KASTETMEK (TDK)


1 . Amaçlamak, amaç olarak almak: "... ev deyince kasabada dört beş tane zengin evini kastediyorum."- S. F. Abasıyanık.
2 . Demek istemek.
3 . (-e) Kötülük etmek, kıymak, zarar vermeyi istemek: "İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler."- Atatürk.

Kastetmek kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi A , üçüncü harfi S , dördüncü harfi T , beşinci harfi E , altıncı harfi T , yedinci harfi M , sekizinci harfi E , dokuzuncu harfi K . Başı K sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALMA Nedir?


1 . Almak işi.
2 . Alıntı, iktibas: "Ondan acemicesine alma olarak."- Muallim Naci.
3 . spor Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi, transfer.

ALMAK Nedir?


1 . Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- N. Cumalı.
2 . (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: "Çocuğu okuldan aldı."- .
3 . Birlikte götürmek.
4 . (nsz) Satın almak: "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.
5 . (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.
6 . (nsz) İçine sığmak: "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."- .
7 . (-e, nsz) Kabul etmek: "Evine kiracı almak."- .
8 . (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: "Mektup almak. Haber almak."- .
9 . (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- .
10 . (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. Ş. Esendal. 1
1 . (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- . 1
2 . (nsz) Kazanmak, elde etmek. 1
3 . (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: "Soğuk almak. Ceza almak."- . 1
4 . (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 . (-den) Kısaltmak, eksiltmek: "Ceketin boyundan almak."- . 1
6 . (nsz) Yolmak, koparmak: "Kaş almak."- . 1
7 . Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 . Temizlemek: "Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- . 1
9 . (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.
20 . (nsz) Tat veya koku duymak: "Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır."- . 2
1 . (-i, -e) Örtmek, koymak: "Paltosunu sırtına aldı."- . 2
2 . (-i, -e) ... gibi anlamak: "Bir sözü şakaya almak."- . 2
3 . (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: "O yolu bir saatte alırsınız."- . 2
4 . (-i, -den) Çalmak: "Cebimden saatimi almışlar."- . 2
5 . Soldurmak: "Güneş perdelerin rengini aldı."- . 2
6 . Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: "Dalağını aldılar."- . 2
7 . (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner. 2
8 . (nsz) Göreve, işe başlatmak: "Yeni bir kapıcı aldı."- . 2
9 . (nsz) Başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.
30 . (-den) Davranış veya makam değiştirmek: "Aşağıdan almak. Tizden almak."- . 3
1 . (nsz) İçecek veya sigara içmek: "Tadına bakmak için bir yudum aldım."- . 3
2 . (nsz) Yutmak, kullanmak: "İlaç almak."- . 3
3 . (-den) Görevden, işten çekmek. 3
4 . (-den, nsz) Kazanç sağlamak: "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- . 3
5 . Gidermek, yok etmek: "İçine biraz su koy, tuzunu alır."- .

ALMAK Nedir?


1 - Bir şeyi ya da kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
2 - Bir şeyi, bir nesneyi elle, araçla vb. ile tutarak bulunduğu yerden ayırmak,kaldırmak.
3 - Yanında bulundurmak.
4 - Birlikte götürmek.
5 - Satın almak.
6 - İçine sığmak.
7 - Kabul etmek.
8 - Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
9 - İçeri sızmak, içine çekmek.
10 - (Erkek, kadın için)...ile evlenmek. 1
1 - Sürükleyip götürmek. 1
2 - Kazanmak, elde etmek. 1
3 - Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. 1
4 - Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 - Kısaltmak, eksiltmek. 1
6 - Yolmak, koparmak. 1
7 - Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 - Temizlemek. 1
9 - (Duş, banyo için) Yapmak; yıkanmak.
20 - (İçeri) Götürmek. 2
1 - Bir yeri savaşla ele geçirmek, fethetmek. 2
2 - (Tat ya da koku için) Duymak. 2
3 - Örtmek, koymak. 2
4 - (Süre için) Değiştirmek. 2
5 - (-e)...gibi anlamak. 2
6 - Başlamak. 2
7 - Davranış ya da makam değiştirmek. 2
8 - (İçecek ya da sigara için) İçmek. 2
9 - Yutmak; kullanmak.
30 - (Yol için) Gitmek. 3
1 - Çalmak. 3
2 - Göreve, işe başlatmak. 3
3 - Görevden,işten çekmek. 3
4 - Kazanç sağlamak. 3
5 - (Ölüm nedeniyle) Ayrılmak. 3
6 - Gidermek, yok etmek. 3
7 - Soldurmak. 3
8 - Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. 3
9 - (Motor) Çalışması için gerekli olan elektrik ya da yakıttan yararlanır duruma gelmek.
40 - Alışmak (Örgü, elişi vb.).

AMAÇ Nedir?


1 . Ulaşmak istenilen sonuç, maksat: "Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz."- Anayasa.
2 . Gaye: "Kuruluş amaç ve şartlarını kaybeden yahut kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen dernekler, kendiliğinden dağılmış sayılır."- Anayasa.
3 . Hedef: "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır."- Anayasa.
4 . Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.

AMAÇLAMA Nedir?

Amaçlamak işi, hedef alma, istihdaf.

AMAÇLAMAK Nedir?

Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek: "Sınıf veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasi partiler kurulamaz."- Anayasa.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

CUMHUR Nedir?


1 . Halk.
2 . Topluluk: "Kubben altında bu cumhura bakarken şimdi."- Y. K. Beyatlı.

CUMHURİYET Nedir?

Ulusun, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi.

DEMEK Nedir?


1 . Söylemek, söz söylemek: "Eskilerin dediği gibi beşer, şaşar."- B. Felek.
2 . (-e) Ad vermek: "Muşmulaya döngel de derler."- .
3 . Bir dilde karşılığı olmak: "Kamer "ay" demektir."- .
4 . Herhangi bir ses çıkarmak: "Küt dedi, düştü."- .
5 . (-e) Herhangi bir kanıya, yargıya varmak: "Bu işe herkes ne der?"- .
6 . Düşünmek.
7 . Oranlamak: "Güzellik desen onda, zenginlik desen onda."- .
8 . Ummak: "Bundan sonra gelir mi dersin?"- .
9 . Erişmek: "Saat yedi dedi mi uyanırım."- .
10 . Bir işe kalkışmak, yeltenmek: "Kımıldanayım deme, kurşunu yersin. Ağzını açayım deme, çok fena olursun."- . 1
1 . Saymak, kabul etmek: "Yarım milyon dediğin nedir?"- M. Ş. Esendal.

DEYİ Nedir?


1 . Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos.
2 . felsefe Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.

DÖRT Nedir?


1 . Dört sayısının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 4, IV rakamlarının adı.
3 . sıfat Üçten bir artık.

DÜNYADA Nedir?

Hiçbir zaman, hiçbir biçimde: "Bu kitabı dünyada kimseye vermem."- .

DÜŞMAN Nedir?


1 . Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı: "Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır."- S. F. Abasıyanık.
2 . Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları: "Her sokak düşmanlarla doluyken o, sevinçli sevinçli şarkı söylüyor."- A. Gündüz.
3 . Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar: "Dostumuza güvenmeyelim de düşmanımıza mı güvenelim?"- B. R. Eyuboğlu.
4 . sıfat Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
5 . mecaz Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse: "Ekmek düşmanı."- .
6 . mecaz Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse: "İçki düşmanı."- .

EMSAL Nedir?


1 - Benzerler.
2 - Yaşıt, eş, denk.
3 - Örnek.
4 - Katsayı.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

EVİN Nedir?


1 . Bir şeyin içindeki öz, lüp.
2 . Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü, habbe.

GALİ Nedir?


1 . Alçak ve altı düz gemi.
2 . Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak.

GALİBİYET Nedir?

Yenme, yengi.

GÖRÜLMEMİŞ Nedir?

O güne kadar karşılaşılmamış, şaşılacak nitelikte olan: "Görülmemiş bir olay."- .

İSTEM Nedir?


1 . Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, talep, arzu.
2 . Tüketicinin piyasadan mal çekmesi.
3 . ruh bilimi İrade veya isteğin eylem durumunda belirmesi.

İSTEME Nedir?

İstemek işi: "İsteme adresi."- .

İSTEMEK Nedir?


1 . İstek duymak, arzulamak: "İçeri girmekten korkarak bahçedeki demir kanepeye oturmak istedi."- P. Safa.
2 . (-den, -i) Bir şeyin kendisine verilmesini veya yapılmasını söylemek, dilemek: "Bir gün benden okumak için kitap istedi."- F. R. Atay.
3 . Görmek istediğini bildirmek: "Sizi isteyen kimdi?"- .
4 . Gerek olmak: "Yurdun ilerlemesi için çok çalışmak ister."- .
5 . Evlenmek dileğinde bulunmak: "Komşunun kızını istemişler."- .

KASA Nedir?


1 . Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap: "Arkaya doğru bir adım atıp sırtını meyhanecinin kasasına dayadı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Ticarethanelerde para alınıp verilen yer.
3 . Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi: "Kasa kim?"- .
4 . Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
5 . Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık: "Barın kapısı önünde bira kasaları yığılmıştı."- A. İlhan.
6 . Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla.
7 . mimarlık Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve.
8 . spor Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı.

KASABA Nedir?

Şehirden küçük, köyden büyük, henüz kırsal özelliklerini yitirmemiş olan yerleşim merkezi, belde: "Alayın bir ucu mezarlığa vardığı hâlde öteki ucu daha kasabanın dar sokaklarında birbirini eziyordu."- R. N. Güntekin.

KAST Nedir?

Ayrıcalıklar bakımından yukarıdan aşağıya doğru kesin ölçülerle sınırlanmış bulunan, en koyu biçimiyle Hindistan'da görülen toplumsal sınıfların her biri.

KAST Nedir?

Ayrıcalıklar bakımından yukarıdan aşağıya doğru kesin ölçülerle sınırlanmış bulunan, en koyu biçimiyle Hindistan'da görülen anamalcı dönem öncesi toplumsal sınıfların her biri.

KIYMA Nedir?


1 . Kıymak işi.
2 . Çekilmiş et.
3 . halk ağzında Küçük kuşbaşı etlerden kavrularak yapılmış kışlık kavurma.

KÖTÜLÜK Nedir?


1 . Kötü olma durumu, kemlik, şer: "Havaların kötülüğü yüzünden..."- .
2 . Zarar verecek davranış veya söz: "Hiç çare yok, bu tüller yırtılacak ve bütün korkunçluğuyla kötülük ateşi çıkarılacaktır ortaya."- Ç. Altan.

MÜMESSİL Nedir?

Temsilci: "Her sandala böyle bütün devrin mümessili bir hanımefendi oturtulmuş gibi..."- A. Ş. Hisar.

OLABİLİR Nedir?

Gerçekleşme imkânı bulunan, olur, mümkün, kabil: "Olabilir her yola başvurdum."- .

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

VERME Nedir?

Vermek işi: "İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı."- M. Ş. Esendal.

ZARAR Nedir?

Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat: "Aldığı günlerde iyi para getiren oteli zararla kapatmaya başlamışlar."- M. Ş. Esendal.

ZENGİN Nedir?


1 . Parası, malı çok olan, varlıklı, fakir, yoksul karşıtı: "Şık, zengin, keyfi yerinde, yazı Avrupa'da ve kışı Beyrut'ta geçiren Suriyelilerden biri idi."- F. R. Atay.
2 . Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan: "Zengin bir dil. Zengin bir kitaplık. Zengin bir anlatım."- .
3 . Verimli: "Zengin bir doğa."- .
4 . Gösterişli: "Zengin bir giysi."- .

A E E K K M S T T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Kastetmek,

8 Harfli Kelimeler

Aksetmek, Kastetme, Katetmek,

7 Harfli Kelimeler

Aksetme, Katetme,

6 Harfli Kelimeler

Kasket, Kesmek, Sekmek,

5 Harfli Kelimeler

Ekmek, Esame, Esmek, Estet, Etmek, Kamet, Kasem, Kaset, Kesat, Kesek, Kesme, Maket, Maske, Sekme, Sekte, Takke, Tekke, Tekme, Tekst, Temas, Temek,

4 Harfli Kelimeler

Akse, Ekme, Emek, Emet, Esma, Esme, Etek, Etme, Kame, Kase, Kask, Kast, Keka, Keke, Keme, Kese, Kete, Mask, Meke, Mest, Meta, Sake, Sema, Seme, Semt, Stat, Takt, Teke, Tema, Test,

3 Harfli Kelimeler

Aks, Ask, Ast, Ate, Eke, Kak, Kam, Kas, Kat, Kek, Kem, Kes, Ket, Mas, Mat, Met, Sak, Sam, Sek, Sem, Set, Tak, Tam, Tas, Tat, Tek, Tem,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, As, At, Ek, Em, Es, Et, Ke, Me, Se, Ta, Te,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.