KENAR (TDK)


1 . Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka: "O sırada karşı taraçadaki kadın elinde pirinç tası olduğu hâlde taraçanın kenarına kadar geldi."- O. V. Kanık.
2 . Bir şeyi çevreleyen çizgi.
3 . Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri: "Bu mendilin kenarı ötekinden daha sade."- .
4 . Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer: "Ağır, ihtiyar misafirler kenarda bir odadan çıktılar."- M. Ş. Esendal.
5 . Yan.
6 . matematik Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri: "Bir üçgenin kenarları."- .

Kenar kelimesi baş harfi K son harfi R olan bir kelime. Başında K sonunda R olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi E , üçüncü harfi N , dördüncü harfi A , beşinci harfi R . Başı K sonu R olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANTİK Nedir?

İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.

ANTİKA Nedir?


1 . Tarihsel değeri olan eski eşya: "Sofadaki antika yerli saat, ihtiyar göğsü hırlaya hırlaya ağır ölçülü vuruşlarla gece yarısını çaldı."- H. R. Gürpınar.
2 . Eski çağlardan kalma eser.
3 . Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılan diş diş süs, sıçan dişi, ajur.
4 . sıfat, tarih Antik.
5 . sıfat, mecaz Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf: "Hasılı antika bir herif."- Ö. Seyfettin.

BASKI Nedir?


1 . Bir eserin basılış biçimi veya durumu, print: "Baskı yanlışlıkları yüzünden kapatılan gazeteler vardı."- A. Ş. Hisar.
2 . Bası sayısı: "Bu gazetenin baskısı yüz bindir."- .
3 . Bir eserin tekrarlanarak yapılan baskı işlemlerinden her biri, edisyon: "Sözlüğün yeni baskısı."- .
4 . Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı: "Etek baskısı."- .
5 . Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm: "Politik baskıların yanı sıra daha başka yasaklara da bağlıydık."- N. Cumalı.
6 . Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres.
7 . spor Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres.
8 . ruh bilimi Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BİTİŞ Nedir?


1 . Bitme işi: "Romanlarda olduğu gibi bir başlangıç, bir bitiş arzu ediyordu."- S. F. Abasıyanık.
2 . müzik Final.

ÇEVRE Nedir?


1 . Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi: "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır."- O. Rifat.
2 . Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam: "Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi."- H. Taner.
3 . Sırma işlemeli mendil: "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti."- M. Yesari.
4 . mecaz Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit: "Siyasi çevreler. Sanat çevresi."- .
5 . mecaz Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit: "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir."- H. Taner.
6 . dil bilgisi Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.
7 . matematik Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.
8 . toplum bilimi Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.

ÇEVREL Nedir?

Çevreyle ilgili.

ÇIKTI Nedir?


1 . Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı.
2 . Artık: "Sanayi çıktısı."- .
3 . bilişim Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi, print.
4 . Mezuniyet belgesi.

ÇİZGİ Nedir?


1 . Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril: "Bu kâğıda üç çizgi çekti."- Ö. Seyfettin.
2 . Yüz ve vücut hatlarının her biri: "Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu."- O. Rifat.
3 . matematik Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim: "Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır."- .
4 . mecaz Temel: "Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım."- A. İlhan.
5 . mecaz Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır.

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

ISSIZ Nedir?


1 - Kimse bulunmayan ya da az kimse bulunan, °tenha.
2 - Yalnız, kimsesi olmayan.

İHTİYAR Nedir?


1 . Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı: "İhtiyar öksürüyor, öksürdükçe de boğazından çürük bir ses çıkıyor."- M. Ş. Esendal.
2 . isim, teklifsiz konuşmada Baba veya anne.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KADIN Nedir?


1 . Erişkin dişi insan, zen erkek veya adam karşıtı: "Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar veya erkekler görmek isterler."- A. Ş. Hisar.
2 . Evlenmiş kız.
3 . sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan.
4 . mecaz Hizmetçi bayan.
5 . eskimiş Bayan: "Hintli kadın toplantıyı renklendirmek için herkesin kendisine bazı şeyler sormasını teklif ediyordu."- B. Felek.

KANI Nedir?

İnanılan düşünce, °kanaat.

KANIK Nedir?


1 . Kanaatkâr.
2 . Tokgözlü.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KENAR Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka: "O sırada karşı taraçadaki kadın elinde pirinç tası olduğu hâlde taraçanın kenarına kadar geldi."- O. V. Kanık.
2 . Bir şeyi çevreleyen çizgi.
3 . Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri: "Bu mendilin kenarı ötekinden daha sade."- .
4 . Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer: "Ağır, ihtiyar misafirler kenarda bir odadan çıktılar."- M. Ş. Esendal.
5 . Yan.
6 . matematik Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri: "Bir üçgenin kenarları."- .

KIYI Nedir?


1 . Kara ile suyun birleştiği yer: "Kandilli akıntısını geçiyoruz. İşte Küçüksu kasrı, kıyıda bembeyaz gülüyor."- Y. Z. Ortaç.
2 . Kenar, periferi.
3 . denizcilik Sahil: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
4 . mecaz Issız, tenha yer.

KUYTU Nedir?


1 . Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer): "Kahvenin kuytu bir köşesinde, bağıra bağıra konuşuyorlardı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Uğrak olmayan, içerlek, sapa (yer): "Dükkân kuytu yerde olduğundan işlemiyor."- .
3 . Güneş ışığı veya rüzgâr almayan (yer).

MATEMATİK Nedir?


1 . Aritmetik, cebir, geometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı, riyaziye.
2 . sıfat Sayıya dayalı, mantıklı, ince hesaba bağlı: "Eski yorumcular daha ileri gitmiş, evrenin yaratılmasında ve doğanın kurallarında bile matematik bir öz bulmuşlardır."- H. Taner.

MENDİL Nedir?


1 . Burun ve ter silmekte, el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde dokuma veya yumuşak, ince kâğıt: "Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol."- Y. K. Beyatlı.
2 . İçine bazı şeyler konulan dokuma, yağlık: "Sabahleyin erkenden işine gider, akşamüstü elinde dolu mendiliyle evine dönerdi."- R. N. Güntekin.

MERKEZ Nedir?


1 . Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri.
2 . Bir işin öğretildiği yer: "Er eğitim merkezi."- .
3 . Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer: "İki harp esnasında, burası kolay kazançların, vurgunculuğun en işlek merkezlerinden biriydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Belirli bir yerin ortası: "Şehir merkezi."- .
5 . Polis karakolu: "Sizi merkezimize gönderip tevkif ettireceğim."- A. Gündüz.
6 . mecaz Biçim, tarz: "Çalışmaların, bu merkezdeyken durdurulması iyi olmadı."- .
7 . matematik Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası.
8 . matematik Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek: "Daire merkezi. Küre merkezi."- .

MERKEZDE Nedir?

yolda, durumda.

MİSAFİR Nedir?


1 . Konuk.
2 . eskimiş, tıp (***) Gözün saydam tabakasında herhangi bir sebeple oluşan beyaz leke.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OLDU Nedir?


1 . Evet.
2 . ünlem Başüstüne.

ÖTEKİ Nedir?


1 - Bilinenden, sözü edilenden ayrı, öbür.
2 - Sözü edilen ya da benzer iki nesneden önem ya da konum bakımından uzakta olan.

PERVA Nedir?

Çekinme, sakınma, korku: "Islanmışın yağmurdan pervası mı olur?"- R. Ilgaz.

PERVAZ Nedir?


1 . Kapı, pencere vb. yerlerin kenarlarına geçirilen ensiz parça: "Pencerenin pervazına oturup tekrar gökyüzüne baktım."- S. F. Abasıyanık.
2 . Giysilerin yaka, kol, etek vb. yerlerine veya kumaştan yapılmış diğer eşyaların kenarlarına geçirilmiş, dar, uzun parça.
3 . Cilt kapağının iç tarafına konulan deri parçası.
4 . eskimiş Uçuş.

PİRİNÇ Nedir?


1 . Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa): "Oradaki uçsuz bucaksız pirinç bataklıklarının sahibidir."- R. N. Güntekin.
2 . Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri.

SADE Nedir?


1 . Süsü, gösterişi olmayan, yalın, gösterişsiz: "İki ufak çocuk konuşarak gidiyor; hâlleri o kadar sade, o kadar sevimli ki imrenmemek mümkün değil."- M. Ş. Esendal.
2 . Şeker katılmamış (kahve): "Sade kahve."- .
3 . zarf (sa:'de) Yalnızca, yalnız, ancak, sadece: "Hem düşünmeli ki insan kısmı sade para ile doymaz."- R. N. Güntekin.
4 . edebiyat Yalın, süssüz, anlaşılır olan (üslup, anlatım): "Lirik şiir en halis şairlerin elinde gayet sadedir."- Y. K. Beyatlı.

SAPA Nedir?


1 . Gidilen yol üzerinde olmayan, sapılarak varılan: "Dar ve sapa yollardan hızla yürümeye çalışıyorduk."- A. H. Tanpınar.
2 . Merkezden uzak, kıyıda köşede kalmış: "Eskiden sapa semtlerde küçücük dükkânlar görünürdü."- S. F. Abasıyanık.
3 . mecaz Yan, değişik: "Kimileri sert çıkışlarda, karşı koymalarda, sapa ilişkilerde çözüm arıyor."- T. Uyar.

SINIR Nedir?


1 - İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, °hudut.
2 - Komşu il, ilçe, köy ya da kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.
3 - Bir şeyin yayılabileceği ya da genişleyebileceği son çizgi, uç.
4 - Uç, son.
5 - Konuşma için belirlenen ölçü.

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TARAÇA Nedir?


1 . Teras: "Apartmanın çamaşır asılan bir de en üst taraça katı var."- H. Taner.
2 . Toprak veya başka malzemeyle elde edilen, bir duvarla desteklenen yüksek düzlük: "Sofradan kalktık, köşkün önündeki taraçaya çıktık."- A. Gündüz.
3 . coğrafya Seki (I).

TENHA Nedir?


1 . Issız: "Dükkânın önü gene kalabalıkça idi ama içi tenhaydı."- S. M. Alus.
2 . eskimiş Yalnız, tek.

UZAK Nedir?


1 . Yakın olmayan yer: "Fazla uzağa gitme."- .
2 . sıfat Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı: "Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu."- P. Safa.
3 . sıfat Arada çok zaman bulunan: "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."- .
4 . sıfat Eli, gücü veya hükmü yetişmez: "O böyle işlerden pek uzaktır."- .
5 . sıfat İhtimali az olan: "Ben bu işi çok uzak görüyorum."- .
6 . sıfat Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan: "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."- P. Safa.

ÜÇGEN Nedir?


1 . Üç tepe noktası, üç açısı, üç kenarı olan geometri biçimi, müselles: "Tabanı otuz metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir."- T. Buğra.
2 . sıfat Bu biçimde olan.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAKA Nedir?


1 . Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü: "Paltosunun yakasını kaldırıp tenha caddeyi tutturdu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası.
3 . Kıyı, kenar, taraf: "Sokağın karşı yakasına geçtiler."- M. Ş. Esendal.
4 . Eğik yerey.
5 . Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha.
6 . Semt: "Hele bir işimizi bitirip karşı yakaya geçelim de onu sonra düşünürüz."- A. Gündüz.
7 . denizcilik Sahil.
8 . denizcilik Yelkenlerin kenar ve köşeleri.

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKIN Nedir?


1 - (Zamanda ve yerde) Az bir ara ile ayrılmış olan.
2 - Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
3 - Aralarında sıkı ilgi bulunan.
4 - Benzeyen, andıran.
5 - Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan.
6 - Uzak olmayan yer.
7 - Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost ya da akraba.
8 - Uzak olmayarak.

YAKINI Nedir?

Karşısındaki kişi ya da kişilere, bir durumu yakınarak, sızlanarak anlatma, yakınma, sızlanma, °şikâyet.

A E K N R Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Ekran, Erkan, Karne, Kenar,

4 Harfli Kelimeler

Akne, Kare, Renk,

3 Harfli Kelimeler

Ark, Erk, Kan, Kar, Ker, Nar,

2 Harfli Kelimeler

Ak, An, Ar, Ek, En, Er, Ke, Ne, Ra, Re,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.