KAYNAK (TDK)


1 . Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz: "Sonra yavaşça kaynağa doğru eğildi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bir şeyin çıktığı yer, menşe: "İnanılır kaynaklardan alınan haberlere göre..."- .
3 . Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge: "Yabancı bir idare, iktisat, ticaret, memleketin bütün kazanç kaynaklarına musallat olur."- F. R. Atay.
4 . Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans: "Tapu kayıtları onun XVI. yüzyılda yaşadığını gösteren başlıca kaynaklardandır."- .
5 . Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür.
6 . İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi.
7 . mecaz Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi.
8 . fizik Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer: "Işık kaynağı."- . "Isı kaynağı."- .

Kaynak kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi A , üçüncü harfi Y , dördüncü harfi N , beşinci harfi A , altıncı harfi K . Başı K sonu K olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALIN Nedir?


1 - Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü.
2 - (Kimi şeylerde) Ön, ön yüz, (ön) cephe, alnaç.
3 - karşı.

ARAŞTIRMA Nedir?


1 . Araştırmak işi, taharri.
2 . Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılan yöntemli çalışma: "Türkiye'nin nüfus patlaması konusunda yapılan araştırmalar ekonomik planlarımız için önemlidir."- .

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BAŞLICA Nedir?

En önemli, başta gelen: "Eleştirme her okurun, her seyircinin başlıca hakkıdır."- N. Ataç.

BEKLEME Nedir?

Beklemek işi: "Pencere kapandıktan sonra aynı hareketsizlik ve bekleme devam etti."- N. S. Örik.

BELGE Nedir?

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, doküman: "Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu."- T. Buğra.

BİLİM Nedir?


1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim: "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."- H. E. Adıvar.
2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3 . Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

ÇEVRE Nedir?


1 . Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi: "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır."- O. Rifat.
2 . Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam: "Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi."- H. Taner.
3 . Sırma işlemeli mendil: "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti."- M. Yesari.
4 . mecaz Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit: "Siyasi çevreler. Sanat çevresi."- .
5 . mecaz Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit: "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir."- H. Taner.
6 . dil bilgisi Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.
7 . matematik Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.
8 . toplum bilimi Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.

ÇIKTI Nedir?


1 . Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı.
2 . Artık: "Sanayi çıktısı."- .
3 . bilişim Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi, print.
4 . Mezuniyet belgesi.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

ENERJİ Nedir?


1 . Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke: "Isıl enerji. Elektrik enerjisi. Mekanik enerji."- .
2 . Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç.
3 . mecaz Manevi güç: "Size yaşamak enerjisini verecek kitaplar tavsiye ederim."- P. Safa.

ESER Nedir?


1 . Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt: "Boğaziçi doğrudan doğruya Türklerin eseridir."- Y. K. Beyatlı.
2 . Yayın, kitap, yapıt: "Bütün özlediğim eserlerle bir kütüphane yapabilsem artık yapılacak bir iş kalmayacak."- H. Z. Uşaklıgil.
3 . İz, işaret, im: "Buralarda sudan eser yok."- .
4 . Soyut kavramlarda belirti: "Sarı sakalları uzamış, bu yanık yüzde, en küçük bir pişmanlık eseri yoktu."- H. Taner.

FİZİK Nedir?


1 . Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı: "Fizik bilimi mekanik, ısı, ışık, elektrik ve manyetizma bölümlerine ayrılır."- .
2 . İnsanın doğal yapısı.
3 . Kişinin dış görünüşü.

GELİR Nedir?


1 . Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat: "Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı."- M. Yesari.
2 . Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.

GİRME Nedir?

Girmek işi: "Fatoş'un içeri girmesiyle sabahtan beri esen kederli havanın dağılması bir oldu."- S. F. Abasıyanık.

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

GÖSTEREN Nedir?

Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

HABER Nedir?


1 . Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık: "Çırağın bir şeyden haberi yok."- M. Ş. Esendal.
2 . İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi: "Televizyonda dünya haberlerini izledi."- .
3 . Bilgi: "Sanattan haberi yok."- .
4 . eskimiş, dil bilgisi Yüklem.

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

ISIL Nedir?

Isıyla ilgili, °termik.

İDARE Nedir?


1 . Yönetme, yönetim, çekip çevirme.
2 . Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü.
3 . Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam: "Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanım'ın Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı."- H. Taner.
4 . Bir kurumun işlerini yürüten kurul: "Gazete idaresi tarafından zarf kazara açılmış."- P. Safa.
5 . Tutum: "Bir şeyi idare ile kullanmak."- .
6 . İdare kandili veya lambası.
7 . Hoş görme, göz yumma.
8 . Yetinme: "Bu son hatıralarla sonuna kadar idareye çalışıyorum."- S. F. Abasıyanık.

İKTİSAT Nedir?


1 . Ekonomi.
2 . Tutum.

İNCE Nedir?


1 . Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı: "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."- .
2 . Zayıf: "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Taneleri ufak, iri karşıtı: "İnce un. İnce kum."- .
4 . Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı: "İnce nakış."- .
5 . Ayrıntılı: "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..."- T. Uyar.
6 . Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
7 . Tiz (ses), pes karşıtı: "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."- R. N. Güntekin.
8 . Hafif, gücü az: "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."- S. F. Abasıyanık.
9 . mecaz İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı: "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı."- R. N. Güntekin.
10 . mecaz Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı: "Dostum şair, yazar Sabahattin Teoman, yazdığı ince bir mektupla durumu düzeltiyor."- .

İNCELEME Nedir?


1 . İncelemek işi, tetkik.
2 . edebiyat Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma: "İlk çalışmaları daha çok deneme ve inceleme türünde olmuş, bunları edebî hatıraları izlemiştir."- A. Ş. Hisar.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KAYIT Nedir?


1 . Bir yere mal ederek deftere geçirme: "Çocuğun kaydı bulunamadı."- .
2 . Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması: "Hafızama güvenmeyiniz. Kayıtlarınız daha sağlamdır."- R. H. Karay.
3 . Önem verme, gözetme.
4 . Resmî belge.
5 . Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi.
6 . mecaz Şart: "Kitabımı geri gönderme kaydıyla verebilirim."- .
7 . mecaz Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme: "Hiçbir kayıt ileri sürmeksizin."- .

KAYIT Nedir?


1 - Bir yere mal ederek deftere geçirme.
2 - Bir kimse ya da bir şeyle ilgili gerekli bilgileri bir listeye, bir kütüğe geçirme.
3 - Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.'nin ya da kopyasının bir yerde yazılı bulunması.
4 - Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme.
5 - Koşul, °şart.
6 - Önem verme, gözetme.
7 - Resmi belge.
8 - Ses ya da resmi, manyetik bant üzerine geçirme işlemi.
9 - Kış için ayrılan yiyecek.

KAYNAK Nedir?


1 . Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz: "Sonra yavaşça kaynağa doğru eğildi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bir şeyin çıktığı yer, menşe: "İnanılır kaynaklardan alınan haberlere göre..."- .
3 . Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge: "Yabancı bir idare, iktisat, ticaret, memleketin bütün kazanç kaynaklarına musallat olur."- F. R. Atay.
4 . Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans: "Tapu kayıtları onun XVI. yüzyılda yaşadığını gösteren başlıca kaynaklardandır."- .
5 . Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür.
6 . İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi.
7 . mecaz Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi.
8 . fizik Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer: "Işık kaynağı."- . "Isı kaynağı."- .

KAYNAR Nedir?


1 . Kaynamakta olan: "Bir kaynar su kazanından dışarı fırlar gibi kendini caddenin serin havasına attı."- P. Safa.
2 . Çok sıcak.
3 . isim Yeni doğum yapmış anneye ve konuklara sunulan tatlı içecek.
4 . isim, halk ağzında Kaynak, pınar.
5 . isim Kaynarca.

KAYNARCA Nedir?


1 . Kaynak.
2 . Sıcak su kaynağı.
3 . Hastalara kaynatılarak içirilen pekmez, yağ ve baharat karışımı. Kaynarca özel, isim (kayna'rca) Sakarya iline bağlı ilçelerden biri.

KAZA Nedir?


1 . Can veya mal kaybına, zararına neden olan kötü olay: "Tren kazası."- .
2 . İlçe, kaymakamlık: "Kazada mektepli dişçi olmadığı için onu vilayete götürdüm."- R. N. Güntekin.
3 . din b. (***) Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme.
4 . eskimiş, hukuk Yargı.
5 . eskimiş Kadılık görevi.

KAZAN Nedir?


1 . Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap: "Koca bir kazan patates kaynattık."- A. Gündüz.
2 . Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap: "Kazan patladı."- .

KAZANÇ Nedir?


1 . Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü: "Aylık kazanç."- .
2 . mecaz Yarar, çıkar, kâr: "Yarı keyif, yarı kazanç için balıkçılık sanatında karar kılmıştı."- S. F. Abasıyanık.

LİTERATÜR Nedir?


1 . Edebiyat.
2 . Kaynak: "Alman subaylarıyla ilerlettiği Almancası ile askerî literatürü günü gününe takip eder."- H. Taner.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MEMBA Nedir?


1 - Kaynak, pınar.
2 - Bir şeyin çıktığı yer: Söylentinin membasını öğrenmeden kimseyi suçlayamazsınız .

MEMLEKET Nedir?


1 - Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, ülke.
2 - Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, yurt.
3 - İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge.
4 - Bir ülkede yaşayan bireylerin tümü.

MENŞE Nedir?

Başlangıç, bir şeyin çıktığı yer, köken, kaynak.

METAL Nedir?


1 . Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde, metal.
2 . Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

MEVCUT Nedir?


1 . Bir topluluğu oluşturan bireylerin tümü: "Okulun öğrenci mevcudu."- .
2 . sıfat Var olan, bulunan: "Gerçi, bir nevi karaborsa mevcuttu ama bundan faydalanmak hem alan hem satan için hayli tehlikeli idi."- Y. K. Karaosmanoğlu.

MUSALLAT Nedir?

Bir kimse ya da şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OLUR Nedir?


1 . Olabilir: "Bu olur iş mi?"- .
2 . isim Onay, tasdik, yapabilme izni.
3 . edat “Evet” anlamında bir kabul sözü: "Gazeteyi okur musun? -Olur."- .

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

ONUN Nedir?

O adılının tamlayan durumu.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

PINAR Nedir?


1 . Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak: "Paşaoluk Yaylası'nın her bucağından bir pınar kaynar."- R. H. Karay.
2 . Bu suyun çıktığı yer, kaynak, memba.
3 . Çeşme.

REFERANS Nedir?


1 . Tavsiye mektubu.
2 . Kaynak.
3 . Tavsiye.

SAĞLAYICI Nedir?

Sağlama niteliği olan, sağlayan: "Temizliği sağlayıcı önlemler."- .

SAĞLIK Nedir?


1 . Vücudun hasta olmaması durumu, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet: "Sağlığa zarar veren şeylerden kaçınmalı."- .
2 . Sağ, canlı, diri olma durumu: "Aradan dört beş yıl geçince bir yerden de haber gelmeyince sağlığından umutlarını kesmişler."- M. Ş. Esendal.

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TARAF Nedir?


1 . Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat..."- R. H. Karay.
2 . Yön, yan, doğrultu: "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Yöre, yer: "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."- H. Taner.
4 . İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri: "Karşı tarafın adamları."- .
5 . Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi: "Baba tarafı zengin."- .
6 . Bir şeyin belli bölümü, kısmı: "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."- .

TİCARET Nedir?


1 - Türlü ürün, mal vb. alım satımı, tecim.
2 - Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği.
3 - Bu etkinlikle ilgili bilim.
4 - Alışveriş sonucu yararlanılan fiyat farkı, kâr.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPAY Nedir?


1 . Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış, üretilmiş, yapma, suni, sentetik, doğal karşıtı: "Yapay gübre."- .
2 . Yapmacık.

YAPIŞTIRMA Nedir?


1 . Yapıştırmak işi.
2 . sıfat Yapıştırarak yapılan: "Yapıştırma terlik."- .
3 . eskimiş Gelinlerin yüzüne yapıştırılarak yapılan süs.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YARAR Nedir?


1 . Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj: "Al takke ver külah, kırsal kesimi çocuğunu okutmanın yararına inandırdık."- A. İlhan.
2 . Çıkar: "Kızılay yararına bir balo."- .
3 . sıfat Yarayan, elverişli, uygun: "Çiçek koymaya yarar bir kap."- .

YAŞA Nedir?

Hoşnutluk, sevinç gibi duyguları anlatmak ya da alkışlamak için söylenir.

YAVAŞÇA Nedir?

Oldukça yavaş, usulca.

YAZI Nedir?


1 . Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi: "Türklerde yazının kullanılması eskidir."- .
2 . Alfabe: "Türk yazısı. Arap yazısı. Nota yazısı"- .
3 . Harfleri yazma biçimi: "İnci gibi bir yazı. Okunaklı yazı."- .
4 . Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü: "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."- O. S. Orhon.
5 . Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale: "İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum."- F. R. Atay.
6 . Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
7 . din b. (***) Yazgı.

YÖNTEM Nedir?


1 . Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika.
2 . Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

YÜZYIL Nedir?


1 . Yüzyıllık süre, asır: "Yüzyıllardır düzelmemiş işleri düzeltecek değilsin ya!"- M. Ş. Esendal.
2 . İçinde yaşanılan zaman.
3 . Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem.

A A K K N Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Kanyak, Kaynak,

5 Harfli Kelimeler

Kanka, Kayak, Kayan, Yanak,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Anka, Ayak, Ayan, Ayna, Kaka, Kana, Kaya, Yaka,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ana, Aya, Ayn, Kak, Kan, Kay, Yak, Yan,

2 Harfli Kelimeler

Ak, An, Ay, Ya,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.