İSKOTA (TDK)

Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım.

İskota kelimesi baş harfi İ son harfi A olan bir kelime. Başında İ sonunda A olan kelimenin birinci harfi İ , ikinci harfi S , üçüncü harfi K , dördüncü harfi O , beşinci harfi T , altıncı harfi A . Başı İ sonu A olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AÇMA Nedir?


1 . Açmak işi.
2 . Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
3 . Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı çörek.

DONANIM Nedir?


1 . Bir gemi direğine, bir yelkene veya başka bir parçaya bağlı bulunan halat ve makara vb. manevra araçları.
2 . Tesisat: "Elektrik donanımı."- .
3 . Bir bilgisayarda bulunan fiziksel birimler.

HALA Nedir?

Birine göre babasının kız kardeşi.

HALA Nedir?

şimdiye dek ya da o zamana dek, °henüz.

HALAT Nedir?

Kenevirden yapılmış çok kalın ip.

KÖŞE Nedir?


1 - Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı, °zaviye.
2 - İki duvarın birleştiği girintili ya da çıkıntılı yer.
3 - İki sokağın kesiştiği yer.
4 - Bölüm, yer ya da yan.
5 - Kuytu, tenha ya da ücra yer.
6 - Kimsenin uğramadığı, aramadığı yer.
7 - Ayaktopu alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri, °korner.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

PALA Nedir?


1 . Kavisli, kısa, uç bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç: "Belindeki kısa palasıyla ve omuzunda gri tüfeğiyle masanın kenarına oturdu."- F. R. Atay.
2 . Kürek vb. araçların, enli ve yassı bölümü.
3 . Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş veya kereste.

PALAN Nedir?

Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir çeşit eyer.

PALANGA Nedir?

Bir halatla makaralardan oluşturulan, ağır cisimleri kaldırmaya, sağa sola döndürmeye yarayan düzenek.

TUTMAK Nedir?


1 . Elde bulundurmak, ele almak: "Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu."- Ö. Seyfettin.
2 . Ele geçirmek, yakalamak: "Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı."- Ö. Seyfettin.
3 . Avlamak: "Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz."- R. H. Karay.
4 . Yanında bulundurmak, alıkoymak: "Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım!"- .
5 . Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek: "Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir."- S. F. Abasıyanık.
6 . Kaplamak: "Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir."- T. Buğra.
7 . Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak: "Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları."- S. F. Abasıyanık.
8 . Denetimi ve yetkisi altına almak.
9 . Desteklemek, birinden yana çıkmak.
10 . Benimsemek, beğenmek: "Ama öylelerini de çevresinde kimse sevmemiş, tutmamıştır."- T. Buğra. 1
1 . Gereğini yapmak, yerine getirmek: "Verdiği sözü tutmuş, vaktinde gelmişti."- . 1
2 . Uygun gelmek, çelişmez olmak: "Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu."- R. N. Güntekin. 1
3 . Hizmetine almak veya kiralamak: "Burada bir kat tuttum. Yazı geçireceğim."- P. Safa. 1
4 . Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek: "Yapıyı geniş tuttu."- . 1
5 . Girişmek, yapmak: "Askerden sonra ne iş tutacağını bilmemek kahrediyordu Yusuf'u."- S. F. Abasıyanık. 1
6 . Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak: "Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak."- M. Ş. Esendal. 1
7 . Ağrımak, sancımak, musallat olmak: "... poker oynanıyor. Yenilirse kızıyor. Başı tutuyor, komşu doktorun hizmetçisini çağırıp çenesini ovduruyor."- M. Ş. Esendal. 1
8 . Ulaşmak, varmak: "Hayvanlar, Bağdat Caddesi'ni tutmuş, çalakamçı ilerliyor."- S. M. Alus. 1
9 . Para toplamı ...-e varmak: "Aldığım şeyler bin lira tuttu."- .
20 . Uğramak: "Vapur İzmir'i tutmayacakmış."- . 2
1 . Herhangi bir durumda bulundurmak: "Seksen bir yaşında da olsa çalışmak insanı zinde tutuyor."- H. Taner. 2
2 . Varsaymak, farz etmek: "Haydi tutalım babasının bir günahı vardı, çekti."- M. Ş. Esendal. 2
3 . (-i, -e) Hedef olarak almak: "Taşa tutmak."- . 2
4 . (-i, -e) Alacağa veya vereceğe saymak: "On bin lirayı borcunuza tuttum."- . 2
5 . (-i, -e) Yaklaştırmak: "Biraz toz olsa mendilini burnuna tutar."- A. Ş. Hisar. 2
6 . Kullanmak: "Yaşmak tutmak. Ustura tutmak."- . 2
7 . Bağlamak: "Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım."- B. S. Erdoğan. 2
8 . (nsz) Beklenen sonucu vermek: "Toprağa atılan her tohum bir ümittir. Tohum ya tutar ya tutmaz. Ya yeşerir ya yeşermez."- Ş. Rado. 2
9 . (nsz) İş görebilmek: "Eli ayağı tutsun, açlıktan ölmesin, yeterdi ona."- T. Buğra.
30 . (nsz) Sürmek, zaman almak: "Bu iş iki saat tuttu."- . 3
1 . (nsz) Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak: "Boya tutmadı. Çivi iyi tuttu."- . 3
2 . Giyinmesine yardım etmek: "Kucaklaşma sahanlıkta başlar ve ayakkabılarını çıkarıp karısının tuttuğu terliklerini giyene kadar Serdar'ın kolları boynunda kalır."- T. Buğra. 3
3 . Sunmak: "Konuklara şeker tutmak."- . 3
4 . İşgal etmek. 3
5 . İzlemek: "Tepeden inince Değirmendere'ye hâkim bir iz tutacaksınız."- R. H. Karay. 3
6 . Bırakmamak: "Baba sesini çıkarmadı hatta öksürüğünü bile galiba tuttu."- P. Safa. 3
7 . Yönelmek: "Oyuncular ağır ağır soyunma odasının yolunu tuttular."- H. Taner. 3
8 . Sarmak, bürümek: "Hey başları duman tutmuş dağlar, hey!"- Halk türküsü. 3
9 . Asılmak, kuvvetlice sarılmak: "Üç kişi tutarlarmış da onu pencerenin önünden çekemezlermiş."- P. Safa.
40 . Bir kimsenin yerini almak: "Bak azizim, dedim, ben senin yerini tutamam."- Y. K. Karaosmanoğlu. 4
1 . Otobüs, vapur, uçak vb. dokunmak, hasta etmek. 4
2 . Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak: "Kapıyı açık tutmayın."- . 4
3 . Bir yerde kalmasını sağlamak. 4
4 . Yemek hafifçe yanmak. 4
5 . Bir sanat eseri gen

YELKEN Nedir?


1 . Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü: "Rıhtıma kurumak üzere yelkenler serilmişti."- S. F. Abasıyanık.
2 . Yelkenli: "Yelken yarışları."- .

ZİNCİR Nedir?


1 . Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ.
2 . Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi: "Otomobillerin bitmez tükenmez zinciri üzerinden geçiyor."- A. İlhan.
3 . Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet.
4 . Altın veya gümüşten yapılmış takı.
5 . eskimiş Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ: "Elleri, ayakları kalın baklalı zincirle bağlı biçarenin."- R. Enis.

A K O S T İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

İskota,

5 Harfli Kelimeler

Astik, Kasti, Oksit, Sakit, Taksi,

4 Harfli Kelimeler

Akis, Akit, Aksi, Asit, Atik, İsot, Kaos, Kast, Kati, Kist, Kosa, Kota, Saik, Saki, Sako, Stok, Toka,

3 Harfli Kelimeler

Ait, Aks, Asi, Ask, Ast, Ati, İka, İsa, İta, Kas, Kat, Kit, Kot, Sak, Sik, Sit, Ski, Tak, Tas, Tik, Tok, Tos,

2 Harfli Kelimeler

Ak, As, At, İs, İt, Ki, Ok, Ot, Si, Ta, Ti,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.