KABAK (TDK)


1 . Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita).
2 . bitki bilimi Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü.
3 . Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.
4 . müzik Kabak kemane: "Siperin içinde birkaç nefer ayakta ileriye bakıyor, öbürleri aşağı oturmuş konuşuyorlar, gülüyorlar, türkü söylüyorlar, kabak çalıyorlar."- Ö. Seyfettin.
5 . sıfat Ham, tatsız (kavun, karpuz).
6 . sıfat Tüysüz, dazlak: "Kaba kabak gibi tıraşlı!"- H. E. Adıvar.
7 . sıfat Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği).
8 . sıfat, mecaz Bilgisiz, görgüsüz, kaba.
9 . halk ağzında Kısa boynuzlu hayvan.

Kabak kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi A , üçüncü harfi B , dördüncü harfi A , beşinci harfi K . Başı K sonu K olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AŞAĞI Nedir?


1 . Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı.
2 . Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri.
3 . sıfat Bir yere göre daha alçak yerde bulunan: "Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik."- A. Gündüz.
4 . sıfat Bayağı, adi.
5 . sıfat, mecaz Niteliği düşük, kötü: "Aşağı mal."- .
6 . sıfat, mecaz Daha küçük, daha az: "On sekiz yaşından aşağı olanlar giremez."- .
7 . sıfat, mecaz Değeri daha az.
8 . zarf Aşağıya, yere doğru: "Aşağı inmek."- .

AYAKTA Nedir?


1 . Ayağa kalkmış durumda: "Kahvelerimizi ayakta içtik."- A. Gündüz.
2 . mecaz Telaşlı, heyecanlı bir biçimde.

BİLGİ Nedir?


1 . İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.
2 . Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf: "Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti."- H. E. Adıvar.
3 . İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
4 . felsefe Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler.
5 . Bilim: "Doğa bilgisi."- .
6 . bilişim Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.

BİLGİSİZ Nedir?


1 . Bilgi sahibi olmayan, bilisiz, malumatsız, cahil: "Sen hükûmeti yönetenleri hep bilgisiz, akılsız mı sanırsın?"- N. Cumalı.
2 . Aymaz.

BİLİ Nedir?

Bilgi.

BİLİM Nedir?


1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim: "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."- H. E. Adıvar.
2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3 . Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

BİRÇOK Nedir?

Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit: "Bu satırları, birçok mektuba biraz cevap olsun diye yazıyorum."- H. E. Adıvar.

BİRKAÇ Nedir?


1 - Çok olmayan, az sayıda, az.
2 - Az sayıda kimse.

BİTKİ Nedir?

Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı, nebat.

BİTKİN Nedir?

Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın: "Kalbinden vurulmuş gibi kendini cansız, bitkin bir vaziyette koltuğa atmıştı."- A. Ş. Hisar.

BOYNUZLU Nedir?


1 . Boynuzu olan (hayvan).
2 . mecaz Karısının veya kadın yakınlarından birinin iffetsizliğine göz yuman (erkek): "Böyle kocalara her dilde boynuzlu derler."- H. R. Gürpınar.
3 . isim, argo Troleybüs.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇEŞİT Nedir?


1 . Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev: "Her çeşit insanı kavrayacak bir sunuş tarzı vardı."- H. Taner.
2 . Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.
3 . sıfat Türlü: "Bu camilerin her biri başka planda başka çeşittir."- Y. K. Beyatlı.

ÇİÇEK Nedir?


1 . Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.
2 . bitki bilimi Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi: "Evin ufak çiçekler ve bitkilerle süslü bahçesine çıktım."- R. H. Karay.
3 . mecaz Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse: "Onun ne çiçek olduğunu hep biliriz."- .
4 . kimya Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
5 . tıp (***) İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık.

ÇİÇEKLİ Nedir?

Çiçeği veya çiçek resimleri olan: "Gölgelerinde koyunlar otlayan çiçekli badem ağaçlarının altından geçtiler."- Ö. Seyfettin.

DAZLAK Nedir?

Başında saçı olmayan (kimse, baş): "Işığı, donuk donuk yansıtan dazlak bir kafa."- A. İlhan.

ESRAR Nedir?

Gizler, sırlar: "Yüzüme, tekrar o eski, esrar dolu gözlerle bakıyor."- Y. Z. Ortaç.

ESRARKEŞ Nedir?

Esrar kullanmayı alışkanlık durumuna getiren kimse: "Dalga geçen esrarkeşin gözü ne görürse kırk derece ateşle yanan adamın dışa fırlayan gözü de onu görür."- A. Haşim.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

GÖRGÜ Nedir?


1 . Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları, terbiye: "İçinde yaşadığımız aynı çevre, aynı görgü, beni tamamıyla onlara benzetmiyor."- O. C. Kaygılı.
2 . Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim.
3 . Görmüş olma durumu: "Görgü tanığı."- .

GÖRGÜSÜZ Nedir?

Görgüsü olmayan: "Mağazalar, görgüsüz yeni zenginlerin zevklerine uygun, yemek odası takımları ile doldurmuşlardır vitrinlerini."- N. Cumalı.

GÖVDE Nedir?


1 . Bir şeyin asıl bölümü.
2 . anatomi İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.
3 . anatomi Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan, ağaçlarda kök ve dallardan geri kalan bölüm.
4 . Kesilmiş hayvanın, sakatatları alındıktan sonraki durumu.
5 . dil bilgisi Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime: "Evli (ev-li), inanç (inan-ç), sevdirmek (sev-dir-mek)."- .

GÖVDELİ Nedir?

İri yapılı.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

HAYVAN Nedir?


1 . Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık: "İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi."- F. R. Atay.
2 . sıfat, mecaz Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
3 . hakaret yollu Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
4 . halk ağzında At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık: "Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu."- Ö. Seyfettin.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İLERİ Nedir?


1 . Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı.
2 . Bir şeyin ulaşılacak yönü: "Yolun ilerisi düz."- .
3 . Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra.
4 . sıfat Önde bulunan: "İleri karakol. İleri hat."- .
5 . sıfat Doğrusundan daha çok gösteren (saat): "Saat beş dakika ileridir."- .
6 . sıfat, mecaz Benzerlerini geride bırakmış: "İleri fikirler."- .
7 . zarf Öne doğru, ileri doğru: "Masayı biraz ileri çekelim."- .
8 . ünlem "Amaca doğru durmadan yürü" anlamında bir seslenme sözü: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"- Atatürk.
9 . spor Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön.

KABA Nedir?


1 . Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı: "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Taneleri iri: "Kaba çakıl."- .
3 . Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse): "Kaba, hantal, şivesiz, bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar."- R. H. Karay.
4 . Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli: "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum."- H. R. Gürpınar.
5 . isim Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer.
6 . mecaz Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü: "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."- O. C. Kaygılı.

KABAK Nedir?


1 . Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita).
2 . bitki bilimi Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü.
3 . Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.
4 . müzik Kabak kemane: "Siperin içinde birkaç nefer ayakta ileriye bakıyor, öbürleri aşağı oturmuş konuşuyorlar, gülüyorlar, türkü söylüyorlar, kabak çalıyorlar."- Ö. Seyfettin.
5 . sıfat Ham, tatsız (kavun, karpuz).
6 . sıfat Tüysüz, dazlak: "Kaba kabak gibi tıraşlı!"- H. E. Adıvar.
7 . sıfat Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği).
8 . sıfat, mecaz Bilgisiz, görgüsüz, kaba.
9 . halk ağzında Kısa boynuzlu hayvan.

KABAKGİLLER Nedir?

İki çeneklilerden, kabak, kavun, karpuz, hıyar vb.ni içine alan, geniş yapraklı, sürüngen ve sarılgan bir bitki familyası.

KARPUZ Nedir?


1 . Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki (Citrullus vulgaris).
2 . bitki bilimi Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi.
3 . Lamba karpuzu.
4 . argo Kadın memesi: "Karpuzları daha da sarsıla sarsıla gülüyordu şimdi."- N. Cumalı.

KEMAN Nedir?


1 . Dört teli olan, çenenin altına dayayarak çalınan yaylı saz: "Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu."- Ö. Seyfettin.
2 . eskimiş Yay.

KEMANE Nedir?


1 . Keman ve kemençe yayı.
2 . müzik Bir tür halk çalgısı.
3 . Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç.
4 . denizcilik Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım.

KISA Nedir?


1 . Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı.
2 . Az süren, uzun olmayan: "Türk milleti en kısa zaman içinde yeni harflerle okumaya, yazmaya başladı."- E. İ. Benice.
3 . Ayrıntısı çok olmayan: "Kısa bilgi. Kısa yazı."- .
4 . isim Kısa olan şey: "Uzun lafın kısası."- .
5 . zarf Kısaca, kısaltarak: "Kısa konuştu."- .

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞU Nedir?

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı, kolokyum.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MÜZİK Nedir?


1 . Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki: "Müzik eğitimi."- .
2 . Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması: "Bu akşam güzel bir müzik dinledik."- .

NARGİLE Nedir?

Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç: "Sağdan soldan nargile gurultularının yükseldiği işitiliyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

NEFER Nedir?


1 . Er: "En kuvvetli, en dikkate değer nefer daima kapının önünde oturuyor."- H. E. Adıvar.
2 . Kişi.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OTURMUŞ Nedir?

Yerleşik, yerleşmiş, güçlenmiş, stabil: "Oturmuş bir kurum."- .

ÖBÜR Nedir?


1 - "Bu" adılıyla belirtilen bir şeyden sonra olan, öteki, °diğer.
2 - (Zaman için) Önümüzdekinden bir sonraki.

SARI Nedir?


1 - Güneş ışığının ayrışma tayfında yeşil ile portakalrengi arasında olan renk, altının, kükürdün, limonun rengi.
2 - Bu renkte olan: Sarı defter .
3 - Soluk, solgun: Bugün seni sarı gördüm .

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

SÜRÜNGEN Nedir?


1 . Sürünerek giden (hayvan).
2 . bitki bilimi Yere yatay olarak uzanan (sap veya kök).

TATLI Nedir?


1 . Şeker tadında olan: "Tatlı nar. Tatlı elma."- .
2 . Acı olmayan, içilebilen, yenilebilen: "Tatlı su. Tatlı salatalık."- .
3 . isim Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek: "Baklava, revani, lokma birer tatlıdır."- .
4 . zarf Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla: "Ne tatlı bakıyordu."- .
5 . mecaz İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren: "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı."- Y. Z. Ortaç.

TATSIZ Nedir?


1 . Tadı iyi olmayan, lezzetsiz.
2 . Tadı olmayan, sası.
3 . zarf Hoşa gitmeyen bir biçimde: "Her şey, herkes boş, abes, çirkin, münasebetsiz, tatsız görünür."- A. Ş. Hisar.
4 . mecaz Hoşa gitmeyen, can sıkan: "O akşamki tatsız olaya benim de canım sıkıldı."- Ç. Altan.
5 . mecaz Sohbeti hoş olmayan veya geçimsizlik çıkaran (kimse).

TIRAŞ Nedir?


1 . Saç veya sakalı kesme işi, yülüme: "Tıraştan sonra da bıyık, sakal yerleri belli olurdu."- M. Ş. Esendal.
2 . Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme: "Asker tıraşı."- .
3 . Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal: "Üç günlük tıraşıyla hasta yatıyordu."- .
4 . Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma.
5 . argo Yalan, asılsız, bıktırıcı söz: "Bırak tıraşı, doğru konuş."- .

TIRAŞLI Nedir?


1 . Tıraş olmuş, sakalını tıraş etmiş: "Matbaa makinisti bıyıkları tıraşlı da çenesinin ucunda sanki alay olsun diye bırakılmış bir sakalı var."- M. Ş. Esendal.
2 . Tıraşı uzamış.
3 . Yontulmuş.

TÜRKÜ Nedir?

Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume: "Kulak ver ki havasında bahçemizin / Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden / Bir türkü söylenmede kendiliğinden."- C. S. Tarancı.

TÜYSÜZ Nedir?


1 . Tüyü olmayan: "Tüysüz kollarında bir adale hareketi görülüyordu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Henüz bıyığı, sakalı çıkmamış.

ÜRÜN Nedir?


1 . Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul.
2 . mecaz Eser: "Cumhuriyet dönemi ressamlarının ürünleri sergilendi."- .
3 . mecaz Bir tutum ve davranışın ortaya çıkardığı şey.
4 . kimya Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YEME Nedir?


1 . Yemek işi: "Herkes yemeye ekmek bulamazken onlar rahat geçiniyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yiyecek: "Bu ay yeme masrafımız çok oldu."- .

YÜZEY Nedir?

Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II).

A A B K K Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Kabak,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Kaba, Kaka,

3 Harfli Kelimeler

Aba, Aka, Bak, Kak,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Ak,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.