KALLEŞÇE (TDK)


1 . Kalleşe yaraşır: "Falsolu vuruş kalleşçe bir aldatıştır."- H. Taner.
2 . zarf (kalle'şçe) Kalleşe yaraşır bir biçimde: "Gerçeği söylemek, ömrünün son yıllarını yaşayan bu yaşlı Osmanlı paşasını, görmezliğinden kalleşçe faydalanarak alnının ortasından tabancayla vurmak gibi geliyordu."- A. İlhan.

Kalleşçe kelimesi baş harfi K son harfi E olan bir kelime. Başında K sonunda E olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi A , üçüncü harfi L , dördüncü harfi L , beşinci harfi E , altıncı harfi Ş , yedinci harfi Ç , sekizinci harfi E . Başı K sonu E olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

FAYDA Nedir?

Yarar: "Bunların faydasından geçtik, zararlarını görmeyelim."- M. Ş. Esendal.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÖRME Nedir?

Görmek işi, rüyet.

GÖRMEZ Nedir?

Görme engelli.

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

KALLEŞ Nedir?


1 . Sözünde durmayıp bir işin yüzüstü kalmasına yol açan: "Gene gülümsüyordu ama artık kalleş bir hınç vardı gülümseyişinde."- T. Buğra.
2 . Birine gizlice kötülük eden.

KALLEŞÇE Nedir?


1 . Kalleşe yaraşır: "Falsolu vuruş kalleşçe bir aldatıştır."- H. Taner.
2 . zarf (kalle'şçe) Kalleşe yaraşır bir biçimde: "Gerçeği söylemek, ömrünün son yıllarını yaşayan bu yaşlı Osmanlı paşasını, görmezliğinden kalleşçe faydalanarak alnının ortasından tabancayla vurmak gibi geliyordu."- A. İlhan.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

OSMANLI Nedir?


1 . XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları: "O, eski defterleri çoktan kapatmış, Osmanlıya kucağını açmıştı"- T. Buğra.
2 . sıfat, mecaz Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan: "Benim bildiğim Osmanlı kadınlar dobra dobradır."- N. Cumalı.

PAŞA Nedir?


1 . Osmanlı İmparatorluğu zamanında yüksek sivil memurlara ve albaydan üstün rütbede bulunan askerlere verilen unvan: "Talat Paşa. Ziya Paşa."- .
2 . askerlik Cumhuriyet döneminde general.
3 . sıfat, mecaz Uslu, ağırbaşlı: "O ne paşa çocuk."- .

SÖYLEM Nedir?


1 . Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz.
2 . Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.
3 . Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez.

SÖYLEME Nedir?

Söylemek işi: "Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim."- R. H. Karay.

SÖYLEMEK Nedir?


1 . Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak: "Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."- R. N. Güntekin.
2 . Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak: "Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."- S. F. Abasıyanık.
3 . Yapılmasını istemek: "Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler."- F. R. Atay.
4 . (nsz) Türkü, şarkı vb. okumak: "Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."- R. N. Güntekin.
5 . (nsz) Yazmak, düzmek: "Şiir söylemek."- .
6 . (-e) Haber vermek: "Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."- A. Ş. Hisar.
7 . (-i, -e) Önceden bildirmek, tahmin etmek: "Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."- R. H. Karay.
8 . (nsz), mecaz Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak: "Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler."- N. Cumalı.

TABA Nedir?


1 . Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.
2 . sıfat Bu renkte olan.

TABAN Nedir?


1 . Ayağın alt yüzü, aya.
2 . Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı.
3 . Ayakkabının alt bölümü.
4 . Kaide.
5 . Bir şeyin en alt bölümü.
6 . Değerlendirmede en alt derece.
7 . Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle: "Partinin tabanının istekleri doğrultusunda..."- .
8 . Temel.
9 . coğrafya Bir ırmağın en derin olan orta yeri.
10 . denizcilik Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. 1
1 . matematik Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi, kaide: "Piramidin tabanı. Üçgenin tabanı."- . 1
2 . matematik Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı. 1
3 . halk ağzında Tarlanın düz ve verimli kesimi. 1
4 . eskimiş Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir.

TABANCA Nedir?


1 . Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah: "Biraz eğildikleri zaman cübbelerinin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür."- F. R. Atay.
2 . Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

VURMAK Nedir?


1 - Elini ya da elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla indirmek.
2 - Ses çıkarmak için, bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca değdirmek.
3 - Sapmak, yönelmek.
4 - Etkisi bir yere kadar uzanmak, sokulmak, girmek, duyulmak, yansımak, °aksetmek.
5 - Hızla değmek, çarpmak.
6 - Çarpma işlemini yapmak.
7 - Sürmek.
8 - Bağlamak, takmak, koymak.
9 - Olduğundan başka bir biçime çevirmek ya da olduğundan başka biçimdegörünmek.
10 - Batıcı ya da kesici cisimleri saplamak, kakmak. 1
1 - Uygulamak, basmak, koymak. 1
2 - Çok etki etmek, yaralamak. 1
3 - Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. 1
4 - argo Herhangi bir biçimde yolsuzca para almak, soymak. 1
5 - İçki içmek. 1
6 - Amaçladığı şeye rast getirmek. 1
7 - Hızla çarpmak. 1
8 - Silahla yaralamak, öldürmek. 1
9 - Dokunmak, hasta etmek.
20 - (Soğuk, dolu gibi şeyler için) Zarar vermek. 2
1 - Vuru durumunda olmak, çarpmak. 2
2 - Çıkmak, isabet etmek. 2
3 - Üzerinde görünmek, üzerine düşmek. 2
4 - Desteklemek, dayamak. 2
5 - Çıkmak, görünmek. 2
6 - Sırtına, omzuna yerleştirmek ya da bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. 2
7 - Tavla oyununda pulu kırmak.

VURUŞ Nedir?


1 . Vurma işi: "Bazen kalbinin hafif ve sık çarpıntıları arasında ansızın tokmak gibi vuruşlar var."- P. Safa.
2 . müzik Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp: "İki vuruşu olan ölçü."- .
3 . teknik Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YAŞA Nedir?

Hoşnutluk, sevinç gibi duyguları anlatmak ya da alkışlamak için söylenir.

YAŞLI Nedir?

(Göz için) Yaşla dolmuş.

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

A E E K L L Ç Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Kalleşçe,

6 Harfli Kelimeler

Kalleş, Şelale,

5 Harfli Kelimeler

Çekel, Çelek, Elçek, Eşkal, Eşlek, Keleş, Kelle, Leçek, Şekel, Şelek,

4 Harfli Kelimeler

Akçe, Elek, Eşek, Kale, Kaşe, Keçe, Kele, Lake, Lale, Laşe, Leçe, Leke, Şale,

3 Harfli Kelimeler

Aşk, Çak, Çal, Çek, Eke, Ela, Elk, Kaç, Kal, Kaş, Kel, Keş, Lak, Lal, Leş, Şak, Şal, Şek,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ak, Al, Aş, Çe, Ek, El, Eş, Ke, La, Le, Şe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.