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KESE Nedir?


1 . Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba: "Boynundan bir kese çıkardı fakat içine bakmadan ani bir fikirle yüzü kızardı."- H. E. Adıvar.
2 . sıfat Bu küçük torba miktarında olan: "Üç kese tütün."- .
3 . Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap: "Kur'an kesesi."- .
4 . Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
5 . mecaz Bir kimsenin mal varlığı: "Bu sadeleşme vücut ve keseye daha elverişli idi."- F. R. Atay.
6 . anatomi Organizmanın bazı boşlukları.
7 . bitki bilimi Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik.
8 . tarih Beş yüz kuruşluk para birimi.

KESEN Nedir?


1 - Kesmek eylemini yapan.
2 - Bir şekli kesen doğru.

KESENE Nedir?


1 . Sözleşme, yazılı anlaşma.
2 . sıfat Götürü, toptan: "Şimdi bu, kesene işlerine girişiyor, mekteplere ekmek veriyor. Trabzonlu bir ortakla bir eskici koltukçu dükkânı işletiyor."- M. Ş. Esendal.

KESİM Nedir?


1 . Kesme işi.
2 . Bölüm, parça, kısım, sektör: "Vatan hizmeti her Türk'ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği ... kanunla düzenlenir."- Anayasa.
3 . Bölge.
4 . Kesme zamanı: "Ders kesimi."- .
5 . İşaretlenmiş belli yer: "Gemi, su kesiminin üstünden yaralandı."- .
6 . Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
7 . tarih Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa.
8 . halk ağzında Boy bos, endam.
9 . halk ağzında Pazarlık, anlaşma.

KESME Nedir?


1 . Kesmek işi.
2 . Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas.
3 . sıfat Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat."- R. H. Karay.
4 . sıfat Kesin, değişmez, maktu: "Kesme fiyat."- .
5 . dil bilgisi Kesme işareti.
6 . edebiyat Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat.
7 . bitki bilimi Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli,
5 m kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia).
8 . matematik Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi.
9 . sinema, TV (***) İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum.
10 . eskimiş Lokum.

KISIM Nedir?


1 - Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim.
2 - Bir cinsten ya da meslekten olanların tümü.
3 - Bölüm, kol, dal.

KUMA Nedir?

Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak: "Bir sene onunla dağlarda dolaşmış, anamın üstüne kuma getirmiş."- H. E. Adıvar.

KUMAŞ Nedir?


1 . Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma: "Her şey, esvap ve eşya Bursa'da dokunan ipek kumaşlardan yapılmıştır."- F. R. Atay.
2 . mecaz Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

KUVVE Nedir?


1 . Düşünce, niyet.
2 . Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü.
3 . Yeti.

KUVVET Nedir?


1 - Fiziksel güç, takat.
2 - Güç, dayanma gücü.
3 - Şiddet, zor, °cebir.
4 - Yetke, erk, °nüfuz.
5 - Dayanıklı olma durumu, °tahammül, °mukavemet.
6 - Bir niceliğin kendisiyle çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri.
7 - Bir ülkenin savaşçı silahlı örgütü ya da gücü.
8 - Dinginliği devime ya da devimi dinginliğe çeviren etken, direnci kıran ya da direnç doğuran özellik.

KUVVETLE Nedir?


1 . Güçlü ve sağlam bir biçimde: "Acı poyraz kuvvetle esiyordu."- O. Kemal.
2 . Üzerinde durarak, direnerek: "Kuvvetle iddia edilebilir."- .

MUKATAA Nedir?

Kesim.

ÖDEV Nedir?


1 . Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış, vazife, vecibe: "Doktor da rahattır. Ödevini yapmıştır."- H. Taner.
2 . Öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma.

ÖLÇÜ Nedir?


1 . Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
2 . Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi: "Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür."- R. E. Ünaydın.
3 . Ölçme sonucu bulunan rakam: "Odanın ölçüsü."- .
4 . Belirlenmiş boyut: "Elbise ölçüsü. Bel ölçüsü."- .
5 . Ölçüt.
6 . mecaz Değer, itibar: "Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı."- Y. Z. Ortaç.
7 . mecaz Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu: "Hiçbir şeyde ölçüyü aşmamalı."- .
8 . edebiyat Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
9 . müzik Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

PAZAR Nedir?


1 . Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer: "Perşembe pazarı. Salı pazarı."- .
2 . Belli bir şeyin satıldığı yer: "Balık pazarı."- .
3 . Alım satım, alışveriş: "Allah hayırlı pazar versin."- .
4 . Haftanın birinci günü, cumartesi ile pazartesi arasındaki gün: "Ertesi gün pazardı, öğleye kadar tembellik edersiniz."- M. Ş. Esendal.

PAZARLIK Nedir?


1 . Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme.
2 . Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi: "Yakından ise biraz acayip pazarlığını giymiş, fazla süslenmiş gibiydi."- S. F. Abasıyanık.
3 . mecaz Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılan görüşme.

SEKTÖR Nedir?


1 . Bölüm, kol, dal, kesim: "Özel sektör."- .
2 . Aynı işi yapan topluluk.
3 . bilişim Manyetik tamburun, manyetik diskin veya bir disk paketinin üzerindeki, veri ortamının önceden belirlenmiş açılı yer değiştirmesi sırasında manyetik kafaların erişebildiği, bir iz veya bant parçası.

SİLAHLI Nedir?

Silahı olan.

ŞEKİL Nedir?


1 - Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim.
2 - Bir konuyu açıklamaya yarayan resim.
3 - Davranış biçimi, tutum, yol, °tarz.
4 - Bir kavramın, düşüncenin. olayın ya da eylemin değişik oluş biçimi.
5 - Toplumsal bir bütünün örgütleniş biçimi.
6 - Olma biçimi, durum, °hal.
7 - Kimi matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim.
8 - Anlatım biçimi.
9 - Biçim5.

TARİH Nedir?


1 . Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz veya gün: "1
9 Mayıs 1919, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı tarihtir. O tarihte memleket karanlık günler yaşıyordu."- .
2 . Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim.
3 . Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı: "Sen bana bir ata yadigârısın, geçmişin tarihini saklayan kutsal bir tomarsın!"- R. H. Karay.
4 . Tarih kitabı: "Cevdet Paşa'nın Osmanlı Tarihi."- .
5 . Tarih dersi: "Ertesi gün, tarih imtihanı vardı."- Y. Z. Ortaç.

TERZİ Nedir?


1 . Giysi biçip diken kimse: "Bir şehrin yedi mahallesinde herkesin baş eğdiği bir terzi olmalıydım."- A. İlhan.
2 . Giysi dikilen yer, terzihane.

TÜRK Nedir?


1 . Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse: "Ne mutlu Türk'üm diyene!"- Atatürk.
2 . Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse: "Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur."- M. E. Yurdakul.

ÜSTÜN Nedir?


1 . Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan: "Zekâsının işlek, hatasız ve çok üstün olduğunu bir daha anlıyorum."- R. H. Karay.
2 . Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

VERİ Nedir?


1 . Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done: "İstatistik veriler."- .
2 . Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler: "Bir romanın verileri."- .
3 . Bilgi, data.
4 . matematik Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.
5 . bilişim Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi.

VERİLME Nedir?

Verilmek işi.

VERME Nedir?

Vermek işi: "İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı."- M. Ş. Esendal.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YERİNE Nedir?


1 . Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere: "Bana haftalık yerine gündelik ver."- R. N. Güntekin.
2 . Başkasının adına: "Nitekim o gün eksiltmeye kendi yerine onu yollamıştı."- H. Taner.
3 . isim, edebiyat Alegori.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

E K M S İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Kesim, Kimse,

4 Harfli Kelimeler

Ekim, Eksi, Emik, Esik, Esim, Eski, Misk, Seki,

3 Harfli Kelimeler

Kem, Kes, Kim, Mis, Sek, Sem, Sik, Sim, Ski,

2 Harfli Kelimeler

Ek, Em, Es, İm, İs, Ke, Ki, Me, Mi, Se, Si,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.