KESE (TDK)


1 . Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba: "Boynundan bir kese çıkardı fakat içine bakmadan ani bir fikirle yüzü kızardı."- H. E. Adıvar.
2 . sıfat Bu küçük torba miktarında olan: "Üç kese tütün."- .
3 . Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap: "Kur'an kesesi."- .
4 . Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
5 . mecaz Bir kimsenin mal varlığı: "Bu sadeleşme vücut ve keseye daha elverişli idi."- F. R. Atay.
6 . anatomi Organizmanın bazı boşlukları.
7 . bitki bilimi Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik.
8 . tarih Beş yüz kuruşluk para birimi.

Kese kelimesi baş harfi K son harfi E olan bir kelime. Başında K sonunda E olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi E , üçüncü harfi S , dördüncü harfi E . Başı K sonu E olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANATOMİ Nedir?


1 . İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih.
2 . anatomi Beden yapısı, gövde yapısı.
3 . mecaz Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı: "Toplumun anatomisi."- .

BAZI Nedir?


1 . Birtakım, kimi: "Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Bazen: "Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİLİ Nedir?

Bilgi.

BİLİM Nedir?


1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim: "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."- H. E. Adıvar.
2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3 . Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BİRİM Nedir?


1 . Bir kümenin her elemanı.
2 . Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite.
3 . Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit: "Uzunluk birimi metredir."- .
4 . Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri.
5 . dil bilgisi Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite.

BİTKİ Nedir?

Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı, nebat.

BİTKİN Nedir?

Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın: "Kalbinden vurulmuş gibi kendini cansız, bitkin bir vaziyette koltuğa atmıştı."- A. Ş. Hisar.

BOŞLUK Nedir?


1 . Oyuk, çukur, kapanmamış yer.
2 . Kesinti, kopukluk.
3 . Boş geçen süre: "Bu boşluktan sıkılıyorum."- .
4 . Eksiklik, yoksunluk duygusu: "Nevin, içinde ucu bucağı kayıp bir boşluk duydu."- S. F. Abasıyanık.
5 . mecaz Yetersizlik: "O günden bugüne olanları hatırladıkça insan ister istemez bu türlü çabaların hiçliğini, boşluğunu düşünmek zorunda kalıyor."- R. H. Karay.

BÜRÜM Nedir?

Bürülmüş, dürülmüş, katlanmış olan şey.

BÜRÜMCÜK Nedir?


1 . Ham ipekten dokunmuş ince kumaş: "Ona, yakası daima açık ve yenleri bol bir bürümcük gömlek giydirdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . sıfat Bu kumaştan yapılmış: "Kadınları kırmızı canfesten şalvar ve bürümcük gömlek giyerler."- Y. K. Beyatlı.
3 . Ham ipekten yapılmış baş örtüsü.

ÇANTA Nedir?

Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap: "Yanından hiç ayırmadığı çantasında bir kütüphane bulursunuz."- Y. Z. Ortaç.

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

ÇIKARTMAK Nedir?

Çıkarma işini yaptırmak: "Bu adam bir senedir buraların resmini çıkartıyor."- B. R. Eyuboğlu.

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

DOLU Nedir?

Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü: "Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti."- T. Buğra.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

ELVERİŞLİ Nedir?


1 . Uygun, müsait: "Halim'e içinde bulunduğu zor ve ezici durumdan kurtulmak için bundan daha elverişli bir fırsat çıkmazdı."- A. İlhan.
2 . İşe yarayan, ergonomik.

FAKAT Nedir?

Yalnız, ancak, ama, °lakin.

FİKİR Nedir?


1 - Düşünce, °mülahaza, °mütalaa.
2 - Düşün, °ide.
3 - Kuruntu.

HAVA Nedir?


1 . Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.
2 . Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
3 . Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
4 . Gökyüzü: "Havada bir tek bulut yok."- .
5 . Çevreyi kuşatan boşluk: "Tozlar havada uçuşuyordu."- .
6 . Esinti: "Bugün hava olursa yelkenli kalkacak."- .
7 . Müzik parçalarında tür: "Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık."- S. F. Abasıyanık.
8 . Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.
9 . sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz): "Bu sözlerin sonu hava."- .
10 . mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik: "Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar."- H. Taner. 1
1 . mecaz Tarz, üslup: "Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla..."- Y. Z. Ortaç. 1
2 . mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans: "Bugünlük, bu masal havası içinde onunla beraber yaşamalıyız."- S. F. Abasıyanık. 1
3 . mecaz Çekicilik, albeni, alım, cazibe: "Kadın güzel değil ama havası var."- . 1
4 . mecaz Keyif, âlem: "Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz."- .

KALMA Nedir?


1 . Kalmak işi: "Asıl derdi, tumturaklı sözler, bitimsiz tartışmalarla gözünü boyayıp birazcık yanında kalmamı sağlamak."- T. Uyar.
2 . sıfat Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan: "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk"- Ö. Seyfettin.

KESE Nedir?


1 . Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba: "Boynundan bir kese çıkardı fakat içine bakmadan ani bir fikirle yüzü kızardı."- H. E. Adıvar.
2 . sıfat Bu küçük torba miktarında olan: "Üç kese tütün."- .
3 . Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap: "Kur'an kesesi."- .
4 . Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
5 . mecaz Bir kimsenin mal varlığı: "Bu sadeleşme vücut ve keseye daha elverişli idi."- F. R. Atay.
6 . anatomi Organizmanın bazı boşlukları.
7 . bitki bilimi Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik.
8 . tarih Beş yüz kuruşluk para birimi.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KUMA Nedir?

Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak: "Bir sene onunla dağlarda dolaşmış, anamın üstüne kuma getirmiş."- H. E. Adıvar.

KUMAŞ Nedir?


1 . Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma: "Her şey, esvap ve eşya Bursa'da dokunan ipek kumaşlardan yapılmıştır."- F. R. Atay.
2 . mecaz Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

KURUŞLUK Nedir?

Herhangi bir kuruşa karşılık olan: "Elli kuruşluk bir kükürtlü ilacın yarısı..."- S. F. Abasıyanık.

KÜÇÜK Nedir?


1 . Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
2 . Küçük abdest.
3 . sıfat Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı: "Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm."- M. Ş. Esendal.
4 . sıfat Yaşı daha az olan: "Ortanca ve küçük ablalar ... beni, arabanın beklediği sokağa indirdiler."- R. N. Güntekin.
5 . sıfat Niceliği az olan: "Kimseden en küçük bir alaka görmüyordum."- S. F. Abasıyanık.
6 . sıfat Niteliği aşağı olan, bayağı: "Küçük adam."- .
7 . sıfat Geri aşamada: "Küçük bir memur."- .
8 . sıfat Değersiz, önemsiz: "Bu iyi temiz, sıhhatli, küçük insanların uykusu bambaşka bir şey."- S. F. Abasıyanık.
9 . sıfat Kısık, parlak olmayan (ses): "Küçük, tatlı bir sesle kovboy şarkıları söyledi."- R. H. Karay.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MİKTAR Nedir?


1 . Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik.
2 . Ölçü: "Yapılan yardımın miktarı artırıldı."- .

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ORGAN Nedir?


1 . Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv: "Bütün iç organlarım burkulur gibi oldu."- N. Cumalı.
2 . mecaz Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş: "Devlet organları."- .

ORGANİZMA Nedir?


1 . Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet.
2 . Herhangi bir canlı varlık.

OVMA Nedir?

Ovmak işi.

ÖRGÜ Nedir?


1 . Örme işi veya biçimi.
2 . Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey: "İstediğiniz kadar tel örgü engelleri koyunuz."- F. R. Atay.
3 . Örülmüş saç bölüğü, belik: "Başı yemenili, saçları iki örgü, ayağı takunyalı sarışın bir köylü kızı bana sordu."- R. H. Karay.
4 . Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi.
5 . İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ.
6 . Yapı: "Batı Avrupa medeniyeti bütün dış ve iç örgüleriyle bana ilk defa orada ayan olmuştu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
7 . Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış: "Yaşamın örgüsü içinde gereğinden bile çok çalışkanım."- N. Meriç.
8 . sıfat Örülerek yapılan, örme: "Örgü bir giysi."- .
9 . anatomi Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum.
10 . tiyatro Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı.

PARA Nedir?


1 . Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
2 . Kazanç: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
3 . eskimiş Kuruşun kırkta biri.

SADELEŞME Nedir?

Sadeleşmek işi, yalınlaşma: "Bu sadeleşme vücut ve keseye daha elverişli idi."- F. R. Atay.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

ŞİŞKİN Nedir?


1 . Şişmiş, şişirilmiş: "Ayağa kalktı, arka ayaklarını geriye itip şişkin adaleleri çekerek ... gerdi."- P. Safa.
2 . Kabarık, şiş.

ŞİŞKİNLİK Nedir?


1 . Şişkin olma durumu.
2 . Kabarıklık, şişlik: "Yürürken ceketinin arka tarafında bir şişkinlik gözüme ilişti."- R. H. Karay.
3 . Bağırsaklarda gaz birikmesi sonucu karında oluşan şişme ve gerginlik.
4 . Enflasyon.

TARİH Nedir?


1 . Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz veya gün: "1
9 Mayıs 1919, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı tarihtir. O tarihte memleket karanlık günler yaşıyordu."- .
2 . Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim.
3 . Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı: "Sen bana bir ata yadigârısın, geçmişin tarihini saklayan kutsal bir tomarsın!"- R. H. Karay.
4 . Tarih kitabı: "Cevdet Paşa'nın Osmanlı Tarihi."- .
5 . Tarih dersi: "Ertesi gün, tarih imtihanı vardı."- Y. Z. Ortaç.

TORBA Nedir?


1 . Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç: "Cüzdanı bir meşin torbaya sarmış, torbayı gömleğimin içine bağlamıştım."- R. N. Güntekin.
2 . Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet.
3 . Vücutta meydana gelen şişlik.
4 . Er bezi, husye, testis.

TÜTÜN Nedir?


1 . Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki (Nicotiana tabacum).
2 . bitki bilimi Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı: "Elinin tersiyle yeleğine düşen tütün küllerini silkti."- M. Ş. Esendal.
3 . halk ağzında Duman: "Tütün kokuyorsun diye beni iter."- H. E. Adıvar.

ÜZERİNE Nedir?


1 . Üstüne.
2 . Hakkında: "Dil üzerine bir yazı."- .
3 . ...-den dolayı: "Onun gelmesi üzerine ortalık düzeldi. Bu söz üzerine herkes rahat etti."- .
4 . ...-den sonra: "Bunca hazırlık üzerine yola çıkmamak insanı üzer."- .

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

VÜCUT Nedir?


1 . İnsan veya hayvan gövdesi, beden: "Koltukta vücudunu bir yandan bir yana çevirirken âdeta inliyor."- R. N. Güntekin.
2 . eskimiş Var olma, varlık.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YÜZER Nedir?

Yüz sıfatının üleştirme biçimi, her birine yüz, her defasında yüzü bir arada olan.

E E K S Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Kese,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Kes, Sek,

2 Harfli Kelimeler

Ek, Es, Ke, Se,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.