KÖKLEŞMEK (TDK)

Güçlü bir biçimde yerleşmek, yer etmek, kök salmak: ": "Nice yıl, cetlerimiz kökleşerek bir yerde, manevi varlığının resmini çizmiş havaya."- Y. K. Beyatlı.

Kökleşmek kelimesi baş harfi K son harfi K olan bir kelime. Başında K sonunda K olan kelimenin birinci harfi K , ikinci harfi Ö , üçüncü harfi K , dördüncü harfi L , beşinci harfi E , altıncı harfi Ş , yedinci harfi M , sekizinci harfi E , dokuzuncu harfi K . Başı K sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GÜÇLÜ Nedir?


1 . Gücü olan, kuvvetli, yavuz: "Hele kendini güçlü hissederse tetik ol, basbayağı saldırganlaşır."- A. İlhan.
2 . Şiddeti çok olan.
3 . mecaz Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu.
4 . mecaz Nitelikleri ile etki yaratan, etkili: "Kitabında ne kadar güçlü ve üslup sahibi bir yazar olduğunu belgeler."- H. Taner.

HAVA Nedir?


1 . Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.
2 . Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
3 . Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
4 . Gökyüzü: "Havada bir tek bulut yok."- .
5 . Çevreyi kuşatan boşluk: "Tozlar havada uçuşuyordu."- .
6 . Esinti: "Bugün hava olursa yelkenli kalkacak."- .
7 . Müzik parçalarında tür: "Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık."- S. F. Abasıyanık.
8 . Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.
9 . sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz): "Bu sözlerin sonu hava."- .
10 . mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik: "Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar."- H. Taner. 1
1 . mecaz Tarz, üslup: "Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla..."- Y. Z. Ortaç. 1
2 . mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans: "Bugünlük, bu masal havası içinde onunla beraber yaşamalıyız."- S. F. Abasıyanık. 1
3 . mecaz Çekicilik, albeni, alım, cazibe: "Kadın güzel değil ama havası var."- . 1
4 . mecaz Keyif, âlem: "Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz."- .

HAVAYA Nedir?

boşuna, sonuçsuz olarak.

MANEVİ Nedir?

Görülmeyen, duyularla sezilebilen, soyut, ruhani, tinsel, maddi karşıtı.

SALMA Nedir?


1 . Salmak işi.
2 . Pirinçle pişirilen bir tür yemek: "Midye salması."- .
3 . halk ağzında Genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden toplanması gereken para.
4 . Bazı köylü giysilerinde kolun yeninden sarkan kumaş parçası.
5 . Kuşların üretilmesine ayrılan oda.
6 . sıfat Başıboş gezen (hayvan): "Salma sığır."- .
7 . sıfat Sürekli akan (su).
8 . tarih Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri.

SALMAK Nedir?


1 - Bağımlılığına, tutukluluğuna ya da baskı altındaki durumuna son vererek özgür kılmak, bırakmak, koyuvermek.
2 - İvedilikle yollamak, hemen göndermek.
3 - Koymak, katmak.
4 - Sürmek.
5 - Uğratmak.
6 - (Vergi) Yüklemek.
7 - Üzerine yürütmek.
8 - Saldırmak.
9 - Sarkıtmak.
10 - (Gemi) Demir üzerinde dört yana dönmek. 1
1 - Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek.

YERLEŞME Nedir?


1 . Yerleşmek işi: "Emektar makinenin tozlarını silip masaya yerleşmeye karar verdim."- Ç. Altan.
2 . Yerleşim alanı veya merkezi: "Boğaziçi köyleri, İstanbul'la ancak deniz yoluyla bağlanan, kopuk yerleşmelerdi."- A. Boysan.

YERLEŞMEK Nedir?


1 . Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak: "Bu taş buraya adamakıllı yerleşmiş."- .
2 . Yer bulup oturmak: "Arabaya, birbirine sıkışarak yerleştiler."- S. F. Abasıyanık.
3 . Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak: "Oğlu bankaya yerleşmiş."- .
4 . Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak: "Rıza böylece ahırın üst katındaki dairesine yerleşti."- H. Taner.
5 . (nsz) Eşyayı yerli yerine koymak: "Taşındık, ama daha yerleşemedik."- .
6 . Rahat bir biçimde oturmak: "Koltuğa iyice yerleşti."- .
7 . (nsz), mecaz Yaygın duruma gelmek, tutunmak: "Demokrasinin ne suretle yerleşip kalabileceği hakkında garip fikirleri vardır."- H. E. Adıvar.
8 . (nsz, -e), mecaz Alışılmak, kullanılır olmak: "Birtakım yeni kelimeler zamanla yerleşiyor."- .
9 . Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak.

E E K K K L M Ö Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Kökleşmek,

8 Harfli Kelimeler

Köklemek, Kökleşme,

7 Harfli Kelimeler

Kökleme,

6 Harfli Kelimeler

Keşkek,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Ekmek, Elmek, Eşlek, Eşlem, Eşmek, Kelek, Kelem, Keleş, Keşke, Köşek, Melek, Meleş, Ölmek, Şekel, Şelek,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Eşek, Eşme, Keke, Kele, Keme, Köle, Köşe, Köşk, Leke, Meke, Meşe, Meşk, Ölme,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Elk, Kek, Kel, Kem, Keş, Kök, Leş, Lök, Öke, Şek, Şem,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, Eş, Ke, Le, Me, Şe,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.