KAPALI (TDK)


1 . Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı: "Şimdi oğlunu kanlı göğsü, kapalı gözleri, mor dudaklarıyla görür gibi oluyordu"- N. Hikmet.
2 . Geçilmez durumda olan.
3 . Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri).
4 . Başı örtülü (kadın).
5 . Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem.
6 . Gizli, saklı: "Meclisler, iç tüzük hükümlerine uygun olarak kapalı oturumlar yapabilir."- .
7 . Açık olmayan (giyecek): "Damalı bir eteklik, açık mavi, kapalı bir yün kazak giymişti."- N. Cumalı.
8 . Bulutlu, karanlık (hava): "Ankara'nın soğuk, kapalı havalı günlerinden biriydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
9 . mecaz İçe dönük yaradılışta olan: "Kapalı ruhlu, ağırbaşlı, güç heyecana gelir insanlardır."- R. H. Karay.

Kapalı kelimesi baş harfi K son harfi I olan bir kelime. Başında K sonunda I olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi A , üçüncü harfi P , dördüncü harfi A , beşinci harfi L , altıncı harfi I . Başı K sonu I olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AÇILMA Nedir?


1 . Açılmak işi.
2 . Çatlama.
3 . sinema, TV (***) Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama.
4 . spor Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi.

AĞIR Nedir?


1 . Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: "Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır."- .
2 . Çapı, boyutları büyük: "Ağır top. Ağır tank."- .
3 . Yoğun: "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.
4 . Uyanılması güç, derin (uyku).
5 . Güç işiten, sağır.
6 . mecaz Değeri çok olan, gösterişli: "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.
7 . mecaz Çetin, güç: "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.
8 . mecaz Tehlikeli, korkulu, vahim.
9 . mecaz Sıkıntı veren, bunaltıcı.
10 . mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç. 1
1 . mecaz Ağırbaşlı, ciddi: "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar. 1
2 . mecaz Keskin, boğucu (koku): "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay. 1
3 . Kısık, alçak: "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı. 1
4 . mecaz Davranışları yavaş olan: "Ağır adam."- . 1
5 . mecaz Sindirimi güç (yiyecek): "Ağır bir yemek."- . 1
6 . isim, spor Ağır sıklet: "Yıllarca ağırda güreşti."- . 1
7 . zarf Yavaş: "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.

AĞIRBAŞLI Nedir?

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı: "Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti."- R. N. Güntekin.

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BULUT Nedir?


1 - Havayuvarındaki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığınlar.
2 - Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.

BULUTLU Nedir?


1 . Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış.
2 . Karışık, net olmayan (bellek).
3 . mecaz Üzerinde bulut varmış gibi bulanık görünen.

CUMA Nedir?


1 . Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
2 . din b. (***) Cuma namazı.

ÇALIŞMA Nedir?


1 . Çalışmak işi, emek, say: "Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması: "Bu kiriş hesabında kirişin aşırı yük altında çalışması göz önüne alınmıştır."- .
3 . Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi: "Ağaçtan üretilen işlerin sonradan bozulması istenmiyorsa bütün birleştirilmelerde ağacın çalışması özelliği dikkate alınmalıdır."- .
4 . Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün.

DÖNÜK Nedir?


1 - Dönmü?
2 - Yönelmi?

DUDAK Nedir?


1 . Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri: "Birdenbire kavalı dudaklarına götürdü ve üfürmeye başladı."- H. E. Adıvar.
2 . mecaz Ağız: "Eve dudağınızda bir şarkı ile dönüyorsunuz."- H. Taner.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

ERMİŞ Nedir?

Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi, eren, evliya, veli: "Anadolu ermişlerinin hikâyesini de kendine özgü üslubuyla anlatmıştır."- N. Araz.

ETEK Nedir?


1 . Giysinin belden aşağıda kalan bölümü.
2 . Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik: "Sevim'in eteği bir dikene takılıp yırtılmış, beyaz potinleri çamura batmıştı."- R. N. Güntekin.
3 . Giysinin alt kenarı: "Vedia'nın eteklerinden gözlerini ayırmayarak onu takip ediyordu."- P. Safa.
4 . Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü.
5 . Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü: "Dağın eteklerine küme küme serpilen kerpiç evleri gördü."- H. Z. Uşaklıgil.
6 . Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan saç örtü: "Baca eteği. Boru eteği."- .
7 . argo Edep yeri.

ETEKLİK Nedir?


1 . Etek: "O irmik kokulu neftî bluzuyla vanilya kokulu gri etekliğini giyerdi."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir şeyin aşağıya doğru uzanan yüzü: "Davlumbazın etekliği."- .
3 . sıfat Etek yapmaya elverişli (kumaş).

GELİR Nedir?


1 . Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat: "Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı."- M. Yesari.
2 . Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GİZLİ Nedir?


1 . Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı: "Gizli kapı. Gizli çekmece."- .
2 . Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan: "İki komutan arasında o gün gizli bir anlaşma yapıldığı söylentisi çıkmıştı."- H. Taner.
3 . Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen: "Gizli kuvvetler."- .
4 . zarf Saklı olarak, saklayarak: "Mektubu senden gizli posta kutusuna attım."- M. Yesari.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

HAVALI Nedir?


1 - Herhangi bir nitelikte havası olan.
2 - İyi, temiz hava alan, °havadar.
3 - Göz alıcı, çekici, albenisi olan.
4 - Sıkıştırılmış havayla çalışan (aygıt vb.).

HEYECAN Nedir?


1 . Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu: "Halk arasında da keder ve sevinç diye iki bariz heyecan olduğuna inanmıştı."- P. Safa.
2 . felsefe Coşku: "Halk heyecan içinde."- .

HİKMET Nedir?


1 - Bilgelik.
2 - Felsefe.
3 - Neden, gizli neden.
4 - Tanrı'nın insanlarca anlaşılamayan amacı.
5 - Özlü söz, °vecize.
6 - Fizik.

İNSAN Nedir?


1 . İki eli bulunan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
2 . Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı: "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar."- H. Taner.
3 . sıfat, mecaz Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

KANLI Nedir?


1 . Kan bulaşmış: "Kanlı eğeyi mi saklamışlardı, başka bir delil mi?"- R. H. Karay.
2 . Kanı olan.
3 . Kan dökülmesine neden olan: "Bu savaş çok kanlı olacak, beyler."- T. Buğra.
4 . İsteyerek kan dökmüş olan (kimse), hunriz, katil.
5 . Kanlanmış olan: "Kanlı göz."- .
6 . isim Kan davasında taraf olan kimse: "Oğlumun kanlısı Abbas kâfiri değil, oğlumun kanlısı Esme'dir."- Y. Kemal.
7 . tıp (***) Kanı yoğun olan, demevi: "Kanlı adam."- .

KAPALI Nedir?


1 . Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı: "Şimdi oğlunu kanlı göğsü, kapalı gözleri, mor dudaklarıyla görür gibi oluyordu"- N. Hikmet.
2 . Geçilmez durumda olan.
3 . Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri).
4 . Başı örtülü (kadın).
5 . Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem.
6 . Gizli, saklı: "Meclisler, iç tüzük hükümlerine uygun olarak kapalı oturumlar yapabilir."- .
7 . Açık olmayan (giyecek): "Damalı bir eteklik, açık mavi, kapalı bir yün kazak giymişti."- N. Cumalı.
8 . Bulutlu, karanlık (hava): "Ankara'nın soğuk, kapalı havalı günlerinden biriydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
9 . mecaz İçe dönük yaradılışta olan: "Kapalı ruhlu, ağırbaşlı, güç heyecana gelir insanlardır."- R. H. Karay.

KAPAN Nedir?


1 . Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak.
2 . mecaz Düzen, hile.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARANLIK Nedir?


1 . Işık olmama durumu: "Biz, karanlığın içinde ilerliyoruz."- H. Taner.
2 . mecaz Üzüntü, sıkıntı, perişanlık: "Demiştim ya; bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan.
4 . sıfat, mecaz Yasalara, töreye uygun olmayan: "Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar."- M. Ş. Esendal.
5 . sıfat, mecaz Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum): "Bu kadar karışık ve karanlık bir mevzuda neye istinaden, hangi ... teşhis konulabilir?"- A. Ş. Hisar.
6 . sıfat, mecaz Karışık.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KARŞIT Nedir?

Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, °zıt, °kontrast.

KAZAK Nedir?


1 . Baştan geçirilerek giyilen, genellikle kollu, örme üst giysisi.
2 . Jokeylerin giydiği, göz alıcı renklerde bir tür ceket.

KESİN Nedir?


1 . Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu: "Sevmem kesin sözleri, bir kesin söz duydum mu tersine söylemek gelir içimden."- N. Ataç.
2 . zarf Kesinlikle.

KULLANMA Nedir?

Kullanmak işi, istimal: "Deri gibi sert, yayvan tandır ekmeğine alışmıştı; yer sofrasında bunu kaşık, çatal yerine dürümleyerek kullanmayı beceriyordu."- R. H. Karay.

MAVİ Nedir?


1 . Yeşil ile menekşe rengi arasında bir renk, bulutsuz gökyüzünün rengi.
2 . sıfat Bu renkte olan.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MÜPHEM Nedir?


1 . Belirsiz: "Akşamları, başında müphem bir hararet; oysa elleri ayakları buz."- A. İlhan.
2 . zarf Açık ve belirgin olmaksızın: "Müphem konuşuyor."- .

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OTURUM Nedir?


1 . Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı toplantı, celse: "Onun adaylığı konuşulurken, kıdemli doçent olarak ben de oturuma katılmıştım."- H. Taner.
2 . Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi, seans.
3 . hukuk Yasama meclislerinin birleşimlerinden her biri.

ÖRTÜLÜ Nedir?


1 . Örtüsü olan: "Orta yaşlı, başı örtülü bir kadın yanımda duruyor."- R. H. Karay.
2 . Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış: "Yerler yemyeşil ve ıslak bir çimenle örtülü."- A. Haşim.
3 . mecaz Gizli, saklı.
4 . zarf, mecaz Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem.

RUHLU Nedir?


1 . Görünüşü veya ruhsal durumu herhangi bir nitelikte olan: "Allah, ince ruhlu kibar yaratmıştı bu kızı."- N. Araz.
2 . mecaz Canlı, etkili.

SAKLI Nedir?


1 . Saklanmış olan: "Saklı, gizli demektir; sır manasına da gelir."- R. H. Karay.
2 . Elde tutulan, mahfuz: "Her hakkı saklıdır."- .
3 . Gizli bir yere konarak kaybolması veya çalınması önlenen.
4 . Başkalarından gizlenen, gizli tutulan, hafi: "Birbirlerinden saklı hiçbir işleri yoktur."- B. Felek.

SOĞUK Nedir?


1 . Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu: "Karın soğuğu başka bir tür soğuktur."- S. F. Abasıyanık.
2 . sıfat Isısı düşük olan, sıcak karşıtı: "Bu el soğuktu ve titriyordu."- P. Safa.
3 . sıfat Üşütecek derecede ısısı olan: "Güneşli, soğuk bir gündü."- S. F. Abasıyanık.
4 . sıfat, mecaz Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan, ilgisiz: "Soğuk tavırla birbirlerini selamlayıp uzaklaştılar."- R. H. Karay.
5 . sıfat, mecaz Sevimsiz veya yersiz, antipatik: "Bu soğuk, yavan sözler zevkimi rencide ediyordu."- H. C. Yalçın.
6 . sıfat, mecaz Cinsel istek duymayan: "Soğuk bir kadın."- .
7 . zarf İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek.

SÜRE Nedir?

Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, °müddet: Uzun bir iyileşme süresinden sonra askere gitmiş .

TÜZÜK Nedir?

Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsi, nizamname, statü: "Bu, çok ucuz bir amatör ressam tüzüğüdür."- H. Taner.

UYGUN Nedir?


1 . Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip: "Rıza Efendi'de yerine, zamanına ve konusuna uygun hikâyeler vardır."- T. Buğra.
2 . Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
3 . mecaz Orantılı, oranlı.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YARADILIŞ Nedir?


1 . Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü, mizaç, huy, tıynet, cibilliyet: "Yaradılışı gereği çapraşık olmayan durumları severdi o."- A. İlhan.
2 . Bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu, fıtrat, hilkat: "Yılan kendini korumakta görünüyorsa bu, atlayıp kuşu tutmaya yaradılışının elverişli olmamasından."- M. Ş. Esendal.

A A I K L P Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Kapalı,

5 Harfli Kelimeler

Kalıp, Kaplı, Klapa, Lakap, Plaka,

4 Harfli Kelimeler

Akıl, Aklı, Alık, Apak, Kala, Kalp, Kapı, Laka, Lapa, Pala, Plak,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Ala, Alp, Kal, Kap, Kıl, Lak, Lap, Pak, Pal,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, La,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.