KANEPE (TDK)

Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat: "Kanepe ile koltuklardan ikisini indirir, aşağıya çekidüzen veririz."- R. H. Karay. kanepe (II) isim (kane'pe) Fransızca canapé Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam vb. şeylerle süslenen çok küçük ekmek.

Kanepe kelimesi baş harfi K son harfi E olan bir kelime. Başında K sonunda E olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi A , üçüncü harfi N , dördüncü harfi E , beşinci harfi P , altıncı harfi E . Başı K sonu E olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AŞAĞI Nedir?


1 . Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı.
2 . Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri.
3 . sıfat Bir yere göre daha alçak yerde bulunan: "Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik."- A. Gündüz.
4 . sıfat Bayağı, adi.
5 . sıfat, mecaz Niteliği düşük, kötü: "Aşağı mal."- .
6 . sıfat, mecaz Daha küçük, daha az: "On sekiz yaşından aşağı olanlar giremez."- .
7 . sıfat, mecaz Değeri daha az.
8 . zarf Aşağıya, yere doğru: "Aşağı inmek."- .

BİRKAÇ Nedir?


1 - Çok olmayan, az sayıda, az.
2 - Az sayıda kimse.

ÇEKİDÜZEN Nedir?


1 . Düzenli olma durumu.
2 . Toplumca kabul gören ölçü: "Onun her yazdığı iyi olmayabilir, kendini bırakıp çekidüzen gözetmeden karmakarışık yazdığı da oluyor."- N. Ataç.

ÇEKYAT Nedir?

Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk, kanepe: "Ben holde çekyatın üzerinde yatmaya başladım."- A. Kulin.

EKME Nedir?

Ekmek işi.

EKMEK Nedir?


1 . Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek, nan, nanıaziz: "Odayı, tatlı, sıcak bir kızarmış ekmek kokusu bürümüş."- Y. Z. Ortaç.
2 . mecaz İnsanı geçindirecek iş, kazanç: "Biz iyi kötü tiyatroya bağlamışız ekmeğimizi."- N. Cumalı.
3 . halk ağzında Yemek, aş: "Ekmeği bizde yiyelim mi? Allah ne verdiyse."- T. Buğra.

EKMEK Nedir?


1 - Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak ya da gömmek.
2 - Toprağı ekip biçmek için kullanmak.
3 - Serpmek.
4 - Bir şeyin başlamasına yol açacak nedenleri hazırlamak.
5 - Birini uydurma bir nedenle bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak.
6 - (Para için) Boşuna harcamak, ziyan etmek.
7 - Yarışta geçmek.
8 - Bekletip gelmemek ya da birini yüzüstü bırakmak.
9 - (Öğrenci argosunda) Derse girmemek.

FRANSIZCA Nedir?


1 . Hint-Avrupa dillerinden, Fransa ve Fransız uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil: "Bülbül gibi İtalyanca, Fransızca, çatra patra Türkçe konuşuyor."- P. Safa.
2 . sıfat Bu dille yazılmış olan: "Fransızca kitap."- .

GENİŞ Nedir?


1 . Eni çok olan, enli, vâsi: "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu."- P. Safa.
2 . Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı: "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi."- O. C. Kaygılı.
3 . Bol (elbise).
4 . Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro: "Geniş anlamlı."- .
5 . mecaz Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat: "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu."- A. İlhan.
6 . mecaz Çok: "Geniş iş alanları sağlandı."- .

GENİŞLİK Nedir?


1 . Geniş olma durumu: "Omuzları ile kalçaları aynı genişlikte."- S. F. Abasıyanık.
2 . En, boy karşıtı.

HAZIR Nedir?


1 . Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya: "Ben hazırım, isterseniz gidelim."- .
2 . Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş: "Yemek hazır, buyurun."- .
3 . Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı: "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."- .
4 . zarf Bu fırsattan yararlanarak: "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."- R. N. Güntekin.

İNDİ Nedir?

Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan: "Bizden evvelki zamanların tarihleri hep değilse de ekseriyetle indi vesikalara istinat etmiştir."- A. Gündüz.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KİŞİ Nedir?


1 . İnsan, şahıs, zat, nefer: "Dilenciler de sayıda olduğu hâlde, yirmi otuz kişi kadardık."- M. Ş. Esendal.
2 . dil bilgisi Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs: "Ben (tekil kişi), sen (tekil kişi), o (tekil kişi); biz (çoğul kişi.) siz (çoğul kişi), onlar (çoğul kişi)."- .
3 . edebiyat Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.
4 . halk ağzında Eş, koca.
5 . eskimiş Erkek.

KOKTEYL Nedir?


1 . Türlü içkiler karıştırılarak yapılan içki.
2 . Yeri ve zamanı önceden belirlenen, ayaküstü sohbetlerin yapıldığı içkili toplantı: "Kokteylde yorulmuştum, içtiklerim de baş ağrısı yapmıştı."- R. H. Karay.
3 . Karışım: "Çiçek kokteyli."- .

KOLTUK Nedir?


1 . Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer: "Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı."- H. E. Adıvar.
2 . Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye: "Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni: "Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, 'koltuk' yapılmıştı."- H. C. Yalçın.
4 . Yapıcılıkta yan destek.
5 . denizcilik Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip.
6 . mecaz Koltuklama veya koltuklanma: "O koltuktan hoşlanmaz."- .
7 . mecaz Kayırma, destek: "Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez."- .
8 . mecaz Yüksek mevki, makam: "Koltuk kavgası."- .
9 . argo Genelev: "Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur."- H. R. Gürpınar.
10 . halk ağzında Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. 1
1 . eskimiş Kenar, tenha yer.

KÜÇÜK Nedir?


1 . Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
2 . Küçük abdest.
3 . sıfat Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı: "Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm."- M. Ş. Esendal.
4 . sıfat Yaşı daha az olan: "Ortanca ve küçük ablalar ... beni, arabanın beklediği sokağa indirdiler."- R. N. Güntekin.
5 . sıfat Niceliği az olan: "Kimseden en küçük bir alaka görmüyordum."- S. F. Abasıyanık.
6 . sıfat Niteliği aşağı olan, bayağı: "Küçük adam."- .
7 . sıfat Geri aşamada: "Küçük bir memur."- .
8 . sıfat Değersiz, önemsiz: "Bu iyi temiz, sıhhatli, küçük insanların uykusu bambaşka bir şey."- S. F. Abasıyanık.
9 . sıfat Kısık, parlak olmayan (ses): "Küçük, tatlı bir sesle kovboy şarkıları söyledi."- R. H. Karay.

PEYNİR Nedir?

Maya ile katılaştırılarak sütten yapılan ve birçok türü olan besin: "Kuru ekmekle bayat peyniri lezzetle yiyen / Çeşmeden her su içerken şükür Allah!a diyen."- Y. K. Beyatlı.

SALAM Nedir?

Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek.

SUCU Nedir?

Su satan veya evlere su taşıyan kimse, saka.

SUCUK Nedir?


1 . Şişirilip kurutulmuş bağırsak içine baharlı et kıyması doldurularak yapılan bir tür yiyecek.
2 . Ceviz, badem içi vb. şeyler, bir ipliğe dizildikten sonra nişasta ile koyulaştırılmış kaynar üzüm şırasına batırılarak yapılan tatlı yiyecek.

VERİ Nedir?


1 . Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done: "İstatistik veriler."- .
2 . Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler: "Bir romanın verileri."- .
3 . Bilgi, data.
4 . matematik Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.
5 . bilişim Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi.

A E E K N P Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Kanepe,

4 Harfli Kelimeler

Akne, Enek, Kene, Pena,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Epe, Kan, Kap, Kep, Pak, Pek,

2 Harfli Kelimeler

Ak, An, Ek, En, Ke, Ne, Pe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.