KISACA (TDK)


1 . Oldukça kısa, biraz kısa: "Mutfakta kısaca boylu, kısıkça sesli, başı yazma yemeni, sırtı örme hırkalı ihtiyarca bir hanımla karşılaştık."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf (kısa'ca) Kısa olarak, özetle, hülasa: "O hafta çocukluk arkadaşı ile iki defa daha kısaca görüşebildi."- O. C. Kaygılı.

Kısaca kelimesi baş harfi K son harfi A olan bir kelime. Başında K sonunda A olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi I , üçüncü harfi S , dördüncü harfi A , beşinci harfi C , altıncı harfi A . Başı K sonu A olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ARKA Nedir?


1 . Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı: "Evin arkasında bahçe var."- .
2 . Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi: "Çocuğun arkası ağrıyormuş."- .
3 . Geri kalan bölüm, kısım: "Masalın arkası. Yazının arkası."- .
4 . Art, peş.
5 . Otururken sırtın dayandığı yer: "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."- T. Buğra.
6 . İnsanın vücudu, bedeni: "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı."- R. H. Karay.
7 . sıfat Arkada olan, arkada bulunan.
8 . mecaz Kayırıcı: "Memur olmak için büyük bir arka gerek."- H. R. Gürpınar.
9 . mecaz Geçmiş, geride kalmış zaman: "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti."- Y. K. Beyatlı.

ARKADAŞ Nedir?


1 . Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, yaren.
2 . Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik: "Nedret'in arkadaşları bizi nezaketen davet ettiler."- M. Yesari.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BOYLU Nedir?


1 . Boyu olan.
2 . Boyu benzerlerinden uzun olan: "Sahneye birbirinden enli ve boylu dört taze birbiri ardınca girdi."- H. E. Adıvar.

ÇOCUKLUK Nedir?


1 . Çocuk olma durumu: "Hepsi de halis sporculara özgü sevimli bir çocukluk ve candanlık içinde kocamışlardı."- H. Taner.
2 . İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi: "Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağına hazırlanmaktan başka nedir?"- A. Haşim.
3 . mecaz Çocukça davranış: "Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum."- A. H. Tanpınar.

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

DEFA Nedir?

Kez, kere: "İlk defa bu fikir, bir fikir olmaktan çıktı."- Y. K. Beyatlı.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜŞ Nedir?


1 . Görme işi.
2 . Gözle bir şeyi algılama yetisi.
3 . Cezaevi ve hastanede yapılan ziyaret.
4 . mecaz Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.
5 . mecaz Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.

HAFTA Nedir?

Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem.

HANIM Nedir?


1 . Kız ve kadınlara verilen unvan, bayan: "Ülker Hanım."- .
2 . Kadın, eş: "Yok bizim hanım öyle değildir."- M. Ş. Esendal.
3 . Toplumsal durumu, varlığı iyi olan, hizmetinde bulunulan kadın: "Becerikli hâliyle Zeynep'e ve hanımına ait bütün işleri elinin içine almıştı."- H. E. Adıvar.
4 . sıfat Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan: "Hanım kadın. Hanım kız."- .

HIRKA Nedir?


1 . Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde, önden açık, kollu üst giysisi: "Bol hırkasının içinde ne kadar zavallı hatta ne kadar gülünçtü."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde giysi.
3 . eskimiş Dervişlerin giydikleri üst giysisi.

HÜLASA Nedir?


1 . Özet, fezleke: "Bir kadınlık tarihi hülasası yapacak değiliz."- F. R. Atay.
2 . Öz: "Karaciğer hülasası."- .
3 . zarf (hü'la:sa) Kısaca: "O vakit küt küt kalbim atmaya başlıyor, hülasa acayip bir vaziyet."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . kimya Herhangi bir maddenin, alkol, eter vb. bir eritici ile ayrılmış veya başka bir yol ile elde edilmiş etkili özü: "Kınakına hülasası."- .

İHTİYAR Nedir?


1 . Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı: "İhtiyar öksürüyor, öksürdükçe de boğazından çürük bir ses çıkıyor."- M. Ş. Esendal.
2 . isim, teklifsiz konuşmada Baba veya anne.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KAYGI Nedir?

Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa: "Korku ve kaygıyla vücudunu dinledi."- A. İlhan.

KAYGILI Nedir?

Kaygısı olan, üzüntülü: "Kadın kaygılı bir sesle bağırdı."- H. E. Adıvar.

KISA Nedir?


1 . Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı.
2 . Az süren, uzun olmayan: "Türk milleti en kısa zaman içinde yeni harflerle okumaya, yazmaya başladı."- E. İ. Benice.
3 . Ayrıntısı çok olmayan: "Kısa bilgi. Kısa yazı."- .
4 . isim Kısa olan şey: "Uzun lafın kısası."- .
5 . zarf Kısaca, kısaltarak: "Kısa konuştu."- .

KISACA Nedir?


1 . Oldukça kısa, biraz kısa: "Mutfakta kısaca boylu, kısıkça sesli, başı yazma yemeni, sırtı örme hırkalı ihtiyarca bir hanımla karşılaştık."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf (kısa'ca) Kısa olarak, özetle, hülasa: "O hafta çocukluk arkadaşı ile iki defa daha kısaca görüşebildi."- O. C. Kaygılı.

KISIK Nedir?


1 . Kanyon.
2 . sıfat Kısılmış olan.
3 . sıfat Boğuk, güçlükle çıkan (ses): "Sonra kısık fakat ateşli, tutkun bir kadın sesi korkuyla, hiddetle haykırdı."- H. E. Adıvar.
4 . sıfat Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan (göz kapağı).

OLDUKÇA Nedir?

Olabildiğince: "Geceyi oldukça rahat geçireceğinizi ümit ederim."- R. H. Karay.

ÖRME Nedir?


1 . Örmek işi: "Kale kapısından yalnız birini açık bırakarak bakilerini örmeye başlamışlardı."- O. S. Orhon.
2 . sıfat Örülerek yapılan: "Üstüne açık kahverengi yün örme bir ceket giymişti."- P. Safa.

ÖZET Nedir?


1 . Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz, hülasa, fezleke, ekspoze: "Romanın özeti."- .
2 . sinema, TV (***) Filmin konusunu en kısa biçimde anlatan, bir senaryo çalışmasının ilk basamağı olan metin.

ÖZETLE Nedir?

. Kısa olarak, kısaca.

SESLİ Nedir?


1 . Sesi olan, ses çıkaran.
2 . zarf Ses çıkararak.
3 . isim, dil bilgisi Ünlü.

YAZMA Nedir?


1 . Yazmak işi, tahrir: "Yazmanın çok enstantane bir düşünce olduğunu biliyorum."- S. F. Abasıyanık.
2 . Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap.
3 . halk ağzında Kaba kulak hastalığı.

YEME Nedir?


1 . Yemek işi: "Herkes yemeye ekmek bulamazken onlar rahat geçiniyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yiyecek: "Bu ay yeme masrafımız çok oldu."- .

YEMENİ Nedir?


1 . Kalıpla basılıp elle boyanan, kadınların başlarına bağladıkları tülbent: "Genç güzel aşçı kadının dört örgülü uzun saçları siyah bir yemeni ile örtülüydü."- A. Gündüz.
2 . eskimiş Bir tür hafif ve kaba ayakkabı: "Hacı, ayağından yemenisini çıkardı, arabadan uzattı."- M. Ş. Esendal.

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

A A C I K S Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Kasacı, Kısaca,

5 Harfli Kelimeler

Sıcak,

4 Harfli Kelimeler

Asık, Askı, Caka, Iska, Kasa, Kısa, Saka,

3 Harfli Kelimeler

Acı, Aka, Akı, Aks, Asa, Ası, Ask, Cık, Cıs, Kas, Sac, Sak, Sık,

2 Harfli Kelimeler

Ak, As,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.