KISITLAMAK (TDK)


1 . Önceden verilmiş olan hak ve hürriyetlerin sınırlarını daraltmak, tahdit etmek: "Hükûmet dış gezileri kısıtladı."- .
2 . mecaz Sınırlamak, daraltmak.
3 . hukuk Birini yasal yoldan mallarını kullanmaktan yoksun bırakmak, kısıt altına almak, hacir altına almak.

Kısıtlamak kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi I , üçüncü harfi S , dördüncü harfi I , beşinci harfi T , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi A , onuncu harfi K . Başı K sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALMA Nedir?


1 . Almak işi.
2 . Alıntı, iktibas: "Ondan acemicesine alma olarak."- Muallim Naci.
3 . spor Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi, transfer.

ALMAK Nedir?


1 . Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- N. Cumalı.
2 . (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: "Çocuğu okuldan aldı."- .
3 . Birlikte götürmek.
4 . (nsz) Satın almak: "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.
5 . (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.
6 . (nsz) İçine sığmak: "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."- .
7 . (-e, nsz) Kabul etmek: "Evine kiracı almak."- .
8 . (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: "Mektup almak. Haber almak."- .
9 . (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- .
10 . (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. Ş. Esendal. 1
1 . (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- . 1
2 . (nsz) Kazanmak, elde etmek. 1
3 . (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: "Soğuk almak. Ceza almak."- . 1
4 . (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 . (-den) Kısaltmak, eksiltmek: "Ceketin boyundan almak."- . 1
6 . (nsz) Yolmak, koparmak: "Kaş almak."- . 1
7 . Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 . Temizlemek: "Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- . 1
9 . (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.
20 . (nsz) Tat veya koku duymak: "Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır."- . 2
1 . (-i, -e) Örtmek, koymak: "Paltosunu sırtına aldı."- . 2
2 . (-i, -e) ... gibi anlamak: "Bir sözü şakaya almak."- . 2
3 . (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: "O yolu bir saatte alırsınız."- . 2
4 . (-i, -den) Çalmak: "Cebimden saatimi almışlar."- . 2
5 . Soldurmak: "Güneş perdelerin rengini aldı."- . 2
6 . Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: "Dalağını aldılar."- . 2
7 . (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner. 2
8 . (nsz) Göreve, işe başlatmak: "Yeni bir kapıcı aldı."- . 2
9 . (nsz) Başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.
30 . (-den) Davranış veya makam değiştirmek: "Aşağıdan almak. Tizden almak."- . 3
1 . (nsz) İçecek veya sigara içmek: "Tadına bakmak için bir yudum aldım."- . 3
2 . (nsz) Yutmak, kullanmak: "İlaç almak."- . 3
3 . (-den) Görevden, işten çekmek. 3
4 . (-den, nsz) Kazanç sağlamak: "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- . 3
5 . Gidermek, yok etmek: "İçine biraz su koy, tuzunu alır."- .

ALMAK Nedir?


1 - Bir şeyi ya da kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
2 - Bir şeyi, bir nesneyi elle, araçla vb. ile tutarak bulunduğu yerden ayırmak,kaldırmak.
3 - Yanında bulundurmak.
4 - Birlikte götürmek.
5 - Satın almak.
6 - İçine sığmak.
7 - Kabul etmek.
8 - Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
9 - İçeri sızmak, içine çekmek.
10 - (Erkek, kadın için)...ile evlenmek. 1
1 - Sürükleyip götürmek. 1
2 - Kazanmak, elde etmek. 1
3 - Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. 1
4 - Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 - Kısaltmak, eksiltmek. 1
6 - Yolmak, koparmak. 1
7 - Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 - Temizlemek. 1
9 - (Duş, banyo için) Yapmak; yıkanmak.
20 - (İçeri) Götürmek. 2
1 - Bir yeri savaşla ele geçirmek, fethetmek. 2
2 - (Tat ya da koku için) Duymak. 2
3 - Örtmek, koymak. 2
4 - (Süre için) Değiştirmek. 2
5 - (-e)...gibi anlamak. 2
6 - Başlamak. 2
7 - Davranış ya da makam değiştirmek. 2
8 - (İçecek ya da sigara için) İçmek. 2
9 - Yutmak; kullanmak.
30 - (Yol için) Gitmek. 3
1 - Çalmak. 3
2 - Göreve, işe başlatmak. 3
3 - Görevden,işten çekmek. 3
4 - Kazanç sağlamak. 3
5 - (Ölüm nedeniyle) Ayrılmak. 3
6 - Gidermek, yok etmek. 3
7 - Soldurmak. 3
8 - Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. 3
9 - (Motor) Çalışması için gerekli olan elektrik ya da yakıttan yararlanır duruma gelmek.
40 - Alışmak (Örgü, elişi vb.).

ALTI Nedir?


1 . Beşten sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
3 . sıfat Beşten bir artık.

ALTIN Nedir?


1 . Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,
9 olan, 106
4 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au): "Altın çok eski zamanlardan beri para basımında kullanılmaktadır."- .
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Altından yapılmış sikke: "Çocuğa bir altın taktı."- .
4 . sıfat, mecaz Üstün nitelikli, değerli: "Altın ses."- .

BIRAKMA Nedir?


1 . Bırakmak işi.
2 . Salıverme, terk.

BIRAKMAK Nedir?


1 . Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak.
2 . (nsz) Koymak: "Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı."- T. Buğra.
3 . Bir işi başka bir zamana ertelemek: "Gezmeyi haftaya bıraktık."- .
4 . Unutmak: "Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?"- .
5 . Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek.
6 . Saklamak, artırmak: "Paranın bir kısmını bırak!"- .
7 . Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek: "Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı."- F. R. Atay.
8 . (nsz) Engel olmamak: "Bırak, burasını benim defterimden okuyayım."- Ö. Seyfettin.
9 . Sarkıtmak: "Saçlarını omzuna bırakmış."- .
10 . (nsz) Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak: "Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu."- C. Uçuk. 1
1 . Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek: "Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükûnu da kalmadı."- H. E. Adıvar. 1
2 . (nsz) Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak: "Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim."- R. H. Karay. 1
3 . (nsz) Bıyık veya sakal uzatmak. 1
4 . (nsz) Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak: "Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı?"- R. H. Karay. 1
5 . Boşamak: "Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler."- Ö. Seyfettin. 1
6 . Kötü bir durumda terk etmek. 1
7 . Ayrılmak, terk etmek: "Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi."- P. Safa. 1
8 . Sınıf geçirmemek, döndürmek: "Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı."- . 1
9 . (-e) Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek: "Başkalarına on ikiye veriyoruz ama, sana onar kuruştan bırakayım."- M. Ş. Esendal.
20 . (-i, -e) Bakılmak, korunmak için vermek: "Eşyamı size bırakacağım."- . 2
1 . (nsz) Yanına almamak, yanında götürmemek: "Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim."- Atatürk. 2
2 . (-i, -e) Sahiplik hakkını başkasına vermek: "Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış."- . 2
3 . (nsz) Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. 2
4 . (nsz) Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek: "İz bırakmak. Leke bırakmak."- .

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

DARA Nedir?


1 . Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı.
2 . Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.
3 . İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı.

DARALTMAK Nedir?


1 . Dar duruma getirmek: "Hoyrat bir rüzgâr bütün gün tozu dumanına katmış, solukları kesmiş, göğüsleri daraltmıştı."- T. Buğra.
2 . Sayıca azaltmak: "Aslında geniş olan kadroyu ne akla hizmet edip de bu derece daralttığına bir türlü akıl erdirememişti."- H. Taner.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GEZİ Nedir?


1 . Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk, seyahat.
2 . Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk.
3 . Gezilip hava alınacak yer.
4 . Gezinti yeri: "İnönü gezisi. Taksim gezisi."- .

HACİR Nedir?

Kısıt, kısıtlılık.

HUKUK Nedir?


1 - Haklar, insan varlığına temel oluşturan hak ve adalet kavramı.
2 - İnsan ve yurttaşlık haklarını kuram ve uygulama açısından uygulayan bilim.
3 - Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların tümü, tüze.
4 - Yasaların cezayla ilgili olmayıp alacak verecek gibi davaları ilgilendiren bölümü.
5 - Haklar.
6 - Ahbaplık, dostluk.

HÜRRİYET Nedir?

Özgürlük.

KISIT Nedir?


1 . Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması.
2 . Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması, kısıtlılık, kısıtlama, hacir.

KULLANMA Nedir?

Kullanmak işi, istimal: "Deri gibi sert, yayvan tandır ekmeğine alışmıştı; yer sofrasında bunu kaşık, çatal yerine dürümleyerek kullanmayı beceriyordu."- R. H. Karay.

KULLANMAK Nedir?


1 . Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak: "Parmaklarının arasındaki mendili eskiyinceye kadar kullandığın hiç oldu mu?"- H. C. Yalçın.
2 . Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak: "Siz analarımızı nasıl esir gibi kullandınızsa biz de sizi öyle kullanacağız."- H. E. Adıvar.
3 . İşletmek, değerlendirmek: "Parasını ticarette kullanmak."- .
4 . (nsz) Giymek, takmak: "Hiç yağmurluk kullanmazdı."- .
5 . (nsz) Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek.
6 . (nsz) Kelimeyi yazmak, söylemek: "Lakırtılarında çok kere çifter çifter kelimeler kullanırdı ki bunlar bazen manayı değiştirir."- A. Ş. Hisar.
7 . Harcamak, sarf etmek: "Sattıkları küpenin parasını çok idareli kullanıyorlardı."- P. Safa.
8 . Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek: "Hâlbuki onlar, işte bu saflığı istismar ediyorlar. Bütün düşünceleri seni kullanmak, o kadar!"- A. İlhan.
9 . Araç veya aleti işletmek, yönetmek: "Nitekim çocuklarımın bile kullandıkları hesap makineleri, bunların küçük modelleridir."- B. Felek.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ÖNCEDEN Nedir?

Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce: "Önceden bilmiyordu, sonra öğrendi."- .

SINIR Nedir?


1 - İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, °hudut.
2 - Komşu il, ilçe, köy ya da kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.
3 - Bir şeyin yayılabileceği ya da genişleyebileceği son çizgi, uç.
4 - Uç, son.
5 - Konuşma için belirlenen ölçü.

SINIRLAMA Nedir?

Sınırlamak işi.

SINIRLAMAK Nedir?


1 . Sınırını çizmek, sınırını belirtmek veya belirlemek.
2 . Belli bir sınır içinde bırakmak, belirlemek.

TAHDİT Nedir?

Sınırlama, çevreleme, çevresini daraltma.

VERİ Nedir?


1 . Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done: "İstatistik veriler."- .
2 . Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler: "Bir romanın verileri."- .
3 . Bilgi, data.
4 . matematik Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.
5 . bilişim Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi.

YASAL Nedir?

Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni (I), meşru, legal.

YOKSUN Nedir?

Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken, mahrum.

A A I I K K L M S T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Kısıtlamak,

9 Harfli Kelimeler

Kısaltmak, Kısıtlama, Kıtıklama, Sıkılamak,

8 Harfli Kelimeler

Akıtmalı, Islatmak, Kasılmak, Katılmak, Katımlık, Kısalmak, Kısaltım, Kısaltma, Kısılmak, Kıtlamak, Maksatlı, Sakatlık, Salkımak, Satılmak, Satımlık, Sıkılama, Sıkılmak, Sıkmalık, Sıtmalık, Takılmak, Tıkamalı, Tıkılmak, Tıklamak, Tıslamak,

7 Harfli Kelimeler

Akıtmak, Asılmak, Askılık, Asmalık, Astımlı, Ataklık, Atılmak, Atımlık, Iklamak, Ilıtmak, Isıtmak, Islamak, Islatma, Kakılma, Kakmalı, Kalıtım, Kasalık, Kasılma, Kasıtlı, Kaskatı, Katıklı, Katılık, Katılım, Katılma, Katkılı, Katmalı, Kısalık, Kısalma, Kısılma, Kıtlama, Makaslı, Mıskala, Sakalık, Salkıma, Satılık, Satılma, Sıkılma, Sıtmalı, Takılma, Taksalı,

6 Harfli Kelimeler

Akıtma, Amalık, Asılma, Asıltı, Askılı, Asmalı, Atalık, Atılım, Atılma, Atkılı, Iklama, Ilımak, Ilıtma, Isıtma, Islama, Kakıma, Kalkma, Kalmak, Kaltak, Kamalı, Kasalı, Kasmak, Katmak, Kılmak, Kısmak, Kısmık, Kıstak, Kıtlık, Maksat, Maslak, Matlık, Mıskal, Sakalı, Saklık, Salkım, Salmak, Saltık, Satmak, Sıklık, Sıkmak,

5 Harfli Kelimeler

Aklık, Akmak, Aksak, Aksam, Alkım, Almak, Altık, Asılı, Askat, Asklı, Aslık, Asmak, Astım, Atılı, Atlas, Atmak, Atmık, Ilıma, Iskat, Islak, Islık, Itlak, Kakım, Kakma, Kalak, Kalas, Kalık, Kalım, Kalıt, Kalma, Kasık, Kasım, Kasıt, Kaslı, Kasma, Katık, Katım, Katkı, Katlı, Katma,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Akıl, Akım, Aklı, Akma, Alık, Alım, Alma, Altı, Amal, Asal, Asık, Asıl, Asım, Askı, Asla, Asma, Atak, Atık, Atıl, Atım, Atkı, Atlı, Atma, Ilık, Ilım, Isıl, Iska, Kaka, Kala, Kama, Kasa, Kask, Kast, Katı, Kısa, Kıta, Klas, Laka, Lama,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Aks, Ala, Alt, Ama, Asa, Ası, Ask, Ast, Ata, Isı, Kak, Kal, Kam, Kas, Kat, Kıl, Kıt, Lak, Lam, Mal, Mas, Mat, Sak, Sal, Sam, Sık, Tak, Tal, Tam, Tas, Tık, Tıs,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, As, At, La, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.