KARALAMAK (TDK)


1 . Boya veya kalemle birtakım şekiller çizerek bir yeri kirletmek: "Duvarı karalamışlar."- .
2 . Bir yazının üzerini çizerek onu geçersiz kılmak: "Son iki satırı karalamalı."- .
3 . Taslak olarak yazmak veya çizmek: "Defteri elime alıp şu iki sayfalık yazıyı karaladıktan sonra kapının yavaşça gıcırdadığını işittim."- H. Z. Uşaklıgil.
4 . (nsz) Hızlı ve acele olarak yazmak: "Birdenbire ayağa kalktı ve ayakta bir reçete karaladı."- S. F. Abasıyanık.
5 . mecaz Leke sürmek, kötülük yüklemek, iftira etmek.

Karalamak kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi A , üçüncü harfi R , dördüncü harfi A , beşinci harfi L , altıncı harfi A , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı K sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ACELE Nedir?


1 . Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi.
2 . zarf Vakit geçirmeden, tez olarak: "Acele, bir karar vermek ihtiyacındayım."- P. Safa.
3 . isim Çabuk davranma.

AYAKTA Nedir?


1 . Ayağa kalkmış durumda: "Kahvelerimizi ayakta içtik."- A. Gündüz.
2 . mecaz Telaşlı, heyecanlı bir biçimde.

BİRTAKIM Nedir?

Kimi, bazı: "Aklından son süratle birbirini tutmaz, birtakım düşünceler geçiyordu."- H. Taner.

BOYA Nedir?


1 . Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde: "Tırnaklarının boyasını beğenmiyorum."- F. R. Atay.
2 . Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.
3 . mecaz Aldatıcı görünüş.
4 . halk ağzında Yazmak için kullanılan mürekkep.

ÇİZER Nedir?

Karikatürcü.

ÇİZME Nedir?

Çizmek işi. çizme (II) isim Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir çeşit ayakkabı: "Bedevi kadınları altı iri çivili bir tür yarım çizme giyiyorlar."- R. H. Karay.

ÇİZMEK Nedir?


1 - Çizgi çekmek, çizgi oluşturmak.
2 - Resmini yapmak, resmetmek.
3 - Çizgiler halinde belirtmek, desenini yapmak, planını, krokisini çıkarmak.
4 - Çizgi halinde berelemek.
5 - Geçersiz kılmak için üzerine çizgi çekmek.
6 - Betimlemek, anlatmak, canlandırmak.

ELİM Nedir?

Acınacak, acıklı: "Geçirmiş olduğum elim sergüzeştin ve sefaletin nihayete ermiş olduğu bir gündü."- Y. K. Beyatlı.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GEÇERSİZ Nedir?

Yürürlükten çıkarılmış, hükümsüz: "Bu yasa geçersizdir."- .

GICIR Nedir?


1 . Sakıza kıvamını arttırmak için katılan, kauçuk cinsinden bir madde.
2 . sıfat, argo Yeni.

HIZLI Nedir?


1 . Çabuk, seri, süratli: "Hızlı yürüyorlar ve birbirine hiçbir lakırtı söylemiyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf Güç kullanarak, şiddetle: "Hızlı vurmak."- .
3 . zarf Çabuk çabuk: "Hızlı konuşmak."- .
4 . mecaz Uçarı, çapkın, hovarda: "Doludizgin, bir bekârlığın tam tadını çıkaran, renkli, değişken, hızlı bir yaşam sürüyordum."- H. Taner.

İFTİRA Nedir?

Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme, kara çalma, bühtan: "Kim bilir sizi de buraya hangi iftira ile tıktılar?"- H. Taner.

KALE Nedir?


1 . Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen.
2 . Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş.
3 . mecaz Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer.
4 . spor Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer.

KALEM Nedir?


1 . Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç: "Kâğıt, kalem, mürekkep, hepsi masanın üstündedir."- F. R. Atay.
2 . Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer: "Bütün bizim kalem böyle, geçen gün de Sıtkı Efendi o kör herifin istifasını kaybetti."- M. Ş. Esendal.
3 . Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç: "Taşçı kalemi."- . "Oymacı kalemi."- .
4 . Çeşit, tür: "Üç kalem erzak."- . "Beş kalem ilaç."- .
5 . mecaz Bazı deyimlerde yazı: "Kaleme almak."- . "Kaleme gelmemek."- .
6 . mecaz Yazar: "Edebiyatımızın usta kalemlerinden..."- .

KAPI Nedir?


1 . Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
2 . Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat: "Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
4 . Devlet dairesi: "Hükûmet kapısı."- .
5 . mecaz Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân: "Onların başvuracağı her kapıya gitmiş."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Gidere yol açan gereksinim: "Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı."- .
7 . mecaz Ev gezmesi için gidilen yer: "Bugün yine kaç kapı dolaştın?"- .

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARALAMA Nedir?


1 . Karalamak işi.
2 . El alıştırmak için çok tekrarlanarak yazılan yazı.
3 . Üstünde düzeltmeler yapılan, temize çekilmemiş yazı taslağı, müsvedde: "İlk şiirim olan bir türkü güftesini, Üsküp türkülerinde gördüğüm vezinle karalamaya başladım."- Y. K. Beyatlı.
4 . mecaz Leke sürme, kötülük yükleme.

KILMA Nedir?

Kılmak işi.

KILMAK Nedir?


1 - "Etmek", "yapmak" anlamında yardımcı eylem olarak kullanılır.
2 - (Namaz için) Yerine getirmek.

KİRLETME Nedir?

Kirletmek işi.

KİRLETMEK Nedir?


1 . Kirli duruma getirmek, pisletmek: "Madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi."- A. Ş. Hisar.
2 . Küçük veya büyük abdestini yapmak, pislemek: "Çocuk altını kirletmiş."- .
3 . Kadının ırzına geçmek, namusuna zarar vermek.
4 . mecaz Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, lekelemek: "Böyle bir şüphe insanı kirletir."- .

KÖTÜLÜK Nedir?


1 . Kötü olma durumu, kemlik, şer: "Havaların kötülüğü yüzünden..."- .
2 . Zarar verecek davranış veya söz: "Hiç çare yok, bu tüller yırtılacak ve bütün korkunçluğuyla kötülük ateşi çıkarılacaktır ortaya."- Ç. Altan.

LEKE Nedir?


1 . Kirliliği gösteren iz: "Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi."- A. Ş. Hisar.
2 . Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk: "Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı."- Ö. Seyfettin.
3 . biyoloji Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.
4 . mecaz Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe: "Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu."- H. E. Adıvar.
5 . gök bilimi Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

REÇETE Nedir?


1 . Üzerinde doktorun hastası için gerekli gördüğü ilaçlarla, bunların kullanılış biçimleri yazılı olan kâğıt.
2 . mecaz Yol, yöntem, çare: "Reçete gibi kati ve veciz bir beyit ki dört kelime ile bu derdin devasını söylüyor."- R. N. Güntekin.
3 . halk ağzında Yemek veya halk tedavisinde kullanılan ilaç tarifesi: "Hele bir portakal şurubu reçetesini tarif etti..."- Ö. Seyfettin.

SATI Nedir?


1 . Satma işi, satış.
2 . sıfat Adanmış.

SATIR Nedir?

Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve geniş yüzlü kesici araç.

SAYFALIK Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda sayfası olan: "Elli sayfalık kitap."- .
2 . Herhangi bir sayıda sayfaya sığabilen: "Bir sayfalık yazı."- .

SONRA Nedir?


1 . Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı: "Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim."- A. İlhan.
2 . Daha uzak ve ileri bir yerde: "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık."- R. N. Güntekin.
3 . Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz: "Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim."- R. N. Güntekin.
4 . Yoksa, aksi hâlde: "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."- .
5 . isim Arkadan gelen bölüm veya zaman: "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."- .

SÜRME Nedir?


1 . Sürmek işi.
2 . Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü: "Kapıyı kapadı. Üstünde anahtar ve sürme yoktu."- P. Safa.
3 . Masa ve dolapta küçük çekmece.
4 . sıfat Sürülerek kullanılan: "Sürme kapı. Sürme kapak."- . Birleşik Sözler sürme iskele http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=sürme iskele&EskiSoz=sürme&GeriDon=2 iç sürme http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=iç sürme&EskiSoz=sürme&GeriDon=2 kökten sürme http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=kökten sürme&EskiSoz=sürme&GeriDon=2 top sürme http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=top sürme&EskiSoz=sürme&GeriDon=2 sürme (II) isim Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is: "Genç güzel aşçı kadının kirpiklerinde sürme, parmaklarında kına yoktu."- A. Gündüz.

SÜRMEK Nedir?


1 - Yönetip yürütmek, °sevk etmek.
2 - Önüne katıp götürmek.
3 - Uzatmak, ileri doğru itmek.
4 - Dokundurmak, değdirmek.
5 - Oturduğu, bulunduğu yer ya da ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, °nefyetmek.
6 - Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak ya da dökmek,serpmek.
7 - Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak.
8 - Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.
9 - Herhangi bir durum içinde bulunmak.
10 - Pulluk ya da sabanla toprağı işlemek. 1
1 - Olmaya devam etmek. 1
2 - Zaman geçmek. 1
3 - Zaman almak. 1
4 - Yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. 1
5 - (Özne olarak iç ya da karın sözcüklerini aldığında) Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak.

ŞEKİL Nedir?


1 - Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim.
2 - Bir konuyu açıklamaya yarayan resim.
3 - Davranış biçimi, tutum, yol, °tarz.
4 - Bir kavramın, düşüncenin. olayın ya da eylemin değişik oluş biçimi.
5 - Toplumsal bir bütünün örgütleniş biçimi.
6 - Olma biçimi, durum, °hal.
7 - Kimi matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim.
8 - Anlatım biçimi.
9 - Biçim5.

TASLAK Nedir?


1 . Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma, eskiz: "Evet diye devam ettim, hikâyen henüz taslak hâlinde."- R. H. Karay.
2 . mecaz Usta olmadığı hâlde kendini ustaymış gibi göstermeye çalışan kimse.

UŞAK Nedir?


1 . Çocuk: "Doksan yaşına kadar yaşamış, yokluk yüzü görmemiş, oğul uşak toplansa koca bir mahalle olacak kadar bereketlenmiş."- M. Ş. Esendal.
2 . Herhangi bir bölgenin halkından olan erkek: "Kim bilir, bu Anadolu uşaklarının her birinde ne cevherler vardır."- C. S. Tarancı.
3 . Erkek hizmetçi: "... kapının eşiğinde fraklı, beyaz eldivenli bir uşak duruyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Tayfa: "Bir haykırma duyuldu. Uşakları koşturdum. Simit attırdım denize ama deniz geri vermedi."- Z. Selimoğlu.

ÜZERİ Nedir?


1 . Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı: "Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
2 . Varlık, kimlik: "Bu sözler, Mebrure'nin üzerinde derin ve kuvvetli bir tesir bıraktı."- P. Safa.
3 . Bir şeyin görülen yanı, yüzü.
4 . Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
5 . Giysi.
6 . Vücut, beden: "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük."- R. N. Güntekin.
7 . Artan, geriye kalan bölüm: "Alışverişin üzeri."- .
8 . Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz: "Sonra yine böyle durgun, yine sıcak, öğle üzerleri vardır, herkesin uykuya vardığı, araba seslerinin kesildiği, sokakların tenhalaştığı bomboş, çıplak öğle üzerleri."- R. H. Karay.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAVAŞÇA Nedir?

Oldukça yavaş, usulca.

YAZI Nedir?


1 . Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi: "Türklerde yazının kullanılması eskidir."- .
2 . Alfabe: "Türk yazısı. Arap yazısı. Nota yazısı"- .
3 . Harfleri yazma biçimi: "İnci gibi bir yazı. Okunaklı yazı."- .
4 . Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü: "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."- O. S. Orhon.
5 . Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale: "İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum."- F. R. Atay.
6 . Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
7 . din b. (***) Yazgı.

YAZIN Nedir?

Yaz mevsiminde, yaz aylarında. yazın (II) isim Edebiyat.

YAZMA Nedir?


1 . Yazmak işi, tahrir: "Yazmanın çok enstantane bir düşünce olduğunu biliyorum."- S. F. Abasıyanık.
2 . Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap.
3 . halk ağzında Kaba kulak hastalığı.

YAZMAK Nedir?


1 . Söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak: "Büyük bir heyecan, bir haz içinde şu satırları yazıyorum."- Ö. Seyfettin.
2 . Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek: "Adresini bilmiyorum ki yazayım."- .
3 . (-de) Yazar olarak görev yapmak.
4 . (nsz) Yazı ile bildirmek, haber vermek: "Mağlubiyet Almanya'yı karıştırmış, gazeteler yazıyor."- A. İlhan.
5 . Bir bilim veya edebiyat eseri oluşturmak.
6 . Sayaç vb. sayılarla niceliği belirtmek.
7 . Kaydetmek: "Çocuğu okula yazdılar."- .
8 . Bir göreve almak: "O delikanlıyı polis yazmışlar."- .
9 . (nsz), mecaz İnsanın geleceğini belirlemek: "Yazan böyle yazmış."- .
10 . halk ağzında Gelinin yüzünü süslemek: "Kalem alıp kaşın gözün yazmalı."- Halk türküsü.

YAZMAK Nedir?


1 - Sözü, düşünceyi özel im ya da harflerle anlatmak.
2 - Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek.
3 - Yazar olarak görev yapmak.
4 - Yazı ile bildirmek, haber vermek.
5 - Bir bilim ya da yazın yapıtı oluşturmak.
6 - (Sayaç vb.) Sayılarla niceliği belirtmek.
7 - Kayıt etmek; bir göreve almak.
8 - Yaymak, sermek.
9 - Gelinin yüzünü süslemek.
10 - (Doğaüstü güçler) İnsanın geleceğini belirlemek.

YÜKLEM Nedir?


1 . Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu, haber, mahmul: ""Çocuk çalışkandır" ve "Çocuk çok çalışır" örneklerinde "çalışkandır" ve "çalışır" birer yüklemdir."- .
2 . mantık Bir konu için olumlanan veya inkâr edilen şey, mahmul.

YÜKLEME Nedir?


1 . Yüklemek işi, tahmil.
2 . fizik Bir yere, bir nesneye elektrik yükü biriktirme, doldurma, şarj.

YÜKLEMEK Nedir?


1 . Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak.
2 . Bir bilgisayar, disket vb.ne gerekli bilgileri aktarmak.
3 . mecaz Bir yükümlülük altına sokmak, sorumlu tutmak: "Çocuğun bakımını ona yüklediler."- .
4 . mecaz Bir suçu birinin üstüne atmak: "Ne yapalım, elimizden geleni yaptık ama olmadı der, kabahati kör talihe yükler geçersin."- R. N. Güntekin.
5 . (-i), fizik Bir cisme elektrik gücü vermek: "Fazla elektrik yüklemek akünün bozulmasına yol açar."- .

A A A A K K L M R Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Araklamak, Arkalamak, Karalamak,

8 Harfli Kelimeler

Araklama, Aralamak, Arkalama, Kakalama, Karalama, Karlamak,

7 Harfli Kelimeler

Aklamak, Alarmak, Aralama, Kalamar, Karamak, Karlama, Malkara,

6 Harfli Kelimeler

Aklama, Alarma, Aramak, Kalkma, Kalmak, Kamara, Karama, Karmak, Makara, Malkar, Markka,

5 Harfli Kelimeler

Akala, Akmak, Alaka, Alarm, Almak, Araka, Arama, Kakma, Kalak, Kalma, Karma, Makak, Malak, Maral, Marka, Rakam, Ramak,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Akar, Akma, Alma, Amal, Arak, Arka, Arma, Kaka, Kala, Kama, Kara, Kral, Laka, Lama, Mala, Mark,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Ama, Ara, Ark, Kak, Kal, Kam, Kar, Lak, Lam, Mal, Ram,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, Ar, La, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.