KÜF (TDK)


1 . Ekmek, peynir vb. organik maddelerin üzerinde, nem ve ısının etkisiyle oluşan, çoğu yeşil renkli mantar: "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar."- Y. K. Beyatlı.
2 . halk ağzında Pas.

Küf kelimesi baş harfi K son harfi F olan bir kelime. Başında K sonunda F olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi F . Başı K sonu F olan 3 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ÇOĞU Nedir?


1 . Bir şeyin büyük bölümü: "Biz o zaman okuduğumuz mısraların çoğunu ezber bilirdik."- A. Ş. Hisar.
2 . Çok kimse: "Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim."- A. H. Tanpınar.

DÖKÜNTÜ Nedir?


1 . Dökülmüş, saçılmış şeyler: "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar."- Y. K. Beyatlı.
2 . Bir topluluktan geri kalmış kimseler.
3 . Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi.
4 . Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı.
5 . mecaz Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse: "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz."- H. C. Yalçın.
6 . sıfat, mecaz İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat: "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler."- Ç. Altan.
7 . tıp (***) Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti.
8 . coğrafya Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer.

EKME Nedir?

Ekmek işi.

EKMEK Nedir?


1 . Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek, nan, nanıaziz: "Odayı, tatlı, sıcak bir kızarmış ekmek kokusu bürümüş."- Y. Z. Ortaç.
2 . mecaz İnsanı geçindirecek iş, kazanç: "Biz iyi kötü tiyatroya bağlamışız ekmeğimizi."- N. Cumalı.
3 . halk ağzında Yemek, aş: "Ekmeği bizde yiyelim mi? Allah ne verdiyse."- T. Buğra.

EKMEK Nedir?


1 - Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak ya da gömmek.
2 - Toprağı ekip biçmek için kullanmak.
3 - Serpmek.
4 - Bir şeyin başlamasına yol açacak nedenleri hazırlamak.
5 - Birini uydurma bir nedenle bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak.
6 - (Para için) Boşuna harcamak, ziyan etmek.
7 - Yarışta geçmek.
8 - Bekletip gelmemek ya da birini yüzüstü bırakmak.
9 - (Öğrenci argosunda) Derse girmemek.

ETKİ Nedir?


1 . Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner.
2 . Bir etken veya bir sebebin sonucu: "Tokadın etkisi kötü oldu."- .
3 . mecaz Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

ISIN Nedir?

Bir kilogram suyun sıcaklığını bir derece yükseltmek için gereken ısı miktarı, °kalori.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

MADDE Nedir?


1 . Duyularla algılanabilen nesne.
2 . Bir cismi oluşturan öge, öz: "Cam yapmak için silisli maddeler kullanılır."- .
3 . Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm: "Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar."- H. R. Gürpınar.
4 . Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri: "Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur."- S. Birsel.
5 . Para, mal vb. ile ilgili şey: "Maddeye önem vermek."- .
6 . Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
7 . fizik Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.
8 . kimya Molekül.

MANTAR Nedir?


1 . Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel bitkilerin genel adı (Fungi): "Sen domalan bilir misin? Patates gibi bir şeydir, mantar gibi lezzetlidir."- N. Meriç.
2 . Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası: "İpek çorap ve altı mantar iskarpin giymeyen kadınlar âdeta sınıf dışı ve eski biçim insanlardır."- H. E. Adıvar.
3 . Bu tabakadan yapılan şişe tapası.
4 . Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti.
5 . Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.
6 . Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası.
7 . Hayvanların burun ucu.
8 . argo Uydurma söz, yalan.
9 . tıp (***) Mantar hastalığı.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

ORGANİK Nedir?


1 . Organlarla ilgili, uzvi.
2 . mecaz Bir görevi yerine getirmekle yükümlü kuruluşla ilgili olan: "Ne ki organik bütünlüğü ve büyüklüğü kalmamıştı."- S. Ayverdi.
3 . mecaz Canlı, güçlü (ilişki): "Yaşadığı dünyada gerçekliklerle olan organik bağlantısını tümüyle yitirmiştir."- S. İleri.

PEYNİR Nedir?

Maya ile katılaştırılarak sütten yapılan ve birçok türü olan besin: "Kuru ekmekle bayat peyniri lezzetle yiyen / Çeşmeden her su içerken şükür Allah!a diyen."- Y. K. Beyatlı.

PIRTI Nedir?


1 . Değersiz şey, eşya.
2 . Eskimiş giysi: "Aktör, o her günkü pırtısını giyip de sahneye çıkarsa ağzıyla kuş tutsa seyirciye Demirhane Müdürü olduğunu yutturamaz."- S. F. Abasıyanık.
3 . halk ağzında Ufak tefek ev eşyası.
4 . halk ağzında Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş.

RENKLİ Nedir?


1 . Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan: "Havaya renkli fişekler atıyordu."- P. Safa.
2 . mecaz Neşeli, canlı, ilgi çekici: "Renkli bir toplantı."- . "Aşırı renkli ve hareketli ise onu yolculukla dengeleyin, frenleyin."- H. Taner.
3 . mecaz Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse): "Renkli bir politikacı."- .
4 . isim, sinema Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film.

ÜZERİ Nedir?


1 . Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı: "Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
2 . Varlık, kimlik: "Bu sözler, Mebrure'nin üzerinde derin ve kuvvetli bir tesir bıraktı."- P. Safa.
3 . Bir şeyin görülen yanı, yüzü.
4 . Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
5 . Giysi.
6 . Vücut, beden: "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük."- R. N. Güntekin.
7 . Artan, geriye kalan bölüm: "Alışverişin üzeri."- .
8 . Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz: "Sonra yine böyle durgun, yine sıcak, öğle üzerleri vardır, herkesin uykuya vardığı, araba seslerinin kesildiği, sokakların tenhalaştığı bomboş, çıplak öğle üzerleri."- R. H. Karay.

ÜZERİNDE Nedir?


1 . Üstünde: "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir."- R. E. Ünaydın.
2 . ... ile ilgili, üzerine: "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."- R. N. Güntekin.

YAŞA Nedir?

Hoşnutluk, sevinç gibi duyguları anlatmak ya da alkışlamak için söylenir.

YEŞİL Nedir?


1 . Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk: "Memleket isterim / Gök mavi, dal yeşil / Tarla sarı olsun / Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun."- C. S. Tarancı.
2 . sıfat Bu renkte olan: "Önümüzde yeşil yamaçlar görününce biraz keyiflendik."- H. E. Adıvar.
3 . sıfat Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı: "Yeşilfasulye."- .
4 . sıfat Olmamış, ham (meyve): "Yeşil kayısı."- .

YIRTIK Nedir?


1 . Yırtılma sonucu oluşmuş yarık: "Çorabın yırtığı."- .
2 . sıfat Yırtılmış olan: "Kirli, yırtık yenleriyle alnının terlerini sildi."- Ö. Seyfettin.
3 . sıfat Eskimiş, parçalanmış.
4 . sıfat Cırlak, tiz, keskin (ses): "Yırtık sesiyle çığlık çığlığa bağırıyor."- R. N. Güntekin.
5 . sıfat, mecaz Utanması, çekinmesi olmayan: "Becerikli, yırtık bir kız değil ki mağazalarda iş arasın, bulsun."- P. Safa.

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.