KAPSÜLLEMEK (TDK)

Bir maddenin yüzey özelliklerini değiştirmek ya da dış etkilere karşı korumak amacıyla onu kaplamak.

Kapsüllemek kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi A , üçüncü harfi P , dördüncü harfi S , beşinci harfi Ü , altıncı harfi L , yedinci harfi L , sekizinci harfi E , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi E , onbirinci harfi K . Başı K sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

DEĞİŞTİRMEK Nedir?


1 . Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak: "Bulunduğu vaziyeti öteki ayağını berikinin üstüne koyarak değiştirdi."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir şey veya kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere almak.
3 . (nsz) Bir şey verip yerine başka bir şey almak: "Bu ayakkabı sana küçük, değiştir."- .
4 . (nsz) Birini bırakıp başkasını kullanmak: "O zamanlar şöyle öğleye doğru otele bir başvurup çamaşır değiştireceği varsa değiştiriyor."- E. E. Talu.
5 . Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek: "Tuvalet onu ne değiştirmiş, gençliğinin cazibesini, vücudunu, gözlerinin rengini nasıl belli etmişti!"- P. Safa.
6 . Anlatıma yeni bir içerik vermek.

ETKİ Nedir?


1 . Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner.
2 . Bir etken veya bir sebebin sonucu: "Tokadın etkisi kötü oldu."- .
3 . mecaz Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra.

KAPLAM Nedir?

Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların bütünü, kapsam, şümul: "Bütün insanlar, hayvanlar, bitkiler canlı kavramının kaplamı içine girerler."- .

KAPLAMA Nedir?


1 . Kaplamak işi.
2 . Bir şeyin dışına süsleme veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat: "Her pencereyi, her kaplamayı tanıyordum artık."- S. F. Abasıyanık.
3 . Kalınlığı
5 mm'den az, ince ağaç levha.
4 . sıfat Üstü herhangi bir başka maddeyle kaplanmış olan: "Bu, kaplama bir bilezik değil."- .

KAPLAMAK Nedir?


1 . Her yanını örtmek, istila etmek: "Bulutlar gökyüzünü kapladı."- . "Sessizlik ortalığı kapladı."- .
2 . Çepeçevre sarmak, kuşatmak: "Evlerin bir tarafını yol, üç tarafını da yine çam ormanları kaplar."- S. F. Abasıyanık.
3 . (nsz) Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak: "Yorgan kaplamak."- .
4 . Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak.
5 . Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek: "Dudaklarının üstünü kaplayan muntazam kesilmiş sert ve koyu siyah bıyıkları..."- A. Ş. Hisar.
6 . Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanan tablalara yapıştırmak.
7 . Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek.
8 . mecaz Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak: "Ünü cihanı kapladı."- .
9 . mecaz Duygular için doldurmak: "İçini sevinç kapladı."- .
10 . mecaz Doldurmak, bastırmak.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KORUMAK Nedir?


1 . Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek: "Orasını tozdan, yağmurdan korumak borcumuzdur."- O. S. Orhon.
2 . Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek: "Beni kendi kardeşi gibi sever, babasının hışmından korurdu."- R. Enis.
3 . (-i) Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek: "Yurdu korumak."- .
4 . (-i) Tehlikeli, zararlı durumları önlemek: "İlaçla meyveleri korudu."- .
5 . (-i), mecaz Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek: "Üstünü başını biraz korusaydın bu kadar kirlenmezdi."- .
6 . (-i), mecaz Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek: "Geleneklerini koruyorlar."- .
7 . (-i), mecaz Karşılamak, denk gelmek: "Bu işin geliri masrafını korumaz."- .

MADDE Nedir?


1 . Duyularla algılanabilen nesne.
2 . Bir cismi oluşturan öge, öz: "Cam yapmak için silisli maddeler kullanılır."- .
3 . Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm: "Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar."- H. R. Gürpınar.
4 . Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri: "Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur."- S. Birsel.
5 . Para, mal vb. ile ilgili şey: "Maddeye önem vermek."- .
6 . Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
7 . fizik Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.
8 . kimya Molekül.

ÖZEL Nedir?


1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.
2 . Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.
3 . Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî: "Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta."- N. Cumalı.
4 . Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
5 . Dikkate değer: "Özel bir ilgi gösterdi."- .
6 . Ayırt edici bir niteliği olan.
7 . Her zaman görülenden, olağandan farklı: "Özel durumları da göz önüne alalım."- .

ÖZELLİK Nedir?

Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, spesiyalite: "Her kadının kendine göre bir özelliği oluyor."- H. Taner.

ÖZELLİKLE Nedir?

Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus: "Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış."- H. Taner.

YÜZEY Nedir?

Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II).

A E E K K L L M P S Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Küllemek,

7 Harfli Kelimeler

Külleme, Küpleme, Ülkesel,

6 Harfli Kelimeler

Kampüs, Kapsül, Kepmek, Kesmek, Küsmek, Mesela, Meslek, Seklem, Sekmek, Sülale,

5 Harfli Kelimeler

Allem, Amele, Eklem, Ekmek, Elmas, Elmek, Emlak, Emsal, Esame, Eslek, Esmek, Kakül, Kalem, Kasem, Kelam, Kelek, Kelem, Kelep, Keles, Kelle, Kemal, Kepek, Kepme, Kesek, Kesel, Kesme, Külek, Kümes, Küsme, Küspe, Lamel, Maske, Melal, Melas, Melek, Meles, Mesel, Pesek, Plase, Salep,

4 Harfli Kelimeler

Akse, Alem, Amel, Apel, Apse, Ekme, Elek, Elem, Elma, Emek, Emel, Esma, Esme, Kale, Kalp, Kame, Kamp, Kase, Kask, Keka, Keke, Kele, Keme, Kese, Kesp, Klas, Küme, Küpe, Lake, Lale, Lame, Leke, Lüks, Lüle, Mask, Meal, Meke, Mülk, Plak, Sake,

3 Harfli Kelimeler

Aks, Akü, Alp, Ask, Eke, Ekü, Ela, Elk, Epe, Kak, Kal, Kam, Kap, Kas, Kek, Kel, Kem, Kep, Kes, Kül, Küp, Küs, Lak, Lal, Lam, Lap, Lep, Lük, Lüp, Mal, Mas, Pak, Pal, Pas, Pek, Pes, Sak, Sal, Sam, Sap,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, As, Ek, El, Em, Es, Ke, La, Le, Me, Pe, Se, Üs,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.