KENETLEMEK (TDK)


1 . Kenetle tutturmak veya kenetle birbirine bağlamak.
2 . mecaz Birbirine geçirerek bağlamak: "Ellerini dizine kenetleyerek başını önüne eğdi, kaldı."- P. Safa.
3 . mecaz Sıkıca birbirinin üzerine kapamak: "Baygınlığım sırasında bütün sözleri işitir, doktorun nabzımı tuttuğunu bilir; ama dudaklarımı kenetler, ısırır, köpükler saçardım."- S. F. Abasıyanık.

Kenetlemek kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi E , üçüncü harfi N , dördüncü harfi E , beşinci harfi T , altıncı harfi L , yedinci harfi E , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E , onuncu harfi K . Başı K sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAĞLAM Nedir?


1 . Deste.
2 . Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst: "Uygarlık bağlamında Batı ve Doğu diye bir ayrım yapılmamakta bir bütün olarak düşünülmektedir."- A. Cemal.
3 . dil bilimi Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst.
4 . edebiyat Bent.

BAĞLAMA Nedir?


1 . Bağlamak işi.
2 . Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz.
3 . Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb.
4 . dil bilgisi Ulama.

BAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak: "Gemiyi iskeleye bağlamak."- .
2 . Düğümlemek: "İpi ipe bağlamak."- .
3 . (-i) Yara ilaç koyup bezle sarmak: "Yarayı bağlamak."- .
4 . (-i) Denk yapmak, paket yapmak: "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."- .
5 . (nsz) Oluşmak, tutmak, meydana gelmek: "Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı."- F. N. Çamlıbel.
6 . Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek: "Birine haftalık bağlamak."- .
7 . Anlaşma yapmak: "İşleri sözleşmeye bağlamak."- .
8 . (-i) Uyulması zorunlu olmak: "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."- Anayasa.
9 . Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak: "Bu iş beni çok bağladı."- .
10 . (-i) Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. 1
1 . (-i) Geçişi engellemek: "Bütün yolları bağlamışlar."- . 1
2 . (-i) Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. 1
3 . (-i) Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. 1
4 . mecaz Gönlünü kazanmak: "Bu davranışınız beni size bağladı."- . 1
5 . mecaz Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. 1
6 . mecaz Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak: "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?"- R. N. Güntekin.

BİLİ Nedir?

Bilgi.

BİLİR Nedir?

"Anlar, sayar, yapar" anlamları ile adlarla birleşerek birleşik sıfat kuran bir söz: "İyilikbilir."- .

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

DİZİ Nedir?


1 . Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra: "İki dizi inci."- .
2 . Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri: "İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz."- A. Ş. Hisar.
3 . Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra: "Bir dizi olay. Olaylar dizisi."- .
4 . dil bilgisi Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.
5 . askerlik Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.
6 . matematik Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.
7 . müzik Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.
8 . sinema, TV (***) Dizi film.

DİZİN Nedir?


1 . Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste, endeks, indeks, fihrist.
2 . Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser.
3 . Kitaplık, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste.

DOKTOR Nedir?


1 . Hekim.
2 . Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan.

DUDAK Nedir?


1 . Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri: "Birdenbire kavalı dudaklarına götürdü ve üfürmeye başladı."- H. E. Adıvar.
2 . mecaz Ağız: "Eve dudağınızda bir şarkı ile dönüyorsunuz."- H. Taner.

KAPAMA Nedir?


1 . Kapamak işi.
2 . Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği.
3 . Metres.
4 . eskimiş Üst baş, giyecek takımı.

KAPAMAK Nedir?


1 . Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek: "Hasan, yıldırımla vurulmuş gibi hemen kapıyı kapadı, kaçtı."- H. E. Adıvar.
2 . Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak.
3 . Bir şeyin görünmesine engel olmak: "Bu yapı manzarayı kapadı."- .
4 . Geçişi engellemek: "Kar yolu kapamıştı."- .
5 . Tıkamak, içini doldurmak: "Çukuru kapamak."- .
6 . Su, elektrik gelişini kesmek: "Elektriği kapadı."- .
7 . Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek: "Fabrikayı kapamışlar. Gazeteyi kapadılar."- .
8 . Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak: "O konuyu kapayalım."- .
9 . Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek: "Zengin kadını tımarhaneye koymadılar, buraya, çiftliğe getirip kapadılar."- H. R. Gürpınar.
10 . Ortalıktan alıp saklamak: "Vurguncular kumaşları kapamışlar."- . 1
1 . Karşılamak, denk gelmek: "Bu ikramiye borçlarımı kapar."- .

KENE Nedir?

Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara neden olan böceklerin genel adı, sakırga.

KENET Nedir?

İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan, iki ucu sivri ve kıvrık metal parça.

KÖPÜK Nedir?


1 - Çalkalanan, kaynatılan, mayalanan, yukarıdan dökülen sıvıların üzerinde oluşan hava kabarcıkları yığını.
2 - Yapay olarak elde edilen, yumuşak ve esnek dolgu gereci.
3 - Gaz ve buharların sıvı katmanlarıyla kuşatılmasından oluşan yığın.
4 - Hayvanların, kimi kez de insanların ağzında görülen salyamsı kabarcıklar.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

SIKICA Nedir?

Sıkı bir biçimde, iyice: "İncecik belini alev renkli ipek bir kemerle sıkıca sardı."- F. F. Tülbentçi.

SIRASINDA Nedir?

Gerekince, yerinde ve zamanında.

TUTTURMAK Nedir?


1 . Tutmasını sağlamak.
2 . (nsz) Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak: "Urumeli Hisarı'na oturmuşum / Oturmuş da bir türkü tutturmuşum."- O. V. Kanık.
3 . (nsz) Aklına koyup direnmek, ısrar etmek: "Sakal diye tutturmuş, başka laf dinlemiyor."- M. Ş. Esendal.
4 . (-i, -e) Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak.
5 . (nsz) Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek: "Taşı fırlattı ama tutturamadı."- Halikarnas Balıkçısı.
6 . (-i) Takip etmek: "Geldiği yolu tutturup gene tek başına mahalle kahvesinin kapısı önüne kadar geldi."- M. Ş. Esendal.

ÜZERİNE Nedir?


1 . Üstüne.
2 . Hakkında: "Dil üzerine bir yazı."- .
3 . ...-den dolayı: "Onun gelmesi üzerine ortalık düzeldi. Bu söz üzerine herkes rahat etti."- .
4 . ...-den sonra: "Bunca hazırlık üzerine yola çıkmamak insanı üzer."- .

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

E E E E K K L M N T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Kenetlemek,

9 Harfli Kelimeler

Eteklemek, Kenetleme,

8 Harfli Kelimeler

Eklenmek, Ekletmek, Etekleme, Etlenmek, Kekeleme, Teklemek,

7 Harfli Kelimeler

Eklemek, Eklenme, Ekletme, Element, Elenmek, Eletmek, Etlenme, Kekleme, Tekleme,

6 Harfli Kelimeler

Ekenek, Ekleme, Elemek, Elenme, Eletme, Enemek, Kekeme, Keleme, Kement, Meleke, Teleke, Teleme, Teneke,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Ekmek, Eleme, Elmek, Eneme, Enlem, Entel, Etene, Etken, Etmek, Etmen, Kelek, Kelem, Kenet, Keten, Melek, Tekel, Tekke, Tekme, Tekne, Telek, Telem, Temek, Temel,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emen, Emet, Enek, Etek, Eten, Etme, Keke, Kele, Keme, Kene, Kent, Kete, Leke, Meke, Teke,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Elk, Kek, Kel, Kem, Ket, Men, Met, Nem, Net, Tek, Tel, Tem, Ten,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, En, Et, Ke, Le, Me, Ne, Te,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.