KEÇELEŞMEK (TDK)


1 . Telleri birbirinin içine girip karışarak ayrılmaz olmak.
2 . Deri pürüzlü duruma gelmek, keçe gibi olmak.
3 . mecaz Vücudun bir yeri uyuşup duyarlığı azalmak.

Keçeleşmek kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi E , üçüncü harfi Ç , dördüncü harfi E , beşinci harfi L , altıncı harfi E , yedinci harfi Ş , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E , onuncu harfi K . Başı K sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYRILMAZ Nedir?

Biri olmadan öteki de olmayan, birbirinden kopamayan.

AZALMA Nedir?

Azalmak işi, eksilme, tenakus.

AZALMAK Nedir?


1 . Az denecek bir miktara inmek: "Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan / Mevsimler soğumuş, sular azalmış."- F. H. Dağlarca.
2 . Eskisinden az bir duruma gelmek.
3 . Etkisini yitirmek, hafiflemek: "Sancısı azaldı."- .

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

DERİ Nedir?


1 . İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten: "Bütün kemikleri, ince bir deri altında birer birer sayılıyordu."- P. Safa.
2 . sıfat Bu tabakadan yapılmış: "Üstünde yine o siyah deri pardösüsü, kolunda siyah deri çantası."- N. Cumalı.
3 . İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.
4 . Soyulmadan yenen yemişlerin ince kabuğu veya soyulan yemişlerde kabuk altındaki zar.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DUYAR Nedir?


1 . Duygulu, duygun, duyarlı, hassas.
2 . Beden üzerinde uyarıldığında hızlı ve güçlü tepkilere yol açan: "Duyar bölge."- .

DUYARLI Nedir?

Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, hassas: "Ordu yürürse sayısını, sırasını seçecek kadar duyarlı kulakları vardı."- N. Araz.

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

KARIŞ Nedir?

Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık: "Yürüyüp geçeceğim, basacağım yerlerin her bir karış mübarek toprağı benim için mukaddesti."- H. R. Gürpınar.

KEÇE Nedir?


1 . Yapağı veya keçi kılının dokunmadan yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş: "Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular."- Ö. Seyfettin.
2 . sıfat Bu kumaştan yapılan: "Keçe çadırların içi biraz ısınsın diye, yerlere kilimlerin üstüne ayrı postları serilmişti."- N. Araz.
3 . Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik: "Yaz geldi, keçeleri kaldırmalı."- .

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

PÜRÜZLÜ Nedir?


1 . Pürüzü olan: "Pürüzlü cilt."- .
2 . Boğuk ve bozuk (ses): "Sesi hâlâ pürüzlü idi."- H. Taner.
3 . mecaz Karışık, güç (durum, iş): "Mesele pürüzlüdür, bir skandal hâlini almasından korkulur."- R. H. Karay.

E E E E K K L M Ç Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Keçeleşmek,

9 Harfli Kelimeler

Çekelemek, Keçelemek, Keçeleşme,

8 Harfli Kelimeler

Çekeleme, Ekleşmek, Eşelemek, Keçeleme, Kekeleme, Keşlemek,

7 Harfli Kelimeler

Eklemek, Ekleşme, Eşeleme, Eşlemek, Kekleme, Keşleme,

6 Harfli Kelimeler

Çekmek, Çelmek, Ekleme, Elemek, Eşekçe, Eşelek, Eşleme, Kekeme, Keleme, Meleke,

5 Harfli Kelimeler

Çekek, Çekel, Çekem, Çekme, Çelek, Çelme, Çeşme, Eklem, Ekmek, Elçek, Eleme, Elmek, Eşlek, Eşlem, Eşmek, Kekeç, Kelek, Kelem, Keleş, Keşke, Leçek, Melek, Meleş, Şekel, Şelek,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emeç, Emek, Emel, Eşek, Eşme, Keçe, Keke, Kele, Keme, Leçe, Leke, Meke, Meşe, Meşk,

3 Harfli Kelimeler

Çek, Eke, Elk, Kek, Kel, Kem, Keş, Leş, Meç, Şek, Şem,

2 Harfli Kelimeler

Çe, Ek, El, Em, Eş, Ke, Le, Me, Şe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.