KAFES (TDK)


1 . Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme: "Kuş kafesi."- .
2 . Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme: "Aslan kafesi."- .
3 . Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper: "Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş."- Y. Z. Ortaç.
4 . Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
5 . argo Hapishane.
6 . eskimiş Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer.

Kafes kelimesi baş harfi K son harfi S olan bir kelime. Başında K sonunda S olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi A , üçüncü harfi F , dördüncü harfi E , beşinci harfi S . Başı K sonu S olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞAÇ Nedir?


1 . Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.
2 . sıfat Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan: "Ağaç tekne."- .
3 . Direk.

AHŞAP Nedir?

Ağaçtan, tahtadan yapılmış.

ARALIK Nedir?


1 . İki şey arasındaki açıklık, mesafe: "İki masa arasında bir metre aralık var."- .
2 . Sıra, vakit: "O aralık açıkgözün biri de ayağımdan çıkan potini almış savuşmuş."- M. Ş. Esendal.
3 . Uygun, elverişli durum, fırsat.
4 . Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor.
5 . Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel.
6 . Ayakyolu.
7 . Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas.
8 . sıfat Yarı açık, tam kapanmamış.
9 . ekonomi Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre.
10 . fizik Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. 1
1 . müzik Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk: "Portenin beş çizgisi arasında dört aralık vardır."- . 1
2 . spor Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık.

ARALIKLI Nedir?


1 . Birbirine bitişik olmayan, aralarında açıklık bulunan.
2 . Dizgide kelimeler, harfler veya satırlar arasında açıklığı olan, espaslı.
3 . zarf Kesik kesik.

ARGO Nedir?


1 . Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz veya deyim.
2 . Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı, jargon.
3 . mecaz Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

BÖLME Nedir?


1 . Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim.
2 . Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer: "Gözlerimi tabağıma eğmiş bir vaziyetteyim ama telefon bölmesini âdeta bakmadan görüyorum."- R. H. Karay.
3 . Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde: "Ortadan ayrılan bir bölmeyle de diğer nısfında Bora Reis yatıyordu"- N. Hikmet.
4 . halk ağzında Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk.
5 . denizcilik Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler.
6 . mantık Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi.
7 . matematik Dört işlemden biri, taksim.

CAMİ Nedir?


1 - Toplayan, bir araya getiren.
2 - İçine alan, içinde bulunduran.

CAMİ Nedir?

Müslümanların hep birlikte tapınmak için toplandıkları yer.

ÇAPRAZ Nedir?


1 . Eğik olarak birbiriyle kesişen.
2 . İki taraflı, karşılıklı: "Çapraz ateş."- .
3 . zarf Eğik bir biçimde: "Boynuna çapraz astığı tüfeğini yokladı."- S. Kocagöz.
4 . isim Bir tür olta iğnesi.
5 . isim, halk ağzında Kopça, düğme.
6 . isim, spor Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu.

ÇATMA Nedir?


1 . Çatmak işi.
2 . Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça.
3 . Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi, Yörük çadırı.
4 . Bir çeşit döşemelik kumaş: "Sonra o çatma örtülü minderin üstüne oturmuş, albayın İstanbul hakkındaki suallerine kısa kısa cevap vermişti."- H. E. Adıvar.
5 . Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları.
6 . Semerin ağaç kısmı.
7 . Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet.

ÇUBUK Nedir?


1 . Körpe dal: "Asma çubukları taze de duman yapıyor, duman kaçtı gözüme."- C. Uçuk.
2 . Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey: "Sıcak bir demir çubuktan niçin elini çekiyorsun?"- H. C. Yalçın.
3 . Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık: "Sabahtan başlar, akşama kadar çubuk içer."- M. Ş. Esendal.
4 . Kumaşta düz çizgi.
5 . denizcilik Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası.

DEMİR Nedir?


1 . Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,
8 olan, 15
10 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular."- P. Safa.
3 . Bu elementten yapılmış parça: "Ocak demiri. Kapı demiri. Pencere demiri."- .
4 . Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.
5 . sıfat, mecaz Güçlü, kuvvetli, sert: "O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu."- S. F. Abasıyanık.
6 . denizcilik Çıpa.

DİREK Nedir?


1 . Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek: "Kayıkçı yelkeni açmak için ilkin direği yerine oturtmalıdır."- S. Birsel.
2 . Sütun.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

HAPİS Nedir?


1 - (Birini) kaçmasını önlemek ya da cezalandırmak için bir yere kapama.
2 - Yasalara göre suçu saptanan bir kimseyi tutukevine koyma cezası.
3 - Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, °hapishane.
4 - Cezaevine kapatılmış kimse, °mahpus.
5 - Pulları salıvermemek, kapatmak temeline dayanan bir çeşit tavla oyunu.

HAPİSHANE Nedir?

Cezaevi: "Ortada zaptiyesiyle, hapishanesiyle, hâkimleri, duruşmaları ile devlet kuvveti vardı, karşı durulamazdı."- T. Buğra.

HAYVAN Nedir?


1 . Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık: "İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi."- F. R. Atay.
2 . sıfat, mecaz Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
3 . hakaret yollu Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
4 . halk ağzında At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık: "Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu."- Ö. Seyfettin.

IŞIK Nedir?


1 . Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk: "Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi."- H. E. Adıvar.
2 . Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç: "Buraya bir ışık getirin."- .
3 . Aydınlanmak için kullanılan elektrik: "On ikide ışıklar söndü."- .
4 . mecaz Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı: "Bütün gözlerden manalı ışıklar sıçrıyordu."- P. Safa.
5 . mecaz Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb: "Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan."- N. Cumalı.
6 . fizik Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma.

İSKELE Nedir?


1 . Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer: "Vapurdan indi, iskeleye çıkar çıkmaz etrafına bakındı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven: "Oturduğu yerden kalkıyor, iskele zincirine uzanan eli, iskele tabanına basan ayağı, kendini çekiyor yukarı."- Z. Selimoğlu.
3 . Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba.
4 . İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı: "Mudanya, Bursa'nın iskelesidir."- .
5 . Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
6 . Geminin sol yanı.
7 . sinema, TV (***) Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı.

İSKELET Nedir?


1 - İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, °teşrih.
2 - Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin tümü.
3 - Bir şeyi oluşturan temel çatı.
4 - Çok zayıf.
5 - Bir yapıtın genel planı.

KADI Nedir?

Tanzimat'a kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

KADIN Nedir?


1 . Erişkin dişi insan, zen erkek veya adam karşıtı: "Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar veya erkekler görmek isterler."- A. Ş. Hisar.
2 . Evlenmiş kız.
3 . sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan.
4 . mecaz Hizmetçi bayan.
5 . eskimiş Bayan: "Hintli kadın toplantıyı renklendirmek için herkesin kendisine bazı şeyler sormasını teklif ediyordu."- B. Felek.

KAFES Nedir?


1 . Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme: "Kuş kafesi."- .
2 . Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme: "Aslan kafesi."- .
3 . Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper: "Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş."- Y. Z. Ortaç.
4 . Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
5 . argo Hapishane.
6 . eskimiş Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer.

KALAN Nedir?


1 . Kalma işini yapan.
2 . Artan, mütebaki: "Kalan on lirayı Aliş'e verdim."- Halikarnas Balıkçısı.
3 . isim, matematik Bir çıkarmanın sonucu.
4 . isim, matematik Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

KAPLAMA Nedir?


1 . Kaplamak işi.
2 . Bir şeyin dışına süsleme veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat: "Her pencereyi, her kaplamayı tanıyordum artık."- S. F. Abasıyanık.
3 . Kalınlığı
5 mm'den az, ince ağaç levha.
4 . sıfat Üstü herhangi bir başka maddeyle kaplanmış olan: "Bu, kaplama bir bilezik değil."- .

METAL Nedir?


1 . Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde, metal.
2 . Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAÇ Nedir?

Sıfat-fiil.

PENCERE Nedir?

Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık: "Bavulu açtım, kâğıdı parçaladım, pencereden attım."- R. H. Karay.

SİPER Nedir?


1 . Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer.
2 . Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda: "Pencereden güneş yahut rüzgâr gelirse şu siper köşeye kaçacak."- R. H. Karay.
3 . Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka, kasket vb.nin önüne yapılan çıkıntı, siperlik: "Sabahtan beri çektiği şaraplarla epeyce başı dönen meşhur kumandan tolgasının siperini geri itti."- Ö. Seyfettin.
4 . askerlik Askerlerin savaşta vurulmamaları ve rahat ateş edebilmeleri için kazılmış, üstü açık hendek: "Ateş yağmuru ikinci kat siperleri geçti."- A. Gündüz.
5 . sıfat Kuytu, korunulabilen: "Burası siper bir yerdir."- .

SOLGUN Nedir?

Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş: "Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu."- O. S. Orhon.

TAHT Nedir?


1 - Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk.
2 - Hükümdarlık orunu, hükümdarlık.

TAHTA Nedir?


1 . Düz, enlice, uzun ve az kalın biçilmiş ağaç: "Çam tahtası. Gürgen tahtası."- .
2 . sıfat Bu ağaçtan yapılmış: "Bilet toplanan tahta parmaklıktan geçtik."- Ö. Seyfettin.
3 . Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme: "Yeni silinmiş tahtalar birkaç saniye içinde berbat oldu."- R. N. Güntekin.
4 . Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer.
5 . Kara tahta.
6 . halk ağzında Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh: "Köylüler bu tarhlara tahta tabir eder, ekilecek her dönüm için bir tahta yapmakla övünürlerdi."- E. Işınsu.

TAKI Nedir?


1 . Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
2 . Kadınların ziynet eşyası: "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi."- M. Mungan.
3 . dil bilgisi Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki: "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."- .
4 . dil bilgisi Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler: "Türkçede ile, göre birer takıdır."- .

TAŞINABİLİR Nedir?

Taşınır.

TEKKE Nedir?


1 . Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh: "Hemen her ev yarı saray ve yarı tekke gibi bir şeydi."- A. Ş. Hisar.
2 . İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer.
3 . argo Esrar içilen üstü kapalı yer.
4 . argo Hapishane: "Bakıyorum, tekke sana yaramış, dedi. Ne zaman çıktın?"- T. Yücel.

VAHŞİ Nedir?


1 . Yabani: "Adada vahşi bir kabile varmış, dikkatli davranalım."- S. F. Abasıyanık.
2 . Yırtıcı (hayvan).
3 . mecaz Kaba, saygısız, uyum sağlayamayan (kimse).

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

A E F K S Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Kafes,

4 Harfli Kelimeler

Akse, Faks, Kafe, Kase, Sake, Sefa,

3 Harfli Kelimeler

Aks, Ask, Fak, Fas, Fek, Fes, Kas, Kes, Saf, Sak, Sek,

2 Harfli Kelimeler

Af, Ak, As, Ek, Es, Fa, Fe, Ke, Se,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.